AHMET HAMDİ AKSEKİ

Aramızdan ayrılıp, ebediyete intikâl eden pek çok âlimimiz  yapmış oldukları hizmetler ve eserleriyle kültürümüzde iz bırakmışlardır.

Bu seçkin âlimlerimiz, eserleriyle hafızalarımızda canlı olarak yaşamaktadırlar. İlelebet yaşayacaklardır da…

Diyanet İşleri Reisliği sırasında hastalanan ve 9 Ocak 1951’de Allah’ın rahmetine kavuşan Ahmet Hamdi AKSEKİ de, bu seçkin âlimlerimizdendir.

ahakseki01

Ahmet Hamdi AKSEKİ, 1887 yılında, Antalya ilinin Akseki ilçesinin Güzelsu nahiyesinde doğmuştu. Nahiye Camii’nin imamı ve hatibi Mahmut Efendi’nin oğludur. Annesi Hatiçe Hanım'dır.

Beş yaşında Kuran-ı Kerim’i  babasından, tecvid’i (Tecvid: Kuran’ı kerim’in usulüne uygun olarak okunmasını sağlayan ilimdir) köy hocası Hatip Ali Efendi’den öğrendi.

7 yaşında da camide mukabeleye oturdu. 10 yaşına gelince annesini kaybetti, küçük kız kardeşiyle birlikte öksüz kaldı.

14 yaşındayken babası, onu Ödemiş’te Karamanlı Süleyman Efendi’nin medresesine yerleştirdi.

1905 yılında İstanbul’a gelen Ahmet Hamdi AKSEKİ, İstanbul’un ünlü hocalarından ders-i âm (öğretmen) Bayındırlı Mehmet Şükrü Efendi’nin derslerine devam etti.

Ahmet Hamdi, medreseye devam ederken, pozitif  ilimlerle de ilgilendi ve açılan sınavı kazanarak, Daru’l Fünun Ulum-i Âliye-i Diniyye’ye girdi.

İhtisas medresesinde talebe iken, geçimini sağlamak için memuriyet hayatına atıldı. Hocası İzmirli İsmail Hakkı’nın yol göstermesi, Şeyhülislâm Mustafa Hayri Efendi’nin uygun bulması ve onaylamasıyla, 17 Mart 1916 tarihinde, Heybeliada’da Mekteb-i Bahriye-i  Şahane (Deniz Harp Okulu)’ye din dersleri, din felsefesi ve ahlâk dersleri öğretmenliğine tayin edildi.

İlmin ışığında ve her konunun pozitif ilimlerle bağdaştırılarak anlatılmasını kendine düstur edinen genç âlim, kısa zamanda öğrencileri tarafından çok sevildi ve sayıldı.

Bu başarısı Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı)’nın dikkatini çekince, ödüllendirilerek maaşı üç ay gibi kısa bir zaman içinde bir misli fazlalaştırıldı.

Bu sırada, Bahriye Mektebi’ndeki görevi devam ederken, 1 Nisan 1917’de Dolmabahçe, 2 Temmuz 1917’de Üsküdar Mihrimah Sultan, 1 Mart 1918’de Hırka-i Şerif Camii kürsüsü şeyhliklerinde de bulundu.

Süleymaniye Medresesi’nden mezun olduktan sonra, 1917’de, ders-i âm (öğretmen) maaşı bağlandı ve bundan sonra teamül sebebiyle kürsü şeyhlikleri son buldu.

25 Ağustos 1918 tarihinde, Medresetü’l İrşad’ın Vaizin Şubesi Tarih Felsefesi Müderrisliği (Medrese dersi veren- Profesör)’ne, 8 Şubat 1921’de İbtida-i Dahil Medresesi İlmü’n Nefs Müderrisliği’ne tayini yapıldı.

Sonra, 1 Eylül 1921’de İlmü’n Nefa Müderrisliği İçtimaiyat Müderrisliği’ne çevrildi.

O sıralarda Anadolu dört bir yandan işgal edilmiş, vatan parçalanmaya çalışılmaktaydı. Ahmet Hamdi AKSEKİ ise, halkı uyarmak ve uyandırmak için Anadolu’ya geçmenin yollarını aramaktaydı.

Ahmet Hamdi AKSEKİ’nin o günlerde Antalya’da bulunan arkadaşı Hasan Hüsnü ERDEM Bey’e yazdıkları oldukça ilgi çekicidir:

“…Hazret, biliyorsun ki, buradaki maaşım 3 000 kuruşu geçiyor. Zam ile birlikte 8 000 kuruş eder. Bununla beraber ev kirası verdiğim de yok. Okul tarafından tahsis edilen evde oturuyorum. Ama, İstanbul işgal edildikten sonra burada hevesim kalmadı.

Allah’a şükür ki, bulunduğum mektep muhiti, istediğim bir muhit olduğu için, her hakikati onlara pek açık olarak anlatabiliyorum ve ruhumdaki üzüntüleri de def edebiliyorum. Bu cümleden olmak üzere bir misâl vereyim. Geçen sene, Dürrizâde midir nedir, bir Şeyhülislâm tarafından, memleketi kurtarmak için çalışan mücahitlerin aleyhine fetva verilmişti. O vakit bendeki haleti ruhiyeyi size tasvir edemeyeceğimi siz de bilirsiniz.

Fakat bunu hangi gazeteye (buradaki gazetelerden bahsediyorum) yazabileceğim ? Şüphesiz bu mümkün değil. Ancak, her şeyi göze alarak, bu fetvanın mahiyetini bütün Mekteb-i Bahriye talebesine izah ettim. Bu surette içim çok rahat etti. Anadolu’da verilen mukabil fetvayı, o zaman Eşref Edip ile beraber, gizli gizli herkese okutmak için neler çektik. Hasılı burası böyle…Burada bulundukça, memleketime daha ziyade hizmet etmek imkânı hemen hemen yok olmuş gibidir. Talebelerimden otuz kadarını Anadolu’ya gönderdik. Ben de kısa süre sonra Ankara’ya müteveccihen İstanbul’dan hareket edeceğim.”

Ahmet Hamdi, kesin kararını verince, 2 Şubat 1922 yılında Ankara’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı.

Bunun üzerine, görevlerinden müstafi (istifa etmiş) sayıldı.

Ahmet Hamdi, Ankara’ya indiği andan itibaren, Kurtuluş Savaşı’nın manevî mimarlarından biri oldu.

O, İstanbul’daki rahat hayatından bir çırpıda vazgeçmiş, vatanın kurtuluşu için Anadolu’nun o zor ve meşakkatli günlerini tercih etmişti.

Ankara’da önce Mekteb-i Sultani’ye din dersi öğretmenliğine tayin edildi. O, bir yandan yazıları ve vaazları ile halkı aydınlatıyor, bir taraftan da Ankara  Öğretmen Okulu’nda vermiş olduğu dini konferanslarla gençleri uyandırıyordu.

Onun, Kurtuluş Savaşı’nın  zor günlerindeki bu fedakârane çalışmaları gözden kaçmadı ve Ankara Lisesi’nde din dersi öğretmenliği uhdesinde kalmak üzere TBMM Hükûmeti Umur-ı Şeriye ve Evkaf Vekaleti, yani Din İşleri ve Vakıflar Vekaleti Tedrisat Umum Müdürlüğü’ne getirildi.

 ahakseki02

Tedrisat Umum Müdürlüğü’nde ilk işi, öncelikle ve özellikle perişan durumda olan medreseleri ıslah etmek ve uzmanları vasıtasıyla yönetmelik ve programlarını asrın icaplarına göre yeniden düzenlemek oldu. Böylece, medreselerin bir düzen ve disiplin içinde çalışmalarını sağladı.

Cumhuriyet’in ilânından sonra Diyanet İşleri Reisliği (Sonra Başkanlığı oldu) kurulmuştu. Ahmet Hamdi de, Diyanet İşleri Reisliği Müşavere Heyeti azalığına tayin edildi. Diyanet İşleri Reisi ise Ankara Müftüsü Rifat BÖREKÇİ idi.

Ahmet Hamdi, 1939 yılında Diyanet İşleri Reis Muavinliği’ne, 1947 yılında da Şerafettin Yaltkaya’nın vefatı üzerine, Recep Peker’in Başbakanlığı sırasında Diyanet İşleri Reisliği’ne tayin edildi.

Diyanet İşleri Reisliği sırasında unutulmaz hizmetlerde  bulunan Ahmet Hamdi AKSEKİ, geçirdiği bir kalp krizinin ardından 9 Ocak 1951 tarihinde vefat etti.

Naaşı Cebeci Asrî Mezarlığı’na kaldırılarak burada defnedildi.

ahakseki03

Aydın bir din bilgini olan AKSEKİ, yazmış olduğu dini, içtimai, iktisadi, felsefi ve ahlaki eserleriyle ve ilmi makaleleriyle tanınmış örnek bir insandı.

AKSEKİ’nin temel hedefi ve emeli, Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin sözlerinin ışığı altında ilimleri canlandırmak, hurafe ve batıl inançlardan kurtarmaktı.

O, doğunun ve batının müspet akılcı ve tecrübeli felsefesi ile alâkadar olmuş ve bu hususları eserlerinde açıkça belirtilmişti.

AKSEKİ’nin yapmış olduğu hizmetlerden birisi de, hiç şüphesiz Kuran-ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesi ve tefsir edilmesi hususundaki hizmet ve gayretidir. Bu çalışmanın bir ürünü olarak, tanınmış din âlimlerimizden Elmalılı Hamdi YAZIR tarafından “Hak Dini Kuan Dili” adıyla dokuz cilt olarak dilimize çevrilmesini sağlamıştı.

Bu meyanda Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih namı ile ilk üç cildi Ahmet Naim Bey ve onun ölümü üzerine diğer ciltleri de Prof. Dr. Kamil MİRAS tarafından tercüme edilmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı neşriyatı arasına girmiştir.

AKSEKİ, DP iktidarının altıncı ayında Menderes hükümetine verdiği 12 Aralık 1950 tarihli “Din İşleri Raporu” ile, Türk toplum ve eğitim düzenini doğrudan etkileyen görüşlerini açıklamıştı.

Bütün hayatını dinin gelişmesine hasreden Ahmet Hamdi AKSEKİ’nin eserlerinden bazıları şunlardır:

“Mezahibin Telfiki ve İslam’ın Bir Noktaya Cem’i”

Bu tercümeyi henüz öğrenci iken yapmış ve öğretmenlerinin yüksek sevgisine mahzar olmuştur. Bu eser, mezhep ahlâkı yüzünden Müslümanların düştüğü felâketlerden ve hurafelerden söz etmektedir.

“Ulemayı İslâmiyeye Bir Sual ve Cevabı”

“Dinî Dersler”,

Ahmet Hamdi AKSEKİ’nin, Mekteb-i Bahriye’de okuttuğu dersler, sonradan üç kitap haline getirilmiştir.

“İslâm Dini Fıtridir”

AKSEKİ’nin, 1922 yılında, Ankara’da Öğretmen Okulu’nda öğrencilerle yaptığı sohbetler bir kitap haline getirilmiştir.

“Askerin Din Kitabı”

Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği üzerine, ordunun maneviyatını takviye etmek maksadıyla hazırlanmış, oldukça hacimli bir eserdir.

“Köylüye Din Dersleri”

“Peygamberimiz ve Müslümanlık”

“Yeni Hutbelerim”

“İslâm Dini”

“Yavrularımıza Din Dersleri”

“Öğretmen ve Öğrencilere Yardımcı Açıklamalı Din Dersleri”

“Çocuklara Armağan”

Cumhuriyet döneminin değerli Diyanet İşleri Başkanları’ ndan seçkin insan Ahmet Hamdi AKSEKİ’yi rahmet ve saygıyla anıyorum.

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 5 Ocak 2015)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir