AHMET KENAN EVREN

Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin 17 nci Genelkurmay Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 7 nci Cumhurbaşkanı Ahmet Kenan EVREN, 9 Mayıs 2015 günü, tedavi edilmekte olduğu Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde hayatını kaybetti.

evren1

Ahmet Kenan EVREN

7 nci Cumhurbaşkanı

Babası Hayrullah Efendi, annesi  Naciye Hanım’dır. Baba tarafı Yugoslavya’nın Üsküp şehrinin Reşova ilçesinden; anne tarafı ise Bulgaristan’ın Ziştov şehrindendir.

Babası tahsil için İstanbul’a amcasının yanına gelmiş, annesi ise ailesi Soma’ya göç ettikten sonra, Soma’da doğmuştu.

Babası İstanbul’daki tahsilini bitirdikten sona Düyun-ı  Umumiye  Teşkilâtı’nda Aşâr Kontrol Memuru olarak Soma’ya geldi, annesiyle burada evlendi.

Bir müddet sonra babasının görev yeri Kula’ya nakledildi.

Ahmet Kenan, Kadir Gecesi olan 17/18 Temmuz 1917 gecesi Manisa’nın Kula İlçesi, Akgün Mahallesi, 49 ncu Sokak 3 numaralı evde ailenin dördüncü çocuğu olarak doğdu.

evren doğduğu ev

 (A.Kenan’ın doğduğu iki katlı ev, Kula Belediyesi tarafından düzenlenerek 23 Kasım 1985 tarihinde “Kenan Evren ve Etnografya Müzesi” olarak ziyarete açılmış, müzenin bulunduğu mahalleye de ismi verilmiştir. Kenan EVREN’in anısına sahip çıkan mahalle sakinleri belediye tarafından yapılan isim değişikliği anketine de ’Hayır’ diyerek, EVREN’in isminin mahallelerinde yaşamasını sağlamıştır.)

İlkokula babasının görev yeri olan Muğla’da başladı.

Babasının görev yeri Alaşehir’e nakledilince, 5 Eylül İlkokulu’nda  2 nci sınıfa devam etti.

İlkokulu 1927’de bitirince Manisa Orta Okulu’na gitti.

Lise eğitimine Balıkesir Necatibey Lisesi’nde parasız yatılı öğrenci olarak başladı. Lise 1’de kalınca parasız yatılı okuma hakkını kaybetti.

Aile, küçk Kenan’ın tahsil hayatına devam edebilmesi için İstanbul Kadıköy’e göç etti. Kadıköy Lisesi’ne kayıt yapıldı. Kadıköy Lisesi, o zamanlar şimdiki Fenerbahçe Stadyumu bitişiğindeki küçük sarı binada idi. (Kenan EVREN’in Fenerbahçe sevgisi burada başlamış olmalı…)

Lise 1’i bitirince askeri liseler sınavına girdi, kazandı ve Maltepe Askeri Lisesi’ne girdi.

Buradan sonra 30 Ağustos 1938’de Kara Harp Okulu’nu bitirerek Topçu Asteğmen, Şubat 1939'da Teğmen oldu.

1940'ta Topçu Okulu'nu bitirdikten sonra çeşitli birliklerde görev yaptı.

Ağustos 1942'de Üsteğmenliğe yükseldi.

1943'te Sekine EVREN (d. 1922 – ö. 1982) ile hayatını birleştiren EVREN’in bu evlilikten zaman içinde Şenay, Gülay ve Miray adlı üç kızı oldu.

1946 yılına kadar çeşitli topçu birliklerinde Batarya Takım Komutanı ve Batarya Komutanı olarak görev yaptı.

1949 yılında Harp Akademisini kurmay subay olarak bitirdikten sonra;

28'inci Tümen Topçu Alayında 7 nci Batarya Komutanlığı, Genelkurmay Eğitim Daire Başkanlığı emrinde Proje Subaylığı, 33'üncü Tümen Topçu Komutanlığında 1 nci Topçu Tabur Komutanlığı, 1'inci Ordu Harekat Başkanı Yardımcılığı, Kara Harp Akademisinde Öğretim Üyeliği, 1958-59’da 9'uncu Kore Türk Tugayı Harekât Eğitim Şube Müdürlüğü ve Kurmay Başkanlığı;

Türkiye’ye döndükten sonra:

1959- 61 arasında Ordudonatım Okulu Kurmay Başkanlığı, 2'nci Ordu Harekât Eğitim Başkanlığı görevlerini üstlendi.

227'nci Piyade Alay Komutanlığı, 9'uncu Kolordu Kurmay Başkanlığı,yaptı.

1963 yılında Tuğgeneralliğe terfi etti ve bu rütbe ile Kara Kuvvetleri Okullar Daire Başkanlığı görevine getirildi.

1966 yılında Tümgeneralliğe terfi etti.

Tümgeneral rütbesi ile 58'inci Er Eğitim Tümen Komutanlığı ve 2'nci Ordu Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1970 yılında Korgeneralliğe terfi etti.

Korgeneral rütbesi ile 2'nci Kolordu Komutanlığı, Kara Kuvvetleri Denetleme Kurulu Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulundu.

1974 yılında Orgeneralliğe terfi etti.

Orgeneral rütbesinde Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı, Genelkurmay II'nci Başkanlığı görevlerini yürüttü.

24 Ağustos 1976 günü yapılan devir teslim töreni ile Ege Ordu Komutanlığı görevini 30 Ağustos’ta emekliye ayrılacak olan Orgenaral Turgut SUNALP’ten devraldı.

1 Haziran 1977 günü  Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Namık Kemal ERSUN, Başbakan Süleyman DEMİREL tarafından görevden alındı ve emekli edildi. Orgeneral ERSUN’un normal olarak 30 Ağustos 1977’ye kadar görevde kalması gerekiyordu.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı için üç aday vardı. Bunlar sırasıyla 1 nci Ordu Komutanı Orgeneral Adnan ERSÖZ, 2 nci Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü OLCAY ve son sırada 3 ncü Ordu Komutanı Orgeneral Ali Fethi ESENER idi.

Normal olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na en kıdemli olan Orgeneral Adnan ERSÖZ’ün getirilmesi gerekirken, Başbakan Süleyman DEMİREL, Orgeneral Ali Fuat ESENER’in kararnamesini Cumhurbaşkanlığına gönderdi.

Cumhurbaşkanı Fahri KORUTÜRK, orduda bir hiyerarşik düzen var bu düzeni bozdurtmam diyerek, Ali Fethi ESENER’in kararnamesini imzalamadı.

Başbakan DEMİREL, gönderdiği kararnamede ısrar etti.

30 Ağustos 1977’ye gelindiğinde, dört senelerini doldurduklarından dolayı her üç Orgeneral otomatikman emekli oldu ve onlardan sonra en kıdemli Orgeneral olan Kenan EVREN, ( Ege Ordu Komutanlığı’ndan emekli olarak İzmir’e yerleşmeyi düşünürken, hiç beklenmedik şekilde) Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na getirildi.

 Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih SANCAR, Kara Kuvvetleri Komutanlığını devredecek komutan olmadığı için, Orgeneral Kenan EVREN’e 5 Ağustos 1977 günü törenle K.K.K.lığını teslim etti.

1977-78 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan EVREN, 6 Mart 1978’de yapılan devir teslim töreniyle Genelkurmay Başkanlığı’na başladı.

Kenan EVREN’in Genelkurmay Başkanlığı dönemi yoğun iç ve dış bunalımların tüm hayatı etkilediği dönemdi. Hayat pahalılığı her geçen gün artıyor, kuyruklar ve karaborsa gittikçe çoğalıyordu. Orgeneral EVREN, döviz gelirlerini çoğaltabilmek için gerekirse askerî dinlenme kamplarını muayyen bir zaman için turistlere de açılabileceğini, yeter ki bu uygulamaya bütün kamu kurumu ve bankalar da katılsınlar şeklinde teklifte bulundu. Ancak bu şartlar yerine getirilmediğinden teklif işlerlik kazanamadı.

Bu dönemde anarşi ve terör büyük boyutlara ulaşınca, 26 Aralık 1978’de, 13 ilde Sıkıyönetim ilân edildi.

Sıkıyönetim ile birlikte, bu tarihlerde yayınlanan bir genelge ile Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde ve Başbakanlığa bağlı Sıkıyönetim Askeri Hizmetler Koordinasyon Başkanlığı kuruldu.

Bu dönemdeki Sıkıyönetim koordinasyon faaliyetleri, Sıkıyönetim Komutanları ile Hükümet arasında sorunlara çözüm arama ve hizmetlerin koordinesi şeklinde sürdürüldü. Ancak, terörle mücadele ve sıkıyönetim hizmetlerinde somut sonuçlara ulaşılamadı.

Siyasi çekişmeler ve ekonomik önlemlerin alınamayışı devam ederken, 1979 yılından itibaren terörün tırmandığı görüldü. Artık tek kişi yerine bir çok kişi hedef alınmaya, kahvehaneler, otobüs durakları taranmaya, evler bombalanmaya başladı.

Bazı olayları kısa kısa hatırlayalım:

9 Ocak: Bir günde 14 yer bombalandı. İstanbul’da 5, Ankara’da 7 Trabzon ve Afşin’de birer yere atılan bombalar hasara yol açtı.

15 Ocak: Son iki hafta içinde siyasi cinayetler sebebiyle 30 kişinin öldüğü açıklandı.

29 Ocak: Son iki hafta içinde İstanbul’da 43 yere bomba atıldığı açıklandı.

16 Mart: İstanbul Üniversitesi’nde sol görüşlü 100’e yakın öğrencinin üzerine bomba atıldı, kurşun yağdırıldı. 5 kişi öldü, 47 kişi yaralandı. Bomba atanlar yakalanamadı. Üniversite süresiz kapatıldı.

20 Mart: Üniversite katliamını protesto için bütün yurtta iki saat süreyle grev yapıldı.Büyük kentlerde yaşam durdu.

Emniyet kuvvetleri, terör eylemleri karşısında aciz kalıyordu. Etkin bir mücadele yapılamıyordu. Sağ- sol grup mücadeleleri, solun kendi içinde hesaplaşması, mezhep mücadeleleri içinden çıkılamayacak bir ortam yaratmıştı.

İçteki bunalımın süratle tırmanması üzerine, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı’nın da imzaladığı bir uyarı ve genel tespit mektubunu, 27 Aralık 1979’da, Cumhurbaşkanı Fahri KORUTÜRK’e verdi.

Bu mektubun küçük bir bölümü şöyledir:

“Ülkemizin içinde bulunduğu son derece önemli siyasi, ekonomik ve sosyal ortamda her geçen gün hızını biraz daha artıran anarşi, terör ve bölücülüğe karşı milli birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için, Türk Silâhlı Kuvvetleri, ülke yönetiminde etkili ve sorumlu Anayasal kuruluşları ve özellikle siyasi partileri göreve davet etmek mecburiyetinde kalmıştır.

Kahramanmaraş olaylarının yıldönümünde, henüz ilk ve orta öğretim çağındaki evlâtlarımızın örgütlü eylemciler tarafından zorla sürüklendikleri anarşik olaylar ibretle müşahede edilmektedir.

Anayasamızın getirdiği geniş hürriyetleri kötüye kullanarak, İstiklâl Marşımız yerine komünist enternasyonali söyleyenlere, şeriat düzeni davetçilerine, demokratik rejim yerine her türlü faşizmi getirmek isteyenlere, anarşiye, yıkıcılığa ve bölücülüğe milletimizin tahammülü kalmamıştır.

İktidar olan siyasi partilerin bütün devlet kademelerini kendi siyasi görüşleri doğrultusunda hareket edecek kişilerle doldurması, kamu görevlilerinin ve vatandaşların bölünmesini zorunlu hale getirmektedir. Siyasi partilerce yaratılan bu bölünme giderek anarşi ve bölücülüğü destekleyen iç kaynakların şekillenmesine, himayesine, polis, öğretmen ve diğer birçok kuruluşun birbirine düşman kamplara ayrılmasına neden olmaktadır.

Anarşist ve bölücüler yurt sathında genel bir ayaklanmanın provalarını yapmaktadırlar.

…Ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan bir an evvel kurtulması hükümetler kadar diğer siyasi partilerimizin de görevleri arasındadır.

Kenan EVREN’in o gün ile ilgili anısı şöyledir:

“Mektubu verdikten sonra Cumhurbaşkanı ile bir saate yakın görüştük. Sonunda bana ‘Yarın Başbakan ile ana muhalefet partisini çağırıp görüşeceğini ve kendilerine bu mektubu vereceğini, esasen yarın saat 11’de Başbakanın haftalık görüşmeye geleceğini, öğleden sonra da Ecevit’i çağıracağını, aralarında diyalog kurmalarını isteyeceğini’ söyledi.

Ben de, ‘Esasen bizim düşündüğümüz bu iki partinin bir araya gelerek koalisyon kurmalarıdır. Diğer bütün koalisyonlar denendi. Hiç birisinden bir netice çıkmadı. En büyük iki partinin bir araya gelmesini bütün aklı başında olanların arzuladığını, başka türlü çıkış yolu göremediğimizi, İtalya’daki terör olaylarında sağdaki iktidar partisiyle komünist partisinin terörü önleme konusunda işbirliği yaptığını, bizde de pekâlâ buna benzer bir işbirliğinin yapılabileceğini’ ifade ettim ve köşkten ayrıldım.

30 Aralık Pazar günü sabahı Cumhurbaşkanı beni tekrar telefonda aradı ve bizim 1 Ocak günü saat 16 00’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne gelmemizi istediler.

Ocak ayının ilk günü Cumhurbaşkanı KORUTÜRK’ ün isteğine uyarak Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı ile birlikte saat 16 00’da Çankaya Köşkü’ne gittik. Cumhurbaşkanı benim 27 Aralık’ta kendisine verdiğim mektup konusunda Kuvvet Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı’nın da fikirlerini öğrenmek istemiş olacak k ki bu toplantıyı yapmak ihtiyacını duymuş. Onlar da aşağı yukarı benim söylediklerimi başka ifadelerle dile getirdiler. Silâhlı Kuvvetlerin yönetime el koymak gibi bir heves içinde olmadığını, ancak Türkiye’nin her geçen gün biraz daha kötüye gittiğini, böyle devam ederse bir iç savaşın da kaçınılmaz olabileceğini, bütün partiler ve Anayasal kuruluşlar el ele verirlerse ancak o takdirde bu durumun altından kalkılabileceği inancında olduğumuzu, hükümetin görevden ayrılmasını düşünmediğimizi, esasen bir aylık hükümetten böyle bir istekte bulunmanın haksızlık olacağını ifade ettim ve tekliflerimizi yazılı olarak kendisine takdim ettim.

2 Ocak günü saat 11 00’de Cumhurbaşkanı, Başbakan DEMİREL ile ECEVİT’i beraber çağırmış ve mektubu kendilerine vermiş. ECEVİT, Cumhurbaşkanı’ndan ayrıldıktan sonra şu beyanatı verdi:

‘Mektup 12 Mart’a oranla değişik, hiç olmazsa bir model göstermiyor, ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir dönemde demokrasiyi koruma açısından bir uyarı almadı oysa bu hükümet daha 51 nci gününde böyle bir uyarı almıştır. Bu aramızdaki farkı göstermektedir.’

Aynı gün DEMİREL de, ’35 günde ne yapılabilirse onun azamisini yaptık’ diye çok kısa bir beyanda bulundu.”

Kısacası mektup yerini bulmamıştı.

Cumhurbaşkanı KORUTÜRK, 6 Nisan 1980 günü görev süresini doldurdu. Yerine Senato Başkanı İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL vekâlet etmeye başladı.

Ardı ardına yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bir sonuç alınamayışıyla Türk siyasi hayatında bunalımı ağırlaştıran yeni bir aşamaya girildi.

Ayrıca, laik cumhuriyete karşı hareketler de büyük boyutlara ulaştı.

Türkiye’yi Ortadoğu’da güçlü bir ülke olarak görmek istemeyen çeşitli kaynakların, Türkiye’yi istikrarsızlığa iterek, toplumsal ve siyasi çatışmalara yol açacak bir davranış içinde olduğu gözlendi.

Tırmanan olaylar sonunda 12 Eylül 1980’e gelindi. 12 Eylül sabahı, tok bir sesin açıkladığı bildiriden sonra, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan EVREN, emir ve komuta zinciri içinde yönetime el koyan (Kara,Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanından oluşan ) , Millî Güvenlik Konseyi Başkanı olarak kamu oyunun karşısına çıktı. Hareketin gerekçesini ayrıntılı olarak anlattı. Ardından da yerli ve yabancı basın mensuplarının aracılığıyla dünya kamuoyuna bilgi verdi.

12 eylül

EVREN, 18 Eylül 1980 günü yemin ederek Devlet Başkanlığı görevini üstlendi. Hükümeti kurma görevini ise  Emekli Oramiral Bülent ULUSU’ya verdi.

21 Eylül 1980 günü kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin 44 ncü Hükümeti’nin programı, 27 Eylül’de Millî Güvenlik Konseyi önünde okundu ve güvenoyu aldı.

Daha sonraki günlerde geçici anayasa yayınlandı. Millî Güvenlik Konseyi’nin çalışma esasları düzenlendi ve birçok yasal düzenlemeler yapıldı.

Ülkenin ekonomik durumunu düzenleyerek ve daha iyiye götürmek maksadıyla yürürlüğe konan ekonomik programla, yapılan antlaşmaların ve protokollerin uygulanmasına devam edildi.

 1980 yılında Demirel Hükümeti’nin aldığı 24 Ocak Kararları’nı, teknisyen olarak Başbakanlık Müsteşarı yetkisiyle uygulayan Turgut ÖZAL, 12 Eylül’den sonra, ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı oldu ve 24 Ocak kararlarını tam yetkiyle uygulamaya başladı.

1981 yılı, ATATÜRK’ ün doğumunun 100 ncü yılı olarak yayınlarla, toplantılarla, Atatürk İlke ve İnkılâplarının anlatılmasına önem verilen bir yıl oldu.

Aynı yıl, Danışma Meclisi üyeleri seçildi. Danışma Meclisi çalışmaya başlamadan kısa bir süre önce de bütün partiler feshedildi.

Sayın Kenan EVREN, o günleri şöyle anlatmıştı:

“Aslında biz partileri kapatmak istemiyorduk. 27 Mayıs’tan sonra kapatıldı da ne oldu? Faydası oldu mu? Onun için reddettim. Fakat, Danışma Meclisi kurulacak, bu sefer dediler ki, ‘bu Danışma Meclisi’ni tarafsız olarak çalıştıramazsınız. Zira Danışma Meclisi’ne seçilecek o üyeler, bir seçim yapılacağı için bölünecektir.’ Bürokrasi de mütemadiyen eski liderlerle temas halinde idi. Bunu da biliyorduk. Hep onlara sorarak işleri  yapıyorlardı. Çünkü sonradan gelecek onlardı. Biz geçici bir hükümetiz. Doğrusunu yaptıramıyoruz. İlla başka yerden direktif alacaklar. Bunun üzerine ben, Yüksek Askerî Şûra’yı topladım ve bu konuyu açtım.  % 95’e yakın arkadaş ‘kapatılması lâzım’  dedi. O zaman ‘ben yanlış düşünüyorum’ dedim. Ve kapatma kararı aldık. Zincirbozan hadisesi, bizim arzu etmememize rağmen cereyan eden olayları etkisi altında yapılan bazı telkinler sonunda bunu kabullenme zorunda kaldık. Aslında böyle bir şeye de gerek yoktu. Ama yasakların ortadan kalkması için de biz aksi bir tutum içinde olmadık.”

23 Eylül 1982’de yeni Anayasa, Danışma Meclisi’nde kabul edildi ve halkoyuna sunuldu.

7 Kasım 1982’de yeni Anayasa, halkın % 92’ye varan bölümünün desteğiyle kabul edildi. Anayasa’nın geçici birinci maddesine göre de Kenan EVREN, Cumhurbaşkanı sıfatını kazandı.  Aynı zamanda da cumhuriyet tarihimizin halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Kenan EVREN’in Cumhurbaşkanı seçilişinden sonraki zaman içinde Bülent ULUSU Hükümeti’nin icraatları devam ederken, Haziran 1983’te, parti ve seçim kanunları değiştirildi. Sendikalar, dernekler, basın yasaları, yeni Anayasa’ya uygun hale getirildi. Devlet Güvenlik Mahkemeleri kuruldu. Olağanüstü Hal Yasası çıktı. Sıkıyönetim komutanlarının ve valilerin yetkileri büyük ölçüde genişletildi. Siyasetin yepyeni çehrelerle yürütülmesi için de, eski parlamenterlerle Belediye Başkanları’na değişik yasaklar getirildi.

Haziran 1983’te Kenan EVREN, Genelkurmay Başkanlığı görevini, Millî Güvenlik  Konseyi Üyesi ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin ERSİN’ e devretti.

6 Kasım 1983’te ise yeni kurulan partilerden ANAP seçimleri kazandı. ANAP Genel Başkanı Turgut ÖZAL’a hükümet kurma görevi verildi.

14 Aralık 1983’te, Özal Hükümeti’nin güven oyu almasıyla, 7 nci Cumhurbaşkanı Kenan EVREN döneminde, Özal Hükümet Programı icrası başladı.

Gelişen siyasî durum üzerine, siyasî yasakların kalkıp kalkmaması konusunda, Başbakan Turgut ÖZAL'ın istememesine ve bu yöndeki propagandasına rağmen,  7 Eylül 1987 tarihinde yapılan referandum sonunda siyasî yasaklar kalktı.

Kası 1987’de yapılan seçimlerde yine ANAP çoğunluğu sağladı ve 22 Aralık 1987’de 2 nci  Özal Hükümeti kuruldu.

Kenan EVREN, Devlet Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı ırasında, yurt içinde ve yurt dışında birçok geziye çıktı.

evren17

4 ncü İslâm Konferansı Teşkilâtı zirvesine katıldı.

İslâm Konferansı Teşkilâtı Ekonomik ve Ticarî İşbirliği Daimi Komitesi Başkanlığı’nı üstlendi.

5 nci İslâm Konferansı Teşkilâtı  zirvesinde Kıbrıs konusuna ve Bulgaristan’daki Türk azınlığın sorunlarına üye ülkelerin dikkatini çekti.

Cumhurbaşkanı Kenan EVREN, 22 Ağustos 1983 günü, Gümüşhane konuşmasında belirttiği gibi, ikinci defa cumhurbaşkanı seçilmesine dair tartışmalara dahi izin vermeksizin, 7 yılın sonunda 9 Kasım 1989’da görevinden ayrıldı.

Marmaris Armutalan'da, sonradan halk arasında  havuzlu "Beyaz Ev" diye tanınan eve yerleşti.

Kenan EVREN, emeklilik hayatı boyunca da topluma yararlı olmaya çaba gösterdi.

evren15

"Beyaz Ev'"i görmek , kendisiyle konuşmak , elini öpmek , fotoğraf çektirmek isteyenlerin ardı arkası kesilmedi.

Resim yapmaya başladı; iyi bir ressam olmadığını biliyor bunu da açık açık ifade ediyordu,ama adından dolayı  tabloları rağbet görüp satılınca, elde ettiği gelirin tamamını okullara yardım için verdi.

evren6

Zaten maaşının önemli bir bölümü ile de, kendi kimliği belirtilmemek şartıyla, üniversite öğrencilerinin eğitimine katkıda bulunuyordu.

1997’de bir de “Kenan Evren Eğitim ve Kültür Vakfı” nı kurdu. Bu vakıf sayesinde Marmaris’te bir kolej de kuruldu. (Halen bu yolla pek çok genç yetiştirilip üniversiteye yollanıyor. Kenan Evren Eğitim ve Kültür Vakfı Vakfı Özel Marmaris Koleji, 2003 yılından beri İngiltere’nin Essex bölgesindeki Gaynes okulu ile videokonferans yöntemiyle ders işliyor.)

EVREN, Genelkurmay Başkanlığı, Devlet Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine verilen maddi değeri olan hediyelerinin tamamını ailesine bırakmak yerine Askeri Müze’ye vermeyi tercih etti.

Yaşı ilerledikçe sağlık sorunları başladı.

1993'te ABD'de prostat kanseri nedeniyle ameliyat oldu; 1998'te GATA Kalp Damar Cerrahi ana bilim dalında yatarak tedavi gördü; 2002'te yapılan muayenesi sonucu koroner anjiyo oldu;2005'te sol kulakta kanser hücreleri tespit edilerek tedavi gördü.

2007 yılında sağlık nedenleriyle  Marmaris’ten İzmir’e taşındı.

2009'ta akciğerlerdeki sorunun zatürree dönüşmesi sebebiyle İzmir Askeri Hastanesi'nde tedavi gördü; 2009'da bağırsak ameliyatı oldu.

Yaşamının son günlerini sağlık problemleri nedeniyle Ankara Merkez Orduevi General Lojmanları'nda geçirdi.

Mart 2012'den itibaren yaşlılığa bağlı bir dizi rahatsızlığı nedeniyle GATA'da tedavi görmeye başladı.

Tedavisi devam ederken, 18 Haziran 2014 tarihinde, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12 Eylül 1980'de dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'e muhtıra vermek, T.C. Anayasasını ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçundan müebbet hapis cezası verilmesine ve Orgenerallik rütbesinin erliğe düşürülmesine karar verildi.

Karar ile ilgili Yargıtay süreci devam ederken, Kenan EVREN, tedavi gördüğü  Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde 9 Mayıs 2015 günü vefat etti.

12 Mayıs 2015 günü GATA’dan alındıktan ve Genelkurmay Karargâhı’nda düzenlenen törenden sonra, Ahmet Hamdi Akseki Camisi’nde cenaze namazı kılındı.

evren cenaze1

Cenaze törenine, Genelkurmay Başkanı Vekili ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi AKAR, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın ÖZTÜRK  ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah ATAY ile eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Işık KOŞANER, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çevik BİR, eski bakanlardan İsmet SEZGİN  ile Mehmet AĞAR, Fenerbahçe Kulübü 2. Başkanı Nihat ÖZDEMİR, eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali ŞEN, eski Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç DURAK ile Afganistan Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticileri de katıldı.

Kuvvet komutanlıklarıyla jandarma ve sahil güvenliği temsilen 4 generalle-amiralle bir albay naaşın yanında 15 dakika ihtiram nöbeti tuttu. Askerlerin cenazenin başında sırayla nöbet tuttuğu törende, saygı geçişi yapıldı.

Törende, gönderilen çelenkler içinde özellikle Prof. Dr. Celal ŞENGÖR'ün "Sana müteşekkiriz. Nur içinde yat komutanım" yazılı çelengi  dikkat çekti. (TIKLAYIN)

Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerden ise törene katılım gerçekleşmedi.(NOT: Milli Güvenlik Konseyi üyesi, dönemin Jandarma Genel Komutanı Sedat CELASUN 1998'de vefat ettiğinde cenazesine dönemin Başbakanı Mesut YILMAZ; dönemin K.K.K.Orgeneral Nurettin ERSİN 2005 yılında vefat ettiğinde cenazesine dönemin Başbakanı Recep Tayyip ERDOĞAN ve dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL katılmışlardı.) 

çelenk

Cenaze töreni sırasında değişik yerlerde darbeler aleyhine protestolar da yapıldı.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski başkanlarından Ali ŞEN, siyasi parti temsilcilerinden törene katılımın olmamasına ilişkin Şen, şunları söyledi:

"Herkes kendinden sorumlu. Hiç kimse mükemmel değil. Herkesin görevini yaptığı gibi Kenan EVREN Paşa da yaptı. 17. Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı, 1980 yılında halkın istediği tüm insanlar, 11 Eylül'de 'Paşa neredesin' diyordu. 13 Eylül'de insanlar, çok alkışladı, sonra Türk halkı yüzde 92'lerde oy verdi. Hem cumhurbaşkanlığını hem yeni anayasayı onayladılar. Bugün, ülkemiz o anayasa ile yönetiliyor. Böyle bir çoğunluk, demokratik ülkelerde çok az görülür."

Cenaze töreninin ardından Kenan EVREN’in naaşı, Devlet Mezarlığı’ nda toprağa verildi.

ALLAH RAHMET EYLESİN.

ölüm ilanı

evren vakıf ilanı

başsağlığı

(NOT: TSK Mehmetçik Vakfı'nın, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan EVREN, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı’nın kendi ceplerinden verdiği 1000’er liradan meydana gelen 5 000 TL ile kurulduğunu biliyor muydunuz?)

rahmi turan

11 Mayıs 2015 tarihli Sözcü Gazetesi'nden…

***

Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde halen yayımda olan metin ve senaryosunu yazdığım Cumhurbaşkanı Ahmet Kenan EVREN belgeselini izlemek isterseniz, aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

http://www.tccb.gov.tr/cumhurbaskanlarimiz/kenan_evren/

https://www.tccb.gov.tr/sayfa/cumhurbaskanlarimiz/kenan_evren/

aakyol

 

 

One thought on “AHMET KENAN EVREN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir