Al sana Hediye !..

Bir kadının bir süreliğine iş seyahati için İngiltere’ye gitmesi gerekmektedir.

Kadının kocası eşini havaalanına kadar götürür.

Karısı,

“Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltere’den ne getirmemi istersin ?” diye sorar.

Adam güler ve yanıtlar,

“Bir İngiliz kızı istiyorum, hayatım.”

Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çıkar.

2 hafta sonra adam karısını almak için tekrar havaalanına gider.

Karısını karşıladıktan sonra da muzipçe sorar,

“Hoş geldin hayatım, ama nerede benim hediyem?”

Kadın:

“ Ne hediyesi?”

Adam:

“Hani bir İngiliz kız istemiştim ya…”

Kadın:

“Haa hatırladım, evet elimden geleni yaptım hayatım. Ancak kız olup olmadığını anlamamız için dokuz ay beklememiz gerekecek.”

*******

Adam son derece sevdiği ve saydığı karısının 60 ncı yaş gününde, önemli konuklarını da davet edeceği parti için bir pasta ısmarlamış.

Karadenizli Laz pastacı:

“Pastanın üzerune ne yazmamı istersunuz daaa?” diye sormuş.

Adam, bir an düşünüp,

“’Yıllarca yoruldun ama, inan hâlâ mükemmelsin’ yazılsın” demiş.

Karadenizli pastacı,

“Peki efendum pastanın üzerune nasil yerlestirelum ha bu yaziyu?”

Adam,

“İki satır halinde olsun. Üstte “Yıllarca yoruldun ama”,

altta “İnan hâlâ mükemmelsin” şeklinde olabilir” demiş.

Parti günü tüm davetlilerin önüne kıvılcımlar saçan maytaplarla pasta gelmiş. Üzerinde aynen şöyle yazıyormuş,

“Üstte yıllarca yoruldun …Ama altta inan hâlâ mükemmelsin .!”

*******

Köyün birinde dünyanın en yaşlı adamının yaşadığını haber almış televizyoncular…

Hemen kameralar, naklen yayın arabaları, köye koyulmuş…

İhtiyarı kahvede en öne oturtup karşısına kameraları koymuşlar…

Televizyon muhabiri sormaya başlamış..

“Bu kadar güzel yaşama kim bilir ne güzel anılar sığdırmışsınızdır, bir güzel anınızı anlatır mısınız?”

“Anlatayım” demiş ihtiyar…

“Bir gün ağanın eşeğinin taze sıpası kaybolmuştu. Gittik köyün delikanlıları sıpayı aramaya… Sıpayı bulduk dağın ardında… Bağlayıp dağdan indirirken serde gençlik var. Sıpa gözümüze çok güzel göründü…”

Televizyon muhabiri kızarmış,

“Aman dede, geç bunu, daha güzel bir anın yok mu?” demiş…

“Var” demiş ihtiyar…

“Bir gün muhtarın kızı kayboldu… Köyün delikanlıları gittik kızı aramaya… Kızı bulduk dağın arkasında… Dağdan indirirken serde gençlik var, kız gözümüze çok güzel göründü…”

“Öhööö… Ühüüü… Pöööhö” diye Televizyon Muhabiri gene kesmiş dedenin sözünü…Kesmese RTÜK kesecek…

“İyi anıları geç dede” demiş.

“Sen en iyisi bir kötü anını anlat bize…”

Ufuklara dalan ihtiyarin gözleri dolmuş, başlamış anlatmaya…

“Bir gün ben kayboldum…”

******

Otobüsle giderken, Bolu Dağı’nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı…

Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses,

“Merhaba…” dedi.

Adam şaşkın,

“Merhaba”’ diye cevap verdi.

Ses devam etti,

“Nasılsın?”

İlk defa başına böyle bir şey geliyordu…

Yine şaşkın şaşkın yanıtladı,

“Sağ ol, iyiyim.  Sen nasılsın?”

Ses sordu,

“Ne yapıyorsun?”

Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu.  Düşündü ve yanıtladı,

“Ben” dedi, “İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?”

Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.

“Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir geri zekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım…”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir