ALGEMEEN HANDELSBLAD’DA NE YAZILI?

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da, 25 Mayıs 1920 günü, Algemeen Handelsblad adlı gazetede Türkiye ile ilgili bir makale yayımlandı.

Aynı makale, daha sonraları Osmanlı Parlamentosu’nda Harran Milletvekili olarak görev yapan Emir Şekip ARSLAN’ın 1921’de yazdığı “Armenische Lügengewebe “(Ermenilerin Yalan Yumağı) adlı kitapta da yer aldı.

Dr. Stefan Steiner’in yazdığı anlaşılan makalenin küçük bir bölümünü (yabancı bir ülkede, yabancı bir yazarın tarafsız gözle bakış açısını belirttiği için) aşağıya alıyorum.

“…Seyahatime başlamadan önce Ermeni yanlısıydım. 1916- 1917’de İstanbul’daki kalışım sırasında, Ermenilere yapılan toplu katliam hakkında, az çok bilgisi olan Avrupalılardan ve Türkiye Ermenilerinden yeteri kadar tiksindirici, çirkin ayrıntılar duymuştum. Bu kişiler Türkleri suçlu ve Ermenileri de, barbar Türklerin masum kurbanları olarak görüyorlardı.”

“…1918 ilkbaharında Trabzon’a geldim. Bilindiği gibi kıyıdan Ermenistan’ın dağlık bölgelerine giden tek yol buradandır. Trabzon 1915’te Ermeni katliamı yaşamıştı. 3 yıl sonra bu kentte yaşayan Rumlar ve Avrupalı Levantenler bana Trabzon surları içinde olan inanılmaz vahşeti; Trabzon sokaklarında nasıl Ermeni kanı aktığını, Ermeni mahallelerinin nasıl alev alev yandığını, bu olaylardan günler haftalar sonra bile çocuk cesetlerinin Platana limanındaki Bizans duvarına vurduğunu anlatıyorlardı. Ben, yanmış yıkılmış mahalleleri gördüm. Bana bunların bir zamanlar Ermeni mahalleleri olduklarını anlattılar. Bana Hristiyan kiliselerini gösterdiler. Bunlar Ermeni kiliseleriymiş. İnsanlar gübre yığınlarını eşelerken hâlâ kemikler ve ceset artıkları buluyorlarmış. Bana bunların Ermenilere ait olduklarını anlattılar.Bütün bunlar, insanın hiç unutamayacağı korkunç izlenimlerdi ve herkes tek şey diliyordu: !Tanrı bizi ve herkesi bu barbarlıktan ve Müslümanların düşmanlığından korusun.”

“Bütün bu olanlardan dolayı ben lânetlerimi yağdırırken, şüphesiz ki Hristiyanların tarafını tutması lâzım gelen sıradan yaşlı bir Fransiskaner papazı başını salladı ve ‘Yanılıyorsunuz’ dedi. ‘Sadece Türkler suçlu değildir.Avrupa’dan gelen ve Avrupa kültür anlayışıyla Asya’yı değerlendiren biri olarak, doğal olarak bu halkın yok edilmesi suçuna karşı lânetlerini yağdıracaksın. Fakat senin gördüklerin ve sana anlatılanlar, gerçeğin tamamı değildir. Bütün bunları anlayabilmen için olayları bir Asyalı gibi görmen ve yorumlaman gerek. …Benim raporlarımdan ve benim Beyazıt, Van, Erzurum ve Erzincan’daki görevlilerden aldığım raporlardan biliyorum ki, 1915’te Ruslarla savaş başladığında Ermeniler, Türk ordusunun arkasından isyana kışkırtıldılar ve Türk köy ve kasabalarını yıkıp, yerle bir ettiler. Daha sonra Türkiye’de olan olaylar işte Ermenilerin bu ilk düşmanca tutumu nedeniyle başlamıştır. Kabul ederim ki, çok korkunç şeyler oldu; şimdiye kadar görülmemiş bir biçimde çok kan aktı. Fakat Ermeniler bu kan gölünün oluşmasında suçsuz değillerdi. Türkler gereğinden fazla ileri gittiler, fakat suç yine sadece Türklerde değildi. …Örneğin Trabzon’a bak. Yanmış, yıkılmış Ermeni semtlerini gördün. Fakat yerle bir edilmiş Türk mahallelerini de gördün mü? Henüz  daha taze Türk mezarlarına da dikkat ettin mi?  Hayır mı? Haydi git ve gör. Ermeniler de aynı pozisyonda oldukları zaman Rus ordusunun korumasında zafer kazandıklarında, 1915’te yaşananlar tekrarlandı. Fakat bu sefer Türkler, Ermenilerce katledildi. Ermeniler, nerede bir Türk bulsalar onu acımasızca kesip doğradılar, nerede bir cami görseler onu yağmalayıp yaktılar. Türk mahalleleri yakıldı, duman ve alev içinde kaldı. Tıpkı bir zamanlar Ermeni semtlerinde olduğu gibi. Şimdi Anadolu’nun içlerine gidip savaşın bütün izlerini takip edebilirsin: Bayburt’da, Erzincan’da, Erzurum ve Kars’ta. Oralarda daha dumanı tüten yığınlar göreceksin; daha çok kan ve ceset koklayacaksın. Ancak bunlar Türklerin ölüleri olacaktır.’”

“Fransiskaner Rahip bana gerçekleri söylemişti.Aylarca Ermenistan ve Anadolu içlerinde yolculuk yaptım ve gerçekten de rahibin bana anlattıklarının doğru olduğunu gördüm. Rus ordusunun geri çekilmesinden ve bunu takip eden barış anlaşmasından sonra, sözüm ona Ermeni ordusu (Ermeni çeteleri) çeşitli operasyonlar yaptı. Bu çeteler Rusların çekildikleri bu Türk bölgelerini işgal ettiler. Ruslar işgal sırasında Türklerin canlarını ve mallarını koruyorlardı. Rusların geri çekilmesinden sonra olanlar ise yürek paralayıcıdır. Küçük Türk yerleşim birimlerindeki insanlar, General Antranik çeteleri tarafından tek bir canlı kalmayıncaya kadar katledildi. Camiler son taşına kadar tahrip edildi.”

“Bu bulunmaz fırsatı yakalayan Ermeniler, beklentilerini, hayallerini bayağı genişlettiler ve neredeyse bütün Anadolu sanki onların olacakmış gibi davranmaya başladılar. Anadolu’da yaşayan Türkler’le, yaşayan son erkeğe, son kadına ve son çocuğa varıncaya kadar hesaplayabileceklerini ve onları yok edeceklerini umuyorlardı. Ben Erzincan’da yıkıntılar arasında yatan yüzlerce boğazlanmış Türk’ün cesedini gördüm. Kuyuların içine ışık tuttuğumda cesetlerle dolu olduğunu gördüm. Açılan toplu mezarlarda yüzlerce kadın ve erkek cesetlerinin üst üste yığılmış olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Bunları kim yapmıştı? Zafer kazanan Ermeniler tabi ki..”

***

Yukarıdaki yazının yazıldığı tarih, İstanbul hükûmetinin barış görüşmeleri yaptığı, fakat artık Osmanlı’ya parçalanıp bitiyor diye bakıldığı bir dönemdir.  Bu bakımdan makalenin bu ortamda ve Hollanda’da yayımlanmış olması çok önemlidir.

(KAYNAK: Dr. Mete SOYTÜRK, “Bir Avrupalı Gazetecinin Gözüyle Türk- Ermeni Savaşı ve Gerçekler”, Teori, Aralık 2005)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir