ALTEMUR KILIÇ

resim 1ALTEMUR KILIÇ

1924 yılında Ankara’ da doğdu.

Babası ATATÜRK’ ün yakın silâh arkadaşı Kılıç ALİ, annesi Hümeyra Hanım’ dır.

Altemur KILIÇ:

“Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ‘ Kılıç Ali’ diye anılan babamın asıl adı Asaf’ tır. Ona Kılıç Ali adını veren ATATÜRK’ tür. Baba tarafı Rodos’ tan gelmiş, Evlâd- ı Fatihan’ dan ‘Hüsrevoğulları’ sülâlesine mensup. Onlara ‘Yeşilimamoğulları’ da denirmiş. Babamın ana tarafı ise Kafkasya’ dan 1890’larda Hendek’ e göçen Abhazlardan…

Annemin babası Mekteb-i Mülkiye Müderrisi (Profesör) Gürcü (Acara) kökenli Muhiddin Bey, annemin annesi Mevlevî kökenli Özbek asıllı Naciye Hanım. Onun şeceresi 13. Yüzyılda Horasanlı Pir Baba Sultan’ a kadar dayanıyor.

1924 yılının sıcak bir Ağustos günü, Ankara Garı’ nda şimdi müze olan eski binanın ikinci katında doğmuşum. Tam gününü tespit edemediğim için doğum günlerim 1 Ağustos’ ta kutlanır. Biz gardaki binanın ikinci katında oturuyorduk, alt katta ise İsmet (İNÖNÜ) Paşalar kalıyordu.

Doğumuma sonra Dışişleri Bakanı, fakat asıl mesleği jinekoloji olan Doktor Tevfik Rüştü (ARAS) Bey nezaret etmiş. Altemur adını da ATATÜRK’ ün eşi Lâtife Hanım vermiş.

Çocukken İsmet Paşa’ nın çocukları Özden, Erdal ve Ömer’ le oynardım. Üçü de çok terbiyeli ve uslu idiler. Bize hep ‘İsmet Paşa’ nın çocukları gibi akıllı uslu olun’ diye nasihat ederlerdi. Kâzım (ÖZALP) Paşa’ nın evinde, paşanın çocukları Teoman ve Güner’ le daha yakın arkadaştık; birlikte oynardık.

Ağabeylerim Fahir 1917’ de, Gündüz 1919’ da, Mahmut ise 1920’ de doğmuşlar. Yıllar sonra Atatürk öz Türkçe akımı içinde Fahir’ in ad Yalın’a, Mahmut’ un adı Keskin’ e çevrildi.”

Altemur, 1930 yılından itibaren İstanbul’ da halalarının yanında kalmaya başladı.

1931 yılı Eylül ayında, İstanbul English High Scool’ a ( Nişantaşı İngiliz Okulu) verildi. Dönemin Ayntap Mebusu Cenani Bey’ in kızı Sabiha Hanım, onu elinden tutup okulun ilk sınıfına yazdırdı. Bu okulda 7 yılı geçti.

English High Scool’ u bitirince Robert College’ e girdi.

Burada okuduğu yıllarda Reha OĞUZ’ un yayınladığı GÖKBÖRÜ sonra BOZKURT dergi yazıhanelerine uğramaya başladı. Bu dergilere bazen kendi adıyla, bazen de Osman TESPİHÇİOĞLU imzasıyla yazılar yazdı.

ALTEMUR KILIÇ:

“Son yılımızda geleneksel, hamasi Cumhuriyet Bayramı piyesini ‘insanlar Niçin Yazar’ ı ben yazdım. İnsanların, milletleri için yaşadıkları tezi üzerine kurulmuş ve Çanakkale Savaşı’nda cereyan eden bir piyesti bu ve çoğu öğelerini Çanakkale Savaşı’ nda Alçıtepe’ de yaralanmış babamın anlattıklarından almıştım. Piyes başarılı oldu; seyirciler sonunda ‘ Yazar yazar’ diye bağırdılar, sahneye çıktım ve alkışlandım. Babam piyesin ilk temsiline üvey annem Füreya ile geldi ve oğlunun başarısıyla ve vatan sevgisiyle iftihar etti. O piyesin en güzel anısı da, o vesileyle Bülent ECEVİT ve Rahşan’ ın tanışmaları benim vasıtamla oldu. Mahcup tabiatlı Bülent, Rahşan’ la tanışmaya cesaret edemiyordu. Piyes bitti, okul bitti, benim milliyetçiliğim bitmedi.”

resim 2PİYESİN TANITIM AFİŞİ

Buradaki günleri 25 Haziran 1944’ teki geleneksel diploma töreni ile son buldu.

Robert College’ i bitirdikten sonra en büyük arzusu Amerika’ ya gidip iyi bir üniversiteyi bitirmekti. Ancak babasının malî durumu buna izin vermedi.

Gazeteciliğe olan sevgisi giderek büyüyordu. O yıllarda basın-yayın ve gazetecilik okulları kurulmamıştı. Kendisini gazeteciliğe hazırlayacak en iyi okul diye düşünerek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ne kaydını yaptırdı.

Ne var ki, hata yaptığını anlamakta gecikmedi, bir yılın sonunda Hukuk Fakültesi’ ne geçti.

Bir taraftan da geçimini sağlama çabasına girdi, hem okumalı hem çalışmalıydı.

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ ne müracaat etti, Emirgân Ortaokulu’ na İngilizce öğretmenliğine atandı. Bir yıl kadar bu görevi yaptı.

Bir taraftan da Tasviri Efkâr gazetesinde muhabirlik yapmaya başladı.

ALTEMUR KILIÇ:

“Tasviri Efkâr, Cağaloğlu’ nda üç katlı ahşap bir konakta çıkıyordu. Gazetenin Genel Yayın Müdürü  Cihat BABAN idi. Konağın en üst katında gazetenin sahiplerinden Velit EBÜZZİYA’ nın çalışma odası vardı. Bu mekânda merhum Velit Bey bir ansiklopedi hazırlıyor ve fasikül halinde yayınlıyordu. Beni de çağırır ansiklopedi maddeleri için araştırmalar ve çeviriler yapmamı isterdi.

Babamın üyesi olduğu İstiklâl Mahkemesi Velit Bey’ i yargılamış ve sürgüne mahkûm etmiş. Ama Velit Bey babamdan ve nezaketinden sitayişle bahseder ona saygı ve sevgilerini iletmemi isterdi. Bir defasında, babamın, İstiklâl Mahkemesi’ nde kendisine çok efendice davrandığı için ona müteşekkir olduğunu söyledi ve arşivinden çıkardığı, babamın Gaziantep savaşında çekilmiş bir fotoğrafını, çok güzel bir notla ona yolladı. Babam çok duygulandı.”

Tasviri Efkâr’ daki muhabirliğin ona gelecekte yararlı olamayacağını kanaatine varınca, sınıf arkadaşı Tunç YALMAN’ ın tavassutu ile o günlerin en revaçtaki, en fazla satan gazetesi Vatan’ a transfer oldu ve 1945 yılında burada göreve başladı. Başmuharrir Ahmet Emin YALMAN’ dı.

KILIÇ, ek iş olarak da Associate Press Ajans’ ta çevirmen olarak çalışıyordu.

Demokrat Parti’ nin kurulup Ankara’ da siyasetin hareketlenmesiyle Vatan Gazetesi, (Son Posta ve Vatan’ ın müşterek kurdukları) Birleşik Büro ve AP Ajansı için Ankara’ ya temsilci olarak gönderildi.

Ankara görevi 1948 yılında sona erdi. İstanbul’ a ve Vatan Gazetesi’ ndeki  görevine müstakil Gece Sekreteri olarak döndü.

O sıralar BM Teşkilâtı’ na Basın Bölümü’ nde çalışmak üzere müracaat etmiş, uzun süre beklemesine rağmen cevap gelmemişti.

İstanbul’ a döndükten sonra New York’ ta BM Teşkilâtı Basın Bölümü’ nde Press Officer yani Basın Görevlisi olarak çalışma teklifi geldi.

Amerika’ya bu sefer kendi olanaklarıyla gidecek ve orada üniversite okuyacaktı.

New York’ a gitmeden önce, daha sonra kendisine bir kız çocuğu verecek olan ve 25 yılı geçen bir süre beraberlikten sonra ayrıldığı Asuman (YAVUZER) ile evlendi.

New York varoşlarında Long Island’ da oturdular. Press Officer olarak Sekreterya’ nın Basın Bölümü’ nde kısa bir stajdan sonra görevine başladı. Görev yeri, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı’ nın geçici merkezi New York’ un Long Island bölgesinde Lake Success kasabası civarındaydı.

Altemur KILIÇ, her akşam tren ve metroyla New Scool Üniversitesi’ nin Manhattan’daki kampüsüne geliyor ve eve oldukça geç dönüyordu.

New York’ ta dört yıl geçirdi, gündüz çalışıp gece okuyarak üniversite öğrenimi de tamamladı. New York’ta New School For Social Researc Siyasal Bilgiler Bölümü’ nden Master diploması aldı.

Ahmet Emin YALMAN, Amerika’ ya geldiğinde görüştüler. KILIÇ, Amerika’ da kaldığı dönemde boş durmamış, gazeteleri dolaşmış, yeni dizgi ve baskı tekniklerini araştırmıştı. Konuştular, Ahmet Emin YALMAN onu davet edince teklifini hemen kabul etti ve Teşkilât’ a istifasını verdi.

Türkiye’ ye dönüp Vatan Gazetesi’ nde Gece Sekreterliği yaparken askere çağrıldı.

Ankara’ da 35. Dönem Yedek Subay adayları ile birlikte yapılan testlerden sonra İstihkâm sınıfına ayrıldı ve 17 Kasım 1952’ de Halıcıoğlu İstihkâm Okulu’ na geldi.

ALTEMUR KILIÇ:

“ Dönem sonuna doğru, ben bir İstihkâm Yedek Subayının bir köprüyü havaya uçurduktan sonra topçu ateşinin üzerine toplanmasını istemesinin konu olduğu radyofonik bir piyes yazdım. Birkaç arkadaş Radyoevine gittik, piyesi seslendirdik ve Piyes İstanbul Radyosu’ nda yayınlandı. Oyunu o zaman Radyo’ da prodüktör olan Hakkı DEVRİM mikrofona koydu.

Dönem sonuna doğru yeni görev yerlerimiz bildirilmeden önce, komutan ‘var mı içinizde Kore’ ye gönüllü gidecek?’ diye sordu.  Kura içimizden bir arkadaşa çıkmış ama o gitmek istememiş ve bunun için de gönüllü aranıyormuş. Hiç tereddüt etmeden ortaya atıldım ve ‘Ben varım’ dedim. Diploma töreninde üniformamın omuzlarında Turkey ve Kuzey Yıldızı yani Kore Tugayı’ nın kokartları vardı.”

İstihkâm Okulu’ ndaki dönem  sona erince hemen İzmir yoluyla Seferihisar’ da eğitim gören 2 nci Kore Değiştirme Birliği’ ne iltihak etti.

Kore’ ye hareket etmeden önce Ankara’ da Genelkurmay Başkanlığı’ na çağrıldı. Kore’ deki görevinin ayrıntısı tebliğ edildi. Tugayın Basın ve Halkla İlişkiler Subayı olarak görev yapacak, Tugay ile ilgili haberleri cepheden, ileri hatlardan röportajları askerlerin ailelerine mesajlarını teyplerle Ankara Radyosu’ na gönderecek ve yabancı savaş muhabirleriyle irtibatı sağlayacaktı.

Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı’ nda ona tahta bir kutu içinde özel imalât bir Kırıkkale tabancası da teslim ettiler. Bu Genelkurmay Başkanımızın Japonya ve Kore’ deki 8. Ordu’ nun o zamanki komutanı General Matthew Ridgeway’ e hediyesiydi.

resim 3

ASTEĞMEN ALTEMUR KILIÇ KORE' DE 

ALTEMUR KILIÇ:

“ Kore’ ye gemiyle hareket ettik. Tugay karargâhı Suwon kasabasında, cepheye çok yakın çadırlı ve barakalı bir karargâhtı. Karargâhta ve Tugay’ da sonra 27 Mayıs darbesinde meşhur olacak subaylar vardı: Binbaşı Turgut SUNALP, Binbaşı Osman KÖKSAL, Binbaşı Faruk GÜVENTÜRK, Yüzbaşı Necdet ÖZTORUN, Üsteğmen Suphi GÜRSOYTRAK, Binbaşı Sami KÜÇÜK.

Kore’ de acı bir hatıram da, Çin uçaklarının siperlerimizin üzerine attıkları Nazım Hikmet’ in ‘ Gel teslim ol Ahmet’ nakaratlı şiirini görmem oldu.

Kore’ de bana verilen görevi başarıyla tamamlayıp vatanıma döndüm ve Teğmen rütbesiyle terhis edildim.”

Kore’ den gene Vatan Gazetesi’ ne döndü, Hür Vatan’ ın yazı işlerinde çalışmaya başladı.

Sonra Abdi İPEKÇİ’ nin davetiyle Milliyet’ e geçti. Burada Türkiye’ nin ilk tabloidi olan Gün Gazetesi’ nin çıkartılmasında çalıştı.

Daha sonra Milliyet Yayınları’ nın başına geçirildi.

Dergicilikte de şansını denedi, Devir Dergisi’ nı çıkardı.

Birinci “Devir”, 26 Ağustos 1954’ te  19 Şubat 1955’ e kadar; ikinci “Devir”, 8 Kasım 1972’ den 8 Temmuz 1974’ e kadar yayınlandı.

İlk “Devir” kapandıktan sonra yolu gene Amerika’ ya düştü. Devlet Bakanı Dr. Mükerrem SAROL’ un davetiyle Washington’ a Basın Ataşeliği görevine gönderildi.1955 yılında Washington’ da göreve başladı.

Birinci Basın Ataşeliği 1955 Haziran ayından 1959 Eylül ayına kadar sürdü.

Bu görevi sırasında Türkiye’ nin dış ilişkileri üzerinde yazdığı “Turkey and the World” adlı kitap yayınlandı. Kitap uzun süre önemli bir referans kitabı olarak kaldı. Ankara’ da hükümetin ve Başbakan Adnan MENDERES’ in dikkatini çekince Basın Yayın Genel Müdürlüğü’ ne tayini çıktı.

1959 yılı Ekim ayının sonunda, Başbakanlığın enformasyon hizmetleri ve sözcülüğü makamında, Basın- Yayın ve de Turizm Umum Müdürü olarak göreve başladı.

27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle tutuklandı; sekiz ay süreyle Balmumcu Kışlası ile Yassıada’ da tutuklu kaldı; Yassıada’ da Yüksek Adalet Divanı’ nda, Radyo Davası’ nda “Devlet Radyosu’ nu Demokrat Parti’ nin emellerine alet etmek” ten sanık olarak yargılandı ve Yassıada mahkemelerinde ilk beraat eden kişi oldu.26 Aralık 1960 akşamı Yassıada cehenneminden tahliye edildi.

Kısa bir süre boşta kaldıktan sonra, Turizm Bankası Yönetim Kurulu’ na seçildi.

Sonra gene Basın Yayın Genel Müdürlüğü’ ne Radyo ve TV’ den sorumlu Bakanlık Müsteşarı olarak göreve başladı. Bu görev, 1962 yılı Temmuz ayından 1963 yılı Eylül ayına kadar sürdü.

Alman makamlarıyla Türkiye’ ye televizyon kurulmasını müzakere etmek amacıyla Bonn Basın Müşavirliği ile görevlendirildi.

Altemur KILIÇ:

“ Babam Enver Paşa’ nın kardeşi Nuri Paşa’nın yaveri olarak 1917’ de Bakü’ ye gitmiş. Babamın Bakü’ de tanıdığı Bağımsız Azerbaycan  Cumhuriyeti’ nin Dışişleri Bakanı Mehmet Emircan ailesinin küçük oğlu Fuat Emircan, sonra Basın Yayın Müdürlüğü’ nde, Bonn Basın Müşavirliği’ nde, hem çalışma arkadaşım hem de can dostum oldu. Devletten ayrıldıktan sonra Köln' de Deustsche Welle Alman Yabancı Diller Radyosu' nun Türkçe Bölümü' nün başında gene Türkiye' nin çıkarlarına hizmet etti. Ben Bonn' da görev yaparken, Alman teknik yardımıyla Türkiye' de televizyon kurulması için bana büyük destek verdi.Eşi Profesör Belma EMİRCAN da Bonn Üniversitesi' nin Türkçe Bölümü' nde gene Türkiye kültürünün tanınmasına hizmet ediyor.”

Bu görev 1963 yılı Eylül ayı sonlarından 1964 yılı sonuna kadar sürdü.

Görev tamamlanınca Washington’a naklini istedi.

Washington’ daki ikinci Basın Müşavirliği 1964 Kasım ayından 1966 Haziran ayına kadar devam etti.

Bu görevden İstanbul’a “ Turizm Bölge Müdürü” olarak tayini çıktı.

Bu görevi kabul etmedi ve o sırada New York’ ta Birleşmiş Milletler’ in Çocuklara Yardım Örgütü olan UNICEF’ ten Radyo- TV Müdürü olması için yapılan teklifi kabul etti.

1970’ te bu görev sırasında, UNICEF’ le ilgili bir belgeselin hazırlıkları için gittiği Kanada’ da, Montreal’ de, daha sonra evleneceği Güzide Hanım ile tanıştı.

Erzurum Milletvekili Turhan BİLGİN, Basın – Yayın’ dan sorumlu Devlet Bakanı olunca, Kılıç’a Basın- Yayın Genel Müdürlüğü’ nü teklif etti.

30 Nisan 1970’ te Ankara’ da yeni görevine başladı.

Bu görevi sırasında, Samsun’ da yıldırım nikâhıyla Güzide ( ESİRGEMEZ) Hanım ile evlendi.

1972’ de Basın Yayın Genel Müdürlüğü’ nden ayrılıp İzmir’ e taşındı.

1975 yılında Dışişleri Bakanı İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL’ in tavsiye ve teklifi üzerine, New York’ ta BM Daimi Temsilci yardımcılığına Orta Elçi payesiyle tayin edildi. Bu görev 1980 yılına kadar devam etti.

1980’ de devlet hizmetinden kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

1980’ de Türkiye’ ye döndükten sonra, Tercüman grubunun Mehmet Ali KIŞLALI’ dan devraldığı “ Yankı Dergisi” nin 1983 yılında bir süre Genel Müdürlüğünü yaptı, daha sonra Tercüman’ da köşe yazıları yazmaya başladı.

Bir süre köşe yazısı yazdıktan sonra yönetim değişince Tercüman’ dan ayrıldı.

Merhum Turgut ÖZAL, Cumhurbaşkanı iken KILIÇ’ ı, Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu’ na Cumhurbaşkanlığı hisselerini temsil etmek üzere üye atadı. Bu onurlu görevi 1990- 1993 arası iki dönem sürdürdü.

1990 yılında yine Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL’ ın öneri ve isteğiyle Tercüman Gazetesi Genel Yayın Müdürü oldu.

Yeni görevine başlamadan önce eşiyle birlikte, Cumhurbaşkanı ÖZAL’ ın Azerbaycan gezisine katıldı.

ALTEMUR KILIÇ:

“ Daha önce Tercüman’ dan tatsız bir şekilde ayrılmıştım. Bir daha bu gazetede çalışmayı düşünmüyordum. Semra Hanım bana ‘ Hatırımız için kabul et’ deyince, kabul etmek zorunda kaldım. Azerbaycan gezisi sırasında çok ilginç olaylar yaşadık. O sırada Ebülfeyz Elçibey de yarı menfada. İktidarla arası yok. Ben Elçibey’ i daha önce Azerbaycan’a kurtuluştan ve Kızılordu çıktıktan sonra gittiğimde, Bakû civarında bir köyde adeta gizlenirken ziyaret edip tanıştım. Hükûmet onu Semra Hanım’ la görüştürmek istemiyordu. Ben ayarladım; bir sabah, Misafirhanenin kapısına geldi ve Semra Hanım’ a götürdüm konuştular. Muttalibov idaresi, Kızılordu’ nun öldürdüğü Azerilerin yattıkları şehitliğe ziyareti, Semra Hanım’ ın programına koymamışlardı. Semra Hanım, benim ikazım üzerine, Bakû’ dan ayrılacağı sabah emri vaki yaptı, protokolü dinlemedi, şehitliğe gitti ve çelenk koydu.”

Türkiye’ ye dönünce Tercüman Gazetesi’ nde göreve başladı. Ancak yönetimim çok büyük maddî ve idarî sorunları vardı, buradan da olaylı bir şekilde ayrılmak zorunda kaldı.

Köşe yazılarına Türkiye Gazetesi’ nde devam etti. 2002 yılının Kasım ayında yönetimin yaklaşımıyla uyum sağlamayınca buradaki yazılarına da son verdi.

***

Basın Şeref Kartı sahibi olan Altemur KILIÇ, 1997 yılında Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’ ne, BM Kore Hizmet Madalyası’na, İngiltere Kraliçesi’ nin CVO ( Commander of the Victorian Order) ve Almanya’ nın Grosse Verdiens Kreuz nişanlarına değer görüldü.

***

KİTAPLARI:

"Turkey and The World", Public Affairs Press, Washington DC. 1957.

"Titrek Pusula', Timaş Yayınları, 2000.

"Kılıç'tan Kılıç'a Bir Dönemin Tanıklığı", Remzi Kitapevi, 2005.

"Büyük Kürdistan Küçük Türkiye", Akasya Kitap, 2007.

“Bölücülüğün Uzun Tarihi”, Akasya Kitap, 2009.

“Türkiye ve Dünya, Türkiye’ nin Dış Politikası”, Akasya Kitap, 2010.

“Büyük Kürdistan Büyük İsrail Gaflet ve İhanetin Uzun Öyküsü, Buğra Yayınları, 2013.

(Ayrıca Altemur KILIÇ’ ın katkılarıyla Hulusi TURGUT’ un derlediği ve 2005 yılında İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan “ ATATÜRK’ ün Sırdaşı Kılıç Ali’ nin Hatıraları” ile yine Altemur KILIÇ’ ın katkılarıyla Burhan Cahit MORKAYA’ nın hazırladığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı yayını olan “ ATATÜRK’ ün 4 SÜVARİSİ” bulunmaktadır.)

resim 4

KILIÇ, ömrünün son yıllarını Antalya'nın Alanya ilçesinde geçirdi.

Elinden kalemi hiç düşürmedi, sağlığının elverdiği sürece yazılarına devam etti; Yeniçağ gazetesinde köşe yazarlığını sürdürdü.

Yaklaşık 1 yıldır yaşlılığa bağlı rahatsızlıkları nedeniyle bilinci genellikle kapalı olarak evinde ve hastanede tedavi altındaydı.

Evinde bakımı sürerken durumu ağırlaşınca Başkent Üniversitesi Alanya Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırılan KILIÇ, 92 yaşında 20 Ekim 2016 günü akşam saatlerinde hayatını kaybetti.

23 Ekim 2016 Pazar günü, İstanbul Levent'teki Afet Yolal Camii'nde kılınan öğle namazının ardından askeri cenaze töreni ile son yolculuğuna uğurlandı, Zincirlikuyu Mezarlığı’ nda babasının kabri üzerine defnedildi.

resim 5

resim 6

***

Duayen Gazeteci Rahmi TURAN’ ın merhum Altemur KILIÇ ile ilgili tespitlerini çok önemsiyorum:

“Bir Çınar Devrildi. Muhteşem bir insandı. 92 yaşında hayata veda etti. Büyük yurtsever Altemur KILIÇ’ tan söz ediyorum. Atatürkçü, Cumhuriyetçi, demokrat, laik, milliyetçi, aydın bir insandı. Gazeteci ve diplomattı ve aynı zamanda Kore gazisiydi. Yazdığı yazılar buram buram yurt ve millet sevgisi kokardı.

… Altemur KILIÇ, mertti, cesaretliydi. İlerlemiş yaşında yazdığı cesur, yurtsever yazılarında, zülfiyare dokunduğu ve iktidarın bazı kodamanlarına hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanmış, para cezalarına mahkûm olmuştu. Davalar onu hiç yıldırmamıştı.

Güzel adamlar, beyaz atlara binip gidiyorlar. Nur içinde yat büyük adam.” (Sözcü, 23.10.2016)

***

Sayın Altemur KILIÇ’ ın adıma ithaf ederek imzaladığı ve adresime hediye olarak gönderdiği mevcut kitaplarını özenle koruyorum.

Tanımak ve sohbet etmek onuruna eriştiğim Türklüğü, ATATÜRK sevgisi ve Türk askerine hayranlığıyla gönlümde çok ayrı bir yer edinen değerli büyüğümü en içten sevgi ve saygılarımla anıyorum.

Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun!

Son sözü yine Merhum Altemur KILIÇ’ a bırakıyorum:

“Dopdolu bir hayat yaşadım. Özel hayatımda hele sonlarında mutlu oldum. Hayatımda birçok ‘keşke” ler, hatta ‘ pişmanlıklar’ var. Hayatta çok yanlışlar da yaptım. Ama gene de ünlü Fransızca şarkıdaki gibi ‘ Je ne regrette rien’ ( en sonunda hiçbir şeyden dolayı pişman değilim) ve Allah’ ıma şükrederek öleceğim.

Hayatın sonuna gelmek, ‘uzatmaları oynama’ garip bir duygu… Çocuk ve gençken, adeta ilelebet yaşayacağımızı sanırdık ve ölüm pek aklımıza gelmezdi. Ama şimdi mukadder sona yaklaşınca inanın korkmuyorum, hatta bazen ‘ fazla yaşadım, yoruldum, yetti artık’ diyorum.

Gene de gönlüm, gözüm arkada kalmayacak mı? Tabii kalacak, ama yaşadıklarım ve gördüklerim için Allah’ a şükrederek Shakespear’ in dediği gibi, yaptığımız iyiliklerin arkamızdan, bizimle beraber yaşayacağına inanarak!”

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 25 Ekim 2016)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir