ANADOLU’DA İLK ERMENİ İSYANINDA VATİKAN’IN ROLÜ

“Papa Françesko’nun 1915 olayları için ‘soykırım’ ifadesini kullanmasını ahlâkî bulmuyorum. Eğer biz tarihte yaşanmış acılar üzerinden birbirimize hesap soracak olursak bundan en çok Vatikan zararlı çıkar. Çünkü bizim geleneğimizde misyonerlik üzerinden sömürgeleştirme hiçbir zaman olmamıştır” diyen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet GÖRMEZ’in sözleri boşuna değildir.

Anadolu’da ilk Ermeni isyanının nedeni Cizvit Misyonerleri, dolayısıyla Katolik Kilisesi ve Vatikan’dır.

Vatikan, yani Katolik Batı Kilisesi, mevcut olduğu ilk andan itibaren Ortodoks Doğu Kilisesi’ni hakimiyeti altına almak istemiştir.

Vatikan yani Papalık, bu amacına siyasî ataklarla ulaşamayınca da misyonerler yoluyla amacını gerçekleştirme yönüne gitmiştir.

Şimdi tarih sayfalarını biraz aralayalım.

1622’de, Papa Gregory XIV, “Centenario dı Propaganda Fide” (İnancı Yayma Meclisi) adıyla bir misyoner okulu kurdu.

congregatio

Bu okula kabul edilen her rahip, Doğu Hristiyanları’ndan ayrı bir cemaat için seçiliyor ve uzun yıllar süren eğitiminde o cemaatin dilini, geleneklerini, kültürünü ve zaaflarını en ince ayrıntısına kadar öğreniyordu.

1642’de eğitimini Ermeni cemaati konusunda tamamlayan Clement Galano isimli bir keşiş İstanbul’a gönderildi.

clement galano

Ermenilerin tamamı o dönemde Ortodoks Gregoryen inancındaydı.

(Ermeni Kilisesi, 451 yılında Khalkedon (günümüzde Kadıköy) toplanan Konsil’in kararlarını tanımadığı için Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmıştır. Gregor Lusavorich’in öğretisini benimsediği için ‘Ortodoks tabanlı’ bu kiliseye bağlı olanlara Gregoryen de denir.)

Clement Galano, İstanbul Ermenileri’nin en yoğun olduğu semtlerden biri olan Galata’ya yerleşerek buradaki Surp Gregor (Kirkor)  Lusavoriç Kilisesi’nde gençlere ve çocuklara dersler vermeye başladı.

sur kirkor lusavoriç kilisesi
Galata Surp Gregor (Kirkor) Lusavoriç (Cercis) Ermeni Kilisesi 

(Surp Kirkor Lusavoriç Kilisesi’nin Ermeni toplumu için tarihsel önemi büyüktür. Roma/ Bizans döneminde İstanbul’daki Ermenilerin merkezi konumunda olan kilise, Osmanlı döneminde de, Samatya Kilisesi Ermenilere tahsis edilip orada Patriklik merkezi kurulana kadar, Anadolu’dan İstanbul’a getirilen Ermeniler için aynı işlevi görmüştür. İstanbul’daki nüfuzlu ruhaniler bu kilisede dini ve kültürel faaliyetlerde bulunmuşlardır. )

Papalığın misyonerlik faaliyetlerinde en büyük yardımcısı Fransa idi. Fransa misyonerliği finanse ediyor, Katolikliğe geçenlere maddî yardımlarda bulunarak çocuklarına Avrupa’da eğitim olanağı sağlıyor ve böylece mezhep değiştirmeyi cazip bir hale getiriyordu.

İstanbul’daki misyonuna iki sene devam edebilen Clement Galano, Tıngıryan ve Kılcıyan gibi dönemin önde gelen isimlerinin mezhep değiştirmesini sağladı.

1644’te Arevelkli I. Tavit’in Ermeni Patriği olmasıyla Clement Galan, sınır dışı edildi.

Ancak, Clement’in başarı kazandığı göz önüne alınarak bölgeye yeni misyonerler gönderildi.

Katolik mezhebinin kalesi olan ve “Kilise’nin Büyük Kızı” sıfatıyla tanınan Fransa, Cizvit tarikatını Osmanlı coğrafyasında etkinleştirmeye, dolayısıyla Katolik âleminde nüfusunu ve liderliğini pekiştirmeye çalıştı.

Cizvitler, İstanbul’a sessizce yerleştikten sonra, teşkilâtlarını Osmanlı Devleti’nin diğer bölgelerine de yaydılar.

Misyonerlerin Katolikliği yayma çabalarına karşı, Osmanlı yönetimi, kendi hâkimiyetindeki Ermeni Patrikliği’ne bağlı bir cemaatin Papalığa bağlanmasını istemiyordu.

Sultan 2 nci Mustafa ( 1695- 1703), Rum ruhbanlar ile Cizvitler arasında 1695’te, Sakız Adası’nda patlak veren kavga yüzünden Osmanlı Devleti’nin Hristiyan tebaasının Katolik mezhebine geçmesini yasakladı.

Rumlar üzerinde etkili olamayan Cizvitler, faaliyetlerini Ermeniler üzerinde yoğunlaştırdılar.

Katolik misyonerlerin eğitiminden ve çok yönlülüğünden etkilenen Sivaslı Rahip Mikhitar (1676- 1749), 1700 yılında, onların yolundan giderek, Galata’da Ermeni gençlere dersler vermeye başladı. Mıkhitar’ın faaliyetleri, İstanbul Ermenilerini o derece rahatsız ediyordu ki, açıktan açığa ölüm tehditleri almaya başladı. Bunun üzerine Fransız elçiliğine sığınarak, 8 Eylül 1701’de “Mıkhitarist” tarikatını kurdu.(Rahip Mıkhitar, daha sonra yurt dışına kaçmış, faaliyetlerine orada devam etmiş, Papa XI. Clement tarafından kendisine “Piskopos” unvanı verilmiştir.)

Bu arada bazı Ermeni din adamları İtalya’ya tahsile gittiler.Örneğin İtalya’da tahsil gören Harputlu Rahip Lukas, bir çok Lâtince ve İtalyanca dinî eseri Ermeniceye çevirdi.

Her fırsattan yararlanan Katolik Cizvitler, Ortodoks Ermeni Patriği Avedik’in Babıâli’nin gözünden düşmesini sağladılar.

Patrik Avedik, birbirini takip eden çok çeşitli olaylardan sonra, 1706’da Sakız Adası’na gönderilmek üzere bir gemiye bindirildi.

Gemi, Patrik Avedik’i Sakız Adası yerine Sicilya üzerinden Marsilya’ya götürdü.

(Burada tutuklanan Patrik Avedik’in tanınmaması için önce saçı ve sakalı tıraş edildi ve yüzüne demir bir maske takılarak önce Normandiya’daki Saint-Michel Manastırı’na, daha sonra da Paris’e sevk edilerek Bastille Zindanı’na hapsedildi. Dokuz ay kadar bir hücrede yaşamak zorunda kalan Avedik, zindandan 1710 Eylül’ünde Paris Başpiskoposu’nun önünde Katolik mezhebini kabul ederek kurtuldu ve Saint Suplice Kilisesi’ne çekilerek ömrünün geri kalanını burada tamamladı.)

Cizvitler, daha Patrik Avedis’in meselesinin etkileri geçmeden, 1707 başlarında İstanbul Ermeni Patriğini de kendi taraflarına çekmeye çalıştılar.

Osmanlı yönetimi, artık devletin itibarının söz konusu olduğu bu kavgayı Ortodoks Ermeniler lehine çözmek için harekete geçti.

Sultan 3 ncü Ahmet (1703- 1730) de, Osmanlı Devleti’nin her yerinde Ermenilerin Katolik mezhebine geçmelerinin yasaklandığını ve karşı çıkanların en ağır cezalara çarptırılacağını açıkladı.

Cizvitler ise asla amaçlarından vazgeçmiyorlardı.

Fransa, 1740’ta ,imzalattığı kapitülâsyonlarla Osmanlı Devleti’nde Katolikler lehine önemli ayrıcalıklar elde etti.

Ortodoks (Gregoryen )Ermeniler ile Katolik mezhebine geçen Ermeniler arasındaki ihtilâflar bir türlü bitmek bilmezken, Sultan 2 nci Mahmut, 1810’da, Ermeni Patriği Bayburtlu XI. Hovhannes ÇAMAŞIRCIYAN’a (1802-1813), Katolikliğe geçen Ermenilerin tekrar Ermeni Kilisesi’ne geri dönmelerinin sağlanması emrini verdi.

Buna rağmen, Ermeniler arasındaki mezhep değiştirme mücadelesi devam etti.

2 nci Mahmut, 1820’de, Ermeni Patriği Edirneli I. Boğos ’un yanı sıra, cemaatin ileri gelenlerini de bir araya getirerek Katolikler ile uzlaşılmasını istedi.

Bu sırada Osmanlı topraklarındaki Katolik Ermeniler de, kendi aralarında;
Ayinlerin Ermenice yapılmasını isteyen Mikhitaristler,
Ayinlerin Lâtince yapılmasını isteyen Kolejliler, diye ikiye ayrılmışlardı.

4 ay kadar süren toplantılar sonunda uzlaşmaya varıldı ve 2 Nisan 1820 günü “Hraver Siro”yani (Invitation to Charity) yani “Sevgiye/ Hayırseverliğe Davet” denilen bir Ahidname imzalandı.

11 Nisan 1820 günü ise, 7 Mikhitarist rahiple beraber bir çok Katolik Ermeni, törenle (Gregoryen) Ermeni Patrikhane’ye yeniden kabul edildi.

Katolikliği benimsemiş Ermenilerin tekrar Gregoryen Ermeni Patrikhanesi’ne geri dönmesinden rahatsız olan Katolik Misyonerler, Ermeni Kilisesi’nin en büyük azizi kabul edilen Gregor (Kirkor) Lusavoriç’in temsili resmi üzerine dönemin Katolik Papası VII. Pius’un portresini yapıştırdılar ve “Patrik, Katolikleri kiliseye aldı, hepinizi Katolik yapacak” diye provokasyona başladılar.

Provokasyon etkisini kısa sürede gösterdi.

Toplanan öfkeli Gregoryen Ermeniler, Patrikhane’yi bastılar, ortalığı yakıp- yıktılar.Din adamlarını tekme tokat, dışarıya attılar. Bütün eşyaları parçaladılar.

Patrik Boğos, güçlükle kaçarak bir Müslüman Türk’ün evine sığındı.

Ayaklanma ancak Yeniçeriler tarafından bastırılabildi.

Halkı kışkırttığı tespit edilen 4 kişi, Patrikhane’nin önünde asıldı.

Katolik Ermenileri, Gregoryen Kilisesi’ne kabulünü zorlayan Kazaz Artin Amira Bezciyan, Kirkor Amira Balyan, Canik Amira Papazyan gibi bazı isimler tutuklanarak sürgüne gönderildi.

Osmanlı tarihindeki ilk Ermeni isyanı da bu şekilde bastırıldı.

***
Biz tarih sayfalarını karıştırmaya devam edelim.

Katolikliğe geçenler, Fransa Elçiliği’ne sığındılar.

Böylece iki Ermeni grubu arasındaki uzlaşma çabaları tamamen sona erdi.

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Katolik Ermenilerin Osmanlı yanında yer alarak Ruslara karşı Ahılkelek’te vatan savunmasına katılmaları, Katolik Ermenilere yönelik olumsuz izlenimi yok etti; baskıların azalmasına, sürgünden dönmelerine izin verilmesine ve ayrı bir cemaat ve kilise olarak tanınmalarına yardımcı oldu.

2 nci Sultan Mahmut, 27 Şubat 1830’da, Ermeni Katolikleri ayrı bir cemaat olarak kabul etti.

Cemaat, Hagapos ÇUKURYAN’ı Piskopos seçti. 5 Ocak 1831’de kaftan giyen ÇUKURYAN’a verilen piskoposluk beratında, “Osmanlı Devleti’ndeki tüm Katoliklerin Piskoposu” diye yazıyordu.

Ardından verilen izinle, Galata’da İstanbul’un ilk Ermeni Katolik Kilisesi’nin yapımına başlandı ve kilise, 1834 yılı Ocak ayında, “Surp Pırgiç Kilisesi” adıyla ibadete açıldı. 1835 yılında ÇUKURYAN’ın vefatı üzerine, Ankara Piskoposu Artin, Patrik olarak atandı.

Katolik Misyonerlerin başarısı üzerine “’Frères des Ecoles Chrétiennes” (Hıristiyan Okulları Kardeşleri/ Fransız Rahipleri Birliği) adlı kuruluşun yönetimindeki Ruhban Okulları faaliyete geçti.

Osmanlı Devleti’nde Katoliklerden sonra, Protestanların propagandası başladı.

1831’de B. Gudel, 1832’de ise Dwight adlı Protestan misyonerler, aileleriyle birlikte İstanbul’a gelerek Ermeniler arasında Protestanlık propagandası yapmaya başladılar.

1832’de Yedikule Ermeni Hastanesi’nin inşaatı başladı ve 1834’te açılışı yapıldı.

1836’da ilk Ermeni Protestan Kilisesi tesis edildi.

Ermeni Protestanlar ise 3 Kasım 1847’de ayrı bir cemaat olarak tanındı.

(NOT: 1915 yılındaki Ermeni tehcirine, Katolik ve Protestan Ermeniler tabi tutulmadılar.Elbette tehcir suç değildir ve asla suç olamaz!Tehcir, günün koşullarında yapılması gereken bir hareketti,gerekli görülmüş ve yapılmıştır; bunun dünyada da örnekleri vardır.)

SONUÇ:
Ermeni sorununun temelinde:
Görünen yüzde din,
Görünmeyen asıl yüzde ise emperyalizmin amaçları vardır.

KAYNAKLAR:
Saro DADYAN, Osmanlı’nın Gayrimüslim Tarihinden, Yeditepe Yy, İstanbul, 2011.
Semiha AYVERDİ, Türkiye’nin Ermeni Meselesi, 5. Baskı, Kubbealtı Yy, İstanbul, 2007.
Ahmet ÖNAL, Ermeni İşini İlk Defa Cizvitler Kaşıdı, HT Tarih, 19 Eylül 2010.
Rafael İŞHANYAN, Ermenilerin Tarihi, Belge Yy, İstanbul, 2006.
Kevork PAMUKCİYAN, Ermeniler Maddesi, İstanbul Ansiklopedisi, Cilt III.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir