ÇANDARLI AİLESİ

ÇANDARLI AİLESİ VE TÜRK TARİHİ’NE KATKISI

Candarlılar olarak da bilinir; Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde ünlü vezirler ve din adamları yetiştiren ailedir.

Eskişehir’in Sivrihisar kasabasına bağlı (Bir başka iddiaya göre Ankara’nın Nallıhan ilçesine bağlı Çandır köyünden) Cendere köyünden gelen Çandarlılar, 14ncü yüzyılın başlarında Cenderi ( Candarlı, Çandarlı) olarak tanınırlardı. Ailenin atası Ali, ahi şeyhlerindendi. 

ÇANDARLI KARA HALİL PAŞA: Çandarlı ailesinin kurucusudur. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve örgütlenmesinde önemli rol oynamıştır. Osman Gazi’nin kayınbabası Ahi Şeyhi Edebalı’nın akrabasıydı. Medrese eğitimi gördü. İznik Kadılığı’na getirilişinden önceki yaşamı hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Orhan Gazi döneminde  ( 1324- 61) önce Bilecik, 1330’da da İznik Kadılığı’na getirildi. Kayserili Sinaeddin Yusuf’un Vezir olmasından sonra, 1348’de Bursa’da  Kadılık yaptı.Bu görevi sırasında Osmanlı Devleti’nin askeri örgütlenmesinde önemli rol oynadı. Aşiret kuvvetleri yerine düzenli bir ordu oluşturmak isteyen Orhan Gazi, onun önerileri doğrultusunda yaya ve müsellem denen dirlikli askeri birlikler oluşturdu. 

Osmanlıların Rumeli’de giriştiği fetihler, ordudaki şer’i işlerin yürütülmesi için bağımsız bir ordu kadılığı kurulması zorunluluğunu doğurdu. I. Murad tahta çıkınca, bu amaçla oluşturduğu Kazaskerliğe (Kazasker: İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi) 1362 yılında Halil Efendi’yi atadı. Böyle ilk Osmanlı Kazaskeri olan Halil Efendi, Yeniçeri ve Acemi ocaklarının kurulmasına öncülük etti. 

Karamanlı Molla Rüstem ile birlikte ilk Osmanlı hazinesini kurdu. 1364 yılında Hayrettin Paşa unvanıyla Vezirliğe getirildi. O döneme değin ulemadan gelen vezirlerin yalnızca yönetsel ve malî işlerle ilgilenerek askerî işlere karışmamalarına karşın, askerî komutanlık olan Beylerbeylik görevini de üstlenerek yeni bir geleneği başlattı. Bu nedenle de bazı Osmanlı tarihlerinde ilk Osmanlı Veziri olarak gösterilmiştir. 

1385’te Rumeli’de fetih hareketlerine girişen Halil Paşa, Karaferye (Günümüzde Veronia), Serez (günümüzde Serrai), Selânik, Tesalya, Manastır ( Bitola) ve Ohri’yi(Ohrid) ele geçirdikten sonra Arnavutluk üzerine yürüdü. Draç Prensi Thopia’yı destekleyerek Zacinto (Zenta) Prensi II. Balşa’yı yendi. 

1386’da I. Murad’ın Karaman seferine çıkması üzerine, Rumeli Beylerbeyi olarak Rumeli’de kaldı. Ordusuyla birlikte Vardar Yenicesi’nde bulunduğu sırada hastalandı. Serez’e götürüldü. 22 Ekim 1387 ‘de Serez’de (günümüzde Yunanistan’da Serrai) öldü. Daha sonra İznik’teki türbesine gömüldü. Halil Paşa İznik, Serez ve Gelibolu’da birer cami yaptırmıştır.

Candarli-Hayrettin-Pasa-Turbesi

(Çandarlı Hayrettin Paşa Türbesi, İznik surları dışında ve Lefke kapısının 200 m. doğusundadır. Türbede Sadrazam Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa  ile oğlu Sadrazam Çandarlı Ali Paşa ‘yaait sandukalar bulunmaktadır.)

ÇANDARLI ALİ PAŞA: Kara Halil Hayrettin Paşa’nın büyük oğludur. Babasının Vezirliği sırasında Kazasker oldu; 1381’de Vezirliğe yükseldi; I. Murad’ın Karaman seferine komutan olarak katıldı. Karamanlıların 1387’de yenildiği Konya Savaşı’nda büyük başarı gösteren Kara Timurtaş Paşa Vezirlik rütbesiyle ödüllendirilince, Ali Paşa’ya da Sadrazamlık unvanı verildi.

1388’de Balkan seferine çıkan Çandarlı Ali Paşa, Pravadi, Şumnu, Tırnova, Silistre, Rusçuk ve Niğbolu kalelerini ele geçirdi. 

1389’da yapılan I. Kosova Savaşı’nda ölen I. Murad’ın yerine I. Bayezid’in (Yıldırım)  tahta çıkmasında etkili oldu ve Sadrazamlığını onun döneminde de sürdürdü.

Çandarlı Ali Paşa, 1391 – 1402’deki İstanbul kuşatmalarına da katıldı. Haçlı ordusunun 1396’da Niğbolu’da bozguna uğramasından sonra Bizans yönetimi barış önerince, İstanbul’da bir Müslüman- Türk  mahallesi kurulması, bir cami yaptırılması ve bir Kadı görevlendirilmesi koşullarıyla İmparator VII. Ionnes’le anlaştı. Doğu Anadolu’da baş gösteren Timur tehlikesi karşısında saldırı yerine savunma önerisini I. Bayezid kabul etmedi. 

Ali Paşa, Timur ordusunun Anadolu içlerine ilerledikçe yıpranacağı, zayıf düşen bu orduyu yenmenin de daha kolay olacağı düşüncesindeydi. 

Yıldırım Bayezid, 28 Temmuz 1402’deki Ankara Savaşı’nda Timur’a yenildi ve esir düştü. Bunun üzerine Çandarlı Ali Paşa ile öbür komutanlar Bursa’ya çekildiler. Timur, Bursa üzerine de yürüyünce Ali Paşa, devlet hazinesini korumaya alarak Edirne’ye çekildi. Burada Süleyman Çelebi’yi Padişah ilân etti. Dağılan güçleri topladıktan sonra  Süleyman Çelebi’yle birlikte Anadolu’ya geçti ve Ankara’ya kadar olan yerleri yeniden Osmanlı yönetimine kattı. Bu sırada Yıldırım Bayezid’in oğulları arasında kıyasıya bir iktidar savaşı başlamıştı. Çandarlı Ali Paşa, 19 Aralık 1406’da ölünceye değin Süleyman Çelebi’nin Veziri olarak kaldı. 

Çandarlı Ali Paşa, Fetret  Devri’ndeki saltanat kavgaları sırasında Osmanlı Devleti’ni toparlamaya çalışarak, kendi ölümüne kadar, Süleyman Çelebi’nin öbür şehzadelere karşı üstünlük sağlamasında önemli rol oynadı. Ali Paşa, kadıların dava ücretlerini belirli ilkelere bağlayan bir yasa hazırlamış, vergi ve yönetim alanlarında düzenlemeler yapmış, vezirlikle komutanlık görevlerini birleştirmiştir.  

ÇANDARLI İBRAHİM PAŞA: Halil Hayrettin Paşa’nın küçük oğlu, Ali Paşa’nın kardeşiydi. Medrese öğrenimini tamamlayarak Kadı oldu. I. Bayezid (Yıldırım) döneminde (1389- 1402) Bursa Kadılığı yaptı. 1402’de Bayezid’in Timur’la savaşa girmesine askerî  ve coğrafî nedenlerle karşı çıktıysa da onu bu kararından caydıramadı. Bir vakfiyede 1405’te de Bursa Kadısı olarak görünen Çandarlı İbrahim Paşa, I. Bayezid’in ölümünden sonra Edirne’de hükümdarlığını ilân eden Süleyman Çelebi’ye (Emir Süleyman) Kadı ya da Kazasker oldu. 1411’de Süleyman Çelebi’nin yerine geçen kardeşi Musa Çelebi ona Vezirlik verdi ve yıllık vergi istemek üzere Konstantinopolis’e (İstanbul) gönderdi. Ama İbrahim Paşa geri dönmeyerek  Bursa’da hüküm süren Çelebi Mehmed’in ( I. Mehmed)  yanına gitti. I. Mehmed’in Fetret Devri’ne son vererek devleti tek yönetim altında birleştirmesinin (1413) ardından Kazaskeriğe atandı, daha sonra da Vezir oldu. Bayezid Paşa Sadrazam olunca İbrahim Paşa da 1420’de 2 nci Vezirliğe yükseltildi.  

1421’de I. Mehmet’in ölümünden sonra II. Murad ile I. Bayezid’in oğlu Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) arasındaki taht mücadelesinde II. Murad adına Bizans imparatorunun desteğini sağlamaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Bayezid Paşa’nın 1421’de ölümünden sonra Sadrazamlığa getirildi. Beş kişiden oluşan divan heyetini, biri kendisi olmak üzere iki kişiye indirdi. Çandarlı İbrahim Paşa, 25 Ağustos 1429’da Edirne’de ölümüne kadar d devlet yönetiminde sağladığı nüfusu korudu.

ÇANDARLI HALİL PAŞA: Çandarlı Kara Halil Paşa’nın torunu, İbrahim Paşa’nın oğludur. Medrese eğitimi gördü. Çeşitli kadılıklarda ve kazaskerlikte bulundu. Babasının ölümü üzerine 1429’da Sadrazamlığa getirildi ve bu görevde 24 sene kaldı. Sadrazamlığı döneminde devlet yönetiminde büyük güç kazandı. 2 nci Murat’ın hükümdarlık döneminde ( 1421- 51) yeniden güçlenen  mevki sahibi devşirmeler, iktidar mevkilerini elinde tutan Türk soylularına karşı giderek genç Şehzade Mehmet’ in (Fatih) etrafında toplanmaya başladılar. Sultan Mehmet’in tahta çıkışıyla birlikte Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile aralarındaki fikir uyuşmazlığı şiddetlendi. Çandarlı Halil Paşa’nın bilgi birikimi ve devleti yönetmedeki tecrübesi, genç ve atak II. Mehmet’i rahatsız ediyordu. Kısacası Sultan II. Mehmet Han, başından beri otoritesinden ve devlete hakimiyetinden çekindiği Çandarlı Halil Paşa’nın varlığından hoşnut değildi.

Çandarlı Halil Paşa’nın, saltanatı 12 yaşındaki oğluna bırakmış olan ıı. Murat’ı gelişen tehlike üzerine iki defa tahta çıkmaya davet etmesi ve Konstantinopolis (İstanbul) ‘in  fethini şimdilik zamansız bulması, bir bakıma Çandarlı Halil Paşa’nın sonunu hazırladı.

Çandarlı Halil Paşa,kuşatmanın zamansızlığı yanında, kentin alınması durumunda Batı’nın harekete geçeceğine inanıyordu;  II. Mehmet’i kuşatmadan vazgeçirmek istediyse de başarılı olamadı. İstanbul’un 29 Mayıs 1453’te alınmasından sonra, Halil Paşa’nın Bizanslılardan kuşatması kaldırması için rüşvet aldığı suçu yaratılarak, 31 Mayıs 1453’te Yedikule’ye hapsedilen Halil Paşa, 19 Temmuz 1453’te idam edildi. 

Candarli-Halil-Pasa-Turbesi-Tabelasi

Candarli-Halil-Pasa-Turbesi

 

Çandarlı Halil Paşa İstanbul’a gömüldüğü halde, kendisini sevenler tarafından geceleyin kemikleri çalınarak İznik’e getirilip bu kendisinden önce ölen oğullarının yanına gömüldü. Türbe, basit ve sade bir yapı görünümündedir. Türbenin içinde oğulları Yusuf Çelebi, Süleyman Çelebi, kızı Nefise, ve Hatice Hatun’un mezarları bulunmaktadır.

ÖNEMLİ TESPİT: Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı Sadrazamı olarak tarihe geçti. Böylece, Fatih Sultan Mehmet ile birlikte yönetimdeki Türk soyluların nüfusu kırıldı ve yönetimde Devşirmeler öne çıkmaya başladı.

ÇANDARLI İBRAHİM PAŞA: Çandarlı Halil Paşa’nın küçük oğludur. Edirne Kadısı iken babası idam edilince, görevden alındı. Bir süre sonra Fatih Sultan Mehmet kendisini bağışladı ve yeniden aynı göreve getirildi. Ardından Kazaskerliğe yükseldi ve 1468’de Amasya Sancak Beyi Şehzade Bayezid’in eğitimiyle görevlendirildi. 1486’da Vezir oldu. 1498’de Hersekzade Ahmet Paşa’nın yerine Sadrazamlığa getirilen İbrahim Paşa, 1499’da İnebahtı Seferi sırasında öldü. 

İbrahim Paşa, Edirne, İstanbul, Kastamonu ve İznik’te birçok vakıf eser  bırakmıştır.

Özellikle Fatih Sultan Mehmet’in Çandarlı Halil Paşa’yı idam ettirmesinden sonra Çandarlı ailesinin yıldızı giderek söndü. 16- 18. Yüzyıllarda bu aileden Kadılık, Kazaskerlik, Sancakbeyliği, Valilik, Beylerbeyliği, Vezirlik gibi görevlere getirilenler olduysa da, Çandarli Ailesi, Osmanlı Devletindeki kuruluş yıllarındaki gücüne bir daha kavuşamadı.  

ÇANDARLI AİLESİ VE İZNİK:

Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1078’de İznik’i alarak başkent yapmasına rağmen, Haçlı seferleri sırasında şehir elden çıkmış, birkaç kez el değiştirmiş, sonunda Organ Gazi zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştı. Orhan Gazi, İznik’i bir sürse başkent yaparken Çandarlı Kara Halil’i de Kadı olarak atadı. Bu dönemde bayındırlık çalışmalarına girişilirken kente yeni yapılar kazandırıldı.

1402 yılında Timur’un ordusu tarafından yağmalanan kent,  II. Murat devrinde Çandarlı sülalesinin çabalarıyla önemli bir kültür ve sanat merkezi oldu. Fakat İstanbul’un 1453’teki fethinden sonra- Fatih Sultan Mehmet’in Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı idam ettirmesiyle- giderek gözden düştü ve  gölgede kaldı.

Çandarlılar, 14. Yüzyıl başlarında yerleştikleri İznik’te  ve bazı başka Osmanlı kentlerinde yaptırdıkları yapılarla, Osmanlı erken dönem mimarlığının seçkin örneklerinin ortaya çıkmasına katkıda bulundular. İznik’te cami, imaret, medrese, hankâh ve türbeleri bu açıdan önemlidir. Aileden gelen vezirler Osmanlı yönetimi ve ordu örgütlerinin, merkeziyetçiliği temel alan bir anlayışa göre oluşmasına öncülük etmişlerdir.

İZNİK’TE ÇANDARLI AİLESİNDEN İZLER:

 

Yeşil Cami

YEŞİL CAMİ:

Osmanlı devrinde yapılan ilk camilerdendir. Adını minaresinde bulunan yeşil renkli çinilerden almaktadır. Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa tarafından 1378 yılında yapımına başlanmış; ölümü üzerine oğlu Ali Paşa tarafından 1392’de tamamlanmıştır. Mimarı Hacı Musa’dır.

Eser, mekânı tek kubbe altında toplama esasına dayanan Osmanlı cami mimarisinin ilk uygulamalarındandır. Oldukça derin ve yanlara doğru da ikişer kemerle açılan üç gözlü son cemaat yeri, yüksek sekizgen kasnak üzerine tutulmuş dilimli bir kubbe ile örtülmüştür. Giriş kapısı ile büyük kubbe arasında kalan ara bölüm sebebiyle cami, Osmanlı mimarisinde tek kubbeli cami stilinden büyük ve merkezi kubbeli Selatin camilerine giden inkişafın ilk basamağı sayılır. Caminin iç kapısındaki tek satır halindeki yazıt “ Allah’ın şükür ve rızasını kazanmak için bu cami büyük padişah merhum Orhan Beyoğlu Murad Bey zamanında devlet ve milletin takdirlerini kazanmış  Çandarlı Ali oğlu Halil izni ile 1378 yılında yapılmaya başlanmıştır” anlamındadır.

kutbettin

ŞEYH KUDBEDDİN CAMİ:

Kentin doğusunda olup Yeşil Cami ve Nilüfer Hatun Misafirhanesi ile karşı karşıyadır.  Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi olan Şeyh Kudbeddin (ö. 1418)’e ait türbe caminin bitişiğinde olduğundan cami adı böyle olmuştur. Orijinali tamamen yıkılmış olan camii son halini sonradan almış.

mahmut çelebi cami

MAHMUT ÇELEBİ CAMİ:

Ayasofya Camisi yakınında ve Yenişehir kapısına giden yol üzerindedir. 1442 yılında Osmanlı Sultanı II. Murad’ın eniştesi ve Sadrazam Çandarlı İbrahim Paşa’nın oğlu olan Emir Mevlevi Mahmut Çelebi tarafından yaptırılmıştır.

Kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli minaresi mavi ve yeşil renkteki sırlı tuğladan yapılmış kuşaklarla süslüdür. Camiyi yüksek bir kubbe örtmektedir. Son cemaat yeri kubbeli ve sütunlu olup mermer korkulukla çevrilidir.

************

Merhum Necdet SEVİNÇ’in  “Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Düzeni” adlı eserinde, Çandarlı Ailesi ile ilgili tespiti şöyledir:

” Büyük Türk devlet adamı Çandarlı Halil Paşa’nın idamına kadar Osmanlı Devleti’nde hâkim unsur Türk Milleti’dir. İstanbul’un fethini müteakip hâkim millet yerine, hâkim ümmet esası benimsenmiş ve Türk ırkı bu ümmetçi politikanın egemen olduğu çağlarda millî hüviyetini terk etmeye ve hatta reddetmeye zorlanmıştır.“(sayfa 289)

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 8 Haziran 2015)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir