DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

Türk gençliği, “Gençlik Marşı” olarak “Dağ Başını Duman Almış” adlı marşı benimsemiştir.

Bu marşın, ilgi çekici bir öyküsü vardır.

Daha sonraları  Ordu milletvekilliği ( 1935- 1937) de yapan , Türkiye'de çağdaş beden eğitiminin ve modern spor dallarının gelişmesine öncülük eden ünlü eğitimci Selim Sırrı (TARCAN)(1874- 1956) Bey, 1909 yılında İsveç’e gider. Burada, Stockholm’de Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisi’nde Ling jimnastik sistemlerini öğrenir.

TARCAN, İsveç’te çok sevilen “Tre Trallande Jantor” (Şakıyan Üç Genç Kız) adlı halk türküsünü pek beğenir.

Felix Körling’in bestelediği, sözleri Gustav Fröding’e ait olan halk türküsünün Türkçe sözleri aşağıdaki gibidir:

Üç kız gidiyordu güneş altında

Lindane Le yolunda

Salınarak, savurarak eteklerini

Şakıyordu üçü birden.

Lay-la-la-la.

Üç kız yürüyordu uygun adım askerler gibi

Ve sonra vals yapıyorlardı

Ve “şımarık deli oğlan” diye

Şakıyordu üçü birde.

Lay-la-la-la.

Dönemecine geldiklerinde

Lindane Le yolunun

Haykırdılar hep birlikte:

“dinle bizi guguk kuşu!”

Sonra utanıp sustular.

Sustular ölü gibi sessiz

Ve kızardılar üçü birden

Neden kıpkırmızı oldular

Ve neden sustular neden?

Lay-la-la-la.

Ha, evet!..

Yol çıkışında üç öğrenci bekliyordu

İşte onlardan utandılar

Ve kıpkırmızı oluverdi yanakları,

Şakıyıp gelen üç kızın.

Lay-la-la-la.

Dönemeçte üç öğrenci bekliyordu

Ve gülüyordu üçü birden

Öykündüler, haykırdılar:

“dinle bizi guguk kuşu!”

Ve şakıdılar hep birlikte.

Lay-la-la-la.

( Türkçeleştiren: Abdullah GÜRGÜN)(1)

Halk türküsünün orijinal hali için tıklayın.

Ancak, Selim Sırrı TARCAN’ın İsveç’e gittiği dönemde Körling’in bestesi, İsveç’te sporu sevdirmek ve yaygınlaştırmak için farklı bir güfteyle (sözlerle) seslendirilmektedir:

“ Beden eğitimi sayesinde İsveçliler eski gücünü kazanacak; sıhhat ve kudret edinip sağlıklı ve gürbüz bir millet olacak!”(2)

Kısacası farklı zamanlarda farklı söylenen iki ayrı güfte vardır. Selim Sırrı TARCAN, İsveç’ten Türkiye’ye dönerken, beraberinde sayısız rapor, belge ve dokümanlarla birlikte, çok beğendiği, sözleri bir tür beden eğitimi marşı olan versiyonu sporu sevdirmek ile ilgili halk türküsünün notalarını alarak Türkiye’ye gelir.

Müzikten anlayan ve iyi de flüt çalan Selim Sırrı (TARCAN) Bey, bu halk türküsünü bazı ufak değişikliklerle marş haline getirir.

TARCAN,daha sonra, bu halk türküsünün notalarını, arkadaşı olan İstanbul Erkek Muallim Mektebi Türkçe öğretmeni Ali Ulvi (ELÖVE) Bey’e vererek, bunlara uygun söz yazmasını ister. İstenen güfte 4×4 veya 8 heceli olacaktır.

1nci Dünya Savaşı’nın aleyhimize döndüğü yıllardır. Gençlik ve halk kaygıya kapılmıştır. Bu ortamda bu olumsuz ve kaygı verici havayı dağıtmak ve gençlere ümit ve azim vermek büyük ihtiyaçtır.

ELÖVE, vakit geçirmeden çalışmaya başlar ve kısa süre sonra güfteyi tamamlar.

Dağ başını duman almış,

Gümüş dere durmaz akar.

Güneş ufuktan şimdi doğar ,

Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin,

Sert adımlarla heryer inlesin.

Bu gök, deniz nerede var,

Nerede bu dağlar taşlar?

Bu ağaçlar güzel kuşlar,

Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer gök su dinlesin ;

Sert adımlarla heryer inlesin.

Her geceyi güneş boğar,

Ülkemizin günü doğar.

Yol uzun olsa da ne var,

Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer gök su dinlesin ;

Sert adımlarla heryer inlesin.

Yeni güfteye adapte edilen marş, ilk kez Ali Ulvi (ELÖVE) Bey’in okulunda çalınır.

Okul dışında ise ilk kez 1916 yılında, Kadıköy’de İttihat Spor Çayırı’nda Erkek Muallim Mektebi (Yüksek Öğretmen Okulu) öğrencilerinin Selim Sırrı Bey’in nezaretinde yaptıkları beden eğitimi gösterileri sırasında çalınır ve söylenir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ATATÜRK’ün bu marşı çok sevmesi ve her fırsatta söylemesi ise marşın tüm Türkiye’de tanınıp benimsenmesine neden olur.

Mustafa Kemal Paşa, 1919 yılında Samsun’a çıktıktan sonra, Samsun’dan Havza’ya giderken Çamlıbel mevkiinde arabası bozulunca, yürüyerek Havza’ya giderken yanındakilerle birlikte bu marşı söylemiştir.

ATATÜRK: “Ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün, elimde hiçbir maddi kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobile gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu içlerinde ilerlerken ben daima düşünür ve yaverime ‘Dağ Başını Duman Almış! Marşını söyletirdim. Ben Türk ufuklarından bir gün behemehâl bir güneş doğacağına, bunun hareket ve kuvvetinin bizi ısıtacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.”(3)

*** 

Çok bilinen ve her yerde sıklıkla yer alan bir anekdottur:

1955  yılında  İsveç'den  bir kız Jimnastik ekibi İstanbul'a  gelir. Spor ve  Sergi  Sarayında  yaptıkları gösteriyi,  piyano  eşliğinde söyledikleri 'tre  trallande jantor'  şarkısıyla  bitirirler.

Bunu  Türk'lere yönelik bir jest zanneden seyirciler  de ayağa kalkar  ve  'Dağ  başını duman almış' diye  İsveç'li  sporculara  eşlik ederler.

Daha sonra durumu bilmeyen İsveç medyası da,  'centilmen Türk seyircisinin İsveç' lilere jesti' diye haber yapar.

 

KAYNAK:

(1).Abdullah GÜRGÜN, İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine,  Kaynak Yayınları, İstanbul, 2011, s.272-274)

(2).  http://muzminanonim.blogspot.com.tr/2010/06/uc-snanay-srfnt-degilmis.html

(3).http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-39/ataturkun-turk-milletine-armagan-ettigi-milli-bayramlar

(4) Ethem ÜNGÖR, Türk Marşları, Ankara, 1975, s. 208.

(5) Avni ALTINER, Her Yönüyle Atatürk, İstanbul, 1974, s. 633.

Bu Yazı Dosyalarım. Kategorisinde Oluşturulmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir