Ermeniler- Neden Yazdım ?

aya

ŞÜKRÜ SERVER AYA

KİŞİSEL GENEL TESPİTLER:

a.“Ermeni Meselesi”,  2’ci Dünya harbinden sonra Almanya’daki Naziler tarafından askere alınmış olan  Ermenilerin, 1950 li yıllarda ABD’ye kabulü ile (takriben 22.000 kişi) toplumun asimile olmasını önlemek ve “güzel bir bahane ile para toplamak” gayesiyle hortlatılmıştır.  Başarılı bir ”iç propaganda ve zorbalık yöntemleriyle”  Amerikan Ermeni toplumu “mağdur” olduklarına ve “tazminat talep hakları olduğuna” inandırılmıştır.  Bu cümleden olarak, 1970’li yıllardan sonra, yaklaşık 250 terror olayında 42 diplomatımız öldürülmüş, onlarla Türk ve yabancı da yaralanmıştır.

İdealist saf Ermeni  gençler “terör hakkında” Filistin Beka vadisinde  (galiba Hamas!) özel eğitim görmüş ve bunların finansmanı için  de  kaynağı meçhul yüksek tutarlarda bağışlar,  ABD ve Fransa – Lübnan  Ermeni halkından   “salma” metoduyla  toplanmıştır. Bunlara ait haber ve belgeler internette ifşa edilmiştir: Bak; http://armenians-1915.blogspot.com/2007/10/2079-genocide-lobbyist-murad-topalian.html

b. Zamanla  ortaya çıkartılan SOYKIRIM palavrası, TC nin  kırk yıldır bu meseleyi gerekli şekilde önemsememesi sonucunda, başlangıçta  ufak bir sivilce olan bu yara zaman içinde  kol kestirebilecek bir çıbana dönüşmüştür. TC nin bu konuda ne bir “toplu”  bilgi bankası, ne bu meseleyle özel olarak görevlendirilmiş bir kurumu,  devamlı ve sürekli olarak  işbaşında olan bilgili-becerili elemanları, ne de bir uzun vadeli projesi ve uygulama programı vardır. Gazetelerde ekranlarda ve Türkçe kitaplarda yazılanlar, genelde yalnız Türk kaynaklı olduğundan “konvertibilite” değerleri fazla değildir. Gerek Türkçe gerekse İngilizce yayınlar acınılacak kadar az sayıdadır. Bunların  okuyucu kitlesi ise ağlanılacak düzeylerdedir. Bilenlerin sayısı ülkemizde  70 milyonda 70 kişiyi bulmaz,  yabancı kaynaklar dâhil oldukça iyi bilenlerin sayısı ise 7 kişiyi bulmaz.

 c. T.T.K. fevkalade cılız kadroludur ve insan – parasal kaynaklardan yoksundur. İster istemez bu konulara emrivakiiyle muhatap olan Dışişleri Bakanlığının ise devamlı  “bir akil – bilen danışman” kadrosu veya sürekli görevli  elemanı yoktur. Memurlar rotasyon ile gelirler ve tayin olup giderler. Halbuki bu konunun biraz derinine inilmesi için birkaç on yıl ve on binlerce sayfa dış neşriyat ve belgelerin taranması gerekmektedir.

 c. TBMM, İTO veya benzeri Kamu veya Özel Kurumların bu konulara ağırlık koymaları şöyle dursun, “neyin ne olduğunu öğrenmelerine ve bu ihmallerin doğuracağı sonuçları görmelerine” şimdiye kadar  şahit olunmamıştır. Büyük Ticari müesseslerimizi ise, bu  önce ETİK sonra MİLLİ nitelikteki  projeye   aktif  ve sonuç sağlayacak gönüllü destekleri görülmemiştir. Karar durumunda olanlar da merak edip işin yüzde onunu bile öğrenmek ihtiyacını görmemişlerdir.

 d.  Bu meydan boşluğunda, AB, İnsan Hakları dernekleri, Soros, Heinrich Böll Vakfı, TESEV gibi yerli ve yabancı kurumlar (İsveç Konsolosluğuna varıncaya dek) büyük maddi kaynaklarla, bazı Üniversiteleri ve bilim adamı olduklarını söyleyen cahil-tembelleri kolaylıkla saflarına alabilmiştir. Türk kitapçılarında, yurt dışından ithal veya tercüme kitaplar, TV ekranlarında ve medyada reklam edilmekte ve toplum “her halde yapmışızdır” diye, bu yalan veya  tilkilere inanmaktadır.

e- Bu olumsuz atmosferde, işin doğrusu için mücadele edenler, daha iç engelleme veya ilgisizlikleri aşamadığından “bana mı kalmış” diyerek görmezliğe katlanmak zorunda kalmaktadır.

NEDEN YAZDIM VE BU KONUYA BULAŞTIM?

2004 yılında Ermenistan hakkında NATIONAL GEOGRAPHIC’te çıkan makalenin son kısmında, Türklerin soykırım yaptıkları, toprakları zorla işgal ettikleri gibi iddialar yer almıştı. Türkçe nüshada bu makale yerine, çiçek vs gibi başka yayın konularak, Türk okuyucusu aldatıldı. Hâlbuki diğer bütün yabancı lisanlarda bu kahredici makale vardı.  Bu dergiye ilan veren Türk firmaları ve kurumları, bu olayı bilmezliğe geldi. Gazetelerde bu derginin ilanları çıktı fakat benim “Vatandaşı Tepki Vermeye Çağrı” paralı ilanım, “Vatan gazetesi dışındaki” ünlü gazeteler tarafından sakıncalı bulunarak reddedildi.

Bazı kamu kurumları onlara abone olarak gelen yabancı lisandaki dergiyi emanet olarak vermeyi dahi refüze ederek, “ülkeye sadakatlerini bu tarzda” ispatladılar!  Özel bir konuşma  sırasında, konuya çok vakıf olduğumu anlayan (eski bakanlarımızdan ) Bülent Akarcalı beni bu konuda bütün  bildiklerimi derlemeye ikna etti. Bülent Bey in  Sınıf arkadaşı,İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Ateş Vuran bey de (mütevelli heyetinin ilgisizliğine rağmen) kitabı her hangi bir editörlük ücreti ödemeden bastırdı. Bütün Türk Üniversitelerine 2 şer adet yollandı, ayrıca Dışişleri Bakanlığının verdiği  listeye göre de birkaç yüz tane yurt dışındaki kurum ve okullara dağıtıldı. Bana verilen birkaç yüz kitabı da ben dağıttım .  Türk Kurum veya otoritelerinden şimdiye kadar bu kitap hakkında  her hangi bir olumlu veya olumsuz duyum alınmamıştır. Şimdiye kadar ancak Justin McCarthy, Selahi Sonyel gibi otoritelerden takdir aldım. Maalesef Üniversite hocalarımız veya yazarlar, kitapta dertlenen 2000 civarındaki orijinal alıntıları okumak ve dış kaynaklardan bu işin arka cephesini öğrenmek ihtiyacını görmemiştir.

Bu konudaki en isabetli eylemim, bu kitabı “internette” tanımadığım ve yurtdışında bulunan, işin doğrusunu sağa-sola yayan “TurkishArmenians” sitesinin elektronik kütüphanesine koymam olmuştur. Bana verilen bilgiye göre, % 80’i tamamen yabancı olan  5000 kadar kişi 700 sayfalık kitabı referans için bilgisayarlarına indirmişlerdir. Baskı almak mümkün değildi, Ekim’den itibaren isteyen baskı da alabilecek.  Diğer bir ifade ile esas mücadele dünya basınında ve internettedir fakat Türkler bunu takip etmez, kendi dar çevrelerinin dışına çıkmazlar. Şu ana kadar dünyada kitabıma alınan tek bir kelimenin bile yanlış – yalan olduğunu söyleyebilen çıkmamıştır.

NİÇİN İKİNCİ DEVAM KİTABINI YAZDIM? 

Birinci kitapta kullanılan referanslar 2007 yılına kadar bulunabilenler idi. Hâlbuki bundan sonra birçok yeni belge ve kaynak çıkmıştır ve bunlar ilk kitabımı teyit ettiği gibi, yabancının gözünü çıkaracak kadar büyük, önemli ve inkâr getirmezdir. Benim Türkçe kitabımı “SOYKIRIM TACİRLERİ” okuyarak bu yurttaşlık bilincine ve bu işe gönül veren bir iş adamı “beni bu hikâyenin devamını yazmaya ve gelecek nesillere bırakmaya” ikna etti. ( Türkçe kitaptan elimde 1000 kadar kalmıştır, dostlarınıza hediye etmek isterseniz, ciltli 500 sayfa 35 TL dir, isteyene fatura verilir  % 8 KDV eklenir. )

İngilizce kitabın devamı ise şu anda tamamlanmış olup, Ekim ayında basılarak Kasım ayında sipariş vereceklere sevk edilebilecektir. İçine Vol.1 eski kitap CD olarak konacaktır. Komple fiyat, KDV ve sevk masrafı hariç $ 50 veya muadili  75 TL dir.  Dileyenlere fatura verilebilir.

(Ne acı ki şu anda karton kapak 300 sayfa “Ambassador Morgenthau’s Story” iftiralar kitabı $ 80’e Türkiye’de alıcı bulabilmektedir)

 SONUÇ – TALEP:

 Bu “dolandırıcılık meselesi – yalancıların balonları patlanılmadığı sürece” gelecek nesillerde de devam edecek, çocuklarımıza  leke olarak sürülecektir.  Kimsenin veya Kurumun “sizden daha fazla” bu olayı önemseyeceğini sanmayın. Deneyimlerim ve belgeleri ortadadır. Arkamda şu veya bu parti, kurum veya torpil yok; ben de kimseye hayatımda boyun eğmedim.  Türkiye içinde ve dışındaki dostlarınıza  hediye olarak yollamak ve Türkiye’nin ne büyük haksızlıklara maruz tutulduğunu yabancı belgelerle ispat etmek istiyorsanız, “avans ödemenizi değil” fakat yazılı siparişinizi ve bu davayı  gelecek  kuşaklar için paylaşmanızı, ve daha iyi organizasyon imkanlarınız varsa öneride bulunmanızı  istirham ederim.

AÇIK ÇAĞRI:

 Dünya’da veya ülkemizde 1915’te Türklerin soykırım yaptıklarını şu kadar milyon insanı öldürdüklerini iddia ve ispat edecek, belgeleyecek kişi veya kurum varsa, istedikleri ortamda masada belgelerle sonuca varmaya davet ederim.  Ben dürüst bir “kişi” olarak İnönü’nün dediği cesareti gösterdim. En büyük desteği “şovenist vatandaşlardan değil” fakat “dürüstlük ve doğruluk için belgeleri ortaya koyan ve çıkaran, kendilerini tanıtmaktan sakınan fakat “Türkiyeli olduklarını” söyleyen ve yurtdışında yaşayan üç Ermeni gencinden görmekteyim. Şu halde mesele bir “ırkçılık-milliyetçilik meselesi değildir”. Ancak bu bahane kullanılarak, bazı açıkgöz dolandırıcıların  saf insanları (başta yurtdışındaki Ermeniler) dolandırmakta ve şu-bu vaatle bu dolap döndürülmektedir.  Saygı ve en iyi, dileklerimle..

Şükrü Server AYA

20 Nisan 2014

E-posta: ssaya@superline..com 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir