ERMENİLERİN UĞRADIĞI SÜRGÜN OLAYLARI

Genelde Ermenilerin tehcire tabii tutulmaları gündeme gelince, akla hemen 1 nci Dünya Savaşı içindeki, Osmanlı Devleti tarafından tehcire tabii tutulan Ermeniler gelir.

Oysa, Ermeni Tarihi, tehcir, yani bir yerden bir yere göç ettirme olaylarıyla doludur.

Bir millet, tarihin her safhasında göçe tabii tutuluyorsa, herhalde bunun da bir sebebi olsa gerekir.

Şimdi bu göç ettirme olaylarını kısaca hatırlayalım.

Ermenilerin yaşadıkları toprakların bir kısmı Roma idaresine geçtikten sonra, Doğu Anadolu Pers (İran) ve Roma gibi kendisine düşman, birbirlerine rakip iki büyük devlet arasında kalmıştı.

İran hükümdarları Hıristiyan oldukları için Ermenileri daha çok Roma’ya yakın buluyorlardı.

Romalılar ise, özellikle mezhep değişikliklerinden Ermenilere sıcak bakmıyor, onların ellerindeki toprakları stratejik açıdan önemli bularak kendi kontrollerinde olsun istiyorlardı.

Böylece, Ermeniler, doğudan gelecek saldırılara karşı tampon güç olacaklardı.

Ancak, Ermeniler, değişen durumlara göre zaman zaman Romalılar’la, zaman zaman da Persler’le birlikte hareket ettiler.

Gerek bu davranışları, gerek büyük imparatorluklara tâbi yaşamaları, Ermeniler’in sık sık sürgün edilmelerine veya kendiliklerinden değişik yerlere göç etmelerine sebep oldu.

Örneğin: İS. 300’de, Ermeniler’in Hıristiyanlığı benimsemeleri İran ile Ermeniler’in arasını açtı. Sasaniler, tekrar ateşperestliğe döndürmek istedikleri binlerce Ermeniyi, İran içlerine sürdü.

2 nci Şapur, bir çok Ermeni şehrini yakıp yıktıktan sonra, 70 000 Ermeniyi Parthiya’ya sürdü.

5 nci yüzyıl son çeyreğinde,  bölgedeki Ermenileri tamamen temizlemek amacıyla, feodal aile reisleri yerine Bizanslı memurlar yerleştirildi ve Ermeniler, Trakya’ya sürüldü.

642’de, Araplar bölgeyi işgal edince, 35 000 kadar Ermeniyi Suriye ve Arabistan’a sürdüler.

8 nci yüzyılda, Bizans İmparatoru 2 nci Basile, binlerce Ermeniyi Bulgarlar’la ve Macarlar’la savaşmak üzere Trakya’ya ve Makedonya’ya sürdü.

Moğol istilâsı sırasında birçok Ermeni, Kazan, Astrahan taraflarına götürülürken, Hulâgü Han da bir kısmını Halep, Humus, Hama ve Şam seferlerine iştirak ettirmek üzere 1250 yılında Suriye’ye götürdü.

1266 yılında Çukurova civarını işgal eden Memluklar, kendilerine daha önce Moğollarla birlikte saldırmış olan bir çok Ermeniyi esir alarak Mısır’a götürdüler. Yine 1274- 75’te, Çukurova’ya yeni bir sefer yapan Memlûk Sultanı Baybars, 10 000 civarındaki Ermeniyi Mısır’a sürdü.

1746’da çıkan Osmanlı- İran savaşları sırasında İranlılar, ordunun önünü boşaltmak maksadıyla 24 000 Ermeniyi İran’a sürdüler. Bunların bir kısmı yollarda hayatını kaybetti.

Savaş devam ederken bir kısım Ermeni de Kırım, Lehistan ve Hazar Denizi’nin kuzeyine göç etti.

1778’de Kırım’da bulunan 75 000 civarındaki Ermeni ailesi steplere sürüldü ve yine bunların büyük çoğunluğu yollarda hayatını kaybetti.

1826’da İran işle Rusya arasında yapılan savaşlarda Ermeniler Rusların yanında savaşa katıldılar. Daha sonra 1828’de yapılan Türkmen Çayı Antlaşması’yla her iki taraf arasında göç serbest bırakılınca, İranlıların öç almasından çekinen pek çok Ermeni, Rusya’ya göç etti.

Ruslar, Ermenileri hem İranlılara hem de Osmanlılara karşı kullanmak amacıyla, bu göçmenleri Nahcivan, Revan ve Karabağ’a yerleştirdiler ve bir çok kolaylığın yanında buradaki Ermenileri 20 yıl vergiden muaf tuttular. Bunun üzerine Erzurum ve Kars civarından yaklaşık 70 000 civarında Ermeni buraya göç etti.

Bundan sonra Osmanlılara karşı yapılan her harekette, 1828, 1853, 1877-78 ve Birinci Dünya savaşı sırasında, bu adı geçen yerlere sürülen veya göç eden Ermeniler kullanıldı.

Söze başlarken ne demiştik:

“Ermeni Tarihi, tehcir, yani bir yerden bir yere göç ettirme olaylarıyla doludur.”

Bir millet, tarihin her safhasında göçe tabii tutuluyorsa, herhalde bunun da bir sebebi olsa gerekir.

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir