Gomidas VARTABED Kimdir?

24 Nisan 2003 günü, Avrupa’nın en önemli kültür merkezlerinden olan Paris’te bir parka, Anadolu ezgileri üzerinde yıllarca çalışıp sayısız eserler vermiş bir sanatçının heykeli dikildi.

gomidas1

Gomidas’ın Paris’teki Heykeli

Ermeni Diasporası’nın sözde “Ermeni Soykırımı” iddialarını özdeşleştirmeye çalıştığı  ve dünyanın pek çok şehrine heykelini diktiği  bu simge sanatçı,Osmanlı Ermenisi, Besteci, Müzikolog ve Koro Şefi Gomidas Vartebet’di. (Batı ve Doğu Ermenicesinde  bazı harflerin telaffuzu farklı olduğu için yazılı kaynakların bir kısmında adı Komitas olarak geçer.)

İstiklâl Marşı’nın orkestra düzenlemesini yapan Edgar MANAS  da dahil pek çok öğrenci yetiştiren Ermeni besteci ve müzik derleyici Gomidas Vartabed ‘in Türk halkı tarafından yeterince tanınmadığını  ve neden Ermeni Diasporası tarafından sözde “Ermeni Soykırımı” nın simgesi seçildiğinin bilinmediğini düşünüyorum. 

Gomidas’ın asıl adı “Soğomon Soğomonyan” idi. Bir süre sonra Kevork adını kullanmıştır. Ermenice yazılımı ile (“Սողոմոն Գևորգի Սողոմոնյան” – “Կոմիտաս Վարդապետ”)

gomidas3

Gomidas VARTABED

26 Eylül 1869’da Kütahya’da doğdu.

Fakir bir ailesi vardı. Babası Kevork, kunduracıydı. Annesi Takuhi, müziğe hayran, beste yapan, şiir ve güfte yazan içine kapanık bir kadındı.

Daha altı aylıkken annesini kaybeden  Soğomon’u, babaannesi Mariyam büyüttü.

Dört yıl Kütahya’daki Ermeni okulunda okudu.

1880’de daha iyi eğitim alabilmesi için Bursa’ya anneannesi ve dedesinin yanına gönderildi. Ancak daha okula başlamamışken babasının ölüm haberini aldı ve Kütahya’ya döndü. 11 yaşındaydı.

Bir sene kadar zorluklarla dolu günler geçirdikten sonra, 1881 yılında şansı birdenbire değişti.

Bursa Ermenilerinin Ruhani lideri Kevork  Tertsakyan, Ermenilerin Başpatrikliği olan Vagharshabad( günümüzde Eçmiadzin)’e giderken yanında  Kevorkyan Ruhban Okulu’nda yetiştirilmek üzere Soğomon’u götürdü. Bunda Kütahya Ermenilerinin istekleri büyük rol oynamıştı.

Soğomon, Erivan yakınlarındaki Vagharshabad kentinde bulunan Ermeni Kilisesi’nin merkezi konumundaki Etchmiadzin (Eçmiadzin) Manastırı’nda Dördüncü Kevork’un huzuruna çıkarıldı. Ne var ki, Soğomon (tüm Kütahyalı Ermeniler gibi) tek kelime Ermenice bilmiyordu. Ancak Ermenice bir ilâhiyi o kadar güzel ve duygusal okudu ki, bu onun okula kabul edilmesine neden oldu.

Soğomon, Kevorkyan Ruhban Okulu’nda Ermenice teoloji  eğitiminin yanı sıra kilise müziğine de ağırlık vererek bir sene içinde Hampartzum notasını en ince ayrıntılarıyla öğrendi.(Hampartzum Notası:İstanbullu Katolik bir Ermeni olan Hampartsum Limonciyan’ın Ermeni alfabesindeki harflerle Bizans’ın işaret yazılarından yararlanılarak geliştirdiği bir nota sistemidir.)

Bir çok kimseye soğuk gelen Manastır ve Ruhban Okulu onun için bir ev olmuştu, adını artık Soğomon olarak değil, “Kevorkyan” olarak kullanıyordu.

Okuldaki ilk yıllarında, bir paskalya tatilini Eçmiadzin yakınlarındaki Keorpalu köyünde bir arkadaşının evinde geçirdi.Bu sırada köylülerin paskalya için söyledikleri doğaçlama şarkı ve türkülerden çok etkilenerek onları notaya almaya başladı. Böylece, kendi de farkında olmadan hayatına bambaşka bir yön vermeye başlamıştı.

1893’te, Ruhban Okulu’nun müzik öğretmenliğine getirildi.

Soğomon, teoloji eğitiminde belli bir aşamaya gelince, Katağigos Mıgırdiç Khırimyan, kilise kanunlarına göre Soğomon’un adını değiştirip ona yedinci yüzyılda yaşamış müzisyen Gatoğigos Gomidas Ağayetsi’nin adını verdi.

Yeni adıyla Gomidas, 1895’te “Vartabed” yani “Rahip” unvanı aldı.

Gomidas, bir yandan da köy köy gezerek köylülerin çalışırken, düğünlerde, bayramlarda ve acı çektiklerinde söyledikleri şarkı ve türküleri notaya alıyordu. Ermenice, Türkçe, Kürtçe, Süryanice, Arapça, Farsça, İbranice binlerce şarkıyı toplayıp derledi.

1895’te düğün, aşk şarkıları, ninni ve danslardan oluşan 25 parçalık “Ağın Ezgileri” isimli bir derleme yayınladı. Ne var ki, bu çalışması Ermeni Ruhani topluluğu tarafından çok büyük tepki gördü.

Böyle bir tepkiyi beklemeyen Gomidas, kısa süreliğine Eçmiadzin’i terk etmeye karar verdi.

Ekim 1895’te altı aylığına Tiflis’e giderek Rusya Çarlık Müzik Birliği’ne bağlı konservatuarın rektörü Magar Yegmalyan’dan özel dersler aldı.

Eçmiadzin’e döndüğünde Gatoğigos Mıgırdiç Khırimyan’dan  Berlin’de müzik eğitimi almak için izin istedi.

1896’da Berlin’e gitti. Profesör Richard’dan özel dersler aldı; Berlin Kraliyet Üniversitesi’nde felsefe eğitimine başladı.

Mayıs 1899’da, Uluslar arası Müzik Derneği’nin Berlin Şubesi’nin kurucuları arasında yer aldı. Şubenin açılış konferansında Ermeni  Kilise müziğinin Hristiyanlıkla doğmadığına, Pagan yani çok tanrılı dönemde de bu müziklerin var olduğuna dair bir tebliğ sundu.

Eylül 1899’da eğitimini tamamlayarak Eçmiadzin’e döndü. Eskiden olduğu gibi müzik dersleri vermeye devam etti. Çok sesli bir koro kurdu.

1903’te, “1001 Eser” adında 50 parçalık bir halk şarkıları derlemesi yayınladı; bu çok tutulunca 1905’te ikinci bir elli parça daha çıkardı.

Gomidas, 1906’da Berlin’e geri döndü.Oradan Paris’e geçip bir koro kurdu ve derlediği Anadolu halk şarkılarından oluşan açık bir konser verdi.

1907’de Cenevre’de bir koro kurdu ve yardım konserleri verdi. Aynı sene 12 şarkılık bir başka derleme yayınladı.

Daha sonra İtalya’da Saint Lazar Adası’na çekilerek “Khaz” adı verilen eski Ermeni notası üzerine çalıştı.

1907’de Ekim ayında Eçmiadzin’e geri döndü. Ancak üzerinde yeni baskılar oluşmuş, korosu dağıtılmış, müzik öğretmenliğinden aldığı para yarıya düşürülmüştü.

1910 yılında, daha rahat ve huzur içinde yaşayacağını düşündüğü İstanbul’a geldi. Galata’daki Surp Kirkor Lusavoriç Korosu’nda çalışmaya başladı. Galata’daki koronun erkeklerinin yanı sıra Beyoğlu’ndaki Eseyan Kız Lisesi’nden kız öğrenciler seçerek 150 kişilik karma bir koro kurdu. Üç ay kadar çalıştırdığı bu koro ile 4 Aralık 1910’da Beyoğlu’ndaki  Petit- Champ Tiyatrosu’nda bir konser verdi.

1911’de davet üzerine bir süreliğine Mısır’a giderek İskenderiye’de de koro kurup bir dizi konser verdi. Aynı yılın Kasım ayında tekrar İstanbul’a döndü çalışmalarına devam etti.

Trablusgarp Savaşı’nda yaralanan askerler yararına, Mekteb-i Harbiye salonunda düzenlenen konsere küçük bir koro ile katıldı ve Türkçe eserler okudu.

1912 yazında Avrupa’ya gitti, Paris, Londra ve Berlin’de konserler verdi, orada “Kır Şarkıları” adında iki ciltlik bir eser yayınladı.

Temmuz 1912’de İstanbul’a döndüğünde de koro çalışmalarına devam etti. Ancak kısa süre sonra Balkan Savaşı başladı ve öğrencileri askere alındı.

1913’te Eçmiadzin’e giderek el yazmaları kütüphanesinde çalıştı. Fakat burada hâlâ birçok kişinin kendisine karşı olduğunu görüp “ne zaman gideceksin” gibi sorularına maruz kalınca, İstanbul’a geri döndü.

O sene Ermeni Alfabesi’nin 1500. Yılı dolayısıyla yapılan kutlamalarda, Gomidas’ a görev verildi. Dahiliye Nazırı Talat Paşa’nın da katılıp bir konuşma yaptığı konserde,bestelediği  “Ah Benim Şanlı Dilim” adındaki parçayı çaldı.

1914’te Avrupa’ya giderek bir seri konser ve konferans verdi.

Ekim 1914’te İstanbul’a döndü, koro ve müzik çalışmalarına yeniden başladı.

1915’te Türk Ocağı’nda verdiği konserde Hamdullah Suphi’nin söyledikleri ilginçtir:

“Anadolu’nun çocuğu bu Ermeni papaz, uzun çalışmaları sonucunda Ermeni Müziği’ni kanatlandırmıştır. Rahatından vazgeçip bütün zamanını köyleri tek tek gezerek eserleri toplamaya harcamıştır. Ermeni ulusunun mirasını sergilemiştir.”

Bu konuşmadan sonra Gomidas piyanosunun başına geçti  ve sonunda Genç Türkler ve İttihatçılar tarafından ayakta alkışlandı.

Aradan kısa bir süre geçmişti ki…

Gomidas, 24 Nisan 1915 günü, bir çok Ermeni ile birlikte tutuklandı. Tutuklular, daha sonra Sarayburnu’ndan gemiye bindirilerek Haydarpaşa’ya, oradan trenle Ankara’ya , Ankara’dan at arabalarıyla Çankırı’ya gönderildiler.Çankırı’ya vardıklarında sorgulanmak üzere hapsedildiler.

Tutuklulara Çankırı’da oldukça iyi davranıldı, hatta Pazar günleri dışarı çıkmalarına ve kiliseye giderek ibadet etmelerine izin verildi.

Bu sırada İstanbul’daki Halide Edip, Şehzade Abdülmecit Efendi, Mehmet Emin Yurdakul gibi dostları, Gomidas’ın serbest bırakılması için çalışıyorlardı.

Dahiliye Nazırı Talat Paşa, 7 Mayıs 1915 günü, Çankırı Kaymakamlığı’na bir telgraf göndererek içlerinde Gomidas’ın da aralarında bulunduğu sekiz kişinin serbest bırakılıp İstanbul’a gönderilmelerini emretti.

Gomidas ve arkadaşları, 14 Mayıs 1915 günü, Haydarpaşa Garı’na vardılar.

Ne var ki, Gomidas artık eski Gomidas değildi. Tutukluluğu çok kısa sürmüş de olsa, sinirleri harap olmuştu, kendini bir daha toparlayamadı.

Çalışmıyor, uyumuyor, sinir krizleri geçiriyor, geceler boyu ağlıyordu.

Kimseyle görüşmüyor, kendisini ziyaret edenleri de kovuyordu.

Kendi kendine konuşuyor, bahçedeki kuyu ile kavga ediyordu.

Zorlukla da olsa Şişli’deki La Paix Hastanesi’ne yatırıldı.

Ancak en ufak bir iyileşme göstermediği için arkadaşları ve doktorları, tedaviye İstanbul’da devam edilemeyeceğini görerek, kendisi hiç  istemese de Gomidas’ı 1919 başlarında Fransa’ya gönderdiler.

Gomidas, Avrupa’nın en iyi kliniklerinden biri olan “Maison Speciale de Sante de Ville Evrard” a yatırıldı.

1923 Temmuz’unda bu işe ayrılan para tükenince “Hopital Ville Juit” isimli bir devlet hastanesine nakledildi.

Burada hayatının sonuna kadar kaldı ve 20 Ekim 1935’te vefat etti.

Cenaze töreni 27 Ekim 1935’te, Paris’taki Surp Hovhannes Mıgirdiç Kilisesi’nde yapıldı ve naaşı 1936 Mayıs ayında Ermenistan’a gönderilerek konservatuar binasına bakan anıt mezarına defnedildi.

Hastaneye yattığı günden vefat ettiği güne kadar beste yapmayan, şarkı söylemeyen ve tüm yaşamla ilgisini kesen Gomidas’ın kütüphanesi, çalışmaları ve notları da Ermenistan’a nakledildi.

Ermeni Klâsik Müziği’nin kurucusu olarak adlandırılan Gomidas, bu toprakların  yetiştirdiği en önemli müzik insanlarından biriydi.

Gerçek bir müzik devrimcisiydi. Din dogmalarından sıyrılmış, müziğin evrensel olduğuna samimiyetle inanmıştı. Bunun içindir ki, ( Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Süryanice, İbranice, Arapça, Farsça ) derlemelerini notaya alırken dil ve din farkı gözetmemişti. Düzenlemelerinde çok seslilik hakimdir. Müzikalite olarak yaşadığı toplumun çok önündeydi.Doğru ve ayrıntılı araştırmalarıyla Ermeni müzikolojisini bilimsel temellere oturtmuştur. Onu en önde gelen bestecilerden biri sayan Ermeniler arasında, halk müziğinden esinlenerek bestelediği şarkılar, koro müziği ve dinsel parçaları günümüzde de çok tutulur. Gomidas’ın Badarak isimli çok sesli yapıtı, halen Ermeni kiliselerinde düzenlenen ayinlerde okunmaktadır.

gomidas2

Gomidas’ın Heykellerinden Biri

SON SÖZ:

Anadolu’nun yetiştirdiği değerlerden biri olan Gomidas Vartabed, Ermeni Diasporası’nın SOYKIRIM sembolü olmak yerine, Türk- Ermeni ilişkilerinde BARIŞ sembolü olmalıydı.(OLMALIDIR)

(NOT: Bilgisayarınızın sesini açıp sayfanın altındaki bağlantıyı tıklamayı unutmayın!..) 

KAYNAK:

Saro DADYAN, “Osmanlı’nın Gayrimüslim Tarihinden Notlar”, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2011.(Geniş şekilde yararlanılmıştır.)

Murat BARDAKÇI, “O heykelin altına ‘soykırım’ yazmak en azından Gomidas’a hakarettir”, Hürriyet, 27.4.2003

“Gomidas’ın derlemeleri ‘Yerkaran’la ses buldu”, ttp://www.agos.com.tr/haber.php?seo=gomidasin-derlemeleri-yerkaranla-ses-buldu&haberid=6566

Gomidas Vartabed- Soğomon Soğomonyan, Gomidas Platformu

***

EZAN/ GOMİDAS VARTABED DERLEMESİ İLE… 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir