HAYRETTİN KARACA

“Çok ödül aldım, ama en büyük ödülüm iki tanedir. Bunlardan biri, 2500 metre yükseklikte bir dağda, bir çocuğun beni gösterip, arkadaşlarına, ‘koşun koşun erozyon dede gelmiş’ demesidir. Diğeri ise bir kula nasip olmuş en büyük ödüldür, daha büyük ödül olacağına inanmıyorum; bu ödül de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmamdır. Her ödülün kişiye verdiği bir sorumluluk vardır. Ben bu sorumluluk altında yaşıyorum, zaten beni çağıran da budur.”

hayrettin karaca

Bu ifade Sayın Hayrettin Karaca’ya ait.

1922 yılında doğan Sayın Hayrettin Karaca, doğumu hakkında şunları söylüyor:

“Babam Karacabeyli Hocazade Çorapçı Halil, annem Zehra… Bana söylendiğine göre, 1338 senesi, Ramazan’ın on beşinci günü doğmuşum. Rumi takvime göre iki ihtimal var; doğum günüm ya 1922 yılının 4 Nisan’ı ya da12Mayıs’ı…İlk çocuk bendim, benden sonra iki erkek, birde kız kardeşim oldu. Annem, babamın ikinci hanımıydı. Ben Bandırma’da Çınarlı Mahallesi’nde doğmuşum. Sonra Sığıryolu Mahallesi’nde bir evde oturduk, ondan sonra da kendi evimizi yaptık.”

1933-40 Bandırma’da başladığı ilkokul eğitimini İstanbul’da Feyzi Ata, ortaokulu İstanbul Erkek ve Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. 1940 yılında Boğaziçi Lisesi’nden mezun oldu.

1941 Bandırma’daki fabrikanın başına geçerek iş hayatına atıldı.Türkân Hanım ile evlendi.

1942 İlk çocuğu Atay Karaca dünyaya geldi.

1946 Askerliğini Ankara’da yaptı. Eşi Türkan Karaca vefat etti.

1948 Fransa’da, eski iş ortakları Namer’in yanında tekstil boyacılığı konusunda staj yaptı.

1949 Hayrettin Karaca ve Kardeşleri  Kolektif Şirketi’ni kurdu./ İkinci evliliğini Sevim Hanım’la yaptı. Bu evlilikten sırayla Elif, Kına ve Halil adında üç çocuğu oldu.

1956 Babası  (Karacabeyli Hocazade Çorapçı) Halil Karaca vefat etti. Babasının bıraktığı elma bahçesinin sorumluluğunu  üstlendi.

1961 Uluslar arası normlara uygun ilk ihracatını Almanya Bremen’e yaptı.

1962 Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası’nda kuruluşundan itibaren bulundu ve 18 yıl sendikanın ikinci başkanlığı görevini sürdürdü. Ankara Sanayi Odası’nda yapılan ihracatı geliştirme konulu toplantıya, İstanbul Sanayi Odası’nı temsilen katıldı.

1965 Üretimini Topkapı’da inşa ettiği fabrikasına taşıdı.

1967 Fabrikasında bir sera kurdu. Türkiye Tabiatını Koruma Cemiyeti’ne üye oldu. Sanayi Bakanlığı, sanayi mamulü ihracatında yaptığı öncülük nedeniyle, Karaca Örme Sanayi’nin kuruluşunun 50.yılı kutlamalarında, Hayrettin Karaca’ya ödül verdi.

1968  Amerikalı işadamı Tom Holton ile sanayi mamulü ihracatında bir ilk olan, depozitör acentelik anlaşmasını imzaladı.

1980  Aktif iş hayatını, şirketin yönetimini oğlu Atay  Karaca’ya bıraktı. Türkiye Tekstil  Sanayii İşverenleri Sendikası’ndan ayrıldı. Yalova’da kendi evinin bahçesini arboretuma çevirdi. 

arboretum1

1984  Oğlu Halil Karaca vefat etti.

1989’da Türkiye çevre koruma ve yeşillendirme kurumuna üye oldu.

1990  Karadeniz Üniversitesi  Orman Fakültesi tarafından Fahri Doktora verildi.

1992 Nihat Gökyiğit ile birlikte Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı’nı kurdu./ Birleşmiş  Milletler Çevre Programının  Global 500 Roll of Honour Ödülü ile ödüllendirildi.

1993  Oğlu Atay Karaca vefat etti.,

1993 yılı Uluslararası  Olimpiyat Komitesi tarafından Çevre Yılı olarak ilân edilmişti. Sayın Karaca, “Toprağın  Olimpiyat  Ruhu” başlıklı bir yazı yazdı. Yazının son bölümünü hatırlamakta yarar var:

“… Olimpiyat ruhu nasıl bir evrensel barış unsuru ise, çevre sorunlarının başında gelen toprak erozyonu da insanlığın geleceğini kaybettirecek bir evrensel sorundur. Olimpiyatlar insanları nasıl ırk, din, dil, fakirlik ve zenginlik farkı gözetmeksizin bir araya getirme niteliğine sahipse, toprak erozyonu da din, dil, ırk, milliyet farkı gözetmeksizin insanların geçim ve yaşam olanaklarını ellerinden alma niteliğine sahiptir. Bu sebeple dünyamızın geleceği için evrensel önem taşıyan bir sorundur. Artık bütün dünya halklarının yaşam koşulları için ortak sorumluluk altına girdiği çağımızda kuraklık, susuzluk ve çölleşme sürecinin inanılmaz derecede hızlanması insanoğlunu hareket geçirmek zorundadır.

Bu felâketi durdurmanın tek yolu ise bütün canlılara sağlıklı yaşama ortamı sağlayan doğanın olimpiyatlarını yapacağı ortamın korunmasıdır. Ancak bu şekilde dünyamızın ve onun üzerinde yaşayan biz insanoğlunun geleceği olacağına inanıyorum.”

Aynı yıl, Uluslar arası Olimpiyat Komitesi tarafından Çevre Ödülü verildi. / Çevre Bakanlığı tarafından Üstün Hizmet  Ödülü verildi.

1995 ODTÜ tarafından Felsefe Onur doktorası verildi./ Ege Üniversitesi tarafından Fahri Doktora verildi.

1996 Milli  Olimpiyat  Komitesi tarafından Fair  Play Ödülü verildi./ Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından Hoşgörü  Ödülü verildi.

1997  Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından, Şeref Üyeliği beratı verildi./ Kırıkkale Üniversitesi ilk Fahri Doktora unvanını Hayrettin Karaca’ya verdi./ Cumhurbaşkanlığı  Büyük Kültür ve Sanat Ödülü verildi./ ÇEVRETED tarafından ÇEVRETED 97 Onur Ödülü verildi.

1998 Çanakkale 18 Mart Üniversitesi tarafından 2000 Yılının Öncüleri ödülü verildi./ Genç Hukukçular Derneği tarafından Yılın Yurttaşı ödülü verildi. /Türkiye Çocuk Dergisi tarafından Babalar Günü nedeniyle Toprak Baba unvanı verildi/ Anadolu Üniversitesi tarafından Fahri Doktora verildi./ BİLSES Vakfı tarafından Çevre Ödülü verildi./ Ankara Çankaya İzci Grubu tarafından Yılın Doğa Dostu Ödülü verildi.

1998 Ankara Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yılın Adamı ödülü verildi./Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı tarafından 1998 Türk Dünyasına Hizmet Ödülü verildi.

1999 Kırıkkale Üniversitesi tarafından Fahri Doktora verildi.

Aynı yıl meydana gelen Gölcük depreminden sonra, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, Türkiye’yi ziyaret etti. Bu ziyaret sırasında Clinton’un görüşmek üzere davet ettiği sivil toplum kuruluşlarından biri de Tema idi. Sayın Karaca, Tema’yı temsilen bu davete icap etti. Görüşmeden sona, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, konuklarla bir yemek verdi. Bu yemekte, ABD Konsolos’u birden bire hiç ilgisi yokken, Sayın Karaca’ya, “Mister Karaca, siz Tema Vakfı olarak Türkiye’yi ağaçlandırmaya çalışıyorsunuz, ama Türk Silâhlı Kuvvetleri Güneydoğu’da ağaçları kesiyor, yakıyor, buna ne dersiniz? “ diye bir soru sordu.

Sayın Karaca’nın (yemeğe katılan tüm personelin duyacağı gibi düzen alındıktan sonra) bu soruya verdiği cevabı hatıralarından aynen okumakta yarar var:

 “…Bu konuyu anlatırken bildiklerim var, bilmediklerim var; tahmin ettiklerim var. Bilmediklerimi işaret edeceğim. Örneğin, ben Amerikan Ordusu’nun Vietnam’a niçin çıktığını bilmiyorum. Ama siz Vietnam’da harp ederken, orada bazı engellerle karşılaşmıştınız, onu okudum. Bu engel de şu: ormanlardaki mücadelede, Vietnam halkının  üstünlüğünü görmüşsünüz. Çok da zayiat vermişsiniz bu çatışmalarda, onu da okudum, öğrendim. Bunun çaresi olarak da oraya bir pestisit (Kimyasal bir madde) sıkmışsınız.Yaptığınız işin sonucunda, oradaki bütün ormanları cansız hale getirdiniz, yaprakları döktünüz ancak o surette araziyi kontrol altına alabildiniz. Ancak, bunun sonunda o pestisitler yüz metre derinlikteki sulara kadar indi, orada yaşayan halk siz gittikten sonra bile , o suları kullanarak bazı hastalıklara duçar oldular.

Siz de görmüşsünüzdür Times Dergisi’nde çıktı; kapakta bir Vietnamlı vardı, derileri soyulmuş, etleri çıkmış, alnında yanıklar vardı. O dergiye göre, o sırada çocukların nerdeyse yüzde yüzü sakat doğmuş. Onların da resimlerini gördünüz değil mi? Artık hep biliyoruz. İşte ben bunları biliyorum. Gelellim şimdi Türkiye’ye…

Biz, PKK ile savaşırken, özür dilerim, yani biz orada sizinle savaşırken…Biz, PKK ile, ama bu arada sizinle savaştık. Yunanistan ve Suriye’yi bir yana bırakın, biz Almanya’yla, İngiltere’yle, Fransa’yla ve sizle savaştık orada…

O savaş sırasında şöyle bir şey olmuş olabilir; bunu bilmiyorum, ama tahmin edebiliyorum. Şimdi tüm dünyadaki harp akademilerinde olduğu gibi Türkiye’de de herhalde taa en iptidai harplerden bugüne kadar geldiğimiz süre içinde olan harp tarihi okutulur. Eminim, harp tarihi içinde sizin Vietnam’daki savaşınız da konu ediliyordur. Savaşta kim galip geldi, kim mağlup oldu onu bilmiyorum; gerçi bana göre harbin galibi mağlubu olmaz. Siz ne için oradan çıkıp gittiniz onu da bilmiyorum, ama bir gün çıkıp gittiniz bunu biliyorum.

Bizim Harp Akademileri’nde de Vietnam Harbi okutulurken, ‘yahu Amerikalılar harp esnasında ormanları öldürdüler, biz de orada PKK ile savaşırken, affedersiniz biz orada sizinle savaşırken, bu yöntemi kullanalım’ denmiş olabilir. Arazideki savaşta güçlükleri yenmenin bir yolu da, sizin de yaptığınız gibi ormanları kesmek ve yakmak!..Ama arada bir ark var. Kestiğimiz, yaktığımız ormanlar çoğunlukla meşe olduğu için bir süre sonra yeniden canlanıp geri geldi, ama sizin Vietnam’da pestisitle  öldürdüğünüz ormanlar hayat boyu bir daha geri gelmeyecek. Arada bu kadar ufacık da bir fark var. Ama biz sizden aldığımız bilgilerle onu yaptık. Yoksa siz olmasaydınız, eğer Vietnam’da böyle bir usulü kullanmasaydınız, bizim de aklımıza gelmeyecekti. Bizim Silâhlı Kuvvetler  Vietnam’dan örnek almışlardır, başka nerden alacaklar; dünyada bunun eşi yoktur. Ben böyle olduğunu tahmin ediyorum.

Ancak, Türkiye’de nerde yemyeşil bir alan varsa, orada mutlaka asker vardır. Bilin ya da bilmeyin bu durum 1960’lı  yıllarda Cemal Tural Paşa’mla başladı; gidin görün askeri karargâhların oldukları yerleri. Gidin görün !..Ama siz bunları biliyorsunuz galiba, o halde bu soruyu bana neden sordunuz?Tabi ümit ediyorum, bu kadar bilgi almaktan memnun olmuşsunuzdur; teşekkür ederim.”

2001 Eşi Sevim Karaca vefat etti.

2003 Uluslar arası Dendroloji  Cemiyeti tarafından  Karaca Arboretum’a Belagat Nişanı verildi.

2005 Akdeniz Üniversitesi Özel Ödülü verildi.

2006 Uluslar arası Meşe Birliği tarafından, Yaşam Boyu Başarı ödülü verildi. /Çanakkale Üniversitesi tarafından Fahri Doktora verildi.

2007 TURYAK- Örnek Kıdemli Vatandaş Ödülü verildi./ Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarımsal Sektör Ödülü verildi.

23 Ekim 2010 günü, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nın (TEMA) Temsilci ve Gönüllü Sorumluları Koordinasyon toplantısı Yalova’da gerçekleşti. Programın tamamlanmasının ardından Gazipaşa Caddesi üzerine konulan Sayın Hayrettin Karaca’nın heykelinin açılışı yapıldı.

hayrettin karaca heykeli_002

2012 yılında, Alternatif Nobel olarak adlandırılan Right Livelihood – Doğru Yaşam Onur Ödülü Türkiye’de Erozyon Dede diye anılan Hayrettin Karaca’ya verildi.

Right Livelihood, Doğru Yaşam Vakfı Direktörü Ole von Uexkull 2012 yılı Alternatif Nobel Onur Ödülü’nün Hayrettin Karaca’ya veriliş gerekçesini şöyle açıkladı: ‘‘başarılı girişimciliğini etkin çevrecilikle kaynaştırarak doğal yaşamın korunmasını ve doğru yönetimini yaşamı boyunca bitmez tükenmez bir enerji ile desteklediğinden ve savunduğundan dolayı 2012 Onur Ödülüne lâyık görüldü’’.

*****

Sayın Hayrettin KARACA’nın 1980 yılında Yalova’nın Samanlı Köyü’nde kurduğu arboretum, Türkiye’nin ilk özel arboretumudur. Peyzaj ağırlıklı, koleksiyon bir arboretum karakterindedir. İçerisinde kaya bahçeleri, bitki bahçeleri, iris bahçeleri, gül bahçeleri, minyatür bitkiler, Türkiye doğumlu bitki koleksiyonları vb. örnekler vardır.

arboretum2

 Yurt içi ve yurt dışından toplanan  yaklaşık 14 000 türü barındıran “Karaca Arboretumu”, aynı zamanda ülkenin tehlikedeki türleri için bir gen koruma merkezidir.

Yılda iki kez yayınlanan Arboretum Magazin’i bilim adamlarının araştırma ve görüşlerinin yayınlandığı bir forumdur.

Hannover Üniversitesi’nden ekoloji profesörü Franz H. Meyer, Hayrettin Karaca’dan “Şimdiye kadar hiç böylesine kişisel çıkar gütmeden, kendini insanlığın yararına çalışmaya adamış birine rastlamadım” diye söz eder.

*****

ÜYE OLDUĞU KURUMLAR

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği

Doğal Hayatı Koruma Derneği

Kırsal Çevre, Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği

Dil Derneği

Doğa Kültürü Derneği

Flora Araştırmaları Derneği

International Dendrology Society

Royal Holticultural Society

Alpine Gardener Society

IRIS Garden  Society

National  Trust

Deucshe  Dendrology  Society

South  African  Dendrology  Society

Kirstenburg  Grohan  Member

Arnold  Arboretum  Member

Wasington  State  Arboretum  Member

Holland  Holticultural  Society

Rock  Garden  Society

South  African  Botanical  Gardens  Society

BGCI

Amerikan  Holticulturel  Society

*****

Ömrünü doğaya ve doğanın dengesini korumaya, iyiliğe ve berekete adamış bir toprak adamı Sayın Hayrettin KARACA..

Olaylar karşısında kararlı duruşu ve ağzından dökülen sözcüklerle dağıttığı bilgelik, bir meşenin güzel gölgesi gibi etrafındaki herkesi etkisi altına alıyor.

Umarım uzun yıllar sağlıkla yaşar ve toplumu aydınlatma görevine devam eder.

 

(KAYNAK: Erozyon Dede, Hayrettin Karaca Kitabı, Söyleşi: Şengün Kılıç Hristidis, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008.)

Karaca Arboretum hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayabilirsiniz.

http://www.karacaarboretum.com/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir