HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ

4 Ekim, bütün dünyada Hayvanları Koruma Günü olarak kutlanıyor.

Genelde sevginin önüne menfaat geçtiği için, insanın insanları ve insanın hayvanları sevmediği bir ortamda, bir günün hayvanları koruma günü  olarak kutlanması doğrusu hem anlamlı, hem de düşündürücü geliyor bana!..

Hele hayvan sevgisiyle, hayvan besleme arzusu birbirine karışınca, durum iyice içinden çıkılamaz bir hal alıyor.

Sizleri bilmem ama, ben hayvanları severim!…

Hem de ayırt etmeden hepsini…Evcilini…Vahşisini…her birinin kendine göre bir güzelliği ve yaratılma hikmeti vardır.

Ama, evimde hayvan beslemeyi sevmiyorum!..

Ayrıca, hayvan seven herhangi bir dostumun, hayvanıyla birlikte evime gelmesini de istemiyorum!..

İsteyen sadece sever, isteyen hem sever, hem de besler.

Ancak, çevresini rahatsız etmemek şartıyla!..

Komşunun beslediği, olur olmaz saatlerde havlayan köpeği beni rahatsız eder.

Hele kapımın önündeki paspası kirletirse, olayın boyutu değişir.

Ben, her türlü hayvanı çok seviyorum.

Hayvanlara, evcil veya vahşi her türlü hayvana kötü muameleye şiddetle karşıyım.

Ama, “Hayvanları sevmeyen insanları sevemez” sözüne katılmıyorum; bu sözü ağzına sakız edenleri de sevmiyorum.

Hayvanlara kötü muamele ve eziyet, dünya ülkelerinin hemen hepsinde yasalara aykırıdır.

Soyu tükenmekte olan hayvan türlerine özel ilgi gösterilmeye başlamasıyla, 20 nci yüzyılın ortalarında hayvanları koruma hareketi hız kazanmış  ve bir çok yasa çıkarılmıştır.

Gene de, ilgili kişi veya toplulukların seslerini yükseltmeleriyle bu yasalar uygulamaya konulmaktadır.

İlk hayvanları koruma dernekleri, insanla evcil hayvanlar arasındaki istenmeyen ve çirkin davranışlardan hareketle, onları savunmak için kurulmuştu.

Yabani hayvanlara yapılan zalimce hareketler gündeme bile gelmiyordu.

Tarihten bir örnek verelim:

“Cagito, ergo sum” yani “Düşünüyorum, o halde varım” önermesine ulaşan Rene Descartes’tır. Çağdaş felsefenin babası sayılan Fransız filozofu Descartes, aynı zamanda matematikçi ve bilim adamıydı.

İşte bu  Descartes, düşünce ve duyunun ruh gerektirdiğine, hayvanların da ruhu olmadığına göre, acı duyamayacaklarına inanıyordu.

Birer makine olduğuna karar verdiği hayvanların nasıl olup da gerçekten acı çeker görünebildiklerine şaşıyordu.

Bilim adamı böyle düşünürse, var siz gerisini düşünün.

Hayvanları kötü muameleden korumaya yönelik ilk yasa, bir iddiaya göre 1641’de Massachusetts Koyu Kolonisi’nde çıkarıldı.

Yasa, “Hiç kimse, genellikle insanların yararlanması için bulundurulan bir hayvana kötü ya da acımasız davranamaz” diyordu.

1809’da, İskoçyalı Lord Erksine at, domuz, öküz ve koyun gibi hayvanlara kötü muameleyi önlemek için parlamentoya bir yasa tasarısı sundu.

Lordlar Kamarası’ndan alaylar arasında geçen tasarı, Avam Kamarası’nda reddedildi.

Ama, 1882’de Richard Martin, büyük evcil hayvanları kapsayan Martin Yasası’nın geçmesini sağladı.

Dünyanın ilk hayvanları koruma derneği 1824’te İngiltere’de “Hayvanlara Kötü Muameleyi Önleme Derneği” adıyla kuruldu.;

1840’ta da Kraliçe Victoria’nın emriyle adının başına “Kraliyet” sözcüğü eklendi.

Hayvanları Koruma Derneği 1854’te Fransa’da, 1866’da Amerika’da kuruldu.

1931 yılında, Hollanda’nın başkenti Lahey’de toplanan ve aynı amaçlı derneklerin birleşmesinden oluşan “ Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu”, 4 Ekim gününü, “Dünya Hayvanları Koruma Günü” ilân etti.

20 nci yüzyılın sonlarına doğru, hayvanları koruma dernekleri ve koruyucu yasalar dünyanın hemen bütün ülkelerine yerleşti.

Türkler’de tarih boyunca hayvanları koruyan ve kollayan vakıflar vardı ama, bugünkü anlamda bir Hayvanları Koruma Derneği yoktu.

Zaman içinde, Türkiye’de hayvanların sorununa kalıcı ve insancıl çözüm bulabilmek amacıyla:

Hayvanları Koruma Derneği,

Sokak Hayvanlarını Koruyanlar Derneği,

Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği,

Hayvan Hakları Derneği,

Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği, gibi pek çok dernek kuruldu.

***

Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi metni, Uluslararası Hayvan Hakları Birliği ve ona bağlı ulusal birlikler tarafından 21-23 Eylül 1977 tarihinde Londra’da hayvan hakları konusunda yapılan üçüncü uluslararası toplantıda kabul edildi; Paris’te UNESCO Sarayında 15 Ekim 1978 tarihinde törenle ilân edildi.

. Tüm hayvanlar eşit doğar ve eşit yaşama hakkına sahiptirler.

. Tüm hayvanların saygı görme hakkı vardır. Bir tür hayvan olan insan, diğer hayvanları yok edemez. Hayvanları kendi çıkarı için karşılıksız kullanamaz.

 . Hiçbir hayvana kötü ve zalimce davranılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu ise bu, bir anda ve acı çektirilmeden yapılmalıdır.

 . Vahşi hayvanlar kendi doğal çevrelerinde yaşama ve çoğalma hakkına sahiptir. Eğitim amacıyla bile olsa vahşi hayvanlar özgürlüklerinden mahrum bırakılamaz.

 . Evcil hayvanlar, uyumlu bir biçimde ve özgürlük içinde yaşama hakkına sahiptir. İnsanların kendi çıkarları için evcil hayvanların yaşama koşullarında yapacakları her türlü değişiklik, haklara aykırıdır.

 . Evcil hayvanlar, doğal yaşama sürelerine uygun uzunlukta yaşama hakkına sahiptir.

 . Tüm çalışan hayvanlar (at, eşek…) iş süresinin sınırlandırılması, işin daha az yorucu olması, güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.

 . Hayvanlara fiziksel ya da psikolojik acı çektiren deney yapmak, hayvan haklarına aykırıdır.

 . Beslenmek için bakılan hayvanlar barındırılmalı, taşınmalı ve ölümleri de korkutmadan ve acı çektirmeden olmalıdır.

 . Hayvanlar, insanlar tarafından eğlence amaçlı kullanılamazlar. Hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlarla gösteri yapılması, hayvan onuruna aykırıdır.

 . Zorunlu olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi, yaşama karşı işlenmiş bir suçtur.

 . Çok sayıda vahşi hayvanın öldürülmesine neden olan safariler ve av partileri, hayvanlara karşı yapılmış bir soykırımdır. Doğal çevrenin kirletilmesi, yıkılıp yok edilmesi de soykırıma eşdeğerde alçakça bir davranıştır.

 . Hayvanların ölüsüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanların öldürüldüğü şiddet sahneleri, sinemalarda ve televizyonlarda yasaklanmalıdır.Ama hayvanlara yapılan saldırıları kınamak amacında olan filmlerde bu sınırlama yoktur.

 . Hayvanları koruma kuruluşları, devlet katında temsil edilmelidir. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir