AHMET AKYOL

 
 

Kimler Online
Şuanda 13 misafir bağlı

İstatistikler
Ziyaretçiler: 1130748

Popüler
Arama

 

Image

AB-D İÇİN

TÜRKİYE'NİN ANLAMI

BUDUR.

(Tıklayın)

 

Image

LOBİSAV

(Tıklayın)

 

 

Image

Banu AVAR

(Tıklayın)

 

 

Image

ŞEHİTLERİMİZ

(Tıklayın)

 

 

 
Pera Palas'taki Sırlarla Dolu Anahtar Yazdır E-posta

Imageİstanbul Beyoğlu Tepebaşı'nda, Meşrutiyet Caddesi üzerinde, 1890'ları günümüze taşıyan muhteşem bir Müze- Otel vardır.

 

 

Devrinin bütün konforuna, ayrıca bir Doğu Sarayı’nın gizemli atmosferine sahip olan bu otel, Pera Palas’tır.

 

 

 


Image

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pera Palas ilk yapıldığında zamanın en görkemli ve en değerli eşyalarıyla donatılmış, hepsi artık antika olmuş bu eşyaların her biri hiç değiştirilmeden korunarak günümüze kadar gelmiştir.

 

Image

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Atatürk’ün de Kurtuluş Savaşı öncesinde birkaç kez kaldığı Pera Palas’ın, dünyanın en çok satan yazarı, polisiye roman türünün büyük ustası Agahta Christie’nin yaşamında özel bir yeri vardır.

 

1926- 1932 yılları arasında Pera Palas’ta bir çok kez kalan Agahta Christie’nin “Orient Express’te Cinayet” başlıklı ünlü romanı burada yazdığı bilinir.

 

Image

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Agatha Christie’nin ölüm yıldönümünde (12 Ocak 1976) Pera Palas’ta geçen ilginç bir olayı hatırlamanın zamanıdır.

 

Agahta, 1926 yılında Londra’da iken on bir gün boyunca ortalıktan kaybolur, bütün aramalara rağmen bulunamaz.

 

Arabası, ağaçlara çarpmış ve bavulları dağılmış  vaziyette bir göl kenarında bulunur.


Amaç, “Agahta göle düştü” süsü vermektir.


Agahta, sonra birden ortaya çıkar ama hiçbir açıklama yapmaz.

 

Bu yok oluşun sırrı, bugüne kadar çözülemedi.

 

Hatta Amerika’da Warner Brothers Film Şirketi bu kayboluşun öyküsünü senaryolaştırıp filme bile aldı.


Ne var ki, Michael Aptedi’n yönettiği ve başrollerini Dustin Hoffman ve Vanessa Redgrave gibi iki dev oyuncunun paylaştığı film, eleştirmenlerce, “Gerçek dışı ve aşırı düşsel, belgesel bir temelden yoksun” olarak  nitelendirildi.

 

Filmin tam bir fiyasko olması üzerine, Warner Brothers yöneticileri, Hollywood’un ünlü medyumu Tamara Rand’a başvurarak bir ruh çağırma seansı düzenlemesini istediler.


Şirket temsilcileri, basın ve televizyon çalışanları ve Agahta Christie’nin varisleri huzurunda gerçekleştirilen bu seans sonunda Rand, polisiye  yazarının ruhuyla iletişime girdiğini ileri sürerek şu iddiaları ortaya attı:

 

“Agatha’nın sırra kadem basışına ışık tutacak anahtar, İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nin411 numaralı odasındadır.”

 

Bu haber dünya basınında bomba gibi patladı.


Türk basını ve yabancı gazetecilerle televizyon kameraları 7 Mart 1979’da Pera Palas’ın 411 numaralı odasında bir araya geldiler.

 

Image

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat tam 17 00’de, Los Angeles’le  telefon bağlantısı kuruldu.


Tamara Rand’ın direktiflerinden yola çıkılarak odanın yer döşemesi kısmen söküldü.


Bu sırada olay, uydu aracılığıyla bütün  Amerikan televizyonlarında gösteriliyordu.


Sonuçta, duvarın kapıyla birleştiği noktada, duvarın içinde 8 cm. boyunda koca bir paslı anahtar bulundu.

 

Olayı çok yakından takip eden Amerikalı Warner Brothers Film Şirketi’nin temsilcileri, anında Amerika ile temasa geçerek anahtarın bulunduğunu bildirdiler.

 

İşte bu noktada  o sıralarda otelin Yönetim Kurulu Başkanı olan rahmetli Hasan Süzer, devreye girerek anahtarı koruma altına aldı ve bir basın toplantısı tertipledi.

 

Süzer, bu toplantıda, anahtarın Pera Palas’ın malı olduğunu, Warner Brothers şirketine verilmesinin söz konusu olmadığını, film şirketinin gerçekten bu anahtarla ilgileniyorsa tam iki milyon dolar ödemesi gerektiğini, açıkladı.

 

Bu para, tümüyle otelin restorasyonunda ve yeniden yapılanmasında kullanılacaktı.


Ayrıca, film Pera Palas’ta çevrilecek, kâr payının % 15’i otelde kalacak, tamamlanan film Türk televizyonlarına ücretsiz olarak verilecekti.

 

Warner Brothers şirketinin temsilcileri Hollywood’a döndüklerinde konuyu kendi yönetim kurullarına ilettiler.


Teklif uygun görüldü ve durum Pera Palas’a bir yazıyla bildirildi.


Bu sırada dünya televizyonları, “Agatha’nın Sırrının Anahtarı İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nde bulundu” başlıklı özel programlar yapıyorlardı.

 

Film şirketi, ünlü medyum Tamar Rand ile tekrar görüşerek yeni bir ruh çağırma seansı düzenledi.


Rand bu seansta, Agatha’ya ünlü hatıra defterinin nerede olduğunu sordu.


Anlatılanlara göre ise şu karşılığı aldı:

 

“Anahtarı avucunuzun içine almadan defterin nerede olduğunu söyleyemem.”

 

Bunun üzerine Warner Brothers, Hasan Süzer’e mektup yazarak, anahtarın tek başına bir önem taşımadığını, ayrıca bir hatıra defterinin  söz konusu olduğunu bildirdi.


İstekleri, anahtarın Amerika’daki stüdyolarına gönderilmesiydi.


Böylece ünlü medyum Tamara Rand, anahtarı eline alabilecek ve Agatha’nın tüm sırrı gün ışığına çıkacaktı.

 

Anahtarın Amerika’ya gönderilmesini sakıncalı bulan Hasan Süzer, şirket temsilcileriyle Tamara Rand’ı İstanbul’a davet ederek seansın Pera Palas’ta gerçekleştirilmesi arzusunu dile getirdi.

 

Warner Brothers yetkilileri bu isteği tek şartla kabul ettiler.


Defterin bulunması amacıyla yapılacak tüm masrafları ve yolculuk giderlerini karşılamak üzere Warner Brothers, Tamara Rand ve Pera Palas adına Hasan Süzer, bir Los Angeles bankasında toplam 60 bin dolarlık bir ortak hesap açacaklardı

 

Taraflar 20’şer bin dolar yatıracak, harcamalar bu fondan karşılanacaktı.

 

Bu arada, dünyanın en yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan New York Times, anahtar öyküsünün yayın hakkı için Pera Palas’a 75 bin dolar önerdi.

 

Böylece taraflar anlaşmaya vardılar.


Tamara Rand, 20 Ağustos 1979 günü İstanbul’a gelecek, anahtarı avucunun içine alarak  transa geçecek ve Agatha’nın sırlarını açıklayacak olan hatıra defterinin yerini belirleyecekti.

 

Yerli ve yabancı basın bu ilginç toplantının gündemini aylarca önce bildirmeye başladılar.


İddiaya göre, hatıra defterinde sadece on bir günün esrarı çözülmüyor, yazarın birçok romanında çözülmemiş olarak kalan birçok nokta da aydınlatılıyordu.

 

Kaldı ki Agatha Christie, vasiyetnamesinde bir hatıra defterinin varlığından söz etmiş, ama yerini açıklamamıştı.

 

Ne var ki, 20 Haziran 1979 günü Pera Palas Oteli greve girince, Agahta ile ilgili tüm girişimler de durdu.

 

Aslında medyum Tamara Rand, gerçekten geniş bir üne sahipti.


Hollywood’un ortasında büyük bir şirket kurmuş, film yıldızlarıyla seanslar düzenler olmuştu.


Falına baktığı starlar arasında Elvis Presley, Bob Dylan, Liza Mineli, Michael Douglas, Dionne Warwick, Mery  Griffin ve Phyllis Diller bulunuyordu.

 

Her hafta televizyona çıkarak tüm Amerika’ya sesleniyor, California, Winsconsin ve Las Vegas eyaletlerindeki enstitüler aracılığıyla geniş kitlelere “Mistik ve parapsikolojik” hizmet sunuyordu.

 

Tamara, Bing Crosby ve Bob Crane’in öleceği tarihleri önceden bilmiş, Galler Prensi Charles’in evleneceği kadını (Layd  Diana) uzun süre önce tarif edebilmişti.

 

7 Mart 1979 günü, Cinayet Mahalli Kitabevi, 13636 Ventura Bulvarı, Sherman Oaks, Los Angeles adresine gerçekleştirilen ve Pera Palas’ın 411 numaralı odasında toplanan basın mensupları tarafından telefon aracılığıyla izlenen seans sırasında, Tamara Rand, şunları söylemişti:

 

“Bir defter görüyorum. Üstünde Agatha’nın adı var. El yazması bir defter bu…Bir hatıra defteri…1926’dan kalma…Defter büyük bir kutuya konmuş. Bir anahtar var. Kutu kilitleniyor.”

 

Seans bitip transtan çıktıktan sonra, Variety Dergisi Muhabiri Jim Harwood’a da şöyle bir açıklamada bulunuyordu Tamara Rand:

 

“Agatha anahtarın İstanbul’da bir otel odasında saklı olduğunu, bir zamanlar  bu sırrı çok iyi koruduğunu, ama artık bilinmesinde bir sakınca olmadığını söylüyor. Kutunun anahtarı bulunmalı…Onu mutlaka bulmalıyız.”

 

Evet, ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christie, 1926 on bir gün ortalıktan kaybolmuş, bu kayboluşun öyküsüne ışık tutabilecek anahtarı da Pera Palas’ın 411 numaralı odasında saklamıştı.

 

Image

 

(Pera Palas'ta sergilenen Agatha Christie'nin sırlarla dolu anahtarı...)

 

 

 

 

 

Peki, ne olmuştu bu esrarlı on bir gün zarfında?


Bu konuda çeşitli spekülasyonlar var.


Bunları geçelim.

 

Bugün gerçek olan, Pera Palas’ın 411 numaralı odasının otelin en popüler odası oluşu…


Kapısındaki madeni plâkette,” “Bu odada polisiye romanlar yazarı Agatha Christie kalmıştır” yazan 411’de geceleyebilmek için turistler sanki yarışıyorlar.

 

Image

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu oda, antik özelliklerini korumakla birlikte, temiz ve bakımlı…


Dökme pirinç yatakları…Fransız stili komodini…Çifte kapılı boy aynalı gardırobu…Aynalı makyaj etajeri…Küçük koltuğu…Mavi fayanslı ve beyaz mermerli banyosuyla belirli bir dönemin yaşam anlayışını yansıtıyor.

 

***** 


1989 veya 1990 yıllarında, TRT'ye hazırladığımız bir belgeselin çekimleri sırasında, o dönem Pera Palas Yönetim Kurulu Başkanı olan Sayın Hasan Süzer ile bir kaç kez görüşmüştük. 

 

Sonradan rahmetli olan Sayın Hasan Süzer, Agatha Christie olayını anlatmış ve konu ile ilgili yazılı belgeleri vermişti.


Bu vesileyle kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.

 

Pera Palas’ın tarihçesi ve muhtelif dönemlere ait görüntüleri için,

www.perapalas.com sitesini tıklamanızı öneririm.

 

 

Image

 

 

Ahmet AKYOL

12 Ocak 2008

 
< Önceki   Sonraki >

 

Önemsediğim Yazarlardan Seçme Yazılar

  Rauf R. DENKTAŞ

  Ahmet B. ERCİLASUN

  Ata ATUN

  Çetin YETKİN

  Erol MANİSALI

  Ahmet GÖKSAN

  Altemur KILIÇ

  Atilla ÇİLİNGİR

  Banu AVAR

  Cavid VELİEV

  Celalettin YAVUZ

  Deniz YEŞİLIRMAK

  Gözde Kılıç YAŞIN

  Hulusi ŞENEL

  İsmet KOTAK

  M. Kemal ADAL

  Özgen ACAR

  Rıza ZELYUT

  Rifat SERDAROĞLU

  Savaş SÜZAL

  Ümit ZİLELİ

 

Sevdiğim Sözler

 

 "BENİM HAYATTA YEGÂNE

ONURUM, SERVETİM,

TÜRKLÜKTEN BAŞKA

BİR ŞEY DEĞİLDİR."

 

(K. ATATÜRK)

 

Image

 

Image

(Tıklayın)

 

 Image

 

Image

 

Image

 

Image

 

Image

 

 Image

BUGÜNKÜ SÖZCÜ

 

Son Yazılar

Anket
Açılım Paketinin Etnik Ayrımcılığa Yol Açacağı Endişesi Taşıyor musunuz?