|
1915 yılında, Çanakkale Muharebeleri sırasında, Gelibolu Yarımadası’ndaki kuvvetlerimizin her bakımdan lojistik desteğinin sağlanması konusunda, yapılacak nakliyat için üç yol mevcuttu.
Bunlar: 1. İstanbul- Çanakkale deniz yolu, 2. Uzunköprü’ye kadar tren ve buradan Bolayır’a kara yolu, 3. Anadolu tarafından boğazın güney kıyısına giden yollar ve buralardan kuzey kıyısına yapılacak aktarma… Bunların içinde en kolay ve verimlisi şüphesiz deniz yolu idi.
Düşman da bunu iyi değerlendirdiği içindir ki, çıkarma günü olan 25 Nisan 1915’te ilk denizaltı gemisini Marmara Denizi’ne sokmayı başarmış ve yarımadanın boşaldığı tarihe kadar bu cinsten çeşitli gemilerini Marmara Denizi’nde faaliyette bulundurmuştur. İstanbul- Çanakkale deniz irtibatının korunması, Türk denizciliğine düşen görevlerin en önemlisiydi.Bu irtibatın kesilmesi Çanakkale savunmasının sona ermesine sebep olabilirdi. 5 nci Ordu Komutanı Liman von Sanders’in “Türkiye’de Beş Yıl” isimli kitabında bu yönü özellikle belirtmesi ve düşman denizaltı gemilerinin aylarca sarf ettikleri gayretler bu gerçeği ispat edici mahiyettedir. Nisan 1915’te İngiliz Amirali Sir J. M. De Robeck emrinde 8’i İngiliz, 4’ü Fransız olmak üzere toplam 16 denizaltı gemisi vardı. Amiral Robeck, bu gemilerle Çanakkale Boğazı’ndan sızarak Marmara’ya girmeyi ve burada Gelibolu Yarımadası’na yapılacak lojistik desteği engellemek düşüncesindeydi. Robeck’in gemilerinden biri de, Lietenant- Commander Henry Stoker komutasındaki 800 tonluk Avustralya denizaltı gemisi AE2 idi.
AE2, görev gereği 25 Nisan 1915’te Çanakkale Boğazı’na girdi. Sahil topçuları tarafından teşhis edilinceye kadar satıhtan, top atışına maruz kalıp karakol gemileri tarafından keşfedilince de sualtından olmak üzere Boğaz’ı geçip 26 Nisan 1915 sabahı Marmara’ya sızdı. Sultanhisar Torpidobotu’nun görevi ise, Nara Burnu civarı esas mevkii olmak üzere Çanakkale Boğazı’nda gözcülük yapmak ve aşırma atış yapacak zırhlılara refakat etmekti. 97 tonluk Sultanhisar, 30 Nisan günü, Önyüzbaşı Beşiktaşlı Mehmet Rıza komutasında İstanbul’a doğru yola çıktı. Yolda iken görev emri aldı. Sultanhisar, Marmara’ya sızdığı istihbar edilen düşman denizaltı gemisini Marmara Adası ile Erdek arasında zig zag seyirle arayacak ve bulduğunda imha edecekti. Nitekim saat 10 00 sularında ve Karaburun açıklarında AE2 görüldü. Sultanhisar derhal taarruza kalktı. AE2 ise hemen daldı ve bir süre sonra su sathını gözetlemek için periskopunu çıkardı. Sultanhisar, periskopa topçu atışına başladı, bir yandan da denizaltı gemisinin attığı torpidolardan kaçınıyordu. Bir süre sonra, Sultanhisar’ın torpidosu bitti. Top ve tüfek atışı da, su altındaki denizatlıya etkili olamıyordu. AE2, sürekli dalıp çıkıyor, Sultanhisar ise onun peşlini ısrarla bırakmıyordu. Bir ara, Sultanhisar’ın 37 mm.lik topu AE2’nin periskopunu vurdu. 97 tonluk Sultanhisar torpidobotunun komutanı, bu 800 tonluk denizaltı gemisine pek fazla bir şey yapamayacağını biliyordu. Son çare olarak denizaltı gemisini mahmuzlamaya karar verdi. Her ne kadar Sultanhisar’ın ince sacan ibaret gövdesi, AE2’yi mahmuzlamaya elverişli olmamasına rağmen, muharebe alanından kaçmaktansa böyle harekette bulunmak daha şerefli gelmişti, Binbaşı Mehmet Rıza’ya… Sultanhisar, hızla yüklendi makinelerine… Kıçtan denizaltıyı mahmuzlayacaktı. Birden denizaltı gemisinden çıkan beyaz bayrağı gördüler. 800 tonluk AE2, 97 tonluk Sultanhisar’a teslim oluyordu. Zira, 100 ayak kadar derine dalan denizaltı gemisinde bir arıza meydana gelmiş ve gemi kontrolden çıkarak hızla yükselmeye başlamıştı. Kıç üstünden su yüzüne çıkan AE2’de, Komutan Stoker, mürettebatı güverteye çıkardıktan sonra, ana balastı patlatmış ve denizaltı gemisini batırmak için hazneleri açmıştı. Denizaltı gemisi su almakta ve ağır ağır mavi sulara gömülmekteydi. 32 kişilik AE2 mürettebatı torpidobota alındı. Sultanhisar rotasını Gelibolu’ya çevirirken, esir düşen düşman personeli 800 tonluk gemilerinin ağır ağır sulara gömülüşünü hayretler içinde, yaşlı gözlerle seyrediyordu. Ae2, Karaburun’un yaklaşık 6 km. kuzeyinde, 55 kulaç derinliğe battı. Esasen AE2, Çanakkale Muharebeleri sırasında herhangi bir Türk gemisine zarar verememiş, ancak Çanakkale Boğazı’ndaki mayınları geçme başarısı İtilaf Devletleri’ne çok büyük bir moral gücü olmuştu. AE2 mürettebatı, savaşın sonuna kadar esir olarak kaldıktan sonra, iade edildi. 
(AE2'nin esir personeli Afyon'da esaret günlerinde...) AE2 üzerinde yapılan çalışmalar günümüze kadar olanca hızıyla devam etti. Rahmi Koç Müzesi Müdürü Selçuk Kolay, yaklaşık 9 yıl kadar önce, Marmara Denizi’nde 72 metre derinlikte bulunan AE2 denizaltı gemisini buldu. 26- 27 Nisan 2008’de, İstanbul’da yapılacak bir çalıştayda, AE2’nin geleceği konuşulacak. Denizaltı gemisi ile ilgili hem Türk hem de Avustralya yetkililer, belgesel program çalışması içindeler. AE2’nin Çanakkale Boğazı’ndan geçişinin animasyonunu izlemek isterseniz, aşağıdaki lingi tıklayın ve tarihi yeniden yaşayın. http://www.anzacsite.gov.au/ 5environment/tr/tr-ae2.html AE2 ile ilgili Avustralyalılar’ın neler düşündüğünü merak ediyorsanız, aşağıdaki lingleri tıklayabilirsiniz.
http://www.anzacsite.gov.au/ 5environment/submarines/ae2.html http://www.submarineinstitute.com/?doc=41
http://www.navy.gov.au/
spc/history/ships/ae2.html

Ahmet Akyol 14 Nisan 2008
|