|
Atatürk, Selânik’te, Rumî 1296 ( Milâdî 1880/1881) yılında, Müslüman, Türkçe konuşan, orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Küçük çocuk, yaşamına, “ Seçilmiş kişi” anlamına gelen “ Mustafa” adıyla başladı.
Makbule Atadan, bu adın verildiğini şöyle anlatmıştı: “Ağabeyime isim koymak için bütün hısım ve akraba toplanmışlar. Bir çok isim söylemişler. Fakat babam, bunların hiç birini beğenmeyerek, ağabeyimin adını Mustafa koymuş…Bunun sebebi de, babam küçükken kardeşi Mustafa’nın salıncağını sallarken onu düşürüp ölümüne sebep olmuş. Kardeşinin hatırasını yaşatmak için ağabeyime Mustafa adını koymuşlar.” Anlatım ve hatıralara göre, Selânik Askerî Rüştiyesi (ortaokul)’nde, Mustafa’ya bir de Kemal eklendi. Okulda bir gün, matematik öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Efendi, çok karışık bir problemin çözümünden sonra, ona “olgun-eksiksiz” anlamına gelen “Kemal” adını verdi ve bu adı okul kütüğüne de yazdırdı. İleride Türk tarihinin altın sayfalarında yer alacak Mustafa Kemal adı da böylece ortaya çıktı. Atatürk, bu olayla ilgili anısını şöyle anlatır: “…Rüştiye’de en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar, belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum. Yazılı sorular düzenliyordum. Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu. Öğretmenimin ismi Mustafa idi. Bir gün bana dedi ki: ‘Oğlum, senin ismin de Mustafa, benim de…Bu böyle olmayacak. Arada bir fark bulunmalı.Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun.’ O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu.” T.B.M.M, Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazanan Başkomutan Mustafa Kemal’e 19 Eylül 1921’de “Gazi” unvanı ; 24 Kasım 1934’te de, Gazi Mustafa Kemal’e, “ Atatürk” soyadını verdi. 27 Kasım 1934 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “ Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk Soyadını Verilmesi Hakkındaki Kanun”un 1 nci Maddesi: “ Madde 1. Kemal öz adlı ( öz adı Kemal olan) Cumhurreisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir” şeklindedir. O dönem, yani 1934 yılında, “ATATÜRK” soyadı almasından sonra çıkan nüfus hüviyet cüzdanı suretini aşağıya alıyorum. 
Dikkatinizi çekerim: Burada Cüzdan Numarası: 993.814 B Adı : Kemal Soyadı: ATATÜRK Görüldüğü gibi, “Mustafa” yok. Konuya ilgi duyup araştıranlar, küçük değişiklikle karşılaşıyorlar. Örneğini aşağıya verdiğim nüfus cüzdanı suretine bakın.

Burada Cüzdan Numarası: 993. 815 B Adı : Kamâl Soyadı: ATATÜRK Yine, “Mustafa” yok !.. Sağ sayfayı büyütüp, tekrar bakalım. 
Cüzdan numaralarından anlaşıldığı kadarıyla, adı hazinesine önce “Kemal”, sonra “Kamâl” yazılmış. Hüsrev Gerede’nin anılarında, Atatürk’ün adıyla ilgili olarak şöyle söylediği yazılı: “…İsim koymak elbette bir ananın hakkıdır. Ben kendi adımdan hiç memnun değilim. Böyle koymuşlar. Bir gün, erkek çocuk doğuran bir hanım, çocuğuna Mustafa Kemal adını koymak istemiş. Bu konuda benim onay vermemi istediler. Kendilerine benim bu adı hiç sevmediğimi, fakat ana hakkına karışamayacağımı, diledikleri adı koymakta özgür oldukları cevabını verdim.” “ Kemal adının Kamâl diye yazılması, nüfus memurunun hatasıdır” demek mümkün olabilir mi? Böyle bir hata, o dönem, “ hoş görülmeksizin” derhal düzeltilirdi. Yine, “ Atatürk, sadece kısa bir dönem Kamâl adını kullanmıştır” demek de, inanılır değil. Atatürk, özel bir yasayla bu soyadını alıncaya değin, “ Gazi Mustafa Kemal” ve “ Gazi M. Kemal” diye imza attı. Soyadı kanunundan sonra, Mustafa’yı artık kullanmadı, Kemal yerine de, Türkçe “ ordu ve kale” anlamına gelen “ Kamâl ”ı kullanmaya başladı. 4 Şubat 1935 günkü Anadolu Ajansı bülteninde şu açıklama vardır: "İstihbaratımıza nazaran Atatürk'ün taşıdığı Kamâl adı Arapça bir kelime olmadığı gibi Arapça Kemal kelimesinin delalet ettiği mana da değildir. Atatürk'ün muhafaza edilen öz adı, Türkçe ordu ve kale manasına gelen Kamâl'dir." 
Bununla ilgili olarak, 5 Şubat 1935 tarihli Ulus Gazetesi’nde yer alan bir haberde, “ Atatürk’ün Kemal isminin Arapça olmadığı, Türkçe ordu ve kale manâsına gelen Kamâl olduğu” belirtiliyor. 9- 16 Mayıs 1935 tarihleri arasında toplanan C.H.P. Dördüncü Büyük Kurultayı'nda belirlenen CHP Programı'nın Giriş Bölümü'nün son satırı şöyledir: "Partinin güttüğü bütün bu esaslar, Kamâlizm Prensipleridir." Aynı kurultayda belirlenen CHP Nizamnamesi 2 nci Madde: "Partinin daimi Umumi Reisi onu kuran Kamâl Atatürk'tür" şeklindedir. Atatürk, 1934’ten 1938’e kadar imzasını (Atatürk), (K. Atatürk) ve ( Kamâl Atatürk) diye attı. Örneğin: Atatürk, 17 Şubat 1935 tarihinde, Çeşme önlerinden başlayarak, Antalya’ya kadar seyir yaptığı Zafer Destroyeri’nin hatıra defterine yazdığı yazıyı (Kamâl Atatürk) olarak imzaladı. 
Atatürk, 23 Mart 1935’te, Suudî Arabistan Kralı Abdülaziz İbn-i Suud Hazretleri’ne, geçmiş olsun mesajını, (Kamâl Atatürk) imzasıyla gönderdi. Atatürk, 11 Mayıs 1935’te, Irak Kralı Birinci Gazi Hazretleri’ne, tebrik telgrafını (Kamâl Atatürk) imzasıyla gönderdi. Atatürk, 24 Mayıs 1937’de, doğum yıldönümünü tebrik eden İngiltere Kralı VI.George’e, teşekkür telgrafını (Kamâl Atatürk) imzasıyla gönderdi. Atatürk, 29 Kasım 1937’de, Dil Bayramı’nın 6 ncı yıldönümü münasebetiyle, Türk Dil Kurumu’na çektiği telgraf metnini (Kamâl Atatürk) olarak imzaladı. Ayrıca, Avusturya Cumhuriyeti’nin Türkiye’deki ilk Büyükelçisi August Ritter von Kral’ın 1935’te yazdığı kitabın adı, “ Das Land Kamâl Atatürk” tür. Alman Tarihçi Prof. Dr. Herbert Melzig'in Frankfurt'ta, 1937'de yazdığı kitabının adı "Kamâl Atatürk" tür. 

Franklin D. Roosevelt, 6 Nisan 1937'de yazdığı mektupta, Atatürk'e "Kamâl Atatürk" diye hitap etti. 1935 yılında, Atatürk’ün, C.H.P. 4 ncü Büyük Kurultayı’nda yaptığı konuşmanın metni, kitabın orijinalinde “ Genel Başkan Kamâl Atatürk’ün Söylevi” diye geçmektedir.

Meclis-i Mebusan'ın son döneminin Edirne Milletvekili Şeref Aykut, 1936 yılında, "Kamâlizm: CHP Programının İzahı" isimli kitabını yayınlamıştır. 
O döneme ait gazetelerde de, "Kamâl Atatürk" adına sık sık rastlanmaktadır. 
Bu durumda, Atatürk'ün bir dönem sadece "Kamâl" adını bilerek kullandığını kabul etmek gerekiyor. 
Ahmet AKYOL 16 Kasım 2008 |