AHMET AKYOL

 
 

Kimler Online
Şuanda 4 misafir bağlı

İstatistikler
Ziyaretçiler: 1133731

Popüler
Arama

 

Image

AB-D İÇİN

TÜRKİYE'NİN ANLAMI

BUDUR.

(Tıklayın)

 

Image

LOBİSAV

(Tıklayın)

 

 

Image

Banu AVAR

(Tıklayın)

 

 

Image

ŞEHİTLERİMİZ

(Tıklayın)

 

 

 
Çanakkale Dinsel Çatışma Alanı mı? Yazdır E-posta

ImageHemen hemen her sene, 18 Mart Deniz Zaferi ve Şehitler Günü münasebetiyle yapılan bazı etkinlikler, sanki bir nevi dinsel törene dönüşüyor.

 

Yapılan konuşmalarda, Müslüman dünyasının Hıristiyan dünyasına olan üstünlüğünden söz ediliyor.

 

Oysa, 1915 Çanakkale Muharebeleri, dinsel anlamda bir çatışma alanı değildir.

 

Image

 

Zira, Osmanlı Ordusu sadece Müslümanlardan, İtilâf Devletleri birlikleri de, sadece Hıristiyanlardan oluşmuyordu.

 

İtilâf  askerleri içinde Müslüman ve Museviler olduğu gibi, Osmanlı ordusunda da Hıristiyanlar ve Yahudiler vardı.

 

Tarihi bir gerçektir: Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde yaşayan gayrimüslimlerin tamamının hain olduğu asla söylenemez.

 

Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler içinden, çoğunluk Müslüman Türk kadar vatanına bağlı, hatta bu topraklar için seve seve  can veren pek çok insan çıkmıştır, çıkmaktadır.

 

ImageOsmanlı Teşkilâtı Mahsusa’nın başında bulunan Eşref Kuşçubaşı der ki:

 

“Şu gerçeği tarih önünde tekrarlamak isterim.: Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde yaşayan bütün Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler asla hain değillerdir. Aralarında öz ve halis Türk kadar bu topraklara bağlı, hatta bu topraklar için seve seve ölecek insanlar çıkmıştır. En nazik ve buhranlı günlerde, bir çok Ermeni ve Rum vatandaşımızdan en vatanperver Türkleri gıpta ettirecek yakınlık görmüşüzdür. Bu ahlâk sahibi insanlar, bizlerle birlikte gülmüş, beraber ağlamışlardır.”

 

Çanakkale’de, Osmanlı 5 nci Ordusu’nda görev yapan gayrimüslim vatandaşları yok kabul etmek, onlara saygısızlık olmaz mı?

 

Çanakkale’de toprak olmuş, vücutlarını orada yapılmış anıta malzeme diye hibe etmiş şehitlerimizin yattığı mezarlıkları gezerken gözümüze: Dimitri, Yorgo, Artin, Panayot gibi isimler takılabilir.

 

Mezarlıkların tamamında olduğu gibi, bunların doğum yer ve yılları farklı olsa da, ölüm tarihleri hep aynıdır: 1915…

 

Image57 nci Alay şehitliğinde, Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin, omuz omuza savaştığı Ali Çavuş’a söylediği sözler ise hiç unutulmayacaktır.

 

"Bak Ali Çavuş, öldüğümde gâvur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme."

 

Image

 

 

Sonuçta, Yüzbaşı Dimitroyati, 57 nci Alay Şehitliği’nde, bağrımızda yatıyor.

 

Image

 

“…Şehitlerimizin aziz hatıraları için ayağa kalkmanızı rica ederim. Binbaşı Abdurrahman Efendi, Mükellef Yüzbaşı Abdürrezak Efendi, Tabip Aron Efendi, Yüzbaşı Avram Efendi, Mükellef Yüzbaşı Anastas Efendi…”

 

Birinci Dünya Savaşı’nın dağdağalı günlerinde, Şişli’deki Fransız La Paix  Hastanesi’nde, uzayıp giden bu listeyi okuyan kişi, Prof. Dr. Mahzar Osman…

 

215 kişinin adının yazılı olduğu şehitler listesinde 75 gayrimüslim tabibin adı geçiyor. Bu 75 tabibin 18’i Yahudi, 32’si Ermeni, 25’i ise Rum ve diğer Hıristiyanlar…

 

Çanakkale Muharebeleri’nde, Osmanlı Ordusu saflarında hayatlarını kaybedenlerden kimlikleri tespit edilebilen 105 gayrimüslim, vatan evladı var.

 

Bunlar arasında:

Hristo oğlu Andon (Tekirdağ),

Kostantin oğlu Aristo (Çanakkale),

Paskal oğlu Apostol (Edirne),

Tefekçiyan oğlu Arakil,

Salamon oğlu Aram,

Dimitri oğlu Arkir,

Avanis oğlu Agop,

Panayot oğlu Andon (Balıkesir),

Yorgi oğlu Andon (İstanbul) hemen göze çarpan isimler…

 

Image

 

(Resimde, 1917 yılında, Türk askeri üniformasıyla görülen İstanbul Rumları’ndan Agapios Tomboulis…Üniforma içindeki gururu gözlerinden okunuyor.)

 

Gayrimüslim vatandaşlarımızdan Çanakkale’de hayatlarını kaybedenler ile ilgili pek çok örnek verilebilir.

 

Image Süryaniler’in tarih boyunca Mardin ili ve çevresinde yaşadıklarını biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı başlangıcında, Mardin Midyat’ın Alagöz Köyü’nden 19 kişi askere alınmış. Savaş sonunda, bunlardan sadece 3’ü dönebilmiş. 16 kişi, cephede kendilerine verilen görevleri yaparken, vatan uğruna can vermişler.

 

ImageGünümüzün tanınmış fotoğrafçılarından Ara Güler’in babası Dacat Güler, Çanakkale Muharebeleri’ne Eczacı Er olarak katılıp, yaralanan ve Gazi olarak dönen Ermenilerden…

 

Image

 

Ara Güler, babasının 1960’ta vefatına kadar Çanakkale’de aldığı yarayla övündüğünü, zaman zaman çevresine “Ben bu ülke için savaştım, yaralandım. Sen ne yaptın?” diye sorduğunu anlatıyor.


ImageAgop Elmaysan, 1880 Mekteb-i Sultani mezunuydu. 60 yaşında olmasına  rağmen, Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katıldı. Çanakkale’de  yaralıları tedavi ettiği sırada, bir bombardımanda şehit oldu.

 

ImageRum Kleanti (Kalyoncu), Üsküdar’da seccadecilik yapıyordu. Zamanı gelince askere gitti. Çanakkale’de çarpışırken şehit düştü. Genç eşi Polikseni bir daha evlenmedi. Devletten aldığı ŞEHİT MAAŞI ile bebeğini büyüttü. Bu çocuk büyüdü, Niko adıyla Türk Ordusu’nda 6 yıl askerlik yaptı. Evlendi, bir oğlu oldu;

 

ImageAdını Fedon koydu.

 

Günümüzde kulağında ayyıldızlı küpe olan Şarkıcı Fedon, işte bu Çanakkale şehidimizin torunudur.

 

 

 

 

 

 

 

 

ImageBir başka örnek…

 

Rum asıllı Yüzbaşı Sokrat İncesu, Çanakkale ve Süveyş Muharebeleri’ne katılmış. Başarılarından dolayı madalya ile ödüllendirilmiş.

 

Sokrat İncesu, savaşın bütün dramlarına tanık olmuş. Kirte’de yaralanmış. Sahra hastahanesine getirildiğinde, Kaymakam Ali Rıza Bey’in, “ vah yavrum, evlâdım Sokrat’ım. Seni de mi kaybettik?” sızlanmasını duyamamış, ancak aradan üç gün geçtikten sonra gözlerini açabilmiş.

 

ImageEnver Paşa, Çanakkale cephesini ziyarete geldiğinde, Yüzbaşı Sokrat’ın yaralandığını duyduğunda, üzüntüsünü ve heyecanını gizleyemeyerek, “Eyvah, yoksa bizim Sokrat mı?” diyerek, hastahaneye ziyaretine koşmuştu.

 

 

Yüzbaşı Sokrat, 1964 yılında, “Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale- Arıburnu Hatıralarım” isimli kitabını yayınladı.

 

Aynı hatıralar , 2001 yılında, İstanbul’da, Arma Yayınevi tarafından yayınlanan “Çanakkale Hatıraları “ isimli kitabın 1 nci cildinde de yer aldı.

 

Yüzbaşı Sokrat, hatıralarının sonunda diyor ki:

 

Image"…Çanakkale, Gelibolu, Kanlısırt, Arıburnu, Kirte, Seddülbahir ve Birinci Dünya  Savaşı’na sahne olan Çanakkale harp sahalarını gezmek ve binlerce isimsiz vatan şehidinin yattığı bu mübarek toprakları ziyaret ederek ruhlarına bir Fatiha okumak her Türk’ün bir vecibesi ve yurt vazifesi olmalıdır.”

 

 

 

ImageTürk askeri denince, akla hemen “Mehmetçik” gelir.

 

Image

 

 

Ama, unutmayalım:Mehmet ile omuz omuza çarpışmış, vatan şehidi gayrimüslim vatandaşlarımız da var.

 

Çok önemli bir noktayı da hatırlamamız gerekiyor.

 

Cephede bunlar olurken, cephe  gerisi de farklı değildi !..

 

Son günlerde, Dr. Rıfkı Kamil Urga Çankırı Araştırmaları Merkezi’ne bir defter bağışlanmış.

 

Defter, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Çankırı Kâtibi Cemal Oğuz Bey’e ait…

 

Bu defterlerde yazılanları okuyunca anlıyoruz ki, 1 nci Dünya Savaşı içinde, Çankırı’da bulunan kadınlar bir araya gelerek, cephede savaşan askerlere giysi yardımı yapmışlar.

 

Yardım yapanların kimlikleri Cemal Oğuz Bey’e ait defterlere kaydedildikten sonra, toplanan yardımlar Ankara’da bulunan 5 nci Kolordu Komutanlığı’na verilmiş.

 

Yardımda bulunan, Çanakkale Muharebeleri ‘nde cephedeki askerlere çorap ve kazak gibi giysi gönderen 150 Çankırılı kadının 20’si Ermeni ve Rum…

 

Cemal Oğuz Bey’in defterinde isimleri  yer alan Rum ve Ermeni kadınların bazıların adları şöyle:

 

"Rum Mahallesi’nden Kayserili Lazari, Kayserbey Mahallesi’nden Terzi Anastas’ın annesi Elenko, Andonoğlu Taklis’in eşi Sofi, Bülbül Andon’un eşi Fesligan, Kefserbey Mahallesi’nden İvan oğlu Bodrumus’un kızı Kiraki, Koca Yorgi’nin oğlu Yanko’nun eşi Teodora."

 

Yazılanlardan, Anadolu insanının Türk’ü, Rum’u ve Ermeni’si ile yokluk içinde nasıl bir araya gelebildiğini görüyoruz.

 

Bu belge, ortak vatan bilincinin en güzel örneğidir!..

 

Yazıya,  “1915 Çanakkale Muharebeleri, dinsel anlamda bir çatışma alanı değildir” demekle ne demek istediğim herhalde şimdi daha iyi anlaşılmıştır.

 

Ancak, bugünden düne baktığımızda, bir konuyu da göz ardı etmemek gerekir:

 

Türk Milleti,

Birinci Dünya Savaşı sırasında ayrılıkçı Ermeni çetelerinin,

 

Kurtuluş Savaşı sırasında,

Yunanlılarla işbirliği yapan bazı ayrılıkçı Rumların,

Özellikle Fransızlarla işbirliği yapan ayrılıkçı Ermenilerin,

İngilizlerle işbirliği yapan bazı etnik unsurların yaptıklarını da unutmamıştır.


 

ImageAhmet Akyol

1 Mart 2007

Son Düzenleme: 14 Mart 2010

 

 

 

 

 

 

SON HABER

“ Çanakkale’nin  Gelibolu Yarımadası'ndaki 57'nci Alay Sembolik Şehitliği'nde, 18 yıldır duran ve milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilen Rum asıllı Tabip Yüzbaşı Dimitroyati' nin mezar taşı, Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun aldığı karar uyarınca kaldırıldı.

 

Çanakkale'de değil, Sarıkamış’ta şehit düştüğü gerekçesiyle kaldırılan Dimitroyati' nin mezar taşının yerine başka bir şehit erin mezar taşı konuldu.

 

 Tarihi kaynaklarda, Dimitroyati'nin Çanakkale'de değil, Sarıkamış'ta şehit düştüğünün belirlenmesi nedeniyle bu kararın alındığı söylendi.

 

Gelibolu Yarımadası'nda yıllardır alan kılavuzu olarak görev yapan Emel Akbay, şunları söyledi:

 

“Geçmişte, Türk şehitliğinin içinde bir Rum'un mezarı bulunduğu yönünde eleştiriler yapılmıştı. Önce, mezar taşının bu yüzden kaldırıldığını düşündüm. Oysa ki; Dimitroyati'nin Türk askerleri ile koyun koyuna yatmak için vasiyetinin bulunduğunu biliyordum. Yüzbaşı Dimitroyati'nin ‘Aynı amaçla nasıl birlikte savaşıyorsak, sizlerle gömülmek isterim’ şeklinde sözleri varmış. Şimdi böyle bir insanın sırf Rum olduğu için böyle bir muameleye maruz kalması çok acı olurdu. Ama sonradan söylendi ki mezar taşı başka gerekçeyle Çanakkale Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca kaldırılmış. Her ne olursa olsun yaşananlar yine de hoş şeyler değil. 18 yıldır bu insanların akılları neredeydi.” (Milliyet, 14 Mart 2010)

 
< Önceki   Sonraki >

 

Önemsediğim Yazarlardan Seçme Yazılar

  Rauf R. DENKTAŞ

  Ahmet B. ERCİLASUN

  Ata ATUN

  Çetin YETKİN

  Erol MANİSALI

  Ahmet GÖKSAN

  Altemur KILIÇ

  Atilla ÇİLİNGİR

  Banu AVAR

  Cavid VELİEV

  Celalettin YAVUZ

  Deniz YEŞİLIRMAK

  Gözde Kılıç YAŞIN

  Hulusi ŞENEL

  İsmet KOTAK

  M. Kemal ADAL

  Özgen ACAR

  Rıza ZELYUT

  Rifat SERDAROĞLU

  Savaş SÜZAL

  Ümit ZİLELİ

 

Sevdiğim Sözler

 

 "BENİM HAYATTA YEGÂNE

ONURUM, SERVETİM,

TÜRKLÜKTEN BAŞKA

BİR ŞEY DEĞİLDİR."

 

(K. ATATÜRK)

 

Image

 

Image

(Tıklayın)

 

 Image

 

Image

 

Image

 

Image

 

Image

 

 Image

BUGÜNKÜ SÖZCÜ

 

Son Yazılar

Anket
Açılım Paketinin Etnik Ayrımcılığa Yol Açacağı Endişesi Taşıyor musunuz?