|
1929 yılı Eylül ayı başlarıdır.
Atatürk'ün, 19 Ağustos 1929'da Yalova'ya adım atmasının üzerinden henüz bir ay bile geçmemiştir.
Yöreyi tanımak için sık sık gezilere çıkan Atatürk, bir gün, yanındakilerle birlikte yolunu kaybeder. Atlılar, Balaban Dere civarındadırlar ve Termal’e gideceklerdir. Bu gezinti sırasında, sığırlarını gütmekte olan, 11 yaşlarında, küçük bir sığırtmaçla ( çoban) karşılaşırlar. Küçük sığırtmacın ayakları yarı çıplaktır ; sıtma hastalığının üzerinde yaptığı tahribat sebebiyle rengi sarı, karnı şiştir. Çok az bir ücret karşılığında sığırtmaçlık yapan ve kazandığı parayı ailesinin bütçesine katan küçük çocuğun adı, Mustafa’dır. Küçük Mustafa, Gazi Paşa (Atatürk)’nın varlığını duymuş, ama onu hiç görmemiştir. Tanımadığı için hiç sıkılmadan, son derece doğal bir şekilde Atatürk’ün sorduğu çeşitli soruları cevaplandırır ve yolu tarif eder. Atatürk, küçük çocuğun bir büyük adam ciddiyetiyle konuşmasını ve davranışlarını çok beğenir; ona bir miktar para vermek ister. Küçük sığırtmaç bunu reddeder. Atatürk ısrar eder. Küçük sığırtmaç da bunun üzerine, cebinde bulunan cevizleri aldığı takdirde bu parayı kabul edeceğini söyler. Sonuçta para, küçük çocuğun sağlam bulunan bir cebine yerleştirilir. Atatürk, kısa bir süre sonra Sığırtmaç Mustafa’yı buldurarak yanına getirtir; hakkında ayrıntılı bilgi edinir. 
Küçük Mustafa, 1918 yılında Varna civarında doğmuş, daha sonra bütün mal ve mülkünü Bulgaristan’da bırakan ailesiyle birlikte Türkiye’ye göçmen olarak gelmiştir. Babasının adı Recep, annesinin ki Efide’dir. Mustafa’nın Şafiye isminde kendisinden büyük bir ablası, Behlül adında kendinden küçük bir erkek kardeşi vardır. Atatürk, ailesinin rızasını aldıktan sonra, okuma- yazma bilmeyen bu küçük çocuğu önce Şişli Etfal Hastanesi’ne tedavi olması için yatırır; zaman zaman hastaneyi ziyaret ederek onun sağlık durumuyla yakından ilgilenir. Küçük sığırtmaç, kısa zamanda sağlığına kavuşur; Beşiktaş’taki 19 uncu İlkokulu, Işık Lisesi’nin orta kısmını ve Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirir.
1941 yılında da, Kara Harp Okulu’ndan 1941/B’li Tankçı Teğmen olarak mezun olur ve Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına katılır.
1954 yılında, Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Atadan tarafından MANEVİ EVLAT’ lığa kabul edilen Mustafa Demir, bir süre sonra sağlık sebebiyle Personel sınıfına geçer. Çeşitli askerlik şubelerinde görev alır. 1960 yılında emekliye ayrılır ve ömrünün son yıllarını Yalova’da geçirir. 15 Ocak 1987’de vefat eden ve Yalova’da toprağa verilen Mustafa Demir’in ve Demir ailesinin en büyük onurlarından birisi de, kızları Tacinur’a, adının Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Atadan tarafından verilmiş olmasıdır. X Atatürk’ün, Sığırtmaç Mustafa ile yakından ilgilenmesi, o dönem kamuoyunda derin yankılar uyandırmıştı. Dönemin gazetecileri, yazar ve şairleri duyarlılık göstererek, onun serüvenini dile getirmişlerdi. Sığırtmaç Mustafa, gazetelerin yanı sıra öykülere, şiirlere de konu olmuştu.
Sayın Mehmet Selahattin’in şiiri bunlardan biridir : Mustafa Kemal’in elinden tuttuğu, Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa.
Çiftlik ağasının dağda unuttuğu, Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa. Kırlarda güttüğün davarla inekti, Yediğin bir parça kararmış ekmekti, Katığı kurtarmak, bu az mı emekti, Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa. Yolunun üstüne Gazi’yi çıkaran, Taliin milletin talii ey çoban, Bak benzine kan geldi, dizine derman, Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa. Küçücük zihnini, bu kim ? diye yordun. Sonra anladın ki en Ulu’su yurdun, Gazi adaşınla diz dize oturdun, Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa. Sen de medeni bir insan olacaksın. Sırasında aranıp sorulacaksın. Bilgi hamuruyla yoğrulacaksın. Sığırtmaç Mustafa, Sığırtmaç Mustafa.

(Ahmet Akyol, Atatürk’ün Kenti Yalova, Yalova, 2003, Sayfa 251-253) |