İNSANLIĞA KATKINIZ NE KADAR?

İşte geldik, gidiyoruz.

Durup düşünmemiz lâzım.

"İçinde bulunduğumuz topluma bir katkımız, bir yararımız oldu mu ?", diye…

Ya da en azından içinde bulunduğumuz topluma yani insanlığa bir inek kadar katkımız var mı, diye…

Bulunduğunuz yerde anlamsız bir sıkıntıyla kıpırdadığınızı hisseder gibi oluyorum.

Konuyu biraz açalım.

İnek, insanlığa yararlı bir hayvandır. Hiçbir sorun çıkarmaz. Salıverirsiniz çayıra… Kendi kendine otlar…Sütünü sağar içer; peynir veya yoğurt yaparsınız. Olmadı mı, keser etini yersiniz.

Okullarda çok ders çalışanları “inek gibi” diye küçümser; anlamadan bakan insanlara  hafif alaylı “inek gibi bakıyor” dersiniz.

Hiç düşündünüz mü, sizin inek kadar yararınız var mı?

Et ve sütün protein kalitesi ve miktarı yüksektir. İnek, bu ürünleri protein kaynağı olmayan ot ve tahıllarla beslenerek üretir.

Bu, bir nevi mucizedir.

Geviş getiren hayvanların işkembesinde doğal bir sıvı var. Bu sıvının sadece bir gramında 15- 20 milyar bakteri ve bir- iki milyon parazit bulunuyor. Yanlış anlaşılmasın, bu bir lâğım ya da benzeri bir yerden akan sıvı değil.

Son derece sağlıklı olan bu sıvının miktarı hayvanına göre değişmekle birlikte onlarca litreye ulaşabiliyor.

Onlarca litredeki mikrop sayısını hesaplayınca da, mucize rakamlar ortaya çıkıyor.

İlginçtir, bu mikroplar olmadan ineğin işkembesinin hiçbir yararı yoktur.

İnek, protein içermeyen otu yedikten sonra, işte bu mucizevi sıvı sayesinde protein kalitesi son derece yüksek süt üretiyor.

Bu sıvıdaki mikroorganizmalar, hayvan tarafından protein kaynağı olarak sindirilebiliyor, sürekli hareket ederek mide içeriğinin karışmasını sağlıyor, oksijeni tüketerek oksijensiz yaşayabilen faydalı bakteriler için ortam hazırlıyorlar.

Protein ve vitamin sentezinde, karbonhidrat sindirimi ve enerji üretiminde rol oynuyorlar.

Kısacası işkembe, mikropların çalıştığı, et ve süte ait ön maddelerin üretildiği mucizevi bir fabrika ortamıdır.

İ. Ü. Veteriner Fakültesi İç Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer DODURKA diyor ki:

“…İşin daha mucizevi olan yanı ise amonyak kokusu nedeniyle içeri girilmesi zor olan, havasız ve karanlık ahırlarda, etrafına bile dönemeyeceği daracık bölmelerde yaşamaya mahkûm edilmiş, hormonlar sayesinde ayaklarının taşıyamayacağı kadar şişirilmiş, güneşe ve temiz havaya hasret hayvanlarımızın hâlâ bize et ve süt vermeye devam etmesidir.”

Bu satırları okuyanlara tuhaf gelebilir ama bir de ineğin idrarından şifa niyetine yararlananlar var.

Örneğin Hindistan’ da inek idrarının şeker hastalığı, tümörler ve birçok kanser hastalığına iyi geldiğine inanılıyor.

Bir araştırmada, inek idrarının sağlığa yararları konusunda şu açıklamalara yer verilmiş:

“İnek idrarı laboratuvar analizine göre idrar; azot, kükürt, fosfat, sodyum, mangan, fenik asit, demir, silisyum, klor, magnezyum, melci, sitrik, titric, succenic, kalsiyum tuzları, vitamin A, B, C, D, E, mineraller, laktoz, enzimler, kreatinin içermektedir. Vücudumuz hayatımızın devamı için bize güç veren birçok mikro besinler içerir. Biz her ne zaman idrar çıktığımızda bu mikro besinler vücudumuzdan dışarı atılırlar. İnek idrarı, bu mikro besinlerin vücuttaki eksikliğini karşılamaktadır. İnek idrarı temelde çeşitli mikropları öldüren mükemmel bir antiseptiktir. “ (http://www.saglikvakti.com/inek-idrari-ile-tedavi/)

Hiçbir şeyi beğenmiyor, her zaman, her şeyi şikâyet ediyoruz ya?!..

Sözüm işte bu hiçbir şey beğenmeyenlere…

Aynaya bakın ve kendi kendinize tekrarlayın:

 "İnsanlığa bir inek kadar katkım var mı?"

 Şikâyet etmek kolaydır.

 İcraat görelim, icraat !..

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 2 Ekim 2013)

aakyol

 

İnsanlığa ya da içinde yaşadığımız doğaya en ufak katkıları olmadığı halde hayvanları aşağılayan yaratıkları görünce, eski tarihli yazımı tekrarlamayı uygun buldum. İneğin dışkısı bile işe yarıyor, tezek yapılıp kışın soğukta ısınılıyor. Günümüzde öyle yaratıklar var ki, ineğin dışkısı kadar değeri yok!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir