KAŞGARLI MAHMUD

Bir milletin kültürü, geçmişinden süzülüp gelen maddî ve manevî değerlerin tümü ve zaman içinde kendisine has duyuş, düşünüş, ifade ediş tarzı ile ortaya çıkar.

Dünya milletlerinin çeşitli kültürleri vardır.

Bunlar arasında Türk Milleti’nin kendine özgü, köklü ve zengin millî kültürü büyük önem taşır.

Bu kültür, Türklüğün doğuşu ile başlamış, zamanla gelişerek binlerce yıl, Türk toplumlarını “Millet” olarak ayakta tutmuş, onlara Türklük damgasını vurmuştur.

Kaşkarlı Mahmud şöyle der:

res-kmahmud01 “Tanrının devlet güneşini Türk  burcunda doğurmuş olduğunu ve Türklerin ülkeleri üzerinde, göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verdi ve onları yeryüzüne hakim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin yularını onların eline verdi. Onlarla birlikte çalışanları, onlardan yana olanları aziz kıldı. Ve Türkler yüzünden onları her dilediklerine eriştirdi. Bu kimseleri kötülüklerin, ayak takımının şerrinden korudu. Oklarının isabetinden kurtulmak için, aklı olana düşen vazife, bu adamların tuttuğu yolu tutmaktır. Derdini dinletmek ve Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur.

Peygamber aleyhisselâm, kıyamet alâmetlerinden ahir zaman fitnelerinden ve Oğuz Türkleri’nden bahsederken: ‘Türk dilini öğreniniz, zira onların hâkimiyetleri uzun sürecektir’ buyurmuştur.

Eğer bu hadise doğru ise Türk dilini öğrenmek dinî bir borçtur. Yok doğru değilse, akıl onu öğrenmenin lüzumuna hükmediyor.”

  Kaşgarlı Mahmud, XI nci yüzyılın ilk yarısında yaşamış, ilk Türk dil bilgini, etnologu, etnografyacısı ve folklorcusudur.

Bugün, “Ben Türk’üm” diyenin, Kaşgarlı Mahmud’un iyi tanıması gerekir.

 Tam adı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed’tir.

Yaşamına ilişkin ayrıntılı bilgi yoktur. Doğum yılı 1008 olarak kabul edilmektedir.

Karahanlılar soyundan Barsganlı Hüseyin’in oğluydu. Kaşgar’ın önemli bir bilim ve kültür merkezi olduğu dönemde yetişti. Medrese öğrenimi gördü ve dönemin bütün klâsik bilimlerini öğrendi.

Kaşagar, Asya’da Taklamakan Çölü’nün batısında Tienşan Dağları’nın eteklerinde, bizim Doğu Türkistan dediğimiz özerk bölgededir.

Daha sonra Bağdat’a yerleşen ve bu arada bütün Türk illerini, obalarını ve bozkırlarını teker teker dolaşan Mahmud, Türk  kültürüne ait ne bulduysa, hepsini inceden inceye tetkik etti ve derledi.

Türkler’in gelenek ve göreneklerini inceledi. Arapça ve Farsça’nın yanı sıra Türkçe’nin Hakaniye, Oğuz, Kıpçak, Argu, Çigil, Kencek ve Uygur ağızlarını da öğrendi.

1072-74 arasında, Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla hazırlayıp Abbasi Halifesi Muktedi’ye (hd. 1075-94) sunduğu Kitabu Divanü Lugati’t-Türk, ilk Türkçe sözlük olarak kabul edilir.

Kaşgarlı’nın yazdığı orijinal kitap Mısır’dadır. Bugün elimizde sadece Şamlı Mehmet bin Ebu Bekir’in 1266’da kopya ettiği bir nüshası bulunmaktadır. (Millet Kütüphanesi, İstanbul)

Divan ilk kez Kilisli Rifat’ın (Bilge) denetiminde yayınlanmış (1915-17, 3 cilt), Besim Atalay’ın yaptığı Türkçe çevirisi ise Türk Dil Kurumu yayınları arasında çıkmıştır. (1939-43, 4 cilt; 2.bas:1985-86).

Kitabın Halife el- Muktedi’ye (hd 1075-94) sunulması dikkate alınarak Kaşgarlı’nın Divan’ı Bağdat’ta yazdığı düşünülmektedir.

Divan yaklaşık 7 500 sözcük içerir. Sözcükler Arap dilbilgisinin sözcük kalıplarına göre dizilmiş, tanımların daha iyi anlaşılabilmesi için de çeşitli Türk boylarının halk edebiyatlarından derlenen savlar (atasözü), sagular(ağıt), koşuklar(şiir), deneyimler örnek olarak kullanılmıştır.

Türkçe olmayan sözcükler alınmamış, ayrıca çok bilinen kadın ve erkek adlarıyla, Türk- İslâm ülkelerine ilişkin coğrafî yer adlarına da yer verilmiştir.

res-kharitasi  Kaşgarlı, Türkçenin ilk sözlüğü olarak kabul edilen Divan’a bilgisini değerlendirmek ve okuyucularını tatmin etmek maksadıyla ayrıca bir de renkli bir Türk haritası eklemeyi de unutmamıştır.

Dairesel dünya haritasında merkez, Türk hükümdarlarının oturduğu Balasagun’dur.

Harita 11 nci yüzyıl Türk boylarının önemli bir bölümünün Orta Asya’daki coğrafi konumlarını göstermesi açısından önemlidir.

“Türk Sözlüğünün Divanı” anlamına gelen Divan-ı Lugatü’t- Türk, Türk dilinin zenginliğini, her duygu ve düşünceyi anlatmaya son derece elverişli olduğunu açıkça gözler önüne serer.

Türkçe’nin zengin gramer özelliklerini en çarpıcı biçimde yansıtır.

Bu eser sadece bir sözlük değil; İslâm öncesi Türk edebiyatını, tarihini, coğrafyasını, folklorunu, mitolojisini aydınlatan bir ansiklopedidir.

Kaşgarlı’nın Türk obalarından seçtiği bazı atasözlerini hatırlayalım:

Alın aslan tutar, küçin sıçgan tutmas.

(Al (hile) ile aslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz.)

 

Biş erngek tüz ermes.

(Beş parmak  düz(bir) olmaz.)

 

Arpasız aşumas, arkasız alp çerig sıyumas.

(Arpasız at koşmaz, arkasız kahraman çeriyi bozamaz.)

 

Tay atasa at tınur, oğul eredse baba dinlenür.

(Tay yetişirse, at dinlenir. Oğul erleşirse baba dinlenir.)

 

Sınmasa arıksar, sakınmasa utsukar.

(Kişi sınamazsa aldanır, sakınmazsa yutulur.)

 

Ay rolun bolsa eligin imlemes.

(Bedir haline gelen ay elle gösterilmez.)

 

Köp sögütke kuş konar, körlüg kişige söz kelir.

(Gür söğüt ağacına kuş konar, güzel kimseye ise söz gelir.)

 

Öldeçi sıçgan muş ayakı kaşır.

(Ölecek sıçan kedi ayağı kaşır.)

 

Tegirmende toğmış sıçgan kök kökregince korkmas.

(Değirmende doğmuş olan sıçan, gök gürlemesinden korkmaz.)

 

Ermegüge bulut yük bolur.

(Tembele bulut dahi yük olur.)

 

Subuzğanda ew bolmas, topuzğanda aw bolmas.

(Eski mezarlıkta ev olmaz, gevşek topraklı yerde av olmaz.)

 

Kim kür bolsa köwez bolur.

(Kabadayı olan kimse çalımlı olur.)

 

Kanı kan ile yumas.

(Kanı kan ile yıkama)

 

Koş kılıç kınga sığmas.

(Çift kılıç bir kına girmez.)

 

Bir tilki terisin ikile soymas.

(Bir tilkinin derisi iki kere soyulmaz.)

 

1105’te vefat ettiği kabul edilen Kaşgarlı Mahmud ‘un türbesi Kaşgar’dadır.

Gazeteci Yavuz Donat, bir yazısında Kaşgarlı Mahmut’untürbesine yaptığı geziyi şöyle anlatmıştı:

“…Kaşgar’dan yola çıktık ve Çin’in Batı sınırına doğru yol almaya başladık. Yolumuz Pakistan yolu. Tarihi ipek yolu. 50 kilometre gittik.Yol boyunca toprak evler vardı. Ve sonra Kaşgarlı Mahmut’un yeşillikler içindeki köyüne ulaştık.

Köyün kenarında bir külliye var. Dış kapıdan girdik, yokuşu tırmandık.Karşımıza Kaşgarlı Mahmut’un heykeli çıktı. Sonra yine yokuş ve 70 basamak merdiven. Tekrar yokuş ve 40 basamak daha.Kaşgarlı Mahmut’un türbesine vardık.

Türbenin bulunduğu yer eskiden Kaşgarlı Mahmut’un kurduğu okulmuş. Aynı zamanda haritacı olan Kaşgarlı Mahmut’un okulunda astronomi, kimya, fizik, psikoloji, matematik, dil, coğrafya ve tarih okutuluyormuş. “( Sabah, 24.07.2006)

Bütün Türk dünyasının ortak atası kabul edilen bu mümtaz insanı saygı ve rahmetle anıyorum.

Nur içinde yatsın.

***

Kaşgarlı Mahmud, eserleri, Divanı’nın Ali Emiri Efendi tarafından nasıl bulunduğu, vb. konularda daha ayrıntılı bilgi arayanlara,

http://www.kasgarlimahmud.org u tıklamalarını öneririm.

(Yazının ilk yayım tarihi: 14 Şubat 2008)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir