KÜRT- ERMENİ İŞBİRLİĞİ (TAŞNAK- HOYBUN)

Anadolu’daki yer altı ve yer üstü kaynakların ve değerlerin farkında olan emperyalist güçler, gözlerini diktikleri toprakları kendi ulusal çıkarları doğrultusunda kullanmak için tarih boyunca her yolu denemişler ve halen denemektedirler.

Bunlardan biri de, Doğu ve Güneydoğu’da yaşamakta olan Ermeni ve Kürtler üzerine oynanan oyunlardır.

Irak, İran ve Türkiye topraklarında bölünmüş bir durumda ve hâlâ birbirleriyle anlaşamayan aşiretler halinde yaşayan Kürtler, Türklerle aynı ırktan, aynı dindendir.

Gerek Ermeniler, gerekse Kürtler için yapılmasına devam edilmekte olduğunu gördüğümüz tahrik ve teşvikler, bir hak ve adalet mücadelesi için değil, uzun vadeli jeostratejik bir plâna dayanan ve sadece emperyalist devletlerin ulusal çıkarları içindir.

Aşağı yukarı 1860’lardan beri uygulanan bu plânda, Ermeniler ve Kürtler (emperyalist devletlerin ulusal çıkarları uğruna) sadece birer piyon olarak kullanılmışlardır ve halen kullanılmaktadırlar.

Bu yazıda bunun küçük bir örneğini göreceğiz.

Birinci Dünya Savaşı sonunda Ermeni örneğinden ders almayan  emperyalistler, bu defa  Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında kendilerine yeni bir meşguliyet daha bulmuşlardı.

Kürtleri ele almışlar  ve onlara “Bağımsız Kürdistan” rüyası göstererek bir takım teşkilâtlar kurma yoluna gitmişlerdi.

Onlar için önemli olan “Bağımsız Bir Kürdistan”, Kürt ya da Ermeni değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve ilerisinde Ortadoğu’nun yer altı kaynakları (petrol, doğalgaz, maden, vb..) idi.

Bu yüzden Ermeni Taşnakları elden bırakmayıp, onların Kürtlerle işbirliği yapmasını sağlamaya çalıştılar.

Faaliyeti kamufle etmek ve Kürt gururunu okşamak için teşkilâta  Kürtçe bir isim aradılar. Kürtçe’de “İstiklâl” kelimesi mevcut olmadığından “Benlik” anlamına gelen “Hoybon” kelimesini aldılar.

Bu kelimenin “Ermeni Yurdu” anlamına da gelmek üzere Taşnaklar’ın  eskiden beri kullandığı Haypun kelimesi ile benzerliği vardı.

Her iki tarafın da bunu benimsemesi için “Hoybon” şeklinde değiştirerek yeni cemiyete isim olarak verdiler.

Bu suretle  temeli Taşnak, organları Kürt, mimarı da İngiliz gizli servisi olan bir cemiyet kuruldu.

Bu cemiyet ilk toplantısını Irak’ta yaptı. Leon, Emirizyan, Sultanyan, Aris gibi Ermenilerle Şeyh Said’in kardeşi Ali Rıza, Dr. Şükrü, Hurşit, İhsan Nuri, Mehmet Emin (Broski), Fehmi, Abdülkerim Şalul gibi içlerinde Kürtlükle ilgisi olmayanlar da bulunan bazı Kürtler toplandılar.

Arkasından Paris’te bir toplantı yapıldı. Burada, biri Erivan, diğeri Kilikya bölgesinde ( Anadolu’nun güneyinde, Alanya burnundan Suriye hududuna kadar olan Adana ve Çukurova’yı da kapsayan bölge ) iki Ermeni ve bunların arasında bir Kürdistan devleti  kurma kararı alındı.

Cemiyet buradan sonra Beyrut’ta toplandı. Ermeni Papazyan cemiyete başkan seçildi. Bunun üzerine büyük anlaşmazlık yaşandı ve Kürtler ikiye ayrıldı. Şeyh Rıza ve adamları buradan ayrılıp yeni bir cemiyet kurdular ve bir beyanname ile oynanan oyunun mahiyetini açıkladılar.

Ermeni Taşnaklar amaçlarına ulaşabilmek için İngiliz ve Fransızların desteğini arkalarına aldılar. Bunun dışında Rusya ve Türkiye üzerinde etkili olmaları için Avrupa’daki Beyaz Ruslar ile Türkiye dışındaki İtilâf ve Hürriyet Fırkası mensuplarına başvurdularsa da onların desteklerini elde edemediler.

Hoybon, bundan sonra bir süre Suriye’de çalışmalarına devam etti.

Bu dönemde, Fransızlar, İngilizlerle beraber bu teşkilâtın çalışmalarından bol bol yararlandılar.

Taşnak- Hoybon’un müşterek çalışması sonucu Ağrı İsyanı çıktı.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ordusu, bu isyanı bastırmayı başardı.

İsyancılar İran’a kaçmak zorunda kaldılar.

Bu harekâttan sonra Almanya’da çıkan Glarus Zeitung Gazetesi, 11 Ekim 1930 tarihinde bu harekâtın cereyan ve gayesini şöyle özetledi:

1. Kürtler İngiliz memurları tarafından teşvik edilmiş, silâh, malzeme ve para yardımı yapılmıştır.

2. İngiliz basını Cemiyeti Akvam’ın müdahalesi için çalışmıştır.

3. İranlılar harekâtın başında yardım etmişlerdir.

4. Harekâtın  amacı: Türkiye ile Rusya arasına bir tampon devlet sokmak, Türkiye’yi ekonomik olarak zayıf düşürmek, Türkiye’yi savunmasız bırakıp İngiltere ile anlaşmaya zorlamak, Doğu petrollerinden istifade etmek için Kürtleri elde etmekti.

21 Ekim 1930 tarihli Feth- El- Arap Gazetesi’nin “Ağrı İsyanı” için yazdıkları ise, günümüze ders olarak kalacak satırlarla doludur:

“Kürtler ezildiler. Onlara ateşe sürenler için, Türkler veya Kürtler ezilsin mühim değildir. Türkler bu başarıları ile öğünmezler. Çünkü ölenler kardeşleridir. Kürtler iyi ders aldı. Gördüler ki, yabancı vaadleri bir yere kadar gelir, felâket baş gösterince ortada görünmezler.

Bu harekâtta Ermenilerin rolü büyüktür.

Kürtler unutmasınlar ki, şerefli ve mefahirle (övünülecek olaylarla)  dolu Türk tarihinden ayrılarak ecnebi (yabancı) boyunduruğuna girmek feci bir gaflettir.”

***

Tarih sayfaları ibret alınacak olaylarla doludur.

Anadolu ve Orta Doğu’da gözü olan emperyalist güçlerin oyunlarının farkında olmalı ve gelecek nesillerimizi de bu bilinçle yetiştirmeliyiz.

Kaynak:

M. Sadi Koçaş, Tarihte Ermeniler ve Türk- Ermeni İlişkileri, Kastaş Yayınları, 1990;

Belgelerle Ermeni Sorunu, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayını, Ankara, 1992

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir