MİRALAY REŞAT ÇİĞİLTEPE

Türk Kurtuluş Savaşı, başlangıcından sonuna kadar birbirine girift olayları içeren bir hamaset destanıdır.

Türkiye Cumhuriyeti topraklarını bizlere vatan olarak bırakan, vatanın bekası için düşünmeden ölüme giden şehit ve gazilerimizi elbette daima kalp ve vicdanlarımızda yaşatacak, onları her zaman minnet ve şükranla anacağız.

ATATÜRK’ün NUTUK’ta “Başkomutanlık Muharebesi” adını verdiği ve zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz, 26 Ağustos 1922 sabahı, kahraman Türk topçusunun atışlarıyla başlamıştı.

Korkunç bombardımanı müteakip, Mehmetçik mevzilerinden şimşek gibi fırlayarak Yunan siperlerine dalmış, Yunanı topraklarından kovmak için ölümüne mücadeleye girişmişti.

Elbet bir plân vardı, her birliğin hangi saatte nereyi ele geçireceği, sonra nereye taarruz edeceği, her şey en ayrıntılı şekilde plânlanmıştı.

26 Ağustos 1922 günü muharebeler, istenen şekilde devam etti.

27 Ağustos sabahı ise tüm cephe boyunca taarruzlar gelişirken, sadece 1 nci Kolordu’nun 57 nci Tümen bölgesinde taarruz tıkanmış, Çiğil Tepe henüz birliklerimizin eline geçememişti.

57 nci Tümen Komutanı, Miralay (Albay) Reşat Bey’di.

*

Reşat Bey

Reşat Bey

Ziya Paşa ile Şevkiye Hanım’ın oğlu olan Reşat Bey, İstanbul’da doğmuş, 1896’da Harbiye’yi bitirerek Teğmen rütbesiyle subay olmuştu. Kısa biyografisi şöyledir:

YÜKSELME TARİHLERİ:

28 Ocak 1896’da Teğmen,(Sicili: 1311- C.P.80)

20 Mayıs 1899’da Üsteğmen,

14 Ağustos 1904’te Yüzbaşı,

29 Mart 1912’de Kıdemli Yüzbaşı,

1 Mart 1916’da Binbaşı,

8 Aralık 1916’da Yarbay,

1 Mart 1922’de Albay.

ASKERİ GÖREVLERİ:

29 Ocak 1896’da 3 ncü Ordu, 65 nci Alay, 2 nci Tabur, 2 nci Bölük Takım Komutanı;(Cuma-i Bâlâ’daki bu görevinde Bulgar hududunda eşkıya takibinde bulundu. Görevinde gösterdiği başarıdan dolayı 5. Rütbeden Mecidi Nişanı aldı.)

20 Mayıs 1899’da 68 nci Alay, 4 ncü Tabur, 2 nci Bölük Takım ve sonra 4 ncü Ordu, 28 nci Nizamiye Alayı, 1 nci Tabur’da Takım Komutanı (İlian’da);

17 Ağustos 1903’te 55 nci Redif Alayı, 2 nci Tabur’da Takım Komutanı;(Samsun’da, burada 4 ncü Rütbeden Mecidi Nişanı aldı.)

14 Ağustos 1904’te 76 ncı Alay, 1 nci Tabur, 1 nci Bölük Komutanı (Kızılkilise’de);

19 Aralık 1904’te 4 ncü Ordu, 26 ncı Nizamiye Alayı, 2 nci Tabur, 4 ncü Bölük Komutanı (Erzurum’da);

10 Eylül 1907’de 53 ncü Redif Alayı, 1 nci Tabur, 4 ncü Bölük Komutanı (Trabzon’da);

31 Ocak 1909’da 2 nci Ordu, 12 nci Alay, 4 ncü Tabur, 4 ncü Bölük Komutanı ( 12 nci Alay sonra 31 nci Alay oldu. 4 ncü Tabur da 3 ncü Tabur oldu.)

1910 yılında Arnavutluk’ta çıkan isyanın bastırılmasında görev aldı. Arnavutluk Divan-ı Harbi Örfi Teşkilâtı’nda 1 ay aza görevinde bulundu; 1,5 ay da Selanik’te görev yaptıktan sonra kıtasına geri döndü.

Temmuz 1912’de tekrar Arnavutluk Harekâtına gönderildi. Balkan Muharebesi üzerine Garp Ordusu emrinde kaldı.  Sırplarla ve Yanyalılarla (Yunanlılarla) muharebelerde bulundu. Yanya Kalesi’nde iki defa yaralandı.

Yanya savunmasındaki hizmetinden dolayı 16 Şubat 1913’da binbaşılığa terfi etti.

Dersaadet’e(İstanbul) döndüğünde 9 Temmuz 1913 (1329)’te İşkodra Fırkası (1’inci Fıkra)70’inci Alay 3’üncü Tabur Kumandan  Yardımcılığına tayin olundu.

Edirne üzerine yapılan harekâttan sonra, 6 Nisan 1914’te İşkodra Tümeni, 70 nci Alay, 3 ncü Tabur Komutanı oldu.

Seferberliğin ve muharebenin ilanından sonra 1915  yılında Tümeniyle  Çanakkale’ye gönderildi.

31 Haziran 1915 ile 9 Şubat 1916 arası 1’inci Tümen 70’inci Alay 3’üncü Tabur kumandanlığı görevini yaptı.

Seddülbahir bölgesinde  Şehitler sırtındaki görevi sırasında iki defa yaralandı. İstanbul’da tedavisini takiben tekrar Çanakkale’ye dönerek Anafartalar Muharebesi’ne katıldı.Buradaki başarısından dolayı iki sene kıdem zammı ile Harp ve Alman madalyaları kazandı.

16 Mart 1916’da Kafkas Cephesi’nde 2 nci Ordu, 8 nci Tümen, 17 nci Alay Komutanı oldu; Kafkas cephesindeki muharebelerde gösterdiği başarıdan dolayı Kaymakamlığa (Yarbaylığa) yükseldi, ayrıca 17 nci Piyade Alayı Sancağı’na altın ve gümüş imtiyaz madalyası kazandırdı.

5 Mart 1917’de 8 nci Tümen Komutan Vekili oldu, bu görevi sırasında Ruslarala yapılan muharebelere katıldı.

3 Eylül 1917’de 17 nci Alay Komutanı ve aynı zamanda İstanbul- Üsküdar Bölge Komutanı oldu. Burada, 17 nci Alay ile 13 haziran 1918’de meydana gelen Büyük Fatih Yangını’nda gösterdiği gayret sebebiyle, “Tahlisiye Madalyası” ile ödüllendirildi.;

1918’de Tümen Komutanlığı’nda denenmek üzere Yıldırım Ordular Grubu emrinde ve sonra 53 ncü Tümen Komutanlığına atandı.;

22 Eylül 1918’de Şeria’da karargâhıyla birlikte İngilizlere esir düştü.

23 Kasım 1919’da Mısır’daki Seydi Beşir Esir Kampı’ndaki esaretten döndü.

14 Aralık 1919’da İstanbul’da 2 nci Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi üyeliğine atandı ise de, Milli Mücadele’ye katılmak üzere hemen Anadolu’ya geçti.

6 Ocak 1920’de 20 nci Kolordu emrine verildi.

1921’de Doğu Cephesi’nde Mürettep Tümen ve daha sonra 11 nci Kafkas Tümen Komutanı ( 11 nci Kafkas Tümeni 1922 yılı ilkbaharında Batı Cephesi’ne nakledilmiş ve numarası 21 nci Tümen olarak değiştirilmiştir.)

Haziran 1922’de 57 nci Tümen Komutanı oldu.

KATILDIĞI SAVAŞLAR:

1911- 1912 Osmanlı- İtalyan Savaşı,

1912- 1913 Balkan Savaşı,

1914- 1918 Birinci Dünya Savaşı,

1919- 1922 Kurtuluş Savaşı

*

Kısacası, Reşat Bey, Osmanlı- İtalyan, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları sırasında çeşitli kıt’a ve karargâhlarda görev yaptıktan sonra, Kurtuluş Savaşı’nda 1 ve 2 nci İnönü Muharebeleri ile Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılmış, Haziran 1922’de de 57 nci Tümen komutanlığına getirilmişti. Kahramanlığıyla temayüz etmiş örnek bir subaydı.

*

Miralay (Albay) Reşat Bey’in 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’daki görevi, muharebenin en kritik mevkilerinden olan Çiğil Tepe’yi düşmandan temizlemekti.

Ne var ki, bu tepenin önemini çok iyi bilen Yunan Başkomutanlığı, en zinde kuvvetlerini, üstün ateş gücüyle bu tepeye yığmış; tahkimatını tamamlamıştı. Mevzideki Yunan askeri büyük bir  dirençle savunuyordu.

26 Ağustos’u 27 Ağustos’a bağlayan gece, 1 nci Ordu Komutanı Nurettin Paşa, Reşat Bey’i arayarak, biraz da sertçe, neden zamanında Çiğil Tepe’nin ele geçirilemediğini sordu.

27 Ağustos sabahı, 1 nci Kolordu Komutanı İzzet Paşa, Reşat Bey’i arayarak önce hatırını sordu, daha sonra cephedeki durum hakkında bilgi aldı, Çiğil Tepe’nin önemini vurguladı.

27 Ağustos 1922 günü, saat 10 30’a doğru Mustafa Kemal Paşa, 57 nci Tümen Komutanı’nı telefonla aradı:

– Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız? Gecikmeniz genel durumu etkiliyor.

– Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

– Başarılar diliyorum.

Saat 10 45’te Mustafa Kemal Paşa, tekrar Reşat Bey’i aradı:

– Düşmanın halen direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.

– Komutanım tepeye düşman bir Tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

Saat 11 00’de, Mustafa Kemal Paşa, Reşat Bey’i aradı, karargâhta çıkan subayla konuştular:

– Reşat Bey’i istiyorum.

– Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım:” Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.”

Mustafa Kemal’in gözlerinden yaşlar boşandı:

– Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

11.45 Başkomutanın telefonu çalar:

– Çiğil Tepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır, arz ederim.

*

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 04 Ekim 1922 günü T.B.M.M.de yaptığı konuşmada bu kahramanlığa  şöyle değinir:

“Bu taarruz gününde (27 Ağustos 1922) en sol cenahta bir tümenimiz (57. Tümen) taarruzunu tevcih ederken kuvvetlerini biraz yekdiğerinden uzakça bulundurmuştur. Bu itibarla düşman üzerinde müessir bir tazyik yapamıyordu.

O tümenin komutanı Reşat Bey namında bir zattı.Bu zatı çok eskiden tanıyorum. Muş’ta beraber muharebe yaptık. Çok kıymetli bir askerdi, şahsen bana çok muhabbeti ve kıymeti vardı. Telefonla sordum:

-“Niçin hedefinize (Çiğil Tepe’ye) vasıl olamadınız?” dedim.

-“Yarım saat sonra hedeflere vasıl olacağız” dedi.

Halbuki; maatteessüf yarım saatte bu hedefler elde edilememişti. Tekrar sorduğum zaman telefonda Reşat Bey’in son bir veda namesini okudular. Orada diyordu ki: “Yarım saat zarfında size o mevkileri almak için söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam.”

On beş dakika sonra Çiğil Tepe alınmış ancak şehit komutan Miralay Reşat Bey bu müstesna anı görememiştir.

*

Albay Reşat Bey’in cenazesi, 28 Ağustos 1922 günü, cephe gerisindeki Sandıklı Hastanesine getirildi ve burada kılınan cenaze namazından sonra Sandıklı halkı tarafından yaptırılan Anıt Mezar’da toprağa verildi.

 1988 yılında, Sandıklı halkının itirazına rağmen, naaşı,  Ankara Devlet Mezarlığı'na nakledildi.

Devlet Mezarlığı

Devlet Mezarlığı’ndaki Kabri
(Büyük görmek için tıklayın)

Kaynaklarda, Sandıklı’daki Anıt Mezar’ın boş olmasına rağmen özenle korunduğu ifade ediliyor ama, alınan duyumlar o yönde değil!..

Albay Reşat Bey’in şahadetinin sonrasında TBMM, kendisi adına,  ailesine İstiklâl Madalyası takdim etti.

1934  yılında Soyadı Kanunu çıkınca, Atatürk, Reşat Bey’in ailesine “Çiğiltepe” soyadını verdi.

Afyon’un güneybatısında Sincanlı İlçesi sınırları içinde yer alan 1591 rakımlı Çiğil Tepe’de, görevini yerine getirememenin üzüntüsüyle 27 Ağustos 1922 günü intihar eden 57. Tümen komutanı Reşat Bey ile  o çevrede şehit düşenlerin anısına, bir şehitlik yapıldı.

22 Haziran 1996’da ziyarete açılan şehitliğin girişinde, Albay Reşat Bey’in bronzdan yapılmış büstü bulunuyor.

Şehitlikteki büstü

Reşat Bey’in Çiğil Tepe’deki Şehitliğin Girişindeki Büstü
(Büyük görmek için tıklayın)

Şehitlik:  şehitlik ortasında çekilmiş bir kılıcı andıran dikili taş ve kitabelerle, şehitlerin mermerden yapılmış makam mezarlarından oluşuyor.

Çiğiltepedeki Şehitlik

Çiğil Tepe’deki Miralay Reşat Bey Şehitliği
(Büyük görmek için tıklayın)

Bu makam mezarlığının başında da mermerden kitabede şu sözler yazılıdır:

Şehitlik

Şehitlerin Makam Mezarları

“ Büyük Taarruz Şehitliği’nde 26- 29 Ağustos 1922 günleri mukaddes vatan toprakları için şehit düşen yüce kahramanlar yatmaktadır.”

***

Günümüzde, aldığı emri ya da görevi  zamanında yapamadığı için bırakın hayatına son vermeyi düşünen, sorumluluk duygusuyla üzülen kaç kişi kaldı acaba?

Ya da böyle  bir Onur Abidesi var mıdır?

Miralay Reşat ÇİĞİLTEPE!..

Ruhun  şad olsun.

En içten minnet ve şükranlarını sunuyorum.

ne_mutlu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir