MİTRA, HZ. İSA VE NOEL

Noel, Lâtince Natalis’ten gelir, doğumla ilgili demektir.

Hazreti İsa’nın doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Hristiyan dünyası, bazı mezhepler dışında, Noel’de, Hazreti İsa’nın doğumunu yortu ile kutlar.

Yortu: Hazreti İsa’nın  yaşamını, ölümünü ve dirilişini anmak, ondan kaynaklanan  ve Hristiyan azizlerinin yaşamında anlatımını bulan erdemleri kutlamak üzere kilisenin belirlediği günlerdir.

İlk Hristiyanlar döneminde, Hazreti İsa’nın doğumunu kutlamak için özel bir gün yoktu. Noel kutlamaları çok sonraları başladı.

Ancak, bu kutlamanın temelinde, Hristiyanlık öncesi dönemlerden gelen ve doğaya tapan pagan toplumlardan kalan izler vardır.

***

Din’i yaratan insandır.

Din, tarihin her döneminde insanoğlu için önemli bir yere sahip olmuştur. İnsanlar, tek tanrı inancından önce ilâhlara taparlardı. İlâh yerine konulanlar içinde doğa güçleri çok önemli bir yer tutuyordu. Bunlar içinde en önde gelen de, “GÜNEŞ” ti.

Hindistan’da eski Hint mitolojisi, dünyanın yaratılışını güneşle açıklamaktadır. Vedizmin büyük tanrı üçlüsü güneşin izdüşümleridir. 

Amerikan  Kızılderilileri Mayalar güneş merkezli inançlara sahipti.

Buda güneş soyludur. 

Yahudi toplumunun Tanrısı’nın kendisiyle özdeş duruma getirildiği ‘BA’L’, aslında bir ‘Güneş Tanrısı’ydı. Kenanlılar onu Mezopotamya’dan almışlardı.

Sümerler’de (İÖ. 3500- 2000) “ANU” Gök Tanrısı, “ŞAMAŞ” Güneş Tanrısıydı.

dk_mitra01_ra

Eski Mısır’da RA, güneş ve yaratılış tanrısıydı.  Mısırlılar, “GÜNEŞ” i dünyada ilk doğan günü “Yaratan” kabul ediyorlardı. İlâh RA, bitkileri, hayvanları ve insanları yaratmıştı. İlk yaratılan insanlar RA’nın doğrudan çocuklarıydı.

İnanışa göre Mısır Firavunları hem RA’nın oğlu, hem de insan bedenine bürünmüş biçimiydi.

Sonraları ATON, insan elleri biçiminde sona eren ışınlar yayan güneş kursu olarak betimlendi.

Firavun Ahenaton’un (İÖ. 1379- 1362) yaptığı değişikliklerle ATON, tek ve cisimsiz tanrı sayılmaya başlandı.

Hattiler’de ( İÖ. 2500- 2000) boğa, en büyük tanrı olan gök tanrısının simgesi idi. (Boğayı daha sonra Roma’da, Mitra ayinlerinde kurban olarak göreceğiz.)

dk_mitra02Alacahöyük güneş kurslarının hayvan şekilli tanrıları ve onlarla birlikte evreni (kainatı) taşıdıkları şüphesizdir. Güneş kursları, güneşi sembolize eden dairesel biçimin etrafına yerleştirilmiş öğelerden oluşur.

Hatti Kralları öldükleri zaman güneş kursu ve benzer sembollerle gömülürdü.

Güneş kursları daha sonra Anadolu’da tarih sahnesine çıkan Hititler’de (İÖ. 1750- 1200) sembol olarak kullanıldı.

dk_mitra03Hitit Kralları, kendilerini “Ben Güneşim” deyimi ile tanımlarlardı. 

Hitit  dini, çok tanrılı bir dindi. Hitit metinlerinde en çok adı geçen tanrılardan biri de “GÜNEŞ” tanrılarıydı. Çünkü Hattiler’in “Arinna şehrinin güneş tanrıçası” ndan başak, adı UTU ideogramı ile gösterilen bir erkek güneş tanrısı daha vardı.

Bunlardan başka, metinlerde “Göğün Güneş Tanrısı”, “Yerin Güneş Tanrısı”, “Suyun Güneş Tanrısı” tanımlarıyla da karşılaşılmıştır.

Hitit Kralı Muvattallis’in (İÖ. 1 300) yazdırdığı bir dinsel- tören metni şöyledir:

“Göklerin güneş tanrısı, insanlığın çobanı!

Denizlerden çıkıp yükselirsin göklerin güneş tanrısı!

Göklerde dolaşıp gidersin.

Göklerin güneş tanrısı, tanrım benim !

İnsanoğluna, köpeğe, domuza, kırların yaban hayvanına

Adaleti sen dağıtırsın her gün, ey Güneş Tanrısı!”

Helen (Eski Yunan)’de kaynağını Anadolu, Girit ve Mezopotamya’dan alan, tanrıların çoğu doğu kökenli olan çok tanrılı bir din anlayışı vardı. Baş Tanrı Zeus Gök Tanrısı, Apollon ise Güneş Tanrısıydı.

Zerdüşt (Zerdüştlük: İÖ. 6 ncı yüzyılda İranlı peygamber Zerdüşt kurdu. Ayinleri arasında tapınakta ateş ayini önemli bir yer tutar) dini öncesi İran’ın güneş, adalet ve savaş tanrısı MİTRA (Mithra, Mithras) idi.

dk_mitra04

(MİTRA Kültü, İÖ. 1 400 yıllarına dayanır. Mitra tapınakları ‘mithraeum’, Mitra mağarada doğduğu için, yeraltındaki kayalıklarda bulunan mağaralarda olurdu. Mağaralarda mutlaka kuyu bulunurdu. )

MİTRA Kültü (Güneş Tanrısı) Hindistan’dan İran’a, oradan da batıya doğru yayıldı.

Örneğin Anadolu’da Gaziantep’in Doliche antik kentinin yer aldığı Keber Tepe’nin yamacında iki Mithraeum (Mitra kültünde mağara içindeki kutsal alan) ve burada “Güneş Tanrısı Sol” kabartması bulundu.

MİTRA Kültü, İÖ. 330’larda Perslerin Makedonların Kralı Büyük İskender’e yenilmesiyle Yunanistan, Makedonya ve Roma’ya geçti.

Çok tanrılı bir din anlayışından gelen Romalılar, tabiat kuvvetlerinin birer tanrı olduğuna, tabiatta ve hayatta olan her şeyin tanrısal iradeye bağlı olduğuna inanıyorlardı.

Roma İmparatorluğu’nda puta tapıcılık (paganizm) resmî dindi. Tanrılar adına yapılmış özel tapınaklar vardı.

Esasen Roma dininin tarihsel gelişim aşamasını belirtmek çok zordur.

Bu incelemede, “GÜNEŞ” kültü esas olduğu için, önceleri Doğu’dan gelen KYBELE Kültü, sonra ATTİS Kültü ve İSİS Kültü’nün zaman zaman egemen olduğu söylenebilir.

MİTRA Kültü’nün Yunanistan ve Makedonya üzerinden Batı’ya yayılmasıyla MİTRA, Roma’da Işık Tanrısı Helios ile ilişkilendirildi.

İS. 136’dan sonra, MİTRA Kültü’ne, Roma dünyasının kabul edebileceği bir biçim kazandırıldı.

2 nci yüzyıldan sonra Roma askerleri giderek daha fazla Mitra kültünü benimsediler.

Bu inanç o kadar popüler oldu ki, Romalılar haftanın bir gününü Mitra onuruna “SUNDAY” (Sun=güneş, day=gün)  olarak adlandırdılar.

Mitra ayinleri zamanla Dionysos- Sabazius gizemlerinin yerini alırken, Mitra mağaraları eski tanrıların  yer altı tapınaklarının yerine geçti.

Mitracılar, kurtarıcılarının göklerden yere indiğine, 12 yandaşı ile son yemeği paylaştığına, öldükten sonra yeniden canlandığına inanırlardı.

Mitra rahipleri uzun giysi giyerler, çoban değneği taşırlardı. (Hıristiyan din adamları daha sonraları bunu benimsediler.)

dk_mitra05Mitracılar, güneş tanrısının yükselişini anmak için, “Mizd” adı verilen üzeri “Mithra Haçı” kabartmalı, güneş biçiminde çörek yerlerdi. (Hıristiyanlar bu adeti benimsediler.)

 

(Mitra Haçı)

Roma İmparatorları Commodus (172- 192) ve İulianus ( 193), Mitra kültü üyeleriydi.

dk_mitra06

 

İmparatorluk döneminin sonlarına doğru “GÜNEŞ Kültü” gelişti, Sol Invictus ( Fethedilememiş/ Mağlup edilemeyen Güneş) öne çıkmaya başladı.

 

(Sol Invictus )

Roma İmparatoru Aurelianus (270- 275), Sol Invictus (Fethedilmemiş/Mağlup Edilemeyen  Güneş) Kültü’nü Roma İmparatorluğu’nun resmî dini olarak kabul etti; Roma’da, Champ de Mars’da, güneşi sembolize etmek üzere büyük bir anıt yaptırdı.

Başlarına güneşi simgeleyen taç takan Roma İmparatorları, güneş tanrısının yeryüzündeki temsilcisi ve bedenleşmiş hali olarak kabul ediliyorlardı.

Bu dönem aynı zamanda Hristiyanlığın da başladığı ve taraftar bulduğu dönemdi.

İmparatorluğu dört bölgeye ayıran Dicloteianus’un 305’te ölümünden sonra, yönetimi ele geçirmek için çatışmalar başladı.Dinsel çekişmelerin de yön verdiği bir dizi karmaşık iç savaşın ardından, Constantinus I, (hd. 306- 337), tek başına Roma İmparatoru oldu; 330’da da bugünkü İstanbul’un bulunduğu bölgeyi ele geçirerek imparatorluğun merkezi yaptı.

Costantinus I’in tahtı ele geçirdiği dönemde, Hristiyan dini yavaş yavaş imparatorluk topraklarında yer bulmaya başlamıştı.

Esasen, Hristiyanlıktan önce Musevi dini ortaya çıkmıştı ama bu din, imparatorluk topraklarında (Anadolu dahil) rağbet görmedi.

Yahudi kanunları, kısıtlamaları ve ritüelleri karmaşık ve zordu. Buna ek olarak Musevilik bir halkın dini olarak görülüyordu. Yani Musevi olmak sadece bir dini inanca sahip olmak değil, farklı bir ulus kimliği benimsemekti. Bu yüzden yeterli rağbet görmedi.

Hristiyan olmayan ancak Hristiyanlığa sıcak bakarak destekleyen Constantinus I, 313’te yayınladığı “Milano Fermanı” ile Hristiyanlığı serbest bırakıp yayılmasını teşvik etti.

Mitraizm ve Sol Invictus (Güneş Kültü) inancı hızla gerilerken, Hristiyanlık/ Yeni Din, Roma İmparatorluğu’ nun kurumsal çerçevesi içinde gelişecek yeni bir uygarlığın ideolojik ve kültürel temeline dönüştü.

İmparator Teodosius I (379- 395), Hristiyanlığı imparatorluğun resmî dini olarak kabul ettirdi.

Teodosius, ayrıca, Roma’daki Vesta Tapınağı’nda Roma’nın kuruluşundan beri rahibelerce yakılan kutsal ateşi söndürttü.

Böylece, GÜNEŞ Kültü sona erdi.

Ancak, bu kült, Hristiyanlık içinde varlığını sürdürmeye devam etti.

***

Paganlığın izlerini taşıyan Lâtin anlayışı, Hz. İsa’yı Tanrı’ya eşitlemekle bir sakınca görmüyordu.

İnanışa göre Hz. İsa, gökten gelen bir ışıktır.

Eski Ahit, Malaki, Bap 4/2’de : …salâh güneşi kanatlarında şifa olarak doğacak” denilerek, Hz. İsa’nın “Salâh Güneşi” olarak geleceği  işaret edilmiştir.

Yeni Ahit, Yuhannanın Birinci Mektubu, Bap2/8’de : “…karanlık geçmekte ve hakiki nur zaten parlamaktadır” denilerek, burada da Hazreti İsa, “HAKİKİ NUR” olarak belirtilmiştir.

Buradan da anlaşıldığına göre, önceleri değişik dinlerdeki “GÜNEŞ” e olan tapınma, MİTRA (Güneş Tanrısı) ve SOL INVİCTUS (Fethedilemeyen/Mağlup Edilemeyen Güneş) ile devam etmiş, sonunda “GÜNEŞ”, ya da “NUR” simgesi, Hazreti İsa ile özdeşleşmiştir.

***

Doğum tarihine gelince…

Hazreti İsa’nın doğum tarihi kesin olarak belli değildir. Bunun için önceleri doğum günü kutlanmıyordu.

Büyük bir olasılıkla, İS. 200’lerden itibaren, Doğu Kiliseleri’nde 6 Ocak’ta kutlanan Epifanya  (Helence: epiphaneia) “görünüş- ortaya çıkma” Yortusu’nda, Hz. İsa’nın doğumu da anıldı.

Epifanya Yortusu: Hz. İsa’nın, Müneccim Krallar’ın kişiliğinde Yahudi olmayanlara ilk görünüşü ile Şeria Irmağı’ndaki vaftizi sırasında ve Galile’de Kana kentinde yapılan düğünde gösterdiği ilk mucizesinde açığa çıkan tanrısal niteliğin anılmasıdır.

Bir iddiaya göre, İmparator Consantinus I (306- 337 )’in, “Mağlup edilemeyen Güneş Kültü” ile “Mitra Kültü” nü Hıristiyanlıkla birleştirerek sentez oluşturması ve Hıristiyanlığa meşruiyet kazandırmasıyla birlikte, 25 Aralık’ta,  NOEL (Hz. İsa’nın doğumu) kutlanmaya başladı.

Ne var ki, 25 Aralık olarak belirlenen doğum tarihi (NOEL), Hıristiyanlık öncesi inançlardan alındı.

Örneğin: Frigya tanrısı Attis’in, bakire bir anneden 25 Aralık’ta doğduğuna inanılıyordu.

Veda metinlerinde de yer alan Mitra, Pers (İran) topraklarına geçince, 25 Aralık’ta, Mithrakano veya Mirigan adı verilen, ışık çocuğunun dünyaya inişinin yıldönümü olarak bir bayramla kutlanıyordu. Daha sonraları bu güne "Mihr Günü", o gün yapılan ayine de "Mihr Ayini” adı verilmişti.

Kuzey yarım küresinde, 22 ya da 23 Aralık, yılın en kısa günüdür, kış dönümüdür. Putperestler, en kısa günü ya da kış dönümünü şölenlerle kutlarlardı.

Romalılar’ın Satürn Bayramı da, 25 Aralık’tan önceki hafta kutlanıyordu. Bu şölen/bayram, karşılıklı armağanların verildiği eğlenceli bir kutlamaydı ve kışın karanlık günlerini şenlendirmek amacını taşıyordu.

25 Aralık’ta bir mağarada doğduğuna inanılan Mitra’nın doğum günü, Roma’da şölenlerle kutlanıyordu.

25 Aralık, aynı zamanda, Roma’nın resmî dini kabul edilen Güneş Tanrısı “Sol İnvictus” un doğum günüydü.

Hıristiyanlığı en çok etkileyen pagan tanrılardan Mitra, Attis ve Dionysos’un  doğumlarının 25 Aralık’ta olması, (iddialar ve karşı iddialar var) üçünün de çarmıha gerilmesi, üçünün de öldükten bir süre sonra dirilmeleri, herhalde ilgi çekici olmalıdır.

dk_mitra07

(Dionysos çarmıhta)

Sonuçta Kilise, “GÜNEŞ IŞIĞI” ile “SALÂH GÜNEŞİ”- “HAKİKİ NUR” Hz. İsa arasındaki benzerlikten, Hazreti İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık’ı kabul etti.

Böylece, Hristiyanlar için NOEL, putperest şölenlerin yerini aldı. Ve her 25 Aralık’ta, Hristiyanlar (bazı mezhep/kiliseler dışında) genellikle “IŞIK” ya da “GÜNEŞ” olarak adlandırdıkları Hz. İsa’nın doğumunu kutlamaya başladılar.

(Noel’in 25 Aralık’ta kutlanmasıyla ilgili bir iddia da, pagan şölenlerini kaldırmaya muvaffak olamayan Hristiyan din adamlarının, bu günü Hz. İsa’nın doğumuyla birleştirerek pagan uygulamalara son vermek istemeleridir.)

Kudüs, Hz. İsa’nın doğumunun 25 Aralık’ta kutlanmasına uzun süre direndiyse de, sonunda o da bu uygulamayı kabul etti.

Doğum günü (Noel’de), yapılan Christ’s mass (İsa’nın Ayini)’de, etkinlikler üç güne bölünmüştür.

24/25 Aralık gecesi, kilise ayini yapılır. Burada, Hazreti İsa’nın yeryüzüne inişi, çobanların onu bir mağarada bulup ateş yakarak ısıtmaları sembolik olarak canlandırılır.

25 Aralık günü, kiliselerde şenlik yapılır.

26 Aralık günü, misafirler ağırlanır, ziyafetler verilir, hastahaneler ve kimsesiz çocuklar ziyaret edilir. NOEL ibadeti tamamlanır.

Christmas (İsa Ayini), doğumu simgesel olarak kutlamanın yanında, Tanrı’nın oğlu kabul edilen Hz. İsa’nın, inananlara ışık getirerek, Tanrı’nın yeryüzünde cisimleşmiş bir şekil olarak görünmesini ifade eder.

Bazı Hıristiyan mezhepleri ise, Hz. İsa’nın doğum günü (NOEL) olarak 6 Ocak’ı kabul ederler.

Kısacası, NOEL kutlamaları Hristiyanlar için dinî bir gündür ve yılbaşı kutlamaları ile ilgili değildir.

Şüphesiz herkesin Christmas’ı kendine; unutmayalım hoşgörü ve huzur içinde yaşayabileceğimiz  sadece bir dünyamız var.

(Yazının ilk yayım tarihi: 30 Aralık 2008)

aakyol

One thought on “MİTRA, HZ. İSA VE NOEL

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir