PERA PALAS’TAKİ SIRLARLA DOLU ANAHTAR

İstanbul Beyoğlu Tepebaşı’nda, Meşrutiyet Caddesi üzerinde, 1890’ları günümüze taşıyan muhteşem bir Müze- Otel vardır.

Devrinin bütün konforuna, ayrıca bir Doğu Sarayı’nın gizemli atmosferine sahip olan bu otel, Pera Palas’tır. Dünyaca ünlü Orient Express, 1888 yılında Paris-İstanbul seferlerine başladığında, İstanbul’da Orient Express yolcularının alışkın oldukları yüksek standartları sunabilecek bir otel yoktu. Bu boşluğu, kısa süre sonra kuruluş çalışmalarına 1892 yılında başlanan, 1895’te ise açılış balosu yapılan Pera Palace Hotel doldurmuştur.

Pera_Palas01

Pera Palas

Pera Palas ilk yapıldığında zamanın en görkemli ve en değerli eşyalarıyla donatılmış, hepsi artık antika olmuş bu eşyaların her biri hiç değiştirilmeden korunarak günümüze kadar gelmiştir. Otel, İstanbul’da Osmanlı sarayları dışında elektriğin verildiği, ilk elektrikli asansörün ve ilk akar sıcak suyun bulunduğu binaydı.

Pera_Palas02 

Pera_Palas03 

Pera_Palas04

Pera_Palas05

Pera_Palas06 

Pera Palas Oteli açıldığı günden başlayarak pek çok tarihi olaya tanıklık ederek İstanbul'un önemli simgelerinden biri haline geldi. Mustafa Kemal Atatürk, 1917'den itibaren birçok kez bu otelde kaldı. Onun 101 numaralı odası kişisel eşyalarının da sergilendiği bir müze oda haline getirilmiştir.

Pera_Palas07

Atatürk'ün Kaldığı Oda

Atatürk dışında, İsmet İnönü, Kraliçe 2. Elizabeth, Kral 8. Edward, İmparator Franz Joseph, İran Şahı Rıza Pehlevi, Tito, Von Papen, Zsa Zsa Gabor, Grata Garbo, Sarah Bernhardt, Alfred Hitchock,  Pierre Lotti, Ernest Hemingway, Mata Hari, Mikis Thedorakis gibi pek çok ünlü ve tarihi isim de Pera Palas'ın müşterileri arasındaydı..

Pera Palas’ın, dünyanın en çok satan yazarı, polisiye roman türünün büyük ustası Agatha Christie’nin yaşamında özel bir yeri vardır.

1926- 1932 yılları arasında Pera Palas’ta bir çok kez kalan Agatha Christie’nin “Orient Express’te Cinayet” başlıklı ünlü romanı burada yazdığı bilinir.

Pera_Palas08

Agatha Christie

Agatha Christie’nin ölüm yıldönümünde ( 12 Ocak 1976) Pera Palas’ta geçen ilginç bir olayı hatırlamanın zamanıdır.

Agatha, 1926 yılında Londra’da iken on bir gün boyunca ortalıktan kayboldu, bütün aramalara rağmen bulunamadı. Arabası, göl kenarında, ağaçlara çarpmış ve bavulları dağılmış  bir vaziyetteydi.

Görünürde amaç,  “Agatha göle düştü” süsü vermekti.

Agatha, sonra birden ortaya çıktı ama kayboluşuyla ilgili inanılır hiçbir açıklama yapmadı.

Bu yok oluşun sırrı, bugüne kadar çözülemedi. Agatha, Yorkshire' da bir otelde olduğunu söylüyor ve kaybolduğu 11 günü hatırlamıyordu. Yazarın bu kayıp 11 günü büyük spekülasyonlara neden oldu. Hakkında çok sayıda yazı yazıldı, kitap basıldı. Kimine göre gerçekten hafızasını kaybetmiş, kimine göre ise kocasının sevgilisini öldürmek için ortadan kaybolmuştu.  Bütün bu spekülasyonlara rağmen Agatha'nın bu kayıp 11 günü büyük bir sır olarak kaldı.

Hatta Amerika’da Warner Brothers Film Şirketi bu kayboluşun öyküsünü senaryolaştırıp filme bile aldı. Film, Agatha'nın cinayet işlemek amacıyla ortadan kaybolduğu varsayımı üzerine kurgulanmıştı.

Ne var ki, baş rollerini Dustin Hoffman ve Vanessa Redgrave gibi iki dev oyuncunun paylaştığı film, eleştirmenlerce, “Gerçek dışı ve aşırı düşsel, belgesel bir temelden yoksun” olarak  nitelendirildi.

Filmin tam bir fiyasko olması üzerine, Warner Brothers yöneticileri, Hollywood’un ünlü medyumu Tamara Rand’a başvurarak bir ruh çağırma seansı düzenlemesini istediler.

Şirket temsilcileri, basın ve televizyon çalışanları ve Agatha Christie’nin varisleri huzurunda gerçekleştirilen bu seans sonunda Rand, polisiye  yazarının ruhuyla iletişime girdiğini ileri sürerek şu iddiaları ortaya attı:

“Agatha’nın sırra kadem basışına ışık tutacak anahtar, İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nin 411 numaralı odasındadır.”

Bu haber dünya basınında bomba gibi patladı.

Türk basını ve yabancı gazetecilerle televizyon kameraları 7 Mart 1979’da Pera Palas’ın 411 numaralı odasında bir araya geldiler.

Pera_Palas09

Agatha Christie'nin Kaldığı 411 Numaralı Oda

Saat tam 17 00’de, Los Angeles’le  telefon bağlantısı kuruldu.

Tamara Rand’ın direktiflerinden yola çıkılarak odanın yer döşemesi kısmen söküldü.

Bu sırada olay, uydu aracılığıyla bütün  Amerikan televizyonlarında gösteriliyordu.

Sonuçta, duvarın kapıyla birleştiği noktada, duvarın içinde 8 cm. boyunda koca bir paslı anahtar bulundu.

Pera_Palas10

Olayı çok yakından takip eden Amerikalı Warner Brothers Film Şirketi’nin temsilcileri, anında Amerika ile temasa geçerek anahtarın bulunduğunu bildirdiler.

İşte bu noktada  o sıralarda otelin Yönetim Kurulu Başkanı olan rahmetli Hasan Süzer, devreye girerek anahtarı koruma altına aldı ve bir basın toplantısı tertipledi.

Süzer, bu toplantıda, anahtarın Pera Palas’ın malı olduğunu, Warner Brothers şirketine verilmesinin söz konusu olmadığını, film şirketinin gerçekten bu anahtarla ilgileniyorsa tam iki milyon dolar ödemesi gerektiğini, açıkladı.

Bu para, tümüyle otelin restorasyonunda ve yeniden yapılanmasında kullanılacaktı.

Ayrıca, film Pera Palas’ta çevrilecek, kâr payının % 15’i otelde kalacak, tamamlanan film Türk televizyonlarına ücretsiz olarak verilecekti.

Warner Brothers şirketinin temsilcileri Hollywood’a döndüklerinde konuyu kendi yönetim kurullarına ilettiler.

Teklif uygun görüldü ve durum Pera Palas’a bir yazıyla bildirildi.

Bu sırada dünya televizyonları, “Agatha’nın Sırrının Anahtarı İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nde bulundu” başlıklı özel programlar yapıyorlardı.

Film şirketi, ünlü medyum Tamara Rand ile tekrar görüşerek yeni bir ruh çağırma seansı düzenledi.

Tamara Rand,bu seansta, Agatha’ya ünlü hatıra defterinin nerede olduğunu sordu.

Anlatılanlara göre ise şu karşılığı aldı:

“Anahtarı avucunuzun içine almadan defterin nerede olduğunu söyleyemem.”

Bunun üzerine Warner Brothers, Hasan Süzer’e mektup yazarak, anahtarın tek başına bir önem taşımadığını, ayrıca bir hatıra defterinin  söz konusu olduğunu bildirdi.

İstekleri, anahtarın Amerika’daki stüdyolarına gönderilmesiydi.

Böylece ünlü medyum Tamara Rand, anahtarı eline alabilecek ve Agatha’nın tüm sırrı gün ışığına çıkacaktı.

Anahtarın Amerika’ya gönderilmesini sakıncalı bulan Hasan Süzer, şirket temsilcileriyle Tamara Rand’ı İstanbul’a davet ederek seansın Pera Palas’ta gerçekleştirilmesi arzusunu dile getirdi.

Warner Brothers yetkilileri bu isteği tek şartla kabul ettiler.

Defterin bulunması amacıyla yapılacak tüm masrafları ve yolculuk giderlerini karşılamak üzere Warner Brothers, Tamara Rand ve Pera Palas adına Hasan Süzer, bir Los Angeles bankasında toplam 60 bin dolarlık bir ortak hesap açacaklardı

Taraflar 20’şer bin dolar yatıracak, harcamalar bu fondan karşılanacaktı.

Bu arada, dünyanın en yüksek tirajlı gazetelerinden biri olan New York Times, anahtar öyküsünün yayın hakkı için Pera Palas’a 75 bin dolar önerdi.

Böylece taraflar anlaşmaya vardılar.

Tamara Rand, 20 Ağustos 1979 günü İstanbul’a gelecek, anahtarı avucunun içine alarak  transa geçecek ve Agatha’nın sırlarını açıklayacak olan hatıra defterinin yerini belirleyecekti.

Yerli ve yabancı basın bu ilginç toplantının gündemini aylarca önce bildirmeye başladılar.

İddiaya göre, hatıra defterinde sadece on bir günün esrarı çözülmüyor, yazarın birçok romanında çözülmemiş olarak kalan birçok nokta da aydınlatılıyordu.

Kaldı ki Agatha Christie, vasiyetnamesinde bir hatıra defterinin varlığından söz etmiş, ama yerini açıklamamıştı.

Ne var ki, 20 Haziran 1979 günü Pera Palas Oteli greve girince, Agahta ile ilgili tüm girişimler de durdu.

Aslında medyum Tamara Rand, gerçekten geniş bir üne sahipti.

Hollywood’un ortasında büyük bir şirket kurmuş, film yıldızlarıyla seanslar düzenler olmuştu.

Falına baktığı starlar arasında Elvis Presley, Bob Dylan, Liza Mineli, Michael Douglas, Dionne Warwick, Mery  Griffin ve Phyllis Diller bulunuyordu.

Her hafta televizyona çıkarak tüm Amerika’ya sesleniyor, California, Winsconsin ve Las Vegas eyaletlerindeki enstitüler aracılığıyla geniş kitlelere “Mistik ve parapsikolojik” hizmet sunuyordu.

Tamara, Bing Crosby ve Bob Crane’in öleceği tarihleri önceden bilmiş, Galler Prensi Charles’in evleneceği kadını (Layd  Diana) uzun süre önce tarif edebilmişti.

7 Mart 1979 günü, Cinayet Mahalli Kitabevi, 13636 Ventura Bulvarı, Sherman Oaks, Los Angeles adresine gerçekleştirilen ve Pera Palas’ın 411 numaralı odasında toplanan basın mensupları tarafından telefon aracılığıyla izlenen seans sırasında, Tamara Rand, şunları söylemişti:

“Bir defter görüyorum. Üstünde Agatha’nın adı var. El yazması bir defter bu…Bir hatıra defteri…1926’dan kalma…Defter büyük bir kutuya konmuş. Bir anahtar var. Kutu kilitleniyor.”

Seans bitip transtan çıktıktan sonra, Variety Dergisi Muhabiri Jim Harwood’a da şöyle bir açıklamada bulunuyordu Tamara Rand:

“Agatha anahtarın İstanbul’da bir otel odasında saklı olduğunu, bir zamanlar  bu sırrı çok iyi koruduğunu, ama artık bilinmesinde bir sakınca olmadığını söylüyor. Kutunun anahtarı bulunmalı…Onu mutlaka bulmalıyız.”

Evet, ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christie, 1926 yılında on bir gün ortalıktan kaybolmuş, bu kayboluşun öyküsüne ışık tutabilecek anahtarı da Pera Palas’ın 411 numaralı odasında saklamıştı. 

Peki, ne olmuştu bu esrarlı on bir gün zarfında?

Bu konuda çeşitli spekülasyonlar var.

Bunları geçelim.

Bugün gerçek olan, Pera Palas’ın 411 numaralı odasının otelin en popüler odası oluşu…

Kapısındaki madeni plâkette,” “Bu odada polisiye romanlar yazarı Agatha Christie kalmıştır” yazan 411’de geceleyebilmek için turistler sanki yarışıyorlar.

Pera_Palas09

Agatha Christie'nin Kaldığı 411 Numaralı Oda

Bu oda, antik özelliklerini korumakla birlikte, temiz ve bakımlı…

Dökme pirinç yatakları…Fransız stili komodini…Çifte kapılı boy aynalı gardırobu…Aynalı makyaj etajeri…Küçük koltuğu…Mavi fayanslı ve beyaz mermerli banyosuyla belirli bir dönemin yaşam anlayışını yansıtıyor.

***

Yılını tam hatırlayamıyorum, muhtemelen 1989 veya 1990 olabilir; TRT’ye hazırladığımız bir belgeselin çekimleri sırasında, o dönem Pera Palas Yönetim Kurulu Başkanı olan Sayın Hasan Süzer ile bir kaç kez görüşmüştük.

Sonradan rahmetli olan Sayın Hasan Süzer, Agatha Christie olayını anlatmış ve konu ile ilgili yukarıda yazılı bilgileri vermişti.

Bu vesileyle kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.

(Not: Yazının ilk yayım tarihi: 12 Ocak 2008)

aakyol

 

 

GELEN YORUM:

Mete Derin, 16 Ekim 2014

Ahmet Bey Merhaba,

Agatha Christie'nin gizemli anahtarı ve Pera Palas'taki meşhur 411 no'lu odası ile ilgili olan yazınızı okudum ve bu konuyla ilgili en detaylı olan yazının sizinki olduğunu belirtmeliyim. Hasan Süzer'i canlı kanlı görüp, bu konuda kendisiyle konuşabilmek büyük bir şans olsa gerek. Yazı dediğim gibi oldukça detaylı ve güzel ama sonu sanki biraz hızlı bitiyor? Bazı bilinenleri saklama kaygısı mı yoksa durumun gerçekten muallak olmasından mı açıkcası merak ettim.

Ne kadar güvenebilirsiniz bilemem ama aramızda sır olarak kalacağına inanabilirsiniz. Anahtarın ve hatıra defterinin şu an ki durumu nedir? Her ikisi de kimin elinde? Duyduğum kadarıyla hatıra defterinin saklandığı oda Ahmet Afif Paşa Yalısı'nda imiş. Bunu yazınızda hiç bahsetmemeniz de ayrıca garibime gitti. Evin eski ve yalnız Suriyeli sahibiyle bayağı bir yakın olduklarından bir kaç kez o yalıda kaldığı biliniyor. Evin sahibi de çok şahsına münhasır birisi. Defterde ne yazdığını bende herkes gibi merak ediyorum doğrusu. Agatha Christie'nin kesinlikle sıradışı bir insan olduğu aşikar.

Bu arada sizin düşünceniz medyum anahtarı gerçekten psişik/ruhani güçlerle mi buldu yoksa işin içinde başka birşey mi var?

Konuyla ilgili nacizane yorumlarınız bir okurunuz olarak beni çok memnun edecektir.

Teşekkür ederim.

Oğuzhan Derin

 

One thought on “PERA PALAS’TAKİ SIRLARLA DOLU ANAHTAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir