PONTUS KRALLIĞI

Pontus (Yunanca Pontos), Anadolu’nun kuzeydoğu kesimine antik dönemde verilen isimdir. Günümüzdeki Orta Karadeniz Bölgesi’nin büyük bölümüyle Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tümünü içine alır. Doğal sınırlarını batıda Halys (Kızılırmak), doğuda Akampsis (Çoruh) ırmakları oluşturur.

pontus

Pontus, erken antik çağda, Hitit dönemi (İÖ. 1 700- 1 200) ve Frig dönemi (İÖ.1 200- 600) olmak üzere, iki önemli tarih dönemi yaşadı. Bu dönemlerde nüfusu Hitit, Frig, Kolkh ve Kaldeli kökenliydi.

İÖ. 676’da Kafkasya’dan gelen Kimmerler, Anadolu’yu istilâ etti ve Frig Krallığını egemenlikleri altına alıp, İÖ. 546’ya dek Orta Anadolu ve Pontus’u kapsayan bölgeye yerleştiler.

İÖ. 546’da İran kökenli Medler, Kimmer egemenliğini yıkıp, bölgede kendi yönetimlerini kurdular. Daha sonraları Perslerle birleşerek tüm Anadolu’ya yayıldılar. Grek kolonistlerin, bu dönemde deniz kıyısındaki önemli ticaret merkezlerinde yerleşmeye başladıkları tahmin edilmektedir. (Nacracas, 187)

Bu dönemde Karadeniz boyunca uzanan dağlarda ise Khalybler, Tibarenler, Mossynoikialılar, Makronar gibi kabileler yaşıyordu.

İÖ 5. Yy’dan beri Themiskyra  Ovası’nın doğusundaki kıyılarda yaşayan Khalybler Antik Çağ’ın ilk demircileri olarak anılırlar.

İÖ 280’lerde Makedon Büyük İskender, Persleri yenerek bölgeyi ele geçirdi.

Makedonyalı Büyük İskender’in İÖ. 323’te ölümünden sonra, komutanları arasında sürüp giden mücadele ve karışıklıklardan fırsat bulan Pers kökenli I. Mithradates , Pontus Krallığı’nı kurdu.

(wikipedia’da “List of King of Pontus” bölümünde, Mithradates’in Kios’ lu (günümüzde Bursa’nın Gemlik İlçesi) bir aileye mensup olduğu iddiası vardır.)(TIKLAYIN)

Ondan sonra tahta geçen Aribarzanes (İÖ 266- İÖ 250),

  1. Mithradates (İÖ 25- İÖ 220),

III. Mithradates (İÖ 220- İÖ 195),

I.Pharnakes ( İÖ 195- İÖ 170),

  1. Mithradates (İÖ 170- İÖ 150),
  2. Mithradates (İÖ150- İÖ 121),
  3. Mithradates (İÖ 121- İÖ 63) gibi Pontus kralları onun yayılma politikasını izlediler.
Mithridates_VI_

Mithridates VI

Pontus Krallığı, VI. Mithrades Eupator döneminde altın çağını yaşadı.

Pontus, İÖ 63’te, Roma hakimiyetine girdi.

Roma Cumhuriyeti’nin son döneminde Julius Ceasar ve Marcus Licinius Crassus’la birlikte Birinci Triumvirliği / Üçler Meclisi’ni kuran) Romalı komutan ve devlet  adamı  Pompeius Magnus ( İÖ 106- İÖ 48), Pontus hükümdarı Mithradates’e karşı çarpışan Lucius Licinius Lucullus’un yerine geçerek kısa sürede Mithradates’i yenilgiye uğrattı.

Pompeius, Mithradates’in ölümünden (İÖ 63) sonra doğu eyaletlerini yeniden örgütledi, Karadeniz kıyısında Bithinya- Pontus Eyaleti’ni  kurdu; sınırdaki krallıkları Roma İmparatorluğu’na bağladı ve çeşitli antlaşmalar yaptı. 

 

Roma İmparatoru  Antonius, iç kesimdeki kentleri yerel yöneticilere verdi ama, İmparatorluk döneminin ilk yıllarında yeni adlar verilen bu kentler Roma eyalet sistemine katıldılar.

Batı kesimi, metropolisi Amaseia (Amasya) olan Pontus Galaticus idi.

Doğukesimi, İÖ 64’te eyalet sistemine alınıncaya değin Polemon sülâlesinin yönetiminde kaldı ve Pontus Polemoniacus adını taşıdı.

Böylece Pontus, Galatya- Kapadokya Eyaleti’nin bir parçası oldu.

Roma İmparatorluğu’nun gerçek kurtarıcısı sayılan Diocletianus (  hd. 285- 305),Tetrarchia (Dörtlü Yönetim) düzenini kurarak geniş toprakları iki “Augustus” ve iki “Caesar” ın yönettiği dört bölgeye ayırdı. Pontus’u Diospontus ve Polemoniacus olarak ikiye böldü. 

Bölgede Roma hakimiyeti sürerken II Pharnakes, toplayabildiği Pontuslu birliklerle yörede yeniden Pontus yönetimi kurmak istemişse de, İÖ 47’de, eski adı Zena olan bugünkü Tokat ili Zile ilçesi Altıağaç mevkiinde  yapılan muharebede Roma İmparatoru Julius Caesar’a yenildi. Julius Caesar, Zile Kalesi içindeki bir taşa, tarihe geçen ve günümüzde de sık sık hatırlanan  “Veni, Vidi, Vici” (Geldim, Gördüm, Yendim) sözünü yazdırdı.

Zile Kalesi'ndeki Yazılı Taş

Zile Kalesi’ndeki Yazılı Taş

Bölgede Pers (İran) kökenli Mithradates sülâlesi tarafından kurulan Pontus Devleti’nin yıkıldığı ve hakimiyetin Romalılara geçtiği bir dönemde Pontus Bölgesi, ikiye ayrılan Roma İmparatorluğu’nun topraklarından sayılmakta olduğu için bölgeye “Romania”, halkına da “Romaio” denmekteydi. Bu tabir Araplar tarafından “Rum” şeklinde kullanılmış ve bu haliyle yaygınlaşmıştır.

Bu durum Rum tabirinin, etnik bir bütünlükten ziyade, tabiiyet ilişkisi içinde olduğunu göstermektedir. 

Avrupalılar Anadolu’ya “Romania” derlerken, Sultan Mesut zamanında (1116- 1155) Alman İmparatoru ve Fransa Kralı komutasındaki Haçlılar imha edildikten ve Anadolu kendilerine mezar olduktan sonra, artık bu memleketi “Turkia” olarak göstermişlerdi. (O. Turan, s.XXV)

KAYNAKLAR

NACRACAS, Dr. Georgis; Anadolu ve Rum Göçmenlerin Kökeni, İstanbul, 2003.

ÖZÜÇETİN, Yaşar, “Milli Mücadele İçinde Pontus Meselesi ve Yunanistan’ın Rolü”, Karadeniz Araştırmaları, Sayı: 16, Kış 2008.

TURAN,Prof. Dr. Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul,1993.

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 19 Mayıs 2015)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir