PROF. DR. OKTAY ASLANAPA

oaslanapa

Prof. Dr. Oktay ASLANAPA

(17. 12.1914- 1. 4. 2013)

Türkiye’de Türk Sanatı ve Sanat Tarihi’ nin en önemli isimlerinden Oktay Aslanapa, 17 Aralık 1914’ te Kütahya’ da doğdu. Babası Mehmet Celal Bey, annesi Esma Hacer Hanım’ dır. İlk ve ortaokulu  Kütahya’ da okudu. Bursa Erkek Lisesi’ nden mezun olduktan sonra, tarih, felsefe ve coğrafya öğrenimi gördüğü  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ ni 1938 yılında bitirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı sınavını kazanarak Türk ve İslâm Sanatı ihtisası yapmak üzere Almanya’ ya gitti. Marburg /Lahn Üniversitesi’ nde bir yıl kaldıktan sonra İkinci Dünya Savaşı’ nın başlaması üzerine Türkiye’ ye döndü ve 1939 Ekim ayından 1941 sonlarına kadar askerlik yaptı.

Terhis edilince Viyana’ ya gönderildi.

1943 Mayıs’ında “Die Osmanischen  Beitrage Zur İslamischen Baukusni” adlı teziyle doktorasını verip yurda döndü.

Aynı yıl, 1943’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ nde yeni kurulmuş olan Sanat Tarihi Bölümü’ nde asistan olarak göreve başladı.

1948 yılında “Osmanlılar Devrinde Kütahya ve Çinileri” teziyle Doçent,

1960 yılında da Profesör olarak Sanat Tarihi Kürsüsü Başkanı oldu.

1963’te Türk ve İslâm Sanatı Kürsüsü’nü kurdu, 1977’ ye değin bu kürsünün başkanlığını yaptı.

1977’de Sanat Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü’ ne seçildi.

1982 yılı düzenlemelerinden sonra Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Sanat Tarihi Araştırma Merkezi Müdürü olarak çalışmalarını sürdürdü.

1946- 1949 yıllarında Prof. Ernst Diez’le, 1953- 1958 yılları arasında Prof. Kurt Erdman ile birlikte çalıştı.

1984’te emekliye ayrıldı.

1986 yılında I. Milletlerarası Türk Çini Kongresini düzenledi.

Yurt dışında pek çok üniversitede misafir profesör olarak “Türk ve İslâm Sanatı” üzerine dersler verdi.

Sayın Oktay Aslanapa, 1956 yılında Sayın Günseli  Selma Pamukçu ile evlendi, bu evlilikten zaman içinde iki kızı oldu.

Aslanapa, Orta Asya Türk sanatı ve daha çok Selçuklu ve Osmanlı sanatları üzerinde çalışmış, bilimsel çalışmalarının ve öğretmenliğinin yanı sıra,

1961- 73 arasında Bursa Yıldırım Darüşşifası,

1961- 62’de Diyarbakır Artuklu Sarayı,

1963- 64’te İznik Sultan Orhan Camisi,

1964’te Kayseri Keykubadiye Sarayı,

1965- 66’da Kalehisar seramik fırınları, medrese, kervansaray ve hamam,

1970- 72 arasında Van Ulucamisi,

1963’te başlayıp halen sürdürülmekte olan İznik Çini fırınları kazılarını gerçekleştirmiştir.

Oktay Aslanapa, 1 Nisan 2013 günü İstanbul’ da tedavi gördüğü Darülaceze’ de 99 yaşında vefat etti. Bir süre önce kalça kırığı nedeniyle tedaviye alınmıştı.

Ebediyete intikal eden Prof. Dr. Oktay Aslanapa için, 2 Nisan 2013 günü, İÜ Edebiyat Fakültesi Şeref Holü’ nde bir tören düzenlendi. Aslanapa’ nın özgeçmişinin okunmasıyla başlayan törende çeşitli konuşmalar yapıldı.

oaslanapa2

İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasında “ Prof. Dr. Oktay Aslanapa, Türkiye’ nin bir ümidi olarak yetişmiş ve kendisinden beklenen görevleri layıkıyla eda etmiştir. İlmi ve yaşantısıyla her birimiz için bir gurur kaynağı olmuştur. Kendisine Cenabı Hak’ tan rahmet diliyorum, yakınlarına sabırlar diliyorum.” dedi.

İÜ Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özkan da konuşmasında, Türk Milli kültür hayatının önemli değerlerinden biri olan Prof. Dr. Oktay Aslanapa’ yı kaybetmenin derin üzüntüsünü içerisinde olduğunu ifade etti.

Törene Prof. Dr. Oktay Aslanapa’nın mesai arkadaşları, öğrencileri çok sayıda öğretim üyesi ve öğrenci katıldı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yapılan bir törenden sonra, Aslanapa’nın cenazesi Fatih Camii’ne getirildi. Burada öğle namazından sonra, mütevazı bir cemaat ile cenaze namazı kılındı. Burada İÜ Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet şunları söyledi:

“Uzun bir ömür, verimli bir ömür, İslam Türk sanatının emrinde geçen bir ömür. Çok eser verdi hem yazılı eser manasında hem de daha önemlisi yetiştirilmiş yüzlerce binlerce öğrenci bağlamında. Onlar inşallah hocamızın bu eserlerini sürekli hale getirecekler. Biz İstanbul Üniversitesi olarak kendisine bütün emekleri için yetiştirdiği bunca insan için, ülkemize ve ülke sanatına yaptığı bunca hizmet için yürekten müteşekkiriz. Allah rahmet eylesin.”

Cenaze namazını müteakip defnedilmek üzere Kütahya’ ya uğurlandı ve Kütahya’ nın Aslanapa Köyü’ nde vasiyeti gereği babasının yanına defnedildi.

Oktay Aslanapa’nın kitap, makale ve ansiklopedi maddeleri olmak üzere çok sayıda Türkçe ve yabancı dillerde yayımlanmış  eseri vardır. Belli başlı yapıtları arasında şunlar sayılabilir.

Çehov’un “Yalnız Adam” romanını Türkçe’ye çevirdi. (1945).

Edirne’de Osmanlı Devri Abideleri (1949).

Osmanlı Devrinde Kütahya Çinileri (1949).

Karaman Devri Sanatı (Koman ve Diez ile birlikte, 1950).

Macaristan’da Türk Devri Abideleri, (Tarih Dergisi, C.I, İstanbul, 1950).

Türk Halılarında Hayvan Postu Motifleri, Fuat Köprülü Armağanı, (1953).

Türk Sanatı (Diez ile birlikte, 1955).

Türkische Miniature Malerai Am Hofe Mehmed des Eroberers in İstanbul, Ars Orientalis, I. Michigan (1955).

Sanat Eserlerine Dayanan Yeni Bir Araştırma Yolu ile Türk Tarihini Aydınlatma, (V. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 1956).

Selçuklu Devlet Adamı Mübarizüddin Ertokuş Tarafından Yaptırılan Abideler, (İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, İstanbul, 1957).

Doğu Anadolu’da Karakoyunlu Kümbetleri, (İlâhiyat Fakültesi Türk- İslâm Sanatları Tarihi Enstitüsü Yıllığı I, Ankara, 1957).

Tabriser Künstler Am Hofe Der Osmanischen Sultans in İstanbul, (Anatolia, III, Ankara, 1958).

Aus Welt Der Islamschen Kunts, Festschrift Für E. Kühnel (İslâm Tetkikleri Enstitüsü, İstanbul, 1960).

Turkish Art, Seljuks and Otoman Carpets, Tiles and Miniature Paintings (1961),

Türk Sanatı Selçuk ve Osmanlı Halıları, Çini ve Minyatür Sanatı (1962).

Osmanlı Saray Halıları Meselesi, (Milletlerarası Birinci Türk Snatları Kongresi, Ankara, 1962).

Fatih Devri Abideleri (Türk Sanat tarihi Araştırma ve İncelemeleri, I, İstanbul, 1963).

Türk Sanatı ( Londra’da ve New York’ta basılıp yayınlanan Turkish Art and Architecture isimli kitabın birçok ilave değişiklikleriyle Türkçe hazırlanmış şekli, İstanbul, 1984)

Türkische Fliesen und Keramik in Anatolien (Anadolu’da Türk Çini ve Keramik Sanatı (1972- 73, 2 Cilt; 1984; tek cilt olarak 1989).

Osmanlı Devri Mimarisi (1986).

Türk Halı Sanatının Bin Yılı (1987; One Thoussand Years of the Turkish Carpets, 1988).

The İznik Tile Kiln Excavations, the Second Round 1981- 1988 (1989, Şerare Yetkin ve Ara Altun ile birlikte, İznik Çini Fırınları Kazısı, 2. Dönem 1981- 1988, 1989).

Sanatı, Tarihi, Edebiyatı ve Musikisiyle KIRIM [Crimea: Her Art, History, Literature and Music]. (2003).

Sayın Aslanapa, ayrıca başka yazarlarla birlikte ve tek başına liseler için sanat tarihi kitapları da hazırlamıştır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın, 7 Nisan 2013 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki köşe yazısından bir bölümü aynen aşağıya alıyorum:

“…İstanbul Edebiyat Fakültesi’nin koridorlarını arşınlayanlar bilir; sanat tarihinin mütevazı hocası Prof. Oktay Aslanapa’ yı tanımamak mümkün değildi.

Edebiyat Fakültesi’nin koridorları da her daim terfi eden genç hocaların kadro problemleri, kürsü yönetimi, dekanlık kürsü ilişkilerinin gerilimi gibi sorunlarla çalkalanırdı. Oktay Aslanapa, o fakülteden olsun veya olmasın herkesin sükunetini teslim ettiği, gönlü genişliğini takdir ettiği nadir insanlardan biri olmuştur.

Ben hocayı tanıdığımda onun tevazuunu, yazıp yaptıklarından bahsederken bir büyük üstadın değil de bir talebenin mahfiyetkâr halini görmüşümdür. Oysa onun yaşındaki insanların gençliğindeki yolları ve ulaşımı kıt Türkiye’de o kadar eseri gören insan çok azdı. En geniş imkanlarla canı istediği vakit Hindistan’ a, Orta Asya’l ara, Kuzey Afrika’ lara giden Avrupalı meslektaşlar bile Anadolu seyahatlerinden büyük bir fedakarlık olarak bahsede gelirler. Oktay Aslanapa genç insanları, asistan ve talebelerini Anadolu gezilerine ve eski eserleri tespit etmeye alıştıran hocalardandı.

Milli abidelerin yorumu konusunda zıpırlığa katiyen tevessül etmemiştir. Ne lüzumsuz abartma ve benzetmeler ne de inkar ve üstünü örtmeler görülmez. Oktay Aslanapa Türkiye’ yi severdi. Türk olmadığı halde Türkiye’ yi seven büyük tarihçiler vardır; çünkü bu toprağın zenginlikleri bakmasını bilene bizatihi kendisini sevdirecek yaratılardır. Sabırla, sorana yorulmadan tekrar anlatarak bu işe gönlünü verenlerin başındaydı. Bir asra yaklaşan uzun ömründe Avrupa Tarihi’ nin en karanlık kanlı sayfalarının yazıldığı 1940’ lar Almanya’sında tahsil yaptı. Sevimli bir ortam olmamalı ama çok şey öğrenmiştir. En sıkıntılı zamanlarını yaşayan Cumhuriyet Türkiyesi’ nin dertlerini omuzlayanlardan oldu. Belki de bu nedenlerle bu memlekete daha da sıkı sarılmıştır.

Bizim toplumumuz kendisine gereken dikkat ve saygıyı gösterdi mi? Saygı evet, vefa hayır! Ona son yıllarında büyük bir ödül verildiğini hatırlamıyorum. Umarım daha çok okuyan ve etrafı araştıran genç nesiller unutkan tavrı değiştirecek.”

Tüm ömrünü okumaya, araştırmaya, incelemeye ve bulduklarını toplumla paylaşmaya adamış, çalışmalarıyla kendinden sonra gelenlere yol açmış- yol göstermiş bu çok değerli insan, umarım bir yerlerde hayırla anılıyordur.

Toplumda iz bırakanlar, köşe dönücüler değil, topluma yararlı hizmetleri dokunanlardır.

Türk kültürüne, Türk Sanat Tarihi’ne bir parça ilgi duyan kimsenin, Oktay Aslanapa adını duymaması mümkün değildir. Yaptığı çalışmalarla Türk tarihinde iz bırakan  bu ölümsüz insanı tanıtmak, bilmeyenlere hatırlatmak ve onu  saygı ve rahmetle anmak, benim boynumun borcudur.

Nur içinde yatsın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir