SEYİT ONBAŞI

1 nci Dünya Savaşı öncesinde, Boğaz’ı muhtemel saldırılardan korumak amacıyla, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı kurulmuş; Boğaz’ın iki tarafına tabyalar ( korugan/ silâhlarla güçlendirilmiş istihkâm) yapılmış; tabyalara çeşitli çapta toplar yerleştirilmişti.

Tahkimat

 

Müstahkem Mevki Topçu Mevzileri, Giriş (Methal), Orta ve Merkez Tahkimatı olarak üç grupta toplanmıştı.

En uzun menzilli ve en etkili toplar Merkez Tahkimatı’ndaydı.

Merkez Tahkimatı’ndaki tabyalardan biri de, Rumeli yakasında, Kilitbahir Köyü’nün 300 metre güneyinde, Kilitahir- Behramlı yolu üzerindeki Rumeli Mecidiye Tabyası’ydı.

rumelideki mecidiye bataryası

Rumeli Mecidiyesi’nde 2 adet 280/22.lik Top, 4 adet 240/35.lik Top vardı.

Konunun uzmanlarının inceleme ve tespitlerine göre, tabyada bulunan uzun menzilli topların 3 çeşit mermisi bulunuyordu. Bunlar;

Adi Dane ( 215 kg),

Külahlı Zırh Danesi ( 190 kg),

Dip Tapalı Tahrip Danesi (140 kg)’ydi.

Adi Dane, 11 000 metreye,

Külahlı Zırh Danesi, 14 800 metreye,

Dip Tapalı Tahrip Danesi , 14 300 metreye kadar atılabiliyordu.

Merkez Tahkimatı’nda bir  de 11 mayın hattı bulunuyordu. (Nusret Mayın Gemisi’nin kıyıya paralel döşediği mayınlar Orta Tahkimat’ta ve kıyıya paralel döşenmişti.)

rumeli mecidiyesi topu

18 Mart 1915 günü, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda: 2 nci Ağır Topçu Tugayı’nın, 4 ncü Ağır Topçu Alayı’nın, 2 nci Topçu Taburu’na bağlı 5 nci batarya bulunuyordu.

2 nci Topçu Tabur Komutanı: Binbaşı Nihat Bey,

5 nci Batarya Komutanı: Yüzbaşı Hilmi Bey (Şanlıtopçu, E. Alb),

5 nci Batarya Subayı: Mülâzım (Teğmen) Fahri Bey’di.

5 nci Batarya’nın 3 ncü Topun Çavuşu: Çavuş Osman,

5 nci Batarya’nın 3 ncü Topun Nişancısı: Sazcı Hasan,

5 nci Batarya’nın 3 ncü Topun numara erlerinden biri Koca Seyit, diğeri Niğdeli Ali’ydi.

Koca Seyit, 1889 yılının Eylül ayında, Balıkesir’in Havran İlçesi’nin Manastır (sonra Çamlık, günümüzde Seyit Onbaşı) Köyü’nde, Cuburoğulları’ndan Abdurrahman ile aynı köyden Emine  çiftinin çocuğu olarak dünyaya gelmişti.

Seyit, 1 nci Dünya Savaşı’nda seferberlik ilânıyla  askere alınmış ve Çanakkale cephesinde Rumeli Mecidiyesi’nde görevlendirilmişti. (Künye Kayıt Belgesi’nde, Doğum Tarihi: 1305(1889), Duhül Tarihi: 1330 (1914), Terhis Tarihi: 1334 (1918), Birliği: Çanak Mevki Müstahkemi diye yazmaktadır.)

18 Mart 1915

Müttefik donanmasının uygulayacağı plân dört safhalıydı ;

Giriş (Methal) Tahkimatı’nın yok edilmesi,

Orta bölge topçusunun yok edilmesi ve bölgedeki mayınların temizlenmesi,

Merkez Tahkimatı’nın yok edilmesi,

Kalan mayınların temizlenmesi, Boğaz’ın dar yerindeki tabyaların karaya çıkarılacak birliklerle işgali ve donanmanın Marmara’ya girmesi, şeklinde icra edilecekti.

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı yayınlarına göre: 18 Mart 1915 günü saat 10 30’a doğru Müttefik Donanması Çanakkale Boğazı ağzında muharebe düzeni almaya başladı.


18 Mart 1915 Deniz Geçiş DurumuMÜTTEFİK DONANMSININ İLERLEYEBİLDİĞİ SON HAT VE RUMELİ MECİDİYESİ' NİN BULUNDUĞU YER

Donanma, 11 30’a doğru Methal Tahkimatı’ndaki tabyaları, Orta Tahkimat’a girdikten sonra 11 40’tan itibaren 16 000 yardadan Merkez Tahkimatı’ndaki tabyaları bombardımana başladı.

Bu sırada, Merkez Tahkimatı’ndaki Rumeli Mecidiyesi gibi tabyalar, menzil yetersizliğinden ateşe başlayamamışlardı.

Saat 12 00’de, Donanmanın 2 nci hatta bulunan gemileri, 1 nci hatta bulunan gemilerin yanından geçerek, öndeki yeni hattı oluşturdu.

Saat 13 00’ten itibaren, Merkez Tahkimatı’ndaki bataryalar, müttefik donanmasının 1 nci hatta bulunan gemilerini ateş altına aldılar.

Saat 14 40’ta, 3 ncü hatta bulunan gemilerin öne geçmesi istendi.

Müttefik Donanması, Merkez Tahkimatı’na ve mayınlı bölgeye giremeden, Rumeli Mecidiyesi’ne yaklaşık 10 000 yarda (9 km. kadar) da kaldı.

Tabyalardaki topçu ateşleri nedeniyle direkleri ve bacası parçalanan Fransız Bouvet zırhlısı sancak tarafına yattı.

Fransız Gaulois ve Charlemagne’da da ağır hasar vardı.

Fransız Suffren zırhlısında yangın çıkmıştı.

Akşam üstüne doğru, zaten yaralı olan ve sağına bir kavis çizerek dönmeye çalışan Fransız Bouvet zırlısı, Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarptı, kulakları sağır eden müthiş bir patlamadan sonra gemi alabora oldu.

Bouvet'in BatışıBOUVET' İN BATIŞI

Gaulois, güç bela muharebe alanını terk ederek Tavşan Adası’nda baştan kara edip karaya oturdu.

Saat 16 00’ya doğru, İngiliz Inflexible zırhlısının bir mayına çarptığı  ve geminin tehlikeli şekilde yana yatmaya başladığı görüldü.

10 dakika sonra bu sefer İngiliz zırhlısı Irresistible’nın başına geldi, o da Nusret’in mayınlarından birine çarptı. Irresistible, kolay bir hedef haline geldiğinden kısa süre sonra Türk topçusunun ateşleriyle suya gömüldü.

Büyük armada birbirine karışmış, düzen alt üst olmuştu.

donanmanın son durumu

Amiral De Robeck, saat 18 00 sularında, tüm donanmaya çekilme emri verdi.

Çekilme emrinden 15 dakika sonra, İngiliz Ocean zırhlısı, Nusret’in bir başka mayınına çarptı. Gemi zaten topçu ateşlerinden bir hayli yara almış ve köprüüstü elden çıkmıştı.O da boşaltıldı ve kaderine terk edildi. Türk topçusu onun da işini bitirdi, az sonra o da suya gömüldü.

Akşam karanlığı çökerken, mağrur müttefik donanması, kuyruğunu kıstırmış, sessizce muharebe alanını terk ediyordu.

18 Mart 1915 Zırhlıların Battığı Yer ve RM Bulunduğu Yer

Boğaz’ın iki yakasındaki tabyalarda bulunan Türk topçusu ise mutlu ve gururluydu.

18 Mart 1915’in günümüze yansıyan bir başka kahramanlık olayı da, Rumeli Mecidiyesi’nde gerçekleşti.

Müttefik donanmasının ateşlerine maruz kalan tabyada, 3 toptan ikisi tahrip olmuş, 3 top mürettebatından sadece top numara erleri Koca Seyit ile Niğdeli Ali sağ kalmıştı.

Topa mermi taşıyan vinç de bozulmuştu.

Silâh arkadaşlarını kaybetmenin acısını yaşayan Seyit, arkadaşı Ali’nin de yardımıyla, bir mermiyi sırtladı (top numara eri olmasına, topa yan ve yükseliş vermesini bilmemesine rağmen), mermiyi namluya sürdü ve denizde gözüne ilişen düşman gemisine ateş etmeye başladı.

Diğer bataryadan dürbünle durumu gören komutanlar, derhal Rumeli Mecidiyesi’ne gelerek Koca Seyit’i tebrik ettiler.

Seyit’in, ağır mermiyi yüklenerek merdivenleri çıkması, mermiyi kamaya  yükleyerek atışa hazırlaması, barut haklarını düzenlemesi, namluya  yan ve yükseliş vermesi, başlı başına hayret uyandıracak bir kahramanlıktı.

seyit mermi taşırken

Komutanları, aradan birkaç gün geçtikten sonra, fotoğraf çektirmek için Seyit’ten mermiyi tekrar kaldırmasını istediler. Seyit, çok zorlamasına rağmen, mermiyi kaldıramadı. Bunun üzerine fotoğrafı tahta eğitim mermisiyle çekildi.

Seyit, gösterdiği kahramanlıktan sonra Onbaşılığa yükseltildi.

Komutanı, Seyit’i ayrıca ödüllendirmek istedi; Seyit’in isteği ise sadece bir fazla somun ekmekti. Günde tek somun ekmekle doymuyordu.

İsteği hemen yerine getirildi.

Ancak Seyit, 2 gün sonra, fazla somun ekmek yemekten vazgeçti; arkadaşları tek somun ekmek yerken, iki somun ekmek yemeği kendisine yakıştıramamıştı.

Seyit, 1 nci Dünya Savaşı sona erdikten sonra Havran’ın Manastır Köyü’ne döndü. Askere gitmeden önce kendi  köyünden Emine ile evlenmiş, bu evlilikten 1911 yılında ilk kızı Ayşe doğmuştu. 1922 yılında da diğer kızı Fatma doğdu. Bir süre sonra ilk eşi Emine vefat etti; Seyit bu sefer yine aynı köyden Hatice ile evlendi. Bu evlilikten de Ramazan, Osman ve Abdurrahman adlarında üç oğlu oldu.

koca seyitKOCA SEYİT, KÖYÜNDE…

Seyit, köyüne döndükten sonra, dağdan topladığı odunları satarak hayatını kazandı. Odun kömürü yaptı, sattı. Daha sonraki yıllarda Havran’da Hacı Osmanoğulları’nın zeytinyağı fabrikasında hamallık yaptı.

Çanakkale’deki kahramanlığından hiç söz etmedi.

Taa ki, 9 Şubat 1923 günü, Mustafa Kemal Paşa’nın, Edremit’e giderken uğradığı Havran’da, Kaymakam’a, “Burada Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı olması lâzım; onu bana bulun” diye soracağı zamana kadar!..

Gazi  Paşa, Edremit Kaymakamı’na (o zamanlar Havran, Edremit Kaymakamlığı’na bağlıydı), Koca Seyit’i tanıyıp tanımadıklarını sorar, tanımadıklarını anlayınca çok üzülür. " Onu bana bulun, sizinle tanıştırmak istiyorum. Yaptığınız, milletin kahramanlarına vefasızlıktır. Kendisini tanıyın ki, bu topraklar üzerinde yaşamanın bir bedeli olduğunu bilesiniz” der.

Kaymakam, hemen Koca Seyit’i buldurur.

Seyit’in üstü başı perişandır.

Kaymakam, güzel bir elbise giydirdikten sonra, Koca Seyit’i Mustafa Kemal Paşa’ya  çıkarır.

Mustafa Kemal Paşa, Koca Seyit’i görmekten çok memnun olmuştur. Ancak, üzerindeki elbisenin kendisine ait olmadığını öğrenince, ona maaş bağlatmak ister.

Koca Seyit, “Paşam, geldiğini duyunca çok sevindim, beni aradığını duyunca dünyalar benim oldu. Paşam, ben vücudumu devlete satmam, vatanım için ölürüm ama bu maaşı kabul edemem. Ben ormandan kestiğim ağaçları satıp geçimimi sağlıyorum, bana engel olmasınlar yeter” der.

Yoksul ama onurlu hayatını sürdüren Koca Seyit, 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkınca, “Çabuk” soyadını alır..

1939 yılında, daha 50 yaşındayken, ciğerlerinden rahatsızlanır, kısa süre sonra da hayatını kaybeder.

Ölümünün üzerinden yıllar geçtikten sonra, köyüne adı verilir ve köy, “Seyit Onbaşı Köyü” adını alır.

Köy meydanında adına bir park yapılır.

mecidiye canlandırma

Kilitbahir’deki Rumeli  Mecidiyesi’nde, Koca Seyit’in mermiyi topa çıkardığı sahne anıtlaştırılır.

Kilitbahir anıt

KİLİTBAHİR- MECİDİYE TABYASI' NA GİDEN YOL KENARINDAKİ HEYKELİ

Yol kenarına bir de heykeli yapılır.

Seyitin Mezarı

SORULAR/İNCELEME/ DÜŞÜNCELER:

Seyit Onbaşı’nın kahramanlığını anlatan anekdot, genel kabulle şu şekildedir:

“Saat 05 30 sularında, müttefik filosundan bazı gemiler, kendilerini son dakikalar içinde oldukça rahatsız eden Rumeli Mecidiyesi’ni, yeniden ve çok şiddetli bir ateş altına almışlardı.

İstihkâmın içinde patlayan mermi, cephaneliği uçurduğu zaman oluşan müthiş basınçla yerlere yuvarlandılar. Bir kısmı şehit olan bu erlerin geri kalanları arasında Koca Seyit ile Ali vardı.

Seyit düştüğü yerden kalkıp denize baktı. Düşman gemileri, karaya iyice sokulmuş taretlerinden alev ve duman püskürtüyorlardı.Tabyanın içinde ise üçüncü toptan gayrısı toprağa gömülmüştü. Seyit önce gemilere, sonra topa ve sonunda yerde duran 215 okkalık (276 kg) mermilere baktı.

Arkadaşına ‘Gel Ali’ dedi, ‘Yardım et, şu mermiyi sırtıma alayım.’

Ali, önce topun eğilip yan yatmış metaforuna (top vincine), sonra da şaşkın bakışlarla arkadaşının yüzüne baktı, ‘Kaldıramazsın Seyit’ dedi.

Seyit, mermiyi kaldırmak için hamle yaptı. Gres yağına bulanmış mermi ellerinden kaydı. Parmaklarını toprağa bulayıp bir daha tarttılar. Koca Seyit, mermiyi sırtına vurdu, sendeleyerek topa doğru yürüdü, merdiven basamaklarına ayağını attı. Güç halle mermiyi namluya sürüp kamayı kapadı. Her ikisi de numara eri oldukları için yanı ve mesafeyi tam bağlayamadılar. Namluyu gemilere doğru çevirip bir besmele ile topu ateşlediler.

İlk mermi kısa düştü. Bir mermi daha getirdi. Bu seferki de kısaydı. Fakat üçüncü mermi en öndeki geminin kıç tarafında ve su kesiminde patladı. Bu gemi Ocean idi. “ (Fikret GÜNESEN, Çanakkale Savaşları, Sayfa 79-80)

Bazı kaynaklarda Koca Seyit’in batırdığı geminin Fransız Bouvet olduğu yazılıdır.

Bu durumda, genel kabul gören anekdotta bazı noktalar dikkati çekmektedir.

Müttefik donanması, sabah saat 05 30 değil, öğleden sonra 11 40’tan itibaren Rumeli Mecidiyesi’ni bombardımana başlamıştır.

Rumeli Mecidiyesi’ndeki batarya, menzil yetersizliğinden ilk anda donanma ateşlerine karşılık verememiş, ancak saat 13 00’ten itibaren karşı ateşlere başlamıştır.

mecidiye menzili

(İngiliz Haritasından…)

Rumeli Mecidiyesi civarında, düşman donanmasının karaya iyice sokulması mümkün değildir; donanmanın en öndeki gemileri, Rumeli Mecidiyesi’ne 10 000 yardadan (yaklaşık olarak 9 km) fazla sokulamamışlardır.

Rumeli Mecidiyesi’nde 215 okka veya 276 kg.lık mermi yoktu. Bu bataryadaki mermiler 140, 190 ve 215 kg.lık idi.

Koca Seyit’in mermiyi yerden nasıl kaldırdığı, TRT arşivinde bulunan bir ses kaydında var. Yıllar önce, TRT’ye Çanakkale Muharebeleri ile ilgili bir belgesel hazırlarken bu bandı dinlemiştim. Koca Seyit, merminin gres yağına bulanmış olduğunda hiç söz etmiyor. Eli heyecandan terliyor ve diz çöküp mermiyi sırtlamak istediğinde, “mermi elimden zıyptı” diyor. Zıyptıyı “kaydı” olarak kullanıyor.

Merminin namluya sürüldüğünden söz ediliyor ama barut hakkı keselerinden hiç söz etmiyor. Barut hakkı olmadan bu mermiler ateşlenemez. Hangi mesafeye hangi barut hakkı kesesini kullanılacağı ise çok önemli bir konudur.

Anekdotta, Koca Seyit’in sahile yanaşmış gemiye ateş ettiği anlamı çıkıyor ve anlatıma göre Seyit, gemiye “Görerek atış” tekniğiyle ateş ediyor.

Oysa, en öndeki geminin Rumeli Mecidiyesi’ne uzaklığı, 9 km. kadar… Bu mesafedeki bir gemiye, merminin havada takip edeceği  “mermi yolu” hesaplanarak ateş edilir.

Çanakkale Boğazı’nda  18 Mart 1915 günü batan gemilerin tamamının batma nedeni, Nusret Mayın Gemisi’nin döşediği mayınlar!.. Ancak, batan her gemi, önemli şekilde topçu ateşlerinden zarar görmüş.

Koca Seyit’in son derece ağır bir mermiyi, muharebenin getirdiği heyecan ve şevkle kaldırması ve görüş alanına giren gemilere ( Top numara eri olmasına, büyük bir ihtimalle, yan ve yükseliş bağlamasını bilmemesine rağmen) ateş edebilmesi, GERÇEK BİR KAHRAMANLIKTIR.

Koca Seyit’in, hayatı zorluklar içinde geçmesine rağmen, bundan nemalanmaya çalışmaması,  onun RUH ZENGİNLİĞİNİ gösteren önemli bir göstergedir.

Elbette, Koca Seyit adı, Türk Milleti var oldukça, Türk Milleti’nin gönlünde yaşamaya devam edecektir.

Çanakkale’de üstün düşman kuvvetlerine karşı kıt olanakları ile vatan topraklarını kahramanca savunan ve bize destanlaşan bir tarih bırakan tüm şehit ve gazilerimizi başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere minnet, şükran ve rahmetle anıyorum.

4 thoughts on “SEYİT ONBAŞI

  1. Ziad Aukati <ziad_aukati@yahoo.co.uk Hello Ahmet Bey, I hope you can read english.I read with interest your article:http://www.ahmetakyol.net/seyit-onbasi/ I am a decendant of Şehit 5 nci Batarya Subayı: Mülâzım (Teğmen) Fahri Bey’di.He is my grand uncle.My family imigrated from Istanbul to Iraq in the 19th century.Both my grandfather (Mahmut Celal) and grand uncle (Fahri) were Ottoman Army officers.I am trying to trace my Turkish family and need access to Şehit Fahri military / family record.I might find his family roots in there and maybe able to find family members still in Istanbul.Please,can you help with advice on how to find records,archives etc.I am sorry for writing to you uninvited,but I am desperate and this is the least we can do to those Kahramanler so that they are never forgotten.Thanks and regards

  2. İstanbul' dan Irak' a göç eden bir aile, köklerini araştırıyor. Sayın Ziad Aukati, Çanakkale Muharebeleri' nde Osmanlı ordusunda görev yapan, Seyit Onbaşı' nın bataryasında 5 nci Batarya Subayı olan büyük amcası Mülazım (Teğmen) Fahri ile büyük babası Mahmut Celal hakkında bilgi arıyor. Benim elimde Mülazım Fahri ile ilgili ayrıntılı bilgi yok. e-posta adresini yazıyorum ( ziyad_aukati@yahoo.co.uk) Umarım bu yardım talebi, konuya ilgi duyan ve elinde yeterli materyal bulunanların ilgisini çeker ve isimleri verilen kahramanların kayıtları bulunur.

  3. Sayın Hocam,Ben Seyit Onbaşı'nın biyografisi hakkında çalışma yapıyorum.Bu çalışmamla bir yarışmaya katılacağım .Sizinn de bu yazınızı gördüm ve çok beğendim ellerinize yüreğinize sağlık.Sayın hocam kaynakçamda sitenizin adını belirtmek isterim müsadeniz var mıdır? Ayrıca aydınlanmak için bu konuyla ilgili bazı suallerim vardır eposta adresinizi verseniz oradan size bu suallerimi yöneltsem mümkün müdür?En derin muhabbet ve saygılarımla

    • Sayın TUNA, Ben Hoca değilim. Amacım sadece yardımcı olmak. Sitemdeki yazılardan kaynak belirtmek veya ling vermek suretiyle yararlanabilirsiniz. Elbette siz çok daha ayrıntılı çalışma yapıp daha geniş kaynaklara ulaşabilir ve çok daha güzel bir metin hazrlayabilirsiniz. Derleyebildiğim tüm bilgileri bir mantık dizisi içinde paylaştığımdan, bunun dışında size fazladan bir katkım olamaz. E-posta adresim, sitenin üstündeki mavi şerit içindeki "İletişim" bölümünde var. Size başarılar diliyorum.

       

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir