SULTAN II. MAHMUT

Mahmut 2SULTAN II. MAHMUT

II. Mahmut ( d. 20 Temmuz 1785- ö. 1 Temmuz 1839), çağdaşlaşma yolunda giriştiği reformlarla, savaşlardan yenilgi ve toprak kayıplarıyla çıkan Osmanlı Devleti’ nin güçlenmesine katkıda bulunmuş, Tanzimat döneminin hazırlayıcısı olmuş, 30 uncu Osmanlı Padişahı’ dır.

Osmanlı Devleti’ nde köklü değişiklikler gerçekleştiren ilk ve en önemli padişah olan II. Mahmut, I. Abdülhamit’ in Nakş-i Dil Vâlide Sultan’ dan doğma oğluydu. 23 yaşındaydı. III. Selim’ in (hd. 1789- 1807) çocuğu olmadığı, IV. Mustafa’ nın da çocukları bebekken öldüğü için, Osmanoğulları II. Mahmut’ tan yürümüştür. Son altı Osmanlı padişahından ikisi onun oğlu dördü ise torunudur.

Genç hükümdar, amcasının oğlu III. Selim’ in bütün fikirlerinin vârisiydi. Üstelik kendisini oğlu gibi sevip yetiştiren III. Selim’ in bütün hatalarından da ders almıştı.

Sabır, azim, takip fikri, bir işi sona erdirme, gerektiğinde adımını geri almasını bildiği gibi yerinde son derece atak ve sert olma gibi III. Selim’ de pek bulunmayan özelliklere sahipti.

 (III. Selim’in yaptığı, bir kısmını gerçekleştirdiği, bir kısmını tasarı halinde bıraktığı ıslahatın tamamına Nizâm-ı Cedid  (Arapça: Yeni Düzen) denmektedir. Öncelik devletin savunulmasıyla ilgili olduğu için askerî ıslahatta idi. Kapıkulları’ nı ortadan kaldırmak veya köklü şekilde adam etmeye imkân olmadığı, bu ocaklar her türlü yeniliğe karşı çıktığı için, onların yanında yeni bir ordu kuruldu.  1792’ de Nizâm-ı Cedid resmen ilân edildi. Piyadenin yanında modern topçu, humbaracı, arabacı (nakliye), lâğımcı (istihkâm) sınıfları kuruldu. Bu birliklere kırmızı ve mavi renklerde, Avrupa kıyafetinden esinlenilen üniformalar giydirildi. Ancak, Nizâm-ı Cedid’ i bir türlü benimseyemeyen Yeniçeriler ve yandaşları tutucu kesim ( nizam-ı cedid’ in ülkeyi kötülüğe ve dinsizliğe özendirdiği, devlet yapısını şeriata aykırı biçimde değiştirdiği gerekçesiyle) ayaklandılar. III. Selim’ in büyük emek verdiği eseri mahvoldu.)

Nizam-ı cedidNİZAM- I CEDİD ASKERİ

Merhum tarihçi Yılmaz ÖZTUNA, II. Mahmut için, “ Batı kültürüne yakınlığı olan ilk hükümdardır. Kanunî’ den sonra, 1566’ dan imparatorluğun düşmesine kadar gelip geçen padişahların en büyüğü sayılmaktadır” der.

III. Selim 1807’ de Kabakçı Mustafa Ayaklanması sonucunda tahttan indirildi. Yerine geçen Mahmut’ un ağabeyi IV. Mustafa ayaklanmacılarla işbirliği yaparak III. Selim’ in kurduğu Nizam-ı Cedid ordusunu dağıtmaya girişti.

Bunun üzerine Rumeli’ ye kaçan Nizam-ı Cedid yanlıları Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa’ nın çevresinde toplanarak yeni bir güç oluşturdular.

III. Selim’ i yeniden tahta çıkarmak amacıyla Haziran 1808’ de yola çıkan Alemdar Mustafa Paşa İstanbul’a gelip Kabakçı Mustafa’ yı ve yandaşlarını dağıtınca IV. Mustafa, Topkapı Sarayı’ nda tutulan III. Selim’ i yeniden tahta geçirtilmemesi için öldürttü.

Şehzade Mahmut, saray çalışanlarının yardımıyla kurtulmayı başardı.

Topkapı Sarayı’ na gelen Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim’ in öldürülmüş olduğunu görünce 28 Temmuz 1808’ de IV. Mustafa’ yı indirip II. Mahmut’ u tahta çıkardı. II. Mahmut da, Alemdar Mustafa Paşa’ yı Sadrazamlığa getirdi.

II. Mahmut, Nizam-ı Cedid’ i canlandırmak amacıyla Sekban-ı Cedid adını verdiği yeni bir ordu kurmaya kalkıştı, ancak bu durum  da yeniçerilerin ayaklanmasına yol açtı.

Alemdar Mustafa Paşa’ nın ölümüyle sonuçlanan ayaklanma sırasında II. Mahmut da, yeniden tahta çıkartılmasını önlemek için, ağabeyi eski Padişah IV. Mustafa’ yı öldürttü. Böylece Osmanlı hanedanında başka erkek kalmadığı için tahtın tek sahibi oldu.

II. Mahmut, Yeniçerilere Sekban- Cedid’ i kaldırdığını, Yeniçeri Ocağı’ na dokunmayacağına bildirerek ayaklanmaya son vermelerini sağladı.

II. Mahmut, III. Selim’ in başlattığı yenilik hareketlerini sürdürebilmek için güçlü bir yönetim kurmanın gerektiğini anlamıştı. Ama bunu başarması kolay olmadı. İç sorunlar kadar dış sorunlar da atılımları zorlaştırdı.

(Bu incelemede II. Mahmut döneminde gelişen iç ve dış olaylar değil, özellikle ıslahat/ yenileşme hareketleri ele alınacaktır.)

II. Mahmut’ un askerlik alanında yaptığı en büyük yenilik, devletin en eski kurumlarından biri olan ve giderek disiplinsizleştiği ve güvenilirliği kalmadığı için başıbozuk bir görünüm veren Yeniçeri Ocağı’ nı kaldırarak yerine doğrudan padişah denetiminde bulunan bir ordu kurmasıydı.

100 yılı aşkın bir süreden beri savaşlarda hiçbir başarı gösteremeyen, buna karşılık özellikle İstanbul’ da her fırsatta ayaklanan, büyük bölümü askerliği unutup esnaflıkla uğraşan ya da zorbalık yapan yeniçerin varlığı artık devlet için büyük bir yük olmuştu.

II. Mahmut, 25 Mayıs 1825’ te “Eşkinci Ocağı” adıyla modern bir ordunun teşkil edileceğini resmen ilân etti. Yeni askere Avrupa tarzı üniforma giydirildi ve modern askerî usulle eğitimine başlandı. Beklenen oldu ve Yeniçeriler ayaklandılar ve 15 Haziran 1826 sabahı meşhur kazanlarını tarihte son kez olarak Etmeydanı’ na çıkardılar.

Bu defa ulemâ, Padişah’ ın yanındaydı. 3 500 medrese talebesi, Sancak-ı Şerif altında, inkılâpçı Şeyhülislâm Tahir Efendi’ nin yanında toplandı. Ağa Hüseyin ve İzzet Paşalar, modern birlikleriyle şehre indiler. Yeniçeri isyanı kolayca fakat şiddetle ezildi. 6 000 Yeniçeri öldürüldü, 20 000’ i tutuklanıp sürüldü. Bütün Kapıkulu Ocakları ilga edildi/ toptan kaldırıldı.

II. Mahmut, Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdıktan sonra ocağı hatırlatan her işareti sildirdi, taşlara kazınan örneğin Topkapı surları girişindeki yeniçeri armalarını bile kazıttırdı; Mehterhane ve mehter takımını da lağvetti. 

Osmanlı tarihinde Vak’a-i Hayriye (Hayırlı Olay) olarak anılan Yeniçeri Ocağı’ nın dağıtılmasından sonra II. Mahmut,  batılı tarzda yeni bir ordu kurmaya girişti. Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammed’ in Zafer Kazanmış Askerleri) adı verilen bu ordu kısa zamanda örgütlendi.

Mahmut 3

Mahmut 4

Sultan Mahmut, Rus savaşından sonra, ıslahat hareketlerine daha azimli bir şekilde sarıldı. Rus savaşında, sıradan bir Miralay (Albay) gibi Râmi Kışlası’ ndaki taş odasında yaşadı, yeni ordunun yetiştirilmesi meselesine mistik bir enerjiyle girişti.

Bu yeni ordunun eğitimi için Batı’ dan uzman ve danışmanlar getirttiği gibi, genç Osmanlı subaylarını da eğitim için Avrupa’ ya gönderdi.

II. Mahmut tahta çıktığında, döneminin en yüksek ve iyi müesseseleri gittikçe bozularak çöküntünün eşiğine gelmişti. II. Mahmut, Osmanlı ülkesini çağdaş müesseselerle donattı.

3 Mart 1829’ da Kıyafet Kanunu’ nu yayınladı. İlmiye sınıfı dışında kalan bütün devlet memurlarının fes, pantolon ve ceket giymeleri zorunlu hale getirildi.

Yerli malı kullanımı teşvik edildi, memur ve asker elbiselerinin yerli kumaştan yapılması şartı getirildi.

Yerli üretimi arttırmak amacıyla yerli üreticiye gümrük kolaylığı sağlandı.

II. Mahmut, 1826'da kendi ihtiyaç duyduğu yerli hammaddelerin yabancı tüccarlar tarafından yurtdışına çıkarılmasını önleyen yed-i vahid (tekel) sistemini uygulamaya koydu. Tahıl, yün, haşhaş, zeytinyağı, ipek, meyankökü gibi ürünlere yed- vahit usulünü uygulamaya başladı. ( Bu sistem Büyük Britanya'nın çıkarlarına uygun düşmüyordu ve İngilizler kendilerine Osmanlı topraklarında ayrıcalıklar verilmesi için Osmanlı İmparatorluğu'na baskı yapınca, Mısır’ da Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı da gelişince zor durumda kalındı ve 1838’ de imzalanan Balta Limanı Antlaşması ile yed-i vahid (tekel) sistemi kaldırıldı.)

II. Mahmut, taassubu yenmek için resminin devlet dairelerine asılmasını zorunlu tuttu.

Devlete büyük faydaları olan Dirlik Sistemi ( tımar ve zeamet) , giderek zayıflamaya ve büyük sorunlar çıkarmaya başlamıştı. Bu sorunun düzenlenmesi için tüm çalışmalar II. Mahmut döneminde yapıldı, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı ile bütün dirlikler kaldırıldı. Bu fermanla, memur maaşlarının hazineden verileceği ilân olundu ve mevcut dirliklerin sâhib-i arzlarını mağdur etmemek için, dirliklerin hasılatı, kayd-ı hayat şartıyla, onlar lehine gelir olarak maaş şeklinde bağlandı.

II. Mahmut’ un tahta çıkışından çok kısa bir süre sonra Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu âyanları (büyük toprak sahipleri/ ileri gelenler) arasında anayasal bazı özellikler içeren Sened-i İttifak imzalandı ve bunu II. Mahmut onayladı.

(Anayasa hukukçuları Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle Sened-i İttifak’ı kabul ederler ve Türkiye’deki anayasacılık hareketlerini bununla başlatırlar.

Sened-i İttifak bir belge olarak incelediğinde merkezi iktidarın yetkilerini sınırlayan, meşrutiyetçiliğe doğru atılan adımlar vasfında bazı hükümler taşıdığı görülmektedir. Sened’e göre âyanlar, Padişahın mutlak vekili olarak Sadrazam’dan gelen tüm emir ve yasaklara uyacaklardır. Ancak Sadrazamlık makamından kanuna aykırı rüşvet, yolsuzluk ve devlete zararlı işlemler çıkarsa, senedi imzalayanlar (asıl olarak âyanlar) ona karşı gelip engelleyeceklerdir. Senedi imzalayanlar, “gerek âyan ve gerek vükelâ ve rical birbirlerinin zatına ve hanedanlarına kefil” olmaları gerekliliğini ortaya koyduktan sonra, birçok taahhütte bulunmaktadırlar. Buna göre, Sened-i İttifak şartlarına aykırı bir hareketi kanıtlanmadıkça, âyanlardan birisine devlet veya devletin taşradaki görevlilerinden “taarruz vukua gelir ise uzak yakın denilmeyip” cümlesinin taarruzu def etmek için çalışacaklarını taahhüt etmektedirler. “Fukaraya zulm” edenlerin “te’dip ve terbiyesine say olunacağı” ve taşra memalik hanedanları da kendi idareleri altındaki âyanları ve ileri gelenleri koruyacakları öngörülmektedir. Ayrıca, fakir reayanın korunması ve güvenliği gerekli olduğundan, âyanlar idarelerindeki kazalarda emniyetini sağlayacaklar ve vergilerde aşırılığa ve haksızlığa gitmeyeceklerdir.  Ayrıca Sened-i İttifak'ın içerdiği koşulların sürekli uygulanmasını bizzat padişahın denetleyeceği öngörülmektedir.)

II. Mahmut, vilâyetlerde Bâb-ı Âli’ nin otoritesini önemsemeyen aileleri tasfiye etti.

Askerî sanayie ait hemen bütün branşları çağdaş şekilde oluşturdu.

Yüzyıllardan beri devam eden saray teşkilâtını lâğvetti; işlerliği ve fonksiyonunu artırmak için Avrupa devletlerininkine benzer yeni bir saray teşkilâtı yaptırdı.

Bu yeni düzenlemede Reisülküttâblık “Hariciye Nezareti”, Sadaret Kethüdalığı “Dahiliye Nezareti” adlarını aldı; Diğer nezaretler de kuruldu.

II. Mahmut, sarayda geleneksel “Divan” ı kaldırdı ve yerine “Heyet-i Vükelâ” yı ( Bakanlar Kurulu) oluşturdu. Hatta 30 Mart 1838’ de Sadrazam’ ın adı “Başvekil” olarak değiştirildiyse de, bir müddet sonra bundan vazgeçildi. Ancak kabine esasının temelleri atılmış oldu.

II. Mahmut, eyalet, sancak ve kazaları merkezî denetime almak için merkez ve taşrada, kalemiye sınıfının üstündeki görevlileri mülkiye sınıfı içinde örgütlemeye çalıştı.

Mahalle muhtarlıkları kurdu; reaya mahallelerine de düzenlemenin nasıl olacağına dair kurallar getirdi.

Osmanlı Devleti’ nde kuruluşunun ilk yıllarından itibaren vakıflar kurulmaya başlanmış ve bunların sayısı giderek artmıştı.

II. Mahmut, 13 Ekim 1826’ da Evkaf-ı Hümayun Nezareti adı altında Evkaf Nazırlığı kurdurdu. 1831 yılında Şık-kı Evvel Defterdarları, Haremeyn Müfettişi, Saray Ağası, Kaptan-ı Derya, Çavuşbaşı, Reis-ül Küttab, İstanbul, Eyüp, Galata, Üsküdar kadıları ve Sadrıâli nezaretlerinin elindeki vakıfların hepsi bu nazırlığa bağlandı. Evkaf nazırlığı 1838 yılında kısa bir süre Tophane ve Darphane nazırlığına bağlandıysa da 1839 yılında tekrar bağımsız bir hale gelerek hükûmete alındı

II. Mahmut, hükûmet ve toplumun önemli sorunlarının görüşüldüğü "Meclis–i Vâlâ–yı Ahkâm–ı Adliye" ile askerî işlerin görüşülüp kararlaştırıldığı "Dâr–ı Şûrâ–yı Askerî" isimli müesseseleri teşkil etti.

1838’ de sivil kamu görevlileri yetiştirmek amacıyla İstanbul’ da Mekteb-i İrfan olarak da bilinen Mekteb-i Maarif-i Adliye’ yi açtı.

II. Mahmut, Navarin’ de Osmanlı- Mısır donanmalarının İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları tarafından yakılması üzerine, hemen yeni bir donanma inşa edilmesi emrini verdi. Navarin faciasından 2 sene sonra donanmanın sancak gemisi olan Mahmudiye Kalyonu, Tersane-i Amire’ nin kızaklarından törenle denize indirildi.

Mahmut 5MAHMUDİYE KALYONU

(Kalyonun tasarımı baştan aşağı Türk mimar ve mühendisler tarafından yapılmış, Türk işçiler tarafından inşa edilmişti. Mimarı Mehmet Kalfa, mühendisi ise Mehmet Efendiydi. Boyu 76.15 metre, eni 21.22 metre idi ve o güne kadar inşa edilmiş en büyük ve en güzel kalyondu. 128 top ve 1280 kişilik mürettebatı vardı. Üç direkli ve üç ambarlı birinci sınıf bir savaş gemisiydi. Ahşap tekne 2 500 tonluktu. Navarin bozgununun ardından ulusun moralini yükselteceği düşünülerek pruva süsü olarak kalyona bir de kükreyen aslan figürü eklenmişti. Sultan II. Mahmut’ un adını taşıyan kalyon, uzun yıllar dünyanın en büyük savaş gemisi olma rekorunu elinde tutacak, imparatorluğun kudret ve azametinin bir simgesi olacaktı. Mahmudiye Kalyonu, 1875’ te hizmet dışı kaldıktan sonra Haliç’ e çekildi ve en son Sultan II. Abdülhamit, mali sıkıntıya düşünce subayların maaşını ödeyebilmek için Mahmudiye Kalyonu’ nun parçalanarak satılması emrini verdi. Mahmudiye halkın gönlünde o kadar özel bir yer işgal etmişti ki, geminin sökülen tahtalarından kan damladığı söylentisi yıllarca halk ve asker arasında konuşulur olmuştu. Mahmudiye’ yi halkın gözünde bu kadar kutsallaştıran şey kuşkusuz sadece savaşta kazandığı başarılar değildi. İki büyük deniz felâketinin ardından ülkenin öz kaynaklarıyla yapılan ve baştan sona Türk işçiliğinin ürünü olan bu eşsiz eser milletimizin kendine olan güvenini pekiştirmişti.)

buğu gemisi swiftBUĞU GEMİSİ SWİFT

II. Mahmut, yeni gemiler yaptırarak donanmayı yeni baştan inşa ederken, donanmaya buharlı gemiler ve makineler de satın aldırdı. ( Türk denizciliğinde yeni bir çığır açan ilk buharlı gemi, 1827 yılında İngiltere'den satın alındı. Buharla işlediği için "buğu gemisi" denilen ve 320.000 kuruşa satın alınan Swift Vapuru, 21 Mayıs 1828'de, meraklı bakışlar arasında İstanbul'a girdi. Emsallerinden hızlı olması sebebiyle "Sürat" ismi verilen bu ilk vapura ilk binen padişah, Sultan II. Mahmut oldu.)

Türkiye'de yapılan ilk buharlı gemi, Navarin' de Avrupalılar tarafından yakılan Osmanlı donamasını yeniden inşa etmek üzere gelen Amerikalı Mühendis Foster Rhodes tarafından yapıldı ve "Eser-i Hayr Vapuru" adıyla 26 Kasım 1837'de Sultan II. Mahmut’ un da katıldığı bir törenle denize indirildi.

II. Mahmut, modern bir Maliye İdaresi ve Posta ve Karantina Teşkilâtı kurdurdu.

1830’ da Osmanlı Devleti’ nde ilk nüfus sayımını (sadece erkekler) yaptırdı.

Avrupa’ ya giden Osmanlı uyruklular için ilk kez pasaport düzenletti.

Yeni matbaalar açtırdı.

1 Kasım 1831’ den itibaren devlet tarafından resmî Takvim-i Vekaayî gazetesi Türkçe, Fransızca, Arapça olarak yayınlanmaya başladı.

Batı musikisi, piyano, bando, orkestra, tiyatro ve sahne sanatları Türkiye’ ye girdi.

Avrupa’ dan getirilen ünlü İtalyan bestekâr Giuseppe Donizetti Paşa, Mızıkay-ı Hümâyûn’u kurdu.

(Donizetti, Türkiye'yi 19. yüzyılda batı müziği ile tanıştıran ve ilk Türk bandosu olan Mûsikâ-i Hümâyûn'un (günümüzde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) gelişmesinde en büyük katkıyı sağlamış olan kişidir. 28 yıl boyunca Osmanlı Devleti'nin hizmetinde çalışan ve kendisine önce “Miralay” (Albay) sonra  “Mirliva” (Tuğgeneral) rütbesi ile "Paşa" unvanı verilen Donizetti, hükümdarın kurduğu modern ordunun bando teşkilatını hayatı boyunca yönetti ve ikinci vatanı olan İstanbul'da hayatını kaybetti. Giuseppe Donizetti'nin, II. Mahmut için bestelediği "Mahmudiye Marşı" on bir yıl, II. Mahmut'un ölümünden sonra tahta çıkan oğlu Sultan Abdülmecit için bestelediği "Mecidiye Marşı" da (1839) 22 yıl boyunca Osmanlı Devleti'nin marşı olarak çalındı.)

Fransızca öğrenimi birçok memur için mecburi tutuldu ve Bâb-ı Âli’ de kurslar açıldı, tercümeler yapıldı, kitaplar basıldı, medreselerin yanında modern okullar açıldı.

II. Mahmut, erkek çocuklar için ilköğretimi zorunlu kılan ve sıbyan mekteplerinin yaygınlaştırılmasını öngören fermanını 1824’ te yayınladıktan sonra orta öğretime hazırlık okullarının açılmasına girişti. Bu amaçla 1839’ da Mekteb-i Ulum-i Edebiye açıldı. Mekteb-i Harbiye ve Mekteb-i Tıbbiye için öğrenci yetiştiren bu okula sıbyan mektebini bitirenler alınıyordu.

1824’ te İstanbul’ da ve 1826’ da eyaletlerde yayınladığı fermanlarla halkın çocuklarının cahil kalmasındaki kötülüklere dikkat çekerek, herkesin çocuklarını mürahik ( erkek çocuklar 12, kız çocuklar 9 yaşına kadar) oluncaya kadar günde iki defa mektebe gönderip okutturması mecburiyetini ilân ve bunun müeyyidesi olarak da öğrenim çağındaki çocukların esnaf tarafından çıraklığa alınmalarını yasakladı.

Günümüzdeki Kara Harp Okulu’ nun temeli atıldı. Ahmet Fevzi Paşa’ nın Hassa Ordusu’ nun yaşça küçük ve yetenekli erlerinden bir bölümünü ayırarak 1831’ de Selimiye Kışlası’ nda kurduğu Sıbyan Bölükleri okulun çekirdeğini oluşturdu. Bölükler 1834’ te Maçka Kışlası’ na taşındı ve II. Mahmut okulu Mekteb-i Ulum- ı Harbiye adıyla resmen açtı.

Osmanlı devletinde subay yetiştirmek üzere kurulan ilk deniz okulu olan Mühendishane-i Bahr-i Hümayûn, Mekteb-i Bahriye adını aldı ve İstanbul’ da Parmakkapı’ da bir binada öğrenim gören okul, 1838’ de Kasımpaşa’ da bugün Deniz Hastanesi’ nin bulunduğu yerdeki Kaptan Paşa Konağı’ na taşındı.

Ordunu hekim ve cerrah ihtiyacını karşılamak için 14 Mart 1827’ de Tıbhane-i Âmire ile Cerrahhane-i Mamure açıldı ve yine onun döneminde bu iki okul birleştirilerek gelecekteki Tıp Fakültesi’ nin temeli olacak olan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane oluşturuldu.

II. Mahmut, Osmanlı Devleti’ ndeki zimmîlerin cizyelerini düzenledi. (Yazı sonundaki eke bakınız.)

Başta İstanbul’ da olmak üzere ülke genelinde binlerce bina yapıldı ve onarıldı. Sultan II. Mahmut’un yaptırdığı ve onarttığı eserlerden bazıları şunlardır;

CAMİLER:

Arnavutköy Tevfikiye Camii: ( II. Mahmut, camiyi oğlu Şehzade Tevfik adına yaptırmıştır.)

Asariye Camii: (Beşiktaş’ ta Yıldız Mahallesi’ nde, Asariye Caddesi ile Asariye Çıkmazı’ nın kesiştiği köşededir.)

Hidayet Camii: (İstanbul'un Eminönü semtinde Yalıköşkü caddesindedir. II. Mahmut döneminde İstanbul'un çeşitli semtleri gibi Bahçekapı'da da Yeniçerilerin kontrolünde bulunan ve halk tarafından Melek Girmez Sokağı olarak adlandırılan bu bölge, daha sonra yıktırılmış ve semtin kötü şöhretini unutturmak amacıyla yerine yaptırılan camiye 'doğru yol' anlamına gelen 'hidayet' ismi verilmiştir.

İstanbul Kocamustafapaşa Küçük Efendi Camii ve külliyesi: (İstanbul Kocamustafapaşa’da, Yedikule’ ye yakın bir bölgede Hacıevhad Sokağı üzerinde bulunan külliyedir.)

İstanbul Şamlar köyü tarihi camii ve bendi: (İstanbul’ un Başakşehir ilçesine bağlı Şamlar Köyü’ ndedir.)

İzmir Bıyıklıoğlu Mahmud Camii,

Rodos Süleymaniye Camii,

Tophane Nusretiye Camii: (Tophane’de  Kılıç Ali Paşa Camisi karşısında, cadde ile deniz arasındadır.

Üsküdar Adliyye Camii: (Üsküdar’ da Şemsi Paşa Meydanı’ nda II. Mahmut’ un mahlâsı olan “Adlî” ismiyle “Camii Adliyye” olarak adlandırılan camii ve yanındaki Mahmut Han II. Çeşmesi günümüze ulaşamamıştır.)

Osman Ağa Cami: (Kadıköy’ de Söğütlü Çeşme Caddesi başındadır. 1813 yılında II. Mahmut tarafından onartılmış, bir yangında yanınca tekrar yapılmıştır.)

Sultan II. Mahmut,  ayrıca İstanbul' daki bütün büyük camileri kontrol ettirdi ve ihtiyaç duyulanların onarımını da yaptırdı.

MEKTEPLER:

Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi: ( Saray baskını sırasında hayatının kurtulmasına vesile olan Kalfa'nın adını verdiği mektep)

KIŞLALAR:

Kuleli Kışlası: ( Çengelköy’ de deniz kenarında, ilk kez II. Mahmut tarafından 1828 yılında tahtadan tek katlı kışla binası olarak yapılmış; bina 1828- 1837 yılları arasında süvari kışlası, 1837- 1839 yılları arasında tahaffuzhane (karantina) olarak kullanılmıştı. 1844 yılında yanınca kârgir olarak yeniden yapılmıştır.)

SARAY VE KÖŞKLER:

Beylerbeyi Sarayı: ( 1826 yılında Beylerbeyi sahilinde İstavroz Bahçesi üzerine yaptırılan iki katlı saray 1851 yılında yandı. Sonradan tekrar yapıldı.)

Çırağan Sarayı: (Çırağan'ın bugün Beşiktaş ve Ortaköy arasında bulunan yeri 17. yüzyılda "Kazancıoğlu Bahçeleri" diye bilinirdi. 18. yüzyılda Beşiktaş kıyılarını süsleyen denize nazır saraylar ve bahçeler Lale Devri diye bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en önemli simgelerinden sayılmıştır. Burada ilk yalı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından eşi Fatma Sultan (III. Ahmed'in kızı) için inşa ettirilmişti. Kendisi burada Çırağan Şenlikleri denilen meş'ale şenliklerini düzenlettirdiğinden bu alan Farsça'da ışık anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anılmaya başlanmıştı. II. Mahmut, 1834’ te bölgeyi yeniden yapılandırma kararı aldı. Mevcut olan yapıları yıktırdı ve bölgeye yeni bir saray yaptırdı. ( Abdülmecit de, 1857’ de bu sarayı yıktırarak daha sonra yanacak olan sarayın yapımına başlattı.)

Alay Köşkü: ( Gülhane Parkı girişinde)

KULE VE ANITLAR:

İstanbul Üniversitesi Bahçesindeki Bayezid Yangın Kulesi: (Başlangıçta ahşap olarak inşa edilmişti. 1756'daki Cibali yangınında yandı. II. Mahmut döneminde 1826'da yeniden yapılan kule yeniçeri ayaklanmasında tekrar yandı. Kule üçüncü kez Sultan II. Mahmut zamanında, 1828 yılında Senekerim Balyan'ın mimarlığı altında tekrar yapıldı.)

Bamya Anıtı: ( Bamyacı Ocağı’ ndan olan II. Mahmut, yerli bir tüfekle 454 adımdan yapılan nişan alma tecrübesinde yumurtayı vurması yüzünden Topkapı Sarayı’ ndan eski Gülhane Hastanesi’ ne inen yolun solundaki eski Cephane Meydanı’ na dikilmiştir.)

Nişantaşı: ( İstanbul’ da Nişantaşı’ nda, Vali Konağı ile Teşvikiye caddelerinin kesiştiği dört yol ağzında, 1825 yılında II. Mahmut’un anısı için dikildiği 4 metre yüksekliğindeki dört köşeli taştır.

KÖPRÜLER:

Mahmudiye Köprüsü: ( Günümüzde Unkapanı köprüsü yerinde ilk inşa edilen köprü)

Mekke'de bir medrese yaptırdı ve Mescid-i Aksa'yı tamir ettirdi

Yollar açıldı, köprüler inşa edildi.

II. Mahmut, Mısır’ daki Kavalalı Mehmet Ali hariç, bütün serkeş valileri ve “âyân” denilen bir çeşit derebeylerinin çoğunu merkeze bağladı veya ortadan kaldırdı.

Devletin eyaletler üzerindeki giderek kaybolan otoritesini yeniden kurdu.

II. Mahmut yenileşme çabalarını sürdürürken Mısır’ da bağımsız bir yönetim kuran Kavalalı Mehmet Ali Paşa da egemenlik alanını genişletmeye çalışıyordu.  1832- 33 yıllarında ve 1839’ da Osmanlı ordularını iki kez yenilgiye uğratan Kavalalı Mehmet Ali Paşa gücünü daha da pekiştirdi.

II. Mahmut, bu son yenilginin haberi daha İstanbul’a ulaşamadan 1 Temmuz 1839 tarihinde 54 yaşında vefat etti. Bir müddetten beri veremden mustaripti. Devamlı iç ve dış sorunlar, hükümdarı oldukça yıpratmıştı. Divanyolu’  ndaki türbesinde toprağa verildi.

Tahtta kaldığı 31 yıl, Osmanlı tarihinin siyasi açıdan en bunalımlı dönemlerinden biridir. Balkanlar’da imparatorluğun dağılma sürecini başlatan Sırp ve Yunan isyanları, Rus, İngiliz ve Fransız donanmalarının Navarin'de Osmanlı donanmasını imha etmesi ve asi ilân ettiği Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın ordularının Suriye ve Anadolu'yu geçerek Kütahya'ya kadar gelmeleri gibi olaylar ile karşı karşıya kalan Sultan II. Mahmut, bir diğer taraftan gerçekleştirdiği reformlarla imparatorluğun çehresini değiştirerek Osmanlı modernleşmesinin temellerini attı, ölümünden dört ay sonra ilân edilen Tanzimat Fermanı'na giden yolun hazırlayıcısı oldu.

II. Mahmut, Osmanlı hanedanının 1808’ de hayatta kalan tek erkek evlâdı olduğu için birçok evlilik yaptı ve sayıları 40 civarında çocuğu oldu. ( 22 erkek ve 20 kız çocuğu tespit edilmiştir.)

Evlendiği hanımlarından özellikle Pertevniyal Valide Sultan ve Bezmiâlem Valide Sultan, çok önemli eserler yaptırmışlardır.

Pertevniyal Valide Sultan’ ın yaptırdığı eserler arasında en çok bilinenler:

Aksaray’ da Pertevniyal Valide Sultan Camii,

Mahmudiye Mektebi ( Günümüzde Pertevniyal Anadolu Lisesi).

Bezmiâlem Valide Sultan’ın yaptırdığı eserler arasında en çok bilinenler:

Yıldız Sarayı'ndaki Dilkuşa Kasrı,

Bezm-î-Âlem Valide Sultan Çeşmeleri ( Maçka, Topkapı ve Yıldız’ da üç değişik çeşme),

Bezm-î-Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi,

Mekteb-i Maarif ve Valide Mektebi  (Günümüzde Cağaloğlu Anadolu Lisesi binası,)

Haliç üzerinde yapılan ilk ahşap Galata köprüsü,

Gureba Hastahanesi Camii,

Sultanahmet'te Üçler Çeşmesi,

Silivrikapı Uzunyusuf Mahallesinde Bezmialem Çeşmesi,

Gureba-yi Müslimin Hastahanesi Çeşmesi ,

Tarabya'da Bezmialem Çeşmesi,

Medine'de Bezmialem Sebili,

Kerbela'da Bezmialem Sebili.

Bezm-i Âlem Valide Sultan Camii: ( Dolmabahçe’ de inşaata başlanmış, günümüzde Dolmabahçe Sarayı olarak bilinen cami inşaatı oğlu Sultan Abdülmecit zamanında tamamlamıştır.)

*

Adlî mahlasıyla şiirler yazan II. Mahmut, müzikle de ilgilenmişti. Tamburi ve Neyzendi. Besteleri arasında “Ebrularının zahmı ninandır ciğerimde” (hicaz aksak divan), “ Aldı aklım yine bir nevres nihal” (acem buselik düyek şarkı)”Gördüm bir âfet-i devran “ (ferah feza yürük aksak şarkı) sayılabilir.

Hazret–i Peygamber’in Kabr–i Şerifi üzerindeki Kubbetu’l Hadra'yı yaptıran II. Mahmut, 1820’de patlak veren Vehhabî  ayaklanmasında  yıkılan eserleri de yeniden ihyâ etmiş ve bu münasebetle, Hücre–i Saâdet’e hediye olarak göndermiş olduğu şamdanla birlikte, Resûlullah’a olan hürmet ve muhabbetinin bir ifadesi olarak şu mısraları yazıp terennüm etmişti:

Şamdan ihdâya (hediye) eyledim cüret yâ Resûlallah!

Murâdımdır Ulyâya hizmet yâ Resûlallah!

Değildir Ravza'ya şâyeste destâviz–i nâçizim,

Kabûlünle kıl ihsân û inâyet yâ Resûlallah!

Dû âlemde kıl istishâb bu Han Mahmûd–i Adlîyi,

Senindir evvel û âhirde devlet yâ Resûlallah!

II. Mahmut aynı zamanda usta bir hattattı. Özellikle celi sülüs yazıda çok güzel yapıtlar verdi. Eserlerinin bir bölümü Topkapı Sarayı Müzesi, Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ve Vakıf Hat Müzesi’ nde bulunmaktadır.

***

“Sultan II. Mahmut ve Balta Limanı Antlaşması’ nın Önemi” başlıklı yazıyı okumak isterseniz aşağıdaki bağlantıyı tıklayın.

http://www.ahmetakyol.net/sultan-ii-mahmut-ve-balta-limani-antlasmasinin-onemi/

“Sultan II. Mahmut ve Zimmîler” başlıklı yazıyı okumak isterseniz aşağıdaki bağlantıyı tıklayın.

http://www.ahmetakyol.net/sultan-ii-mahmut-ve-zimmiler/

Mahmudiye Marşı’ nı dinlemek için tıklayın.

https://www.youtube.com/embed/l0H5uS7Ns0U

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 18 Aralık 2016)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir