TARİHÎ ÇINAR VE YÜRÜYEN KÖŞK

yk4_001

ÇEVRE

Çağdaş dünyanın en önemli sorunlarından biri Çevre’dir. Çevre: sadece içinde yaşadığımız fiziksel bir mekân değil; sosyal, kültürel, psikolojik değerleri ve ekolojik sistemiyle bir bütündür.

Şüphesiz sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre için çok boyutlu bir çevre şuuruna gereksinim vardır.

Çevre şuuru ya çevre anlayışı denince, akla gelen ilk isimlerden biri,  ATATÜRK’tür.

Daha çok Büyük Asker, Savaş alanlarının Kahramanı, İleriyi gören Aydın bir Öğretmen, Devlet Adamı, Milli Mücadele’nin Önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı gibi özellikleriyle tanınan ATATÜRK’ün kişiliğini oluşturan etkenler arasında, insan sevgisiyle bütünleşen doğa sevgisi ayrı ve önemli bir yer tutar.

O, bu sevgi sebebiyledir ki, örnek bir çevre anlayışına ve çevre bilincine sahiptir.

ATATÜRK’ün hayatında önemli yerlerden birini Yalova işgal eder.

Yalova, bugün, Marmara Bölgesi’nin en gözde kentlerinden biridir… Doğal güzellikleri, denizi, kaplıcaları ve kalkınmış sosyo- kültürel yapısıyla yaşamak için tercih edilen bir yerdir.

Ne var ki, 1929’da  Yalova böyle değildi. Termal Kaplıcaları tarihin ilk dönemlerinden itibaren ilgi kaynağı olmuştu ama, Birinci Dünya Savaşı sonrasında  uğradığı yıkım ve tahribat yüzünden parlaklığını kaybetmişti. Kent merkezi sazlık ve bataklık bir sivrisinek yatağıydı; sıtma kol geziyordu. Nüfusu çok azdı. Yerleşim için tercih edilen bir yer değildi. Ancak güzel bir sahili ve kent merkezinde çift sıra halinde dikilmiş çınarları vardı. Hepsi  buydu güzellik olarak.

Ama, ATATÜRK’ün gelişiyle birlikte, Yalova’ nın da kaderi değişti.

ATATÜRK VE YALOVA

ATATÜRK, 1929 yılında İstanbul’ a geldiğinde, en önemli hedeflerinden biri, tarım ve hayvancılıkta örnek olacak çiftlikler kurmaktı. Bu amaçla sık sık İstanbul civarında çiftlik yeri olabilecek araziler arıyordu. Örneğin ATATÜRK’ün, Yalova’ya gelmeden önce İstanbul civarında ve hatta İmralı Adası’ nda çiftlik arazisi baktığı bilinmektedir.

yk10_001

ATATÜRK YALOVA’YA GELİRKEN…

ATATÜRK’ün, Yalova’ya bu gelişinde başlangıçta ağırlık çiftlik yerleri ve kaplıca olarak görülüyor. Şüphesiz ikinci safhada Yalova’nın kalkınması ve sıtma ile savaş da düşünülmüştür. Örneğin Yalova’da bataklıkların kurutulması için İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)’nde kabul edilen ilk Kararname, 2 Nisan 1930 tarihlidir. Gerekli ödeneğin verildiği ise ancak 26 Mayıs 1930 tarihli gazetelerde yer almıştır. 

ATATÜRK’ün Yalova’ya geldiği 1929 yılında, biri Yalova’nın doğusunda diğeri batısında iki çiftlik mevcuttu. Doğudakine Millet Çiftliği, batıdakine Baltacı Çiftliği deniyordu.

yk5

CUMHURİYET GAZETESİ ( 20 AĞUSTOS 1929)

ATATÜRK, yanında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü KAYA, Özel Kalem Müdürü Tevfik, Başyaveri Rusuhi, Kılıç Ali ve Recep Zühtü Beyler olduğu halde, 19 Ağustos 1929 günü, saat 16 00’da, Ertuğrul Yatı ile İstanbul’dan hareketle Yalova’ya geldi. ATATÜRK’ün geldiğini duyan halk, kıyıya toplanmış, büyük tezahüratta bulunuyordu. Alkışlar arasında karaya çıkan ATATÜRK, otomobiline binerek önce kaplıcaya küçük bir gezinti yaptı.

ATATÜRK, kaplıcayı gördükten ve burasının geliştirilmesi için aydınlatıcı talimatlar verdikten sonra, Yalova’nın batısındaki Baltacı Çiftliği (önceleri Tarım İşleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) bünyesinde bulunan,  günümüzde ise Üniversite vb. kuruluşların kullanımına açılarak özelleştirilen alan) ’ne gitti.Bu sırada bu çiftlikte göçmenler bulunuyordu.

Göçmenlerin durumunu inceleyen ATATÜRK, saat 20 00’de hareket ederek, İstanbul’a döndü. (Ayrıntılar için TIKLAYIN)

ATATÜRK, hemen ertesi günü, 20 Ağustos 1929’da, tekrar Yalova’ya geldi. Ancak bu sefer Yalova’ nın doğusunda bulunan Millet Çiftliği ( Günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü)’ne doğru bir gezinti yaptı. Buradan Termal’e ve Koruköy’e gitti. Gezisini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndü.

ATATÜRK, 21 Ağustos 1929 günü, Bursa’ya gidecekti. Önce Yalova’ya geldi; buradan kara yoluyla Bursa’ya gitti. Ancak ATATÜRK’ün dönüşü ertesi günü Mudanya üzerinden oldu. ATATÜRK, büyük bir olasılıkla Yalova- Bursa yolunu yetersiz bulmuştu.

ATATÜRK, 24 Ağustos 1929 Cumartesi günü, Ertuğrul Yatı ile tekrar Yalova’ya geldi. Bu sefer yanında Başbakan İsmet (İNÖNÜ) Paşa da bulunuyordu.

İşte bundan sonra Yalova, artık ATATÜRK’ün yazlık çalışmalarını yaptığı, dinlendiği ve en önemli kararları aldığı bir yer oldu. Çok önem verdiği toplantılara Yalova’da hazırlandı. Yerli ve yabancı devlet adamlarını ve konuklarını Yalova’da ağırladı.(Ayrıntılar için TIKLAYIN)

ATATÜRK, Yalova’ya bir davet üzerine değil, kendiliğinden gelmişti. Bu sıtma yatağını görür görmez de sahiplendi. Her gittiği yer, yerinden oynarken, Türkiye’nin çok daha gelişmiş ve güzel yerleri dururken, ATATÜRK, Yalova’yı seçti.

Yörenin kalkınmış, yaşanabilir ve çağdaş bir yer olması için büyük çaba gösteren ATATÜRK, (Bu metin yazarının araştırma ve tespitlerine göre/ yıprandıkları için incelenemeyen gazetelerin 1933 yılının bazı ayları hariç) Yalova’ya 17 kez günü birlik olarak geldi, aynı gün ayrıldı ; 27 kez gelişinde ise toplam 313 gün 270 gece Yalova’da kaldı.

ATATÜRK, Yalova dışında hiçbir yere bu kadar sık gitmemiş ve hiçbir yerde iki çiftlik ve üç ev sahibi olmamıştır. (Baltacı Çiftliği’nde 1999 yılında ‘ATATÜRK ve Yalova Müzesi’, 2014 yılında da ‘ ATATÜRK ve Çocuk Müzesi’ olarak düzenlenen ev, ATATÜRK Yalova’ya geldiği zaman vardı; Termal’deki günümüzde ‘ATATÜRK Müzesi’ olan Köşk ile Millet Çiftliği’ ndeki ‘Yürüyen Köşk’ olarak tanımlanan köşk de ATATÜRK tarafından yaptırılmıştır.)(Ayrıntılar için TIKLAYIN)

ATATÜRK’ün Yalova’da yaptıkları incelendikten sonra, onun Yalova’yı benimsemesinin sebepleri olarak şunlar düşünülebilir:

Bölgede örnek çiftlik yapmak için uygun alanların bulunması,

Termal’in doğal güzellikleri ve şifalı suları,

Ulaşım bakımından merkezî bir yerde olması,

Değişik bölgelerden gelen göçmenlerin yörede iskâna tâbi tutulmaları ve bunların bölgede karşılaştıkları zorluklar,

Kent merkezinin bataklık ve sivrisinek yuvası, yöre halkının hastalıktan kırılması sebebiyle, yöreyi kalkındırma arzusu…

ATATÜRK, Yalova’ya en son 21/22 Ocak 1938 gecesi, sabaha karşı geldi. 20 Ocak 1938 günü Ankara’dan trenle yola çıkmıştı. Trenden Derince’de indi. Akay idaresinin Heybeliada Vapuru ile Yalova’ya geçti. Yeni yapılan Termal Oteli’nin ilk konuğu oldu.

ATATÜRK, Termal’in dünyaca ünlü bir sağlık merkezi olmasını istiyordu. Termal Oteli’ni bu amaçla yaptırmıştı. Ne yazık ki, otelde misafir olarak bulunduğu ilk gün hastalığı teşhis edildi. Bütün keyfi kaçmıştı. 1 Şubat 1938’de, bazı fabrikaları açmak için Bursa’ya gitti. Bu ise, ulu önder ATATÜRK’ ün Yalova’dan son ayrılışı oldu.

TARİHÎ ÇINAR VE KÖŞKÜN YAPIMI

Sayın Afet İNAN, ATATÜRK ile ilgili anılarını anlatırken, Yalova’dan şöyle bahseder:

“…Yalova’nın seçilişi bir çınar ağacının çekici görüntüsü ile olmuştur.”

Şimdi, bu olay nedir görelim…

ATATÜRK’ün, 21 Ağustos 1929 günü, İstanbul’dan Bursa’ya gittiğinden daha önce söz edilmişti.

Bu yolculuk için, sabah 09 00’da, Ertuğrul Yatı ile Dolmabahçe rıhtımında hareket edilecek, Marmara’da küçük bir gezinti yaptıktan sonra Yalova iskelesine çıkılacak, buradan da kara yoluyla Bursa’ya geçilecekti.

İşte bu gezi sırasında, Yalova’nın doğusundaki Millet Çiftliği ( günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) açıklarından geçerlerken, sahildeki çınar, ATATÜRK’ün ilgisini çekti.

Yatı durdurtan ATATÜRK, yatın teknesiyle karaya çıktı. Çınar ağacının muhteşem görüntüsüne hayran  kalmıştı.

Yanındakilere, bu ağacın civarına küçük bir köşk yapılması  talimatını veren ATATÜRK, sonra tekrar Ertuğrul Yatı’na dönerek günlük  programına devam etti.

Köşkün yapımına hemen başlandı.

yk002

13 Eylül 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde: “ Gazi Hazretleri’nin Yalova Millet Çiftliği’nde inşa edilen köşkü  ikmal  edilmiştir.” şeklinde  konuyla ilgili haber yer almaktadır. Bu habere  göre köşk, ATATÜRK’ ün yapılsın dediği 21 Ağustos’tan  22 gün sonra  tamamlanmıştır.

yk3

CUMHURİYET GAZETESİ ( 13 EYLÜL 1929)

 

(Ancak, köşkün bir sene sonra yer değiştirme sırasında çekilen fotoğraflarındaki ‘yapımı tamamlanmamış’ görüntüsü; Çiftlik Müdürü Sayın Necati TURGAY’ın anılarında, “köşk epeyce ortaya çıkmıştı” diyerek nakil sırasında köşkün henüz tamamlanamadığını belirtmesi;ATATÜRK’ün de hemen ertesi gün Yalova’ya gelerek Millet Çiftliği’ndeki köşkte değil de Termal’de düzenlenen köşkte kalması, gazete haberinin doğruluğu konusunda şüphe uyandırmakta, köşkün yapım tarihi hakkında tereddüt yaşanmasına neden olmaktadır.)

Bu köşkün tanınmasına sebep olan asıl olay ise, bulunduğu yerden biraz doğuya doğru kaydırılmasıdır.

KÖŞK’ÜN YÜRÜTÜLMESİ

(Kamuoyunda kabul gören genel inanışa ve anlatılanlara göre) ATATÜRK, 1930 yılında, (olasılıkla Haziran ayı içinde), bir gün  köşke gittiğinde, orada çalışanlar, yandaki çınar ağacının dalının  köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvara zarar verdiğini söyleyerek, çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istediler.

Bu sırada Yalova Çiftlikleri Müdürü olan  Sayın Necati TURGAY, anılarında, ATATÜRK’ün, büyük terasta oturduğu zaman Yalova’nın o çok güzel olan gurubunu seyretmekten zevk aldığını, ancak çınar ağacının bunu engellediğinden söz eder. Köşk’ün yıkılması bile düşünülmüştür.

Sonuçta, köşkün yıkılması ya da  çınar ağacının dalının kesilmesi yerine, küçük binanın doğuya doğru kaydırılmasına karar verildi.

Görev, İstanbul Belediyesi’nindi.

O sıralarda, Belediye Fen İşleri Müdürü Yusuf Ziya (ERDEM) Bey’di. Onun direktifleriyle, Fen İşleri Yollar Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlendi. Başmühendis Ali Galip (ALNAR) Bey, yanına aldığı teknik  elemanlarıyla Yalova’ya gelerek çalışmaya başladı.

yk003

 (Çalışmada Yer Alanlar)

Önce, bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılarak, temel seviyesine inildi. İstanbul’ dan getirilen tramvay rayları, binanın temeline yerleştirildi. Santim santim yapılan çalışmalar sonunda bina, temelin altına sokulan raylar  üzerine oturtuldu.

yk004

(Temelde  çalışma başlamadan önce, çatıya çarpan dalın görünümü…)

yk005

(Kaydırma çalışması başlamadan önce, çatıya çarpan dalın bir başka açıdan görünümü…)

ATATÜRK, zaman zaman bu çalışmaları izliyordu. O günlerde, Paris  Büyükelçisi olan Fethi (OKYAR) Bey, kendisini ziyarete gelmişti. Fethi Bey, hatıralarında bu ziyaret sırasında köşkte yapılan çalışmalarla ilgili  olarak şunları anlatmıştır :

“…24 Temmuz 1930 günü öğleden sonra Gazi, beni otomobille  Yalova’daki çiftliklerini  gezdirdi. Araziyi, yapılan binaları ve altına kızaklar konarak bir küçük köşkün mevkiini beş on metre değiştirmek için nasıl çalışıldığını gördük. Sonra köşkün yanında kurulmuş olan eski sultanlara ait iki güzel çadırın içinde istirahat ettik. Çadırların  her biri nefis sanat eseri idi. Biraz istirahattan sonra, otomobil ile Yalova kaplıcalarına döndük.”

Şehremaneti Fen Heyeti (Belediye Fen İşleri), 7 Ağustos 1929 Perşembe günü Yalova’ ya bir gezi düzenledi. Bu geziye İstanbul’ da bulunan  bütün mimar ve mühendisler davet edildi. Köşkün yürütme çalışması, olasılıkla ATATÜRK’ ün isteğiyle, mühendislerin önünde yapılacaktı.

8 Ağustos 1930 Cuma günü öğleden sonra saat 15 00 civarında, yürütme çalışması başladı. Bu çalışmayı  ATATÜRK, kız kardeşi Makbule (ATADAN) Hanım, Vali Vekili Muhittin (ÜSTÜNDAĞ) Bey, Emanet  Fen Müdürü Yusuf Ziya (ERDEM) Bey, İstanbul’dan gelen mühendisler ve gazeteciler izlediler.

yk007.1

(ATATÜRK ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

 yk007

(ATATÜRK ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

 yk006

(ATATÜRK ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

yk008

Köşkün yürütülme işlemi iki safhada yapıldı.

8 Ağustos 1930 Cuma günü, öncelikle yapının teras bölümü ( toplantı salonu olarak kullanılan, üç yanı camlarla kaplı bölüm) kaydırıldı.

yk009

(Camlı teras bölümü kaydırılmaya başlamadan…)

yk010

(Camlı teras bölüm kaydırılırken…)

yk011

(Cam teras bölüm kaydırıldıktan sonra…)

yk012

(Cam teras bölüm kaydırıldıktan sonra…)

Geri kalan iki gün içinde de, ana binanın  raylar üzerinde yürütülmesi  işlemi tamamlandı ve bina, 5  metre  kadar doğuya  kaydırıldı.

 yk013

(Kaydırma bittikten sonra…)

Böylelikle köşk yıkılmaktan, çınar ağacı kesilmekten kurtuldu.

yk014

(Kaydırmanın temsili görünümü…)

yk015

(Yürüyen Köşk’ün havadan görünümü…)

yk016

(Yürüyen Köşk’ün iskeleden görünümü…)

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

1930 yılında Yalova Çiftlikleri Müdürü olan Sayın Necati TURGAY, aradan yıllar geçtikten sonra, duygularını şöyle dile getirmişti:

“Alınan tertibatla bu köşk evvela terası ki 28 ton ağırlığındaydı, betonarmeydi ve arkasından 2 katlı köşk taşındı. ATATÜRK merak etti ve köşkün taşınmasını saatlerce durarak seyretti ve beğendi. O kadar isabetli nakledildi ki bugün 50 seneye yakın oluyor köşk 1 santim dahi oynamadı… Yalnız kışın kuzey rüzgârlarından etkileniyor; dalgalar, tuzlu sular duvarlarına çarpıyor.”

YÜRÜYEN KÖŞK’ÜN  GÖRÜNÜMÜ VE YAPISI(20.8.2013)

Halen, çiftlik arazisinden demir parmaklıklı bir duvarla ayrılan alanda bulunan bina, 9.30x 12.00 metre ebadında yaklaşık 119 metrekare alan üzerine oturmuş, dörtgen plânlı, iki katlı, ahşap karkas küçük bir yapıdır. 

yk024

yk025

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Binanın üstü Marsilya kiremitle örtülü, oturtma çatılıdır. Cepheler ahşap kaplamalı olup, kat arasında profilli kat silmesi ve değişik süslemeli tahtalarla kaplanmıştır. Pencereler ve pencere kepenkleri klasik  yapılı katlanır kapaklıdır. Kat döşemeleri  girişi kara mozaik  ve mermerdir. Üst kat ise normal ahşap döşemelidir. Duvarlar, Bağdadi üzeri, çimento harçlı sıvalı ve sıvanın üstü boyalıdır.

Binaya batıdaki kapıdan girilir.

yk026

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Girişte solda küçük bir bölüm vardır. Burası ATATÜRK zamanında  çay ve kahve ocağı olarak kullanılıyordu,  günümüzde ise vestiyerdir.

Girişte, tam karşıda  küçük bir tuvalet bulunmaktadır. Buradaki pirinç armatürlerde Fransızca “chaud” (sıcak), “froid ” (soğuk) yazılar dikkat çekmektedir. 

Tuvaletin hemen yanında küçük bir oda vardır. Giriş katı oturma odası işlevi görmektedir. Mobilyalar L formatındadır; kestane ağacı iskelet üzerine kadife kumaş kaplıdır. Ortada yerde İran menşeli bir halı vardır. Duvardaki Haliç tasviri sulu boya tablo Fausto Zonaro’ya aittir. Oturma odası duvarında asılı diğer çerçevede ise çiftliğe ait bir dönem fotoğrafı bulunmaktadır. (Zonaro hakkında ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN)

yk9

Fausto Zonaro’nun Suluboya Tablosu

Denize bakan yönde toplantı salonu dikkati çeker. Kayın ağacından masaları çevreleyen bambu sandalyeler İstanbul’un tanınmış mobilya üreticilerinden Psalty ürünüdür. ATATÜRK’ün çok sevdiği gramofonu da buradadır. Hemen yanında taş plâkların korunduğu masif meşe ağacından yapılmış plâk muhafaza kutusu bulunmaktadır. Bu salonun denize bakan üç yanı da  boydan boya kristal  camlı kapılarla kaplıdır. Binanın kuzeyinde bulunan bu bölüm betonarme, güneyindeki ana bina ahşap karkas sistemle yapılmıştır.

yk11_001

Camekanlı Salondan Bir Köşe

Giriş kapısının hemen sağındaki ahşap merdivenlerden üst kata  çıkılır.

yk019

Çıkışta, yine tam karşıda küçük bir tuvalet ve banyo vardır. Alt  katta ve üst kattaki bu tuvalet ve banyolarda, üst katta ATATÜRK’ün  yatak odasına, alt katta oturma odasına açılan birer kapı vardır. Bu banyo ve tuvaletteki objeler de Fransa menşelidir. 

Soldaki ATATÜRK’e ait istirahat odası aynı zamanda terasa açılır.

yk020

Bu odanın tam karşısında (L) şeklinde küçük bir yatak odası bulunur. Odanın duvarlarında çiftliğe ait çeşitli resimler asılıdır. Üst kattaki resimler içinde en değerlisi 1903 yılına tarihlenen Halil Paşa’ya ait olan küçük bir çocuk ile keçileri gösteren yağlı boya tablodur.

yk8

Halil Paşa’nın Tablosu

Merdivenin hemen sol tarafında bir dolap ve bu dolapta 32 kişilik  Belçika porseleni yemek takımı, yine 32 kişilik çatal- bıçak ve kaşıklar, 2 kristal sürahi, ATATÜRK’e ait yorgan, yastık, çarşaf, masa örtüleri, 3 adet değişik boyda namaz seccadesi  bulunmaktadır.

yk021

(Resmi büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Merdiven altında yarı  bodrum şeklinde, dışarıdan girilen su ısıtma   merkezi bulunmaktadır. Demir dökümlü, dereceli ve termostatlı kazanda ısınan  su, borularla üst kata çıkmaktadır.

Köşkün deniz tarafında , 11 mermer sütunla çevrili mermer kaplı bir alan vardır. Çiftlikte çalışanlar, ATATÜRK’ün arkadaşlarıyla burada oturup  çay- kahve içtiğini duyduklarını, belirtmektedirler.

Buradan 8 basamaklı bir merdivenle ikinci bir alana inilir. Buradan da tahta iskeleye geçilir. İskele yaklaşık 30 metre uzunluğunda, 2 metre genişliktedir.

Köşkün yer değiştirmesine sebep olan, görenleri büyüleyen Tarihî Çınar Ağacı, köşkün hemen batısındadır.

Su deposu o günlerden kalmadır. Deponun altında bir su kuyusu vardır.

Yürüyen Köşk’ün yaklaşık 50-6- metre batısında jeneratör odası, köşk ile aynı tarihte yapılmıştır. Burada bulunan 110 voltluk Siemens marka elektrik motoru ile Köşk’ ün aydınlatılması sağlanırdı.

Yürüyen Köşk’ün  batısında, giriş kapısının 30 metre kadar karşısında bulunan iki katlı evin, ATATÜRK tarafından orada çalışanların ve muhafızların kalması için yapıldığı ileri sürülmektedir.

ATATÜRK’ÜN YÜRÜYEN KÖŞK’TEKİ GÜNLERİ

Köşkün kaydırılması çalışmalarına gün gün bizzat nezaret eden ATATÜRK, burayı daha çok gündüzleri dinlenmek, çalışma arkadaşlarıyla sohbet etmek ve çiftlikte yapılan çalışmaları görüşmek amacıyla kullandı.

yk1

ATATÜRK ARKADAŞLARIYLA YÜRÜYEN KÖŞK’TE DİNLENİRKEN…

Zaman zaman yerli ve yabancı konuklarını burada kabul etti, onlarla bu köşkte görüştü.

Örneğin:

25 Ağustos 1931 Salı günü, Rusya’dan gelen Sovyet Büyükelçisi Suriç, burada ATATÜRK tarafından kabul edildi. Suriç, Sovyet lideri Kalein’in selâm ve sevgilerini ATATÜRK’e arz etti. ATATÜRK de buna karşılık vererek, bundan çok  memnun olduğunu, kendisinin selâm ve sevgilerini de Kalein’e iletmesini Elçi’den rica etti.

ATATÜRK, Yürüyen Köşk’ü o kadar benimsemişti ki, Ankara’dan Derince’ye geldiği 16 Temmuz 1932 günü, yanındakilerle Derince’den bindiği Ertuğrul Yatı ile Yalova iskelesi yerine, Yürüyen Köşk’ün önündeki iskeleye yanaştı. Yalova’dan gelen Sakarya motoru ile iskeleye çıktı.

ATATÜRK ve yanındakiler (TBMM Reisi Kâzım Paşa, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, İstanbul Valisi Muhittin Bey, Kolordu Komutanı Şükrü Naili Paşa, CHF İdare Heyeti Reisi Cevdet Kerim Bey, Seyrüsefain Müdürü Sadullah Bey), bir süre köşkün terasında dinlendiler. Kendilerine kahve ve çiftlikte hazırlanmış nefis ayran ikram edildi.

ATATÜRK, 22 Temmuz 1932  Cuma günü, İtalya Büyükelçisi’ni Yürüyen Köşk’te kabul etti.

ATATÜRK, 29 Temmuz 1932 Cuma günü, Başbakan İsmet Paşa, İçişleri Bakanı Şükrü KAYA, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey’leri Yürüyen Köşk’te kabul etti.

ATATÜRK, 9 Ağustos 1932 günü, Alman Elçisi Nadolny Rudolf’u Yürüyen Köşk’te kabul etti.

ATATÜRK, 14 Ağustos 1932 Pazar günü, Amerika Büyükelçisi Sherrill’i Yürüyen Köşk’te kabul etti.

ATATÜRK,  29 Ağustos 1934  Çarşamba günü, sabaha karşı saat 03 00’te, Büyükada’dan hareketle Yalova Millet Çiftliği’ne geldi. Yürüyen Köşk’te  05 30’da yatarak geceyi burada geçirdi. Öğleden sonra uyanan ATATÜRK, bir süre çiftlikte çalıştıktan sonra, 19 30’da buradan Ertuğrul Yatı ile Tuzla’ya gitti.

ATATÜRK, 11 Haziran 1937 günü, tasarrufu altında bulunan Yürüyen Köşk’ün içinde bulunduğu Millet Çiftliği dahil tüm çiftliklerini bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile hazineye (Türk Milleti’ne) bağışladı.

11 Mayıs 1938 günü ise, tüm kanunî işlemler tamamlandı.

ATATÜRK’ün tüm çiftlikleri, 1938 yılına kadar “Atatürk Çiftlikleri Müdürlüğü” adı altında  işletildi.

ATATÜRK Çiftlikleri, 7 Ocak 1938’de kabul edilerek yürürlüğe giren “Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu Hakkında Kanun” un 5 nci maddesi gereğince, bu işletmeye dahil  edildi.

ATATÜRK’ TEN SONRA  YÜRÜYEN KÖŞK

Yürüyen Köşk’ün içinde bulunduğu Millet Çiftliği: Mart 1950’de, 5433 sayılı kanunla, Devlet Üretme Çiftlikleri  Genel Müdürlüğü tarafından sahiplenildi. 1952’de, “ Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü” tarafından idare edilmeye  başlandı.1961 yılında, Yalova’nın batısında bulunan Baltacı Çiftliği’nden ayrılarak bu kurumun malı oldu. 9 Mart 1961’de, Bahçe Kültürleri Bölge Araştırma Enstitüsü adı altında şimdiki yerinde teşkilatlandırıldı; değişik isim ve düzenlemelerden sonra da 1986’da  Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü adını aldı.

Değişik adlar ile değişik kuruluşlara bağlanan Çiftlik yönetimi, kıt olanaklara rağmen Yürüyen Köşk’ün bakım ve korumasını sağladı. Ancak, Millet Çiftliği’nin kuruluş ve bağlantıları değiştikçe, Yürüyen Köşk’e gösterilen özen ve gözetim de azaldı.

Köşk, giderek ihmal edilir oldu; bakım ve emniyet düşünceleriyle ziyareti kısıtlandı.

Yürüyen Köşk, Kültür  Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun  12.7.1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile, korunması gerekli  kültür ve tabiat varlıkları arasında sayıldı ve tescili yapıldı.

12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra köşk, koruma altına alındı. Zaman zaman 12 Eylül askerî yönetiminin “Yürüyen Köşk”ü halkın ziyaretine kapattığı haberleri üzerine, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nden bir yetkilinin şu sözleri yerel basında yer aldı:

“…Yürüyen Köşk’ün tamamen tahtadan yapılmış olması nedeniyle ahşaplarında eskime var. Bizim enstitünün içinde yer almasına rağmen bilimsel anlamda bakımını yapamıyoruz. Köşk’te, deniz kenarında olmasından dolayı bazı bozulmalar var. 12 Eylül darbesinden sonra bir buçuk- iki yıl boyunca dışarıdan gelecek tehlikelere karşı asker nöbeti vardı. Ama bir telefon üzerine kapatıldığı ve bir takım eşyaların çalındığı doğru değil. Bu dedikoduları biz, Termal’deki Atatürk köşkü için duymuştuk. Zaten, çok özel bir misafir olursa valilikten izin alıp açabiliyoruz. Fakat halka açarsak tahta merdivenler ağırlığı kaldıramaz.”(Haberci, 21 Mart 1998)

Köşk civarında ATATÜRK zamanında bulunan tavukhaneler, sonraları yıktırıldı.

Su deposunun yanındaki ATATÜRK büstü, 1983 yılında, dönemin Yalova  Kaymakamı Orhan AYKAN tarafından açıldı.  Büst kitabesinde o zamanlar  :” Milletin Çiftlikteki İmkânlarını Asrî ve İktisadî Tedbirlerle En Yüksek Seviyeye çıkarmalıyız. Ankara, 1.3.1922” yazılıydı, bu ifade günümüzde değiştirilmiştir.

5 Haziran 1998 Dünya Çevre Günü vesilesiyle Yalova’ya gelen dönemin  Çevre Bakanı  Dr. İmren AYKUT, ATATÜRK’ün çevre anlayışının simgesi olan köşkün tüm insanlığa, özellikle gençlere çevre bilincinin geliştirilmesinde örnek olacağı inancı ile, köşkü tepeden tırnağa restore ettirdi ve  6 Kasım 1998 günü  çok kişinin katıldığı bir törenle Yürüyen Köşk’ü kamuoyuna ve ulusal basına tanıttı.

Çevre Bakanı Sayın İmren AYKUT’un, açılışta yaptığı konuşmanın bir bölümü şöyledir :

“ … Yürüyen Köşk, ATATÜRK’ün insan sevgisiyle bütünleşen doğa sevgisini, bir ağaç dalında vücut bulduğu yaşam felsefesidir. Hiçbir ülkenin çevre kavramını dahi tanımadığı o yıllarda, büyük liderin bu doğa tutkusu, 1930 yılında sahip olduğu çevre bilincini  yansıtması açısından çok önemlidir. ATATÜRK ilkelerinin ürünü olan bir Cumhuriyet kadını olarak, çevre  bilincinin sembolü olan bu köşkü restore ettirerek Türk toplumuna kazandırmaktan büyük onur duyuyorum. Umarım, onun doğa sevgisi ve çevre anlayışı tüm insanlığa örnek olur.”

Yalova Valiliği, 25  Haziran 2004 gün ve 487 sayılı yazılarıyla, Yürüyen Köşk’ün ziyaretçilere sürekli açık tutulması için,  Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesini talep etti ve bu talep Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın 9  Eylül 2004 gün ve 64 sayılı oluruyla uygun görüldü.

Adı geçen köşkün restorasyonu, bakımı ve korunması ile biran önce ziyarete açılabilmesi için gerekli çalışmaların geçici olarak Yalova Valiliği (İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) ile Yalova Belediye Başkanlığı tarafından müştereken yürütülebilmesi amacıyla, 24 Aralık 2004 günü, bir protokol yapıldı.

Protokolde: Yürüyen Köşk’ün bakım, onarım, boya ve restorasyon işlemlerinin Yalova Belediye Başkanlığı’nca, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu ve Müze Müdürlüğü’nden alınacak görüş ve izin doğrultusunda yapılacağı, Yürüyen Köşk’ün ziyarete açık tutulabilmesi için Yalova Belediyesince müzede hizmet verecek nitelikte 1 memur ve 2 bekçinin görevlendirileceği, Belediyece memur ve bekçi olarak görevlendirilecek personelin hizmet vereceği bir çalışma ofisinin binanın dışında Belediye Başkanlığınca (mümkün olduğu ölçüde çevrenin tarihi ve doğal dokusuna uygun şekilde) tesis edileceği gibi hususlar yer alıyordu.

2005 yılı Mayıs ayında, Krokide belirlenmiş olan 46 ada, 29 parsel, 10 pafta kayıtlı 2693.31 metre kare alan üzerinde bulunan Yürüyen Köşk ve müştemilatında yer alan emtiaların kayıt altına alındığı ekli listede 1 nci sıradan başlayarak 134 ncü sıra numarasında son bulan emtialar ile kayıtlarda yer almayan 38 kalem emtia, taraflarca yerinde görüldükten sonra devir teslim işlemleri gerçekleştirildi.

Yalova Belediye Başkanlığı,  gecikmeksizin Yürüyen Köşk’ün restorasyon çalışmalarına başladı. Önce, Millî  Saraylar İdaresi ile görüşüldü. Köşk’ün içindeki tüm eşyalar uzmanlar tarafından yenilenmek üzere Milli Saraylar İdaresi’ne gönderildi. Binanın onarımı için kaplama tahtaları söküldüğünde binayı ayakta tutan ağaç kolonların çürüdüğü görüldü. Bunun üzerine bina baştanbaşa yenilendi.

Yürüyen Köşk ve Tarihî Çınar Ağacı, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü hudutlarından çıkartıldı ve özel giriş kapısıyla ayrı bir bölüm olarak çevre düzenlemesi yapıldı. Güvenlik, danışma ve satış ofisi oluşturuldu.

Yürüyen Köşk’ün onarımı ve yeniden projelendirilmesi çerçevesinde Köşk bahçesine halkın dinlenebileceği ahşap, sempatik ve denize nazır bir kafeterya yapıldı.

yk023

Sağdaki kafeteryanın 20 Ağustos 2013 günkü durumu

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Ziyaretçileri görsel açıdan bilgilendirmek maksadıyla, Yürüyen Köşk’ün kaydırılma çalışmalarının fotoğraflarını gösteren panolar hazırlandı ve açık havada yağmura ve soğuğa karşı korunmalı fotoğraflar bu panolara yerleştirildi.

Binanın ve eşyaların yenilenmesinin yanı sıra yeni bahçe düzenlemesi ve köşk etrafına özel ışıklandırma yapıldı.

Çınar ağacında köşkün tarihçesini ziyaretçilere anlatan sesli yayın sistemi kuruldu.

İDO iskelesi ve Devlet Hastanesi arasındaki sahil yoluna fayton konularak, Köşk’e gidiş- geliş cazip hale getirildi.

Restorasyon ve peyzaj düzenleme çalışmaları sonunda, Yürüyen Köşk, ATATÜRK’ü  Yalova’ya gelişinin 77 nci yıl dönümü olan 19 Ağustos 2006 günü, saat 21 00’de, İçişleri Bakanı Abdulkadir AKSU’nun katıldığı bir törenle halkın ziyaretine açıldı.

Mart 2009’daki yerel seçimlerden sonra, yeni Yalova Belediye yönetimi, Yürüyen Köşk’ün yanındaki kafeteryayı (hukuki işlemler sona erene kadar) kapattı.

Kafeterya  yeniden düzenlendi.

Yalova Belediye Başkanlığı, 23 Nisan 2010 günü, Yürüyen Köşk Kafeteryası ile kafeteryanın bir bölümünde düzenlenen ‘Kitaplığı’ hizmete açtı.

Yürüyen Köşk, denizden gelen tuzlu kuzey rüzgârlarına açık olduğu için, dış cephesinde çok sık  çürüme  ve tahribat meydana gelmektedir.

Yalova Belediye Başkanlığı tarafından Yürüyen Köşk’ün restorasyonu için Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’na yapılan başvuru kabul edildi.

Yalova Belediye Başkanlığı’nca, 19 Kasım 2011’de, Köşk’ ün restorasyon çalışmalarına  Aralık 2011’de başlanacağı ve bu arada çevre düzenlemesi de yeniden yapılacağı, açıklandı..

Yalova Belediye Başkanlığı, 2013 yılında, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 5 Haziran 2013 tarih ve 2017 numaralı kararına uygun olarak köşkün restorasyonunu gerçekleştirdi.

Uzun zaman beyaza boyalı olan köşk, özgün rengi olan kestane rengine çevrildi ve tüm yapısal elemanlar büyük bir titizlikle elden geçirildi.

Yalova Belediye Başkanlığı tarafından 16 Ağustos 2013 günü yapılan açıklamada, orijinaline sadık kalınarak restorasyonu tamamlanan ve renginin bile aslına uygun hale getirilen köşkün, 19 Ağustos 2013 günü, yeniden ziyarete açılacağı, belirtildi.

Restorasyonu üstlenen firmanın  yetkilisi Mimar Şaziye SEZENER,

“Bina nemden ve tuzdan dolayı ciddi bir şekilde zarar görmüş. İlk olarak binanın hayatiyetini tehdit eden unsurları tespit ettik. Ardından bunların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara başladık. Binanın restorasyonunda özgün malzemeler kullanıldı. Bu köşkün restorasyonunu gerçekleştirmek benim için son derece büyük bir onur” dedi.

19 Ağustos 2013 günü, ATATÜRK’ün Yalova’ya gelişinin 84’ncü yıldönümü etkinlikleri kapsamında onarılan Yürüyen Köşk düzenlenen törenle açıldı.

yk022

Törende, Kocaeli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Taner AKSOY, köşkün aslına uygun olarak yapıldığını belirttiği konuşmasında “Daha önce iki kez daha restore edilen ancak denizin nemi ve tuzu nedeniyle kısa sürede yeniden yıpranan köşkün restorasyonu, Kocaeli Anıtlar Kurulu kararı ile aslına en uygun şekilde gerçekleştirildi” dedi.

Yürüyen köşk’ün  açılışının ardından, kalabalık bir katılımcı grubuyla, Yürüyen Köşk’ten Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’na kadar  marşlar eşliğinde meşaleli yürüyüş gerçekleştirildi. Barış Manço Açıkhava Tiyatrosu’ nda  Yürüyen Köşk Belgeseli gösterimi ile devam eden etkinlikte ışık, ses ve havai fişek gösterisi yapıldı.

Aynı gün, Yürüyen Köşk’ün hizmete açılışı nedeniyle, Kent Müzesi’nde “Yalova ve Atatürk” konulu bir fotoğraf sergisi açıldı.

20 Ağustos 2013 günü Yürüyen Köşk’ten görüntüler…

yk027

yk028

(Fotoğrafları büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Yalova Belediye Başkanlığı’nın talebi üzerine, 10 Şubat 2015 tarihinde, Orman Mühendisleri Odası mevzuatına uygun olarak, Yürüyen Köşk’ün bahçesinde bulunan ve köşke adını veren Anıt Doğu Çınarı (Plantus Oriantalis) hakkında “Ağaç Tespit Teknik Raporu” hazırlandı.

Raporda Akustik Tomografi yöntemi kullanılarak ses dalgaları vasıtasıyla çınar ağacının 390 yaşında ve sağlıklı olduğu belirtiliyordu. (Ayrıntılar İçin TIKLAYIN)

Yalova Belediye Başkanlığı, bir süre sonra Yürüyen Köşk ile ilgili bir açıklama yaptı: 

“ATATÜRK bir ağaç dalını kesmemek için bir köşkü raylar üzerinde yürüterek dünyaya çevrecilik dersi vermiştir. Yürüyen Köşk artık bir Dünya markasıdır, dünyada da bir başka örneği yoktur. Yürüyen Köşk’ün korunması için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Yürüyen Köşk bir devlet liderinin tüm Dünya’ya verdiği en önemli çevrecilik mesajdır. Dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir zamanda böylesi önemli bir mesaj göremezsiniz. Ve ATATÜRK bu mesajı ‘benim kentim’ dediği Yalova’dan vermiştir. Biz Yürüyen Köşk’ü gerçekten önemsiyoruz. Bu köşkün ve buradaki olayla ATATÜRK’ün tüm Dünya’ya verdiği mesaj gelecek nesillere aktarılması gereken bir şeydir. Ve biz bundan sorumluyuz. Yürüyen Köşk’e gerek önemi veriyoruz. Köşk’ün eskiyen, aşınan ve yıpranan her bölümü gerekli izinler alınarak aslına uygun olarak yenileniyor. İskele bölümünde bulunan mermerler de yıllardan beri değişmemişti. Onları da değiştirdik. Böylece iskele yenilenmiş oldu. Devlet onaylı bir kuruluşa Yürüyen Köşk’ün bahçesinde bulunan Çınar’ın röntgenini çektirdik. Ağacın 390 yaşında olduğu ortaya çıktı. Ayrıca ağacın çok sağlıklı olduğu da belirtildi. Bu bizi fazlasıyla mutlu etti. Zira Çınar ağacının sağlıklı olması çok önemli…” (TIKLAYIN)

29 Mayıs 2015 günü, Yalova Belediye Başkanlığı, “Yürüyen Köşk’ün güneyinde bulunan 5 500 metrekare alanı kapsayan iki park alanının, Yürüyen Köşk ile İDO iskelesi arasındaki yürüyüş yolunda bulunan 3 350 metrekare park alanının ve 12 680 metrekare mesire alanının mahkeme tarafından Yalova Belediyesi’ne verildiğini; bölgenin modern bir park ve mesire alanı haline getirilmesi için çalışma başlatıldığını” açıkladı. (TIKLAYIN) (TIKLAYIN)

12 Aralık 2015 günü, Yalova Kent Müzesi’nde, “UNESCO Sürecinde Yürüyen Köşk” konulu konferans düzenlendi. 

Halen Yalova’ya gelen tüm konukların Yürüyen Köşk’ü görmesi için özen gösterilmekte, burada yapılan çeşitli etkinliklerle kamu oyunun ATATÜRK’ün verdiği çevre mesajının anlaşılması sağlanmaktadır.

GENEL DEĞERLENDİRME:

1930 yılında, gazetelerde küçük bir binanın altına tramvay rayları döşenerek kaydırıldığı haberini  okuyanların, büyük bir olasılıkla, bu olaya pek bir anlam veremediklerini düşünüyorum.

Sözü edilen köşkün adı, ATATÜRK zamanında “Yürüyen Köşk” değildi. Esasen bina, köşk olarak tanımlanması için çok küçüktür. ATATÜRK’ün istediği, deniz kenarında, ulu çınarın altında bir dinlenme ve yorgunluk atma mekânıydı. Kayıtlarda adı “Millet Çiftliği’ ndeki Köşk” diye geçer.

Bu köşke, “Yürüyen Köşk” adını veren, Yalova halkıdır. Ancak burada önemli olan Köşk değil, Köşk’ün yürütülmesine neden olan Tarihî Çınar’dır.

Günümüzde çınar ağacının köşke doğru uzanan dalı kesilmiştir ve ne zaman kesildiğine dair bir bilgi bulunamamıştır. Köşkün doğusundaki küçük ağaçların bulunduğu alana – bazı ağaçlar kesilerek- ziyaretçiler için küçük bir kafe yapılmıştır.

Denizlerin doldurularak üzerine çim ekildiği, arboretumların iskâna açıldığı, güzelim ormanlarda taş ocaklarının  işletildiği günümüz dünyasında, umarım ölümsüz ATATÜRK’ün bu çevre mesajı önce anlaşılır, sonra uygulanır ve unutulmaz!..

(ÖNEMLİ NOT: ATATÜRK’ün yakın çalışma arkadaşlarının anılarında, Yalova’daki Millet Çiftliği’ndeki köşkü, bir dalın kesilmemesi için yürüttüğüne dair bir bilgi bulunamamıştır. Konu hakkında bilgisi olanların açıklayıcı kaynak bilgilerinden, kamuoyunun aydınlatılması adına, büyük mutluluk duyulacaktır.) (TIKLAYIN)

SON SÖZ:

YÜRÜYEN KÖŞK, GÜNÜMÜZDE YALOVA’NIN MARKA YAPISI KONUMUNDADIR.

YALOVALI, ATATÜRK’ÜN YÜRÜYEN KÖŞK İLE VERMEK İSTEDİĞİ MESAJI TAM OLARAK KAVRADIĞINI, YAŞANMIŞ ANCAK GEÇMİŞTE KALMIŞ DEĞERLERİ SAYGI DUYUP GÖZÜ GİBİ KORUMASININ YANINDA, ANCAK ATATÜRK’ÜN YAPTIĞINI AŞMAKLA GÖSTEREBİLİR.

Tıklayın ve izleyin

(Yazının ilk yayım tarihi: 11 Kasım 2006 olup, gelişmeler yazıya sonradan eklenmiştir.)

aakyol

 

One thought on “TARİHÎ ÇINAR VE YÜRÜYEN KÖŞK

  1. Pingback: SIBONEY | Ahmet Akyol

Bir Cevap Yazın