Tarihî Çınar ve Yürüyen Köşk

ÇEVRE

Çağdaş dünyanın en önemli sorunlarından biri Çevre’dir. Çevre: sadece içinde yaşadığımız fiziksel bir mekân değil; sosyal, kültürel, psikolojik değerleri ve ekolojik sistemiyle bir bütündür.

Şüphesiz sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre için çok boyutlu bir çevre şuuruna gereksinim vardır.

Çevre şuuru ya çevre anlayışı denince, akla gelen ilk isimlerden biri,  Atatürk’tür.

Daha çok Büyük Asker, Anafartalar Kahramanı, Devlet Adamı, Milli Mücadele’nin Önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı gibi özellikleriyle tanınan Atatürk’ün kişiliğini oluşturan etkenler arasında, insan sevgisiyle bütünleşen doğa sevgisi ayrı ve önemli bir yer tutar.

O, bu sevgi sebebiyledir ki, örnek bir çevre anlayışına ve çevre bilincine sahiptir.

Atatürk’ün hayatında önemli yerlerden birini Yalova işgal eder.

Yalova, bugün, Marmara Bölgesi’nin en gözde kentlerinden biridir… Doğal güzellikleri, denizi, kaplıcaları ve kalkınmış sosyo- kültürel yapısıyla yaşamak için tercih edilen bir yerdir.

Ne var ki, 1929’da  Yalova böyle değildi. Termal Kaplıcaları tarihin ilk dönemlerinden itibaren ilgi kaynağı olmuştu ama, Birinci Dünya Savaşı sonrasında  uğradığı yıkım ve tahribat yüzünden parlaklığını kaybetmişti. Kent merkezi sazlık ve bataklık bir sivrisinek yatağıydı; sıtma kol geziyordu. Nüfusu çok azdı. Yerleşim için tercih edilen bir yer değildi. Ancak güzel bir sahili ve kent merkezinde çift sıra halinde dikilmiş çınarları vardı. Hepsi  buydu güzellik olarak.

Ama, Atatürk’ün gelişiyle birlikte, Yalova’nın da kaderi değişti.

ATATÜRK VE YALOVA

Atatürk, 1929 yılında İstanbul’a geldiğinde, en önemli hedeflerinden biri, tarım ve hayvancılıkta örnek olacak çiftlikler kurmaktı. Bu amaçla sık sık İstanbul civarında çiftlik yeri olabilecek araziler arıyordu.

Aynı yıl, yani 1929 yılında, biri Yalova’nın doğusunda diğeri batısında iki çiftlik mevcuttu. Doğudakine Millet Çiftliği, batıdakine Baltacı Çiftliği deniyordu.

Atatürk, yanında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Özel Kalem Müdürü Tevfik, Başyaveri Rusuhi, Kılıç Ali ve Recep Zühtü Beyler olduğu halde, 19 Ağustos 1929 günü, saat 16 00’da, Ertuğrul Yatı ile İstanbul’dan hareketle Yalova’ya geldi. Atatürk’ün geldiğini duyan halk, kıyıya toplanmış, büyük tezahüratta bulunuyordu. Alkışlar arasında karaya çıkan Atatürk, otomobiline binerek önce kaplıcaya küçük bir gezinti yaptı.

Atatürk, kaplıcayı gördükten ve burasının geliştirilmesi için aydınlatıcı talimatlar verdikten sonra, Yalova’nın batısındaki Baltacı Çiftliği (Günümüzde TİGEM)’ne gitti.Bu sırada bu çiftlikte göçmenler bulunuyordu.

Göçmenlerin durumunu inceleyen Atatürk, saat 20 00’de hareket ederek, İstanbul’a döndü.

Atatürk, hemen ertesi günü, 20 Ağustos 1929’da, tekrar Yalova’ya geldi.Ancak bu sefer Yalova’nın doğusunda bulunan Millet Çiftliği ( Günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü)’ne doğru bir gezinti yaptı. Buradan Termal’e ve Koruköy’e gitti. Gezisini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndü.

Atatürk, 21 Ağustos 1929 günü, Bursa’ya gidecekti. Önce Yalova’ya geldi; buradan kara yoluyla Bursa’ya gitti. Ancak Atatürk’ün dönüşü ertesi günü Mudanya üzerinden oldu. Atatürk, büyük bir olasılıkla Yalova- Bursa yolunu yetersiz bulmuştu.

Atatürk, 24 Ağustos 1929 Cumartesi günü, Ertuğrul Yatı ile tekrar Yalova’ya geldi. Bu sefer yanında Başbakan İsmet (İnönü) Paşa da bulunuyordu.

İşte bundan sonra Yalova, artık Atatürk’ün yazlık çalışmalarını yaptığı, dinlendiği ve en önemli kararları aldığı bir yer oldu. Çok önem verdiği toplantılara Yalova’da hazırlandı. Yerli ve yabancı devlet adamlarını ve konuklarını Yalova’da ağırladı.

Atatürk, Yalova’ya bir davet üzerine değil, kendiliğinden gelmişti. Bu sıtma yatağını görür görmez de sahiplendi. Her gittiği yer, yerinden oynarken, Türkiye’nin çok daha gelişmiş ve güzel yerleri dururken, Atatürk, Yalova’yı seçti.

Yörenin kalkınmış, yaşanabilir ve çağdaş bir yer olması için büyük çaba gösteren Atatürk, (Bu metin yazarının araştırma ve tespitlerine göre) Yalova’ya 17 kez günü birlik olarak geldi, aynı gün ayrıldı ; 27 kez gelişinde ise toplam 313 gün 270 gece Yalova’da kaldı.

Atatürk, Yalova dışında hiçbir yere bu kadar sık gitmemiş ve hiçbir yerde iki çiftlik ve üç ev sahibi olmamıştır. (Baltacı Çiftliği’nde günümüzde ‘Atatürk ve Yalova Müzesi’ olarak belirlenen ev, Atatürk Yalova’ya geldiği zaman vardı; Termal’deki günümüzde ‘Atatürk Müzesi’ olan Köşk ile Millet Çiftliği’ndeki Yürüyen Köşk olarak tanımlanan köşk de Atatürk tarafından yaptırılmıştır.)

Atatürk, Yalova’ya en son 21/22 Ocak 1938 gecesi, sabaha karşı geldi. 20 Ocak 1938 günü Ankara’dan trenle yola çıkmıştı. Trenden Derince’de indi. Akay idaresinin Heybeliada Vapuru ile Yalova’ya geçti. Yeni yapılan Termal Oteli’nin ilk konuğu oldu.

Atatürk, Termal’in dünyaca ünlü bir sağlık merkezi olmasını istiyordu. Termal Oteli’ni bu amaçla yaptırmıştı. Ne yazık ki, otelde misafir olarak bulunduğu ilk gün hastalığı teşhis edildi. Bütün keyfi kaçmıştı. 1 Şubat 1938’de, bazı fabrikaları açmak için Bursa’ya gitti. Bu ise, ulu önder Atatürk’ün Yalova’dan son ayrılışı oldu.

TARİHÎ ÇINAR

Sayın Afet İnan, Atatürk ile ilgili anılarını anlatırken, Yalova’dan şöyle bahseder:

“…Yalova’nın seçilişi bir çınar ağacının çekici görüntüsü ile olmuştur.”

Şimdi, bu olay nedir görelim…

Atatürk’ün , 21 Ağustos 1929 günü, İstanbul’dan Bursa’ya gittiğinden daha önce söz edilmişti.

Bu yolculuk için, sabah 09 00’da, Ertuğrul Yatı ile Dolmabahçe rıhtımında hareket edilecek, Marmara’da küçük bir gezinti yaptıktan sonra Yalova iskelesine çıkılacak, buradan da kara yoluyla Bursa’ya geçilecekti.

İşte bu gezi sırasında, Yalova’nın doğusundaki Millet Çiftliği ( günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) açıklarından geçerlerken, sahildeki çınar, Atatürk’ün ilgisini çekti.

Yatı durdurtan Atatürk, yatın teknesiyle karaya çıktı. Çınar ağacının muhteşem görüntüsüne hayran  kalmıştı.

Yanındakilere, bu ağacın civarına küçük bir köşk yapılması  talimatını veren Atatürk, sonra tekrar Ertuğrul Yatı’na dönerek günlük  programına devam etti.

Millet Çiftliği’nde deniz kenarındaki muhteşem görünüşlü tarihî çınarın yanına yapımına hemen başlanan köşk, 12 Eylül 1929’da tamamlandı.

yk002

13 Eylül 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde: “ Gazi Hazretleri’nin Yalova Millet Çiftliği’nde inşa edilen köşkü  ikmal  edilmiştir.” şeklinde  konuyla ilgili haber yer almaktadır. Bu habere  göre köşk, Atatürk’ün yapılsın dediği 21 Ağustos’tan  22 gün sonra  tamamlanmıştır.

Ancak, bu köşkün tanınmasına sebep olan asıl olay, bulunduğu yerden biraz doğuya doğru kaydırılmasıdır.

KÖŞK’ÜN YÜRÜTÜLMESİ

Atatürk, 1930 yılında, (olasılıkla Haziran ayı içinde), bir gün  köşke gittiğinde, orada çalışanlar, yandaki çınar ağacının dalının  köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvara zarar verdiğini söyleyerek, çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istediler.

Bu sırada Yalova Çiftlikleri Müdürü olan  Sayın Necati Turgay, anılarında, Atatürk’ün ayrıca, büyük terasta oturduğu zaman Yalova’nın o çok güzel olan gurubunu  çınar ağacının engellemesinden dolayı göremediği için şikayetçi olduğundan da, söz eder. Köşk’ün yıkılması bile düşünülmüştür.

Sonuçta, çınar ağacının dalını kesmek yerine, küçük binanın doğuya doğru kaydırılmasına karar verildi.

Görev, İstanbul Belediyesi’nindi.

O sıralarda, Belediye Fen İşleri Müdürü Yusuf Ziya (Erdem) Bey’di. Onun direktifleriyle, Fen İşleri Yollar Köprüler Şubesi sorumluluğu üstlendi. Başmühendis Ali Galip (Alnar) Bey, yanına aldığı teknik  elemanlarıyla Yalova’ya gelerek çalışmaya başladı.

yk003

 (Çalışmada Yer Alanlar)

Önce, bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılarak, temel seviyesine inildi. İstanbul’ dan getirilen tramvay rayları, binanın temeline yerleştirildi. Santim santim yapılan çalışmalar sonunda bina, temelin altına sokulan raylar  üzerine oturtuldu.

yk004

(Temelde  çalışma başlamadan önce, çatıya çarpan dalın görünümü…)

yk005

(Kaydırma çalışması başlamadan önce, çatıya çarpan dalın bir başka açıdan görünümü…)

Atatürk, zaman zaman bu çalışmaları izliyordu. O günlerde, Paris  Büyükelçisi olan Fethi (Okyar) Bey, kendisini ziyarete gelmişti. Fethi Bey, hatıralarında bu ziyaret sırasında köşkte yapılan çalışmalarla ilgili  olarak şunları anlatmıştır :

“…24 Temmuz 1930 günü öğleden sonra Gazi, beni otomobille  Yalova’daki çiftliklerini  gezdirdi. Araziyi, yapılan binaları ve altına kızaklar konarak bir küçük köşkün mevkiini beş on metre değiştirmek için nasıl çalışıldığını gördük. Sonra köşkün yanında kurulmuş olan eski sultanlara ait iki güzel çadırın içinde istirahat ettik. Çadırların  her biri nefis sanat eseri idi. Biraz istirahattan sonra, otomobil ile Yalova kaplıcalarına döndük.”

Şehremaneti Fen Heyeti (Belediye Fen İşleri), 7 Ağustos 1929 Perşembe günü Yalova’ ya bir gezi düzenledi. Bu geziye İstanbul’ da bulunan  bütün mimar ve mühendisler davet edildi. Köşkün yürütme çalışması, olasılıkla Atatürk’ ün isteğiyle, mühendislerin önünde yapılacaktı.

8 Ağustos 1930 Cuma günü öğleden sonra saat 15 00 civarında, yürütme çalışması başladı. Bu çalışmayı  Atatürk, kız kardeşi Makbule (Atadan ) Hanım, Vali Vekili Muhittin (Üstündağ) Bey, Emanet  Fen Müdürü Yusuf Ziya (Erdem) Bey, İstanbul’dan gelen mühendisler ve gazeteciler izlediler.

yk007.1

(Atatürk ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

 yk007

(Atatürk ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

 yk006

(Atatürk ve yanındakiler çalışmaları izlerken…)

yk008

Köşkün yürütülme işlemi iki safhada yapıldı.

8 Ağustos 1930 Cuma günü, öncelikle yapının teras bölümü ( toplantı salonu olarak kullanılan, üç yanı camlarla kaplı bölüm) kaydırıldı.

yk009

(Camlı teras bölümü kaydırılmaya başlamadan…)

yk010

(Camlı teras bölüm kaydırılırken…)

yk011

(Cam teras bölüm kaydırıldıktan sonra…)

yk012

(Cam teras bölüm kaydırıldıktan sonra…)

Geri kalan iki gün içinde de, ana binanın  raylar üzerinde yürütülmesi  işlemi tamamlandı ve bina, 5  metre  kadar doğuya  kaydırıldı.

 yk013

(Kaydırma bittikten sonra…)

Böylelikle köşk yıkılmaktan, çınar ağacı kesilmekten kurtuldu.

yk014

(Kaydırmanın temsili görünümü…)

yk015

(Yürüyen Köşk’ün havadan görünümü…)

yk016

(Yürüyen Köşk’ün iskeleden görünümü…)

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

1930 yılında Yalova Çiftlikleri Müdürü olan Sayın Necati Turgay, aradan yıllar geçtikten sonra, duygularını şöyle dile getirmişti:

“Alınan tertibatla bu köşk evvela terası ki 28 ton ağırlığındaydı, betonarmeydi ve arkasından 2 katlı köşk taşındı. Atatürk merak etti ve köşkün taşınmasını saatlerce durarak seyretti ve beğendi. O kadar isabetli nakledildi ki bugün 50 seneye yakın oluyor köşk 1 santim dahi oynamadı… Yalnız kışın kuzey rüzgârlarından etkileniyor; dalgalar, tuzlu sular duvarlarına çarpıyor.”

YÜRÜYEN KÖŞK’ÜN  GÖRÜNÜMÜ VE YAPISI(20.8.2013)

Halen, çiftlik arazisinden demir parmaklıklı bir duvarla ayrılan alanda bulunan bina, dörtgen plânlı, iki katlı, ahşap karkas küçük bir yapıdır.

yk024

yk025

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Binanın üstü Marsilya kiremitle örtülü, oturtma çatılıdır. Cepheler ahşap kaplamalı olup, kat arasında profilli kat silmesi ve değişik süslemeli tahtalarla kaplanmıştır. Pencereler ve pencere kepenkleri klasik  yapılı katlanır kapaklıdır. Kat döşemeleri  girişi kara mozaik  ve mermerdir. Üst kat ise normal ahşap döşemelidir. Duvarlar, Bağdadi üzeri, çimento harçlı sıvalı ve sıvanın üstü boyalıdır.

Binaya batıdaki kapıdan girilir.

yk026

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Girişte solda küçük bir bölüm vardır. Burası Atatürk zamanında  çay ve kahve ocağı olarak kullanılıyordu,  günümüzde ise vestiyerdir.

Girişte, tam karşıda  küçük bir tuvalet bulunmaktadır.

Tuvaletin hemen yanında küçük bir oda vardır.

Denize bakan yönde toplantı salonu dikkati çeker. Atatürk’ün  çok sevdiği gramofonu da buradadır. Bu salonun denize bakan üç yanı da  boydan boya kristal  camlı kapılarla kaplıdır.

Giriş kapısının hemen sağındaki ahşap merdivenlerden üst kata  çıkılır.

yk019

Çıkışta, yine tam karşıda küçük bir tuvalet ve banyo vardır. Alt  katta ve üst kattaki bu tuvalet ve banyolarda, üst katta Atatürk’ün  yatak odasına, alt katta oturma odasına açılan birer kapı vardır.

Soldaki Atatürk’e ait istirahat odası aynı zamanda terasa açılır.

yk020

Bu odanın tam karşısında (L) şeklinde küçük bir yatak odası bulunur. Odanın duvarlarında çiftliğe ait çeşitli resimler asılıdır.

Merdivenin hemen sol tarafında bir dolap ve bu dolapta 32 kişilik  Belçika porseleni yemek takımı, yine 32 kişilik çatal- bıçak ve kaşıklar, 2 kristal sürahi, Atatürk’e ait yorgan, yastık, çarşaf, masa örtüleri, 3 adet değişik boyda namaz seccadesi  bulunmaktadır.

yk021

(Resmi büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Merdiven altında yarı  bodrum şeklinde, dışarıdan girilen su ısıtma   merkezi bulunmaktadır. Demir dökümlü, dereceli ve termostatlı kazanda ısınan  su, borularla üst kata çıkmaktadır.

Köşkün deniz tarafında , 11 mermer sütunla çevrili mermer kaplı bir alan vardır. Çiftlikte çalışanlar, Atatürk’ün arkadaşlarıyla burada oturup  çay- kahve içtiğini duyduklarını, belirtmektedirler.

Buradan 8 basamaklı bir merdivenle ikinci bir alana inilir. Buradan da tahta iskeleye geçilir. İskele yaklaşık 30 metre uzunluğunda, 2 metre genişliktedir.

Köşkün yer değiştirmesine sebep olan, görenleri büyüleyen Tarihî Çınar Ağacı, köşkün hemen batısındadır.

Su deposu o günlerden kalmadır. Deponun altında bir su kuyusu vardır.

Yürüyen Köşk’ün yaklaşık 50-6- metre batısında jeneratör odası, köşk ile aynı tarihte yapılmıştır. Burada bulunan 110 voltluk Siemens marka elektrik motoru ile Köşk’ ün aydınlatılması sağlanırdı.

Yürüyen Köşk’ün  batısında, giriş kapısının 30 metre kadar karşısında bulunan iki katlı evin, Atatürk tarafından orada çalışanların ve muhafızların kalması için yapıldığı ileri sürülmektedir.

ATATÜRK’ÜN YÜRÜYEN KÖŞK’TEKİ GÜNLERİ

Köşkün kaydırılması çalışmalarına gün gün bizzat nezaret eden Atatürk, burayı daha çok gündüzleri dinlenmek, çalışma arkadaşlarıyla sohbet etmek ve çiftlikte yapılan çalışmaları görüşmek amacıyla kullandı.

Zaman zaman yerli ve yabancı konuklarını burada kabul etti, onlarla bu köşkte görüştü.

Örneğin:

25 Ağustos 1931 Salı günü, Rusya’dan gelen Sovyet Büyükelçisi Suriç, burada Atatürk tarafından kabul edildi. Suriç, Sovyet lideri Kalein’in selâm ve sevgilerini Atatürk’e arz etti. Atatürk de buna karşılık vererek, bundan çok  memnun olduğunu, kendisinin selâm ve sevgilerini de Kalein’e iletmesini Elçi’den rica etti.

Atatürk, Yürüyen Köşk’ü o kadar benimsemişti ki, Ankara’dan Derince’ye geldiği 16 Temmuz 1932 günü, yanındakilerle Derince’den bindiği Ertuğrul Yatı ile Yalova iskelesi yerine, Yürüyen Köşk’ün önündeki iskeleye yanaştı. Yalova’dan gelen Sakarya motoru ile iskeleye çıktı.

Atatürk ve yanındakiler (TBMM Reisi Kâzım Paşa, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, İstanbul Valisi Muhittin Bey, Kolordu Komutanı Şükrü Naili Paşa, CHF İdare Heyeti Reisi Cevdet Kerim Bey, Seyrüsefain Müdürü Sadullah Bey), bir süre köşkün terasında dinlendiler. Kendilerine kahve ve çiftlikte hazırlanmış nefis ayran ikram edildi.

Atatürk, 22 Temmuz 1932  Cuma günü, İtalya Büyükelçisi’ni Yürüyen Köşk’te kabul etti.

Atatürk, 29 Temmuz 1932 Cuma günü, Başbakan İsmet Paşa, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey’leri Yürüyen Köşk’te kabul etti.

Atatürk, 9 Ağustos 1932 günü, Alman Elçisi Nadolny Rudolf’u Yürüyen Köşk’te kabul etti.

Atatürk, 14 Ağustos 1932 Pazar günü, Amerika Büyükelçisi Sherrill’i Yürüyen Köşk’te kabul etti.

Atatürk,  29 Ağustos 1934  Çarşamba günü, sabaha karşı saat 03 00’te, Büyükada’dan hareketle Yalova Millet Çiftliği’ne geldi. Yürüyen Köşk’te  05 30’da yatarak geceyi burada geçirdi. Öğleden sonra uyanan Atatürk, bir süre çiftlikte çalıştıktan sonra, 19 30’da buradan Ertuğrul Yatı ile Tuzla’ya gitti.

Atatürk, 11 Haziran 1937 günü, tasarrufu altında bulunan Yürüyen Köşk’ün içinde bulunduğu Millet Çiftliği dahil tüm çiftliklerini bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile hazineye (Türk Milleti’ne) bağışladı.

11 Mayıs 1938 günü ise, tüm kanunî işlemler tamamlandı.

Atatürk’ün tüm çiftlikleri, 1938 yılına kadar “Atatürk Çiftlikleri Müdürlüğü” adı altında  işletildi.

Atatürk Çiftlikleri, 7 Ocak 1938’de kabul edilerek yürürlüğe giren “Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu Hakkında Kanun” un 5 nci maddesi gereğince, bu işletmeye dahil  edildi.

ATATÜRK’ TEN SONRA  YÜRÜYEN KÖŞK

Yürüyen Köşk’ün içinde bulunduğu Millet Çiftliği: Mart 1950’de, 5433 sayılı kanunla, Devlet Üretme Çiftlikleri  Genel Müdürlüğü tarafından sahiplenildi. 1952’de, “ Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü” tarafından idare edilmeye  başlandı.1961 yılında, Yalova’nın batısında bulunan Baltacı Çiftliği’nden ayrılarak bu kurumun malı oldu. 9 Mart 1961’de, Bahçe Kültürleri Bölge Araştırma Enstitüsü adı altında şimdiki yerinde teşkilatlandırıldı; değişik isim ve düzenlemelerden sonra da 1986’da  Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü adını aldı.

Değişik adlar ile değişik kuruluşlara bağlanan Çiftlik yönetimi, kıt olanaklara rağmen Yürüyen Köşk’ün bakım ve korumasını sağladı. Ancak, Millet Çiftliği’nin kuruluş ve bağlantıları değiştikçe, Yürüyen Köşk’e gösterilen özen ve gözetim de azaldı.

Köşk, giderek unutulur oldu; bakım ve emniyet düşünceleriyle ziyareti kısıtlandı.

Yürüyen Köşk, Kültür  Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun  12.7.1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile, korunması gerekli  kültür ve tabiat varlıkları arasında sayıldı ve tescili yapıldı.

Köşk civarında Atatürk zamanında bulunan tavukhaneler, sonraları yıktırıldı.

Su deposunun yanındaki Atatürk büstü, 1983 yılında, dönemin Yalova  Kaymakamı Orhan Aykan tarafından açıldı.  Büst kitabesinde o zamanlar  :” Milletin Çiftlikteki İmkânlarını Asrî ve İktisadî Tedbirlerle En Yüksek Seviyeye çıkarmalıyız. Ankara, 1.3.1922” yazılıydı, bu ifade günümüzde değiştirilmiştir.

5 Haziran 1998 Dünya Çevre Günü vesilesiyle Yalova’ya gelen dönemin  Çevre Bakanı  Dr. İmren Aykut, Atatürk’ün çevre anlayışının simgesi olan köşkün tüm insanlığa, özellikle gençlere çevre bilincinin geliştirilmesinde örnek olacağı inancı ile, köşkü tepeden tırnağa restore ettirdi ve  6 Kasım 1998 günü  çok kişinin katıldığı bir törenle Yürüyen Köşk’ü kamuoyuna ve ulusal basına tanıttı.

Çevre Bakanı Sayın İmren Aykut’un, açılışta yaptığı konuşmanın bir bölümü şöyledir :

“ … Yürüyen Köşk, Atatürk’ün insan sevgisiyle bütünleşen doğa sevgisini, bir ağaç dalında vücut bulduğu yaşam felsefesidir. Hiçbir ülkenin çevre kavramını dahi tanımadığı o yıllarda, büyük liderin bu doğa tutkusu, 1930 yılında sahip olduğu çevre bilincini  yansıtması açısından çok önemlidir. Atatürk ilkelerinin ürünü olan bir Cumhuriyet kadını olarak, çevre  bilincinin sembolü olan bu köşkü restore ettirerek Türk toplumuna kazandırmaktan büyük onur duyuyorum. Umarım, onun doğa sevgisi ve çevre anlayışı tüm insanlığa örnek olur.”

Yalova Valiliği, 25  Haziran 2004 gün ve 487 sayılı yazılarıyla, Yürüyen Köşk’ün ziyaretçilere sürekli açık tutulması için,  Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesini talep etti ve bu talep Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın 9  Eylül 2004 gün ve 64 sayılı oluruyla uygun görüldü.

Adı geçen köşkün restorasyonu, bakımı ve korunması ile biran önce ziyarete açılabilmesi için gerekli çalışmaların geçici olarak Yalova Valiliği (İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü) ile Yalova Belediye Başkanlığı tarafından müştereken yürütülebilmesi amacıyla, 24 Aralık 2004 günü, bir protokol yapıldı.

Protokolde: Yürüyen Köşk’ün bakım, onarım, boya ve restorasyon işlemlerinin Yalova Belediyesince, Bursa Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge Kurulu ve Müze Müdürlüğü’nden alınacak görüş ve izin doğrultusunda yapılacağı, Yürüyen Köşk’ün ziyarete açık tutulabilmesi için Yalova Belediyesince müzede hizmet verecek nitelikte 1 memur ve 2 bekçinin görevlendirileceği, Belediyece memur ve bekçi olarak görevlendirilecek personelin hizmet vereceği bir çalışma ofisinin binanın dışında Belediye Başkanlığınca (mümkün olduğu ölçüde çevrenin tarihi ve doğal dokusuna uygun şekilde) tesis edileceği gibi hususlar yer alıyordu.

2005 yılı Mayıs ayında, Krokide belirlenmiş olan 46 ada, 29 parsel, 10 pafta kayıtlı 2693.31 metre kare alan üzerinde bulunan Yürüyen Köşk ve müştemilatında yer alan emtiaların kayıt altına alındığı ekli listede 1 nci sıradan başlayarak 134 ncü sıra numarasında son bulan emtialar ile kayıtlarda yer almayan 38 kalem emtia, taraflarca yerinde görüldükten sonra devir teslim işlemleri gerçekleştirildi.

Yalova Belediye Başkanlığı,  gecikmeksizin Yürüyen Köşk’ün restorasyon çalışmalarına başladı. Önce, Millî  Saraylar İdaresi ile görüşüldü. Köşk’ün içindeki tüm eşyalar uzmanlar tarafından yenilenmek üzere Milli Saraylar İdaresi’ne gönderildi. Binanın onarımı için kaplama tahtaları söküldüğünde binayı ayakta tutan ağaç kolonların çürüdüğü görüldü. Bunun üzerine bina baştanbaşa yenilendi.

Yürüyen Köşk ve Tarihî Çınar Ağacı, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü hudutlarından çıkartıldı ve özel giriş kapısıyla ayrı bir bölüm olarak çevre düzenlemesi yapıldı. Güvenlik, danışma ve satış ofisi oluşturuldu.

Yürüyen Köşk’ün onarımı ve yeniden projelendirilmesi çerçevesinde Köşk bahçesine halkın dinlenebileceği ahşap, sempatik ve denize nazır bir kafeterya yapıldı.

yk023

Sağdaki kafeteryanın 20 Ağustos 2013 günkü durumu

(Fotoğrafı büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

Ziyaretçileri görsel açıdan bilgilendirmek maksadıyla, Yürüyen Köşk’ün kaydırılma çalışmalarının fotoğraflarını gösteren panolar hazırlandı ve açık havada yağmura ve soğuğa karşı korunmalı fotoğraflar bu panolara yerleştirildi.

Binanın ve eşyaların yenilenmesinin yanı sıra yeni bahçe düzenlemesi ve köşk etrafına özel ışıklandırma yapıldı.

Çınar ağacında köşkün tarihçesini ziyaretçilere anlatan sesli yayın sistemi kuruldu.

İDO iskelesi ve Devlet Hastanesi arasındaki sahil yoluna fayton konularak, Köşk’e gidiş- geliş cazip hale getirildi.

Restorasyon ve peyzaj düzenleme çalışmaları sonunda, Yürüyen Köşk, Atatürk’ün Yalova’ya gelişinin 77 nci yıldönümü olan 19 Ağustos 2006 günü, saat 21 00′de, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu’nun katıldığı bir törenle halkın ziyaretine açıldı.

Mart 2009′daki yerel seçimlerden sonra, yeni Yalova Belediye yönetimi, Yürüyen Köşk’ün yanındaki kafeteryayı (hukuki işlemler sona erene kadar) kapattı.

Kafeterya  yeniden düzenlendi.

Yalova Belediye Başkanlığı, 23 Nisan 2010 günü, Yürüyen Köşk Kafeteryası ile kafeteryanın bir bölümünde düzenlenen Atatürk Kitaplığı’nı hizmete açtı.

Yürüyen Köşk, denizden gelen tuzlu kuzey rüzgârlarına açık olduğu için, dış cephesinde çok sık  çürüme  ve tahribat meydana gelmektedir.

Yalova Belediye Başkanlığı tarafından Yürüyen Köşk’ün restorasyonu için Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’na yapılan başvuru kabul edildi.

Yalova Belediye Başkanlığı’nca, 19 Kasım 2011’de, Köşk’ ün restorasyon çalışmalarına  Aralık 2011’de başlanacağı ve bu arada çevre düzenlemesi de yeniden yapılacağı, açıklandı..

Yalova Belediye Başkanlığı, 2013 yılında, Kocaeli Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 5 Haziran 2013 tarih ve 2017 numaralı kararına uygun olarak köşkün restorasyonunu gerçekleştirdi.

Uzun zaman beyaza boyalı olan köşk, özgün rengi olan kestane rengine çevrildi ve tüm yapısal elemanlar büyük bir titizlikle elden geçirildi.

Yalova Belediye Başkanlığı tarafından 16 Ağustos 2013 günü yapılan açıklamada, orijinaline sadık kalınarak restorasyonu tamamlanan ve renginin bile aslına uygun hale getirilen köşkün, 19 Ağustos 2013 günü, yeniden ziyarete açılacağı, belirtildi.

Restorasyonu üstlenen firmanın  yetkilisi Mimar Şaziye Sezener,

“Bina nemden ve tuzdan dolayı ciddi bir şekilde zarar görmüş. İlk olarak binanın hayatiyetini tehdit eden unsurları tespit ettik. Ardından bunların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalara başladık. Binanın restorasyonunda özgün malzemeler kullanıldı. Bu köşkün restorasyonunu gerçekleştirmek benim için son derece büyük bir onur” dedi.

19 Ağustos 2013 günü, Atatürk’ün Yalova’ya gelişinin 84′ncü yıldönümü etkinlikleri kapsamında onarılan Yürüyen Köşk düzenlenen törenle açıldı.

yk022

Törende, Kocaeli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Taner Aksoy , köşkün aslına uygun olarak yapıldığını belirttiği konuşmasında “Daha önce iki kez daha restore edilen ancak denizin nemi ve tuzu nedeniyle kısa sürede yeniden yıpranan köşkün restorasyonu, Kocaeli Anıtlar Kurulu kararı ile aslına en uygun şekilde gerçekleştirildi” dedi.

Yürüyen köşk’ün  açılışının ardından, kalabalık bir katılımcı grubuyla, Yürüyen Köşk’ten Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’na kadar  marşlar eşliğinde meşaleli yürüyüş gerçekleştirildi. Barış Manço Açıkhava Tiyatrosu’ nda  Yürüyen Köşk Belgeseli gösterimi ile devam eden etkinlikte ışık, ses ve havai fişek gösterisi yapıldı.

Aynı gün, Yürüyen Köşk’ün hizmete açılışı nedeniyle, Kent Müzesi’nde “Yalova ve Atatürk” konulu bir fotoğraf sergisi açıldı.

20 Ağustos 2013 günü Yürüyen Köşk’ten görüntüler…

yk027

yk028

(Fotoğrafları büyük görmek için üstünü tıklayabilirsiniz.)

YÜRÜYEN KÖŞK’Ü TANITMAK İÇİN YAPILAN ÇALIŞMALARDAN ÖRNEKLER:

* 1986- 1990 yılları arasında, Gazeteci- Yazar Faruk Kırtay’ın Cumhuriyet Gazetesi ve Nokta Dergisi’nde, Yürüyen Köşk ile ilgili kamuoyunun dikkatini çekmek için değişik yazıları yayınlandı.

* Köşk, Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin de gözünden kaçmadı. 25 Nisan 1992 günü, TRT2’de yayınlanan Silâhlı Kuvvetler Saati’nde, Yürüyen Köşk’ün öyküsü, dönemin fotoğraflarıyla tanıtıldı. İclal Ersöz isimli bir bayan, 1930 yılında İstanbul Belediyesi Fen İşleri Yollar ve Köprüler Başmühendisi olan eniştesi Ali Galip Alnar’ın, köşkü raylar üzerinde nasıl taşıdığını anlattı.

* Aynı yıl, Silâhlı Kuvvetler Dergisi’nin 335 nci sayısında, köşkün yürütülme olayı, fotoğraflarıyla yer aldı.

* 1 Haziran 1994’te, TRT1’de, metin ve senaryosunu Ahmet Akyol’un yazdığı, Yalova Belediye Başkan Vekili Sayın Sinan Bozoğlu’nun anlatımıyla, Yürüyen Köşk belgeseli yayınlandı.

* 19 Mayıs 1995 tarihli Hürriyet gazetesinde, köşkün yürütme faaliyetlerini gösteren dönemin fotoğraflarının, Sanat Kitabevi tarafından satın alındığı haberi yer aldı.

* Yerel basında, zaman zaman 12 Eylül askerî yönetiminin “Yürüyen Köşk”ü halkın ziyaretine kapattığı haberleri üzerine, 1996 yılında, bir dergide, Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nden bir yetkilinin şu sözleri okundu:

“…Yürüyen Köşk’ün tamamen tahtadan yapılmış olması nedeniyle ahşaplarında eskime var. Bizim enstitünün  içinde yer almasına rağmen bilimsel anlamda bakımını yapamıyoruz. Köşk’te, deniz kenarında olmasından dolayı bazı bozulmalar var.12 Eylül darbesinden sonra bir buçuk- iki yıl boyunca dışarıdan gelecek tehlikelere karşı asker nöbeti vardı. Ama bir telefon üzerine kapatıldığı ve bir takım eşyaların çalındığı doğru değil. Bu dedikoduları biz, Termal’deki Atatürk köşkü için duymuştuk. Zaten, çok özel bir misafir olursa valilikten izin alıp açabiliyoruz. Fakat, halka açarsak tahta merdivenler ağırlığı kaldıramaz.”(Haberci, 21 Mart 1998)

* Sayın Hayrettin Karaca, Ankara’da, 26 Mart 1998 günü, Türk Dil Kurumu Konferans salonunda verdiği “Atatürk’te Ağaç Sevgisi” konulu konferansta, Atatürk’ün Yalova’da doğaya verdiği önemi, Çınarlı Hıyaban’ı ve Yürüyen Köşk’ü anlattı.

*Yalova İl Çevre Müdürü Bora Yalçın, şahsi çabaları sonucu, Köşk’ün yürütülme çalışmalarını safha safha gösteren fotoğraf albümünü, o günün tanıklarından elde etmeyi başardı.

* 3 Nisan 1998’de, yanında 3 Bakan ve 25 Milletvekili ile Yalova’ya bir gezi yapan Başbakan Mesut Yılmaz’ın eşi Berna Yılmaz, Milletvekili eşleriyle  Yürüyen Köşk’ü gezdi. ANAP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan, bu gezi sırasında, Yürüyen Köşk’ün Berna Yılmaz’ın katkılarıyla onarılacağını açıkladı. Konu basında yer aldı.

* 8-14 Mayıs 1998 tarihleri arasında yapılan Yalova Kongresi’nde, İl Çevre Müdürü Bora Yalçın tarafından, katılımcılara Yürüyen Köşk tanıtılarak ayrıntılı bilgi verildi.

* T.C. Çevre Bakanlığı’nın Yayın Organı “Çevre ve İnsan Dergisi”nin Eylül 1998, Sayı:40’da, “Atatürk’ün Kenti Yalova ve Çevre Abidesi Yürüyen Köşk” başlıklı ayrıntılı bir yazı yayınlandı. Dergi, tüm Türkiye’de ilgili yerlere dağıtıldığı gibi tüm kütüphanelerde de yer aldı.

* Çevre Bakanı İmren Aykut, 27 Ekim 1998 günü, Yürüyen Köşk’te sürdürülmekte olan restorasyon çalışmalarını denetledi. Aykut, “ Kasım ayında bu eseri Türk halkına, dünya çevrecilerine ve insanlara armağan edeceğiz. Burada bir fikir, bir anlayış ve bir felsefe yatıyor.

Yürüyen Köşk, Atatürk’ün çevrecilik sıfatının boyutlarını anlatan bir semboldür” dedi. Bu açıklamalar ulusal basında yer aldı.

* Yürüyen Köşk’ün restorasyonunun yapılıp halka açıldığı 6 Kasım 1998 günü, Çevre Bakanlığı Çevre Eğitimi ve Yayın Dairesi Başkanlığı’nca hazırlanan, “68 Yıllık Çevre Abidesi Yürüyen Köşk” isimli 50 sayfalık kitap, tüm Türkiye’ye, kütüphanelere, İl Çevre Müdürlükleri’ne, valiliklere  dağıtıldı.

* Çevre Bakanlığı tarafından  31 Mayıs- 2 Haziran 2001 tarihleri arasında  İstanbul’da, her ilden gelen çocukların katılımıyla, Ulusal 1 nci Çevre Çocuk Kurultayı toplandı. Çevre Bakanı Fevzi Aytekin, 2 Haziran 2001 günü, çocuk delegeleri, özel olarak kiralanan Beşiktaş vapuru ile Yalova’ya getirdi. 750 kadar çocuk delegeyi, iskelede Yalova Valisi Nihat Özgöl, Milletvekili Hasan Suna, Belediye Başkanı Yakup Koçal, Yalova İl Çevre Müdürü Bora Yalçın karşıladı. Belirli bir programla Yalova’yı gezen Çocuk Delegeler, Yürüyen Köşk’e geldiklerinde, onlara burada Ahmet Akyol, Atatürk’ün çevre anlayışını, bu doğrultuda Yalova’da meydana getirdiği güzellikleri ve Yürüyen Köşk’ün öyküsünü anlattı.

Gezinin tamamlanmasının ardından, gösterilen ilgi ve konukseverlikten dolayı teşekkür eden Çevre Bakanı Fevzi Aytekin, “Bizi Yalova’da mükemmel bir şekilde ağırladınız. Biz çevreciliği aşılamak için toplantılar yapıyoruz. Ama gelecekte, Atatürk’ün Yalova’da yaptığı örnek çalışmaları gören çocuklarımız, toplantı düzenlemeye gerek duymayacaklar. Çünkü onlar, bugün öğrendiklerini eyleme dönüştürecekler“ dedi.

Çevre Bakanı Fevzi Aytekin ve Ulusal 1 nci Çevre Kurultayı delegeleri çocuklar, deniz yoluyla İstanbul’a döndüler.

* 2001 yılı Temmuz ayında, İstanbul Yalovalılar Derneği tarafından düzenlenen 2 nci Geleneksel Doğa Etkinlikleri çerçevesinde, 40 kadar Kaplumbağa Fan Kulübü üyesi, Wolswagen araçları ile Yalova’ya geldi. Yürüyen Köşk’te yapılan programa Yalova Valisi Nihat Özgöl ile Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal da katıldılar. Bu metnin yazarı Ahmet Akyol, burada konuklara Yürüyen Köşk’ün tarihi hikayesini kısaca anlattı.

* 2006 yılında, AKP’nin Yerel Yönetimler Başkanlığı tarafından, belediyeleri motive etmek amacıyla düzenlenen proje yarışmasında, Yalova Belediye Başkanlığı, “Yürüyen Köşk” projesi ile, “Çevre” kategorisinde “En İyi Proje” ödülü kazandı.

Yalova Belediye Başkanı Barbaros H. Binicioğlu, ödül ve plâketini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.

* Yürüyen Köşk’ün tanıtımı için CD, VCD’lerin yanı sıra Türkçe ve İngilizce olarak bir kitap ; polyester dökümden Yürüyen Köşk ve tarihî çınarı gösteren minyatür maket; Can Dündar’ın danışmanlığında Yalova, Atatürk ve Yürüyen Köşk ele alınarak bir “Yürüyen Köşk Belgesi” hazırlandı.

* 10 Kasım 2006 günü, Atatürk’ün ölümünün 68. yılı anısına Yürüyen Köşk’ten canlı yayın yapıldı. Haber Türk TV kanalından canlı olarak yapılan program yoğun ilgi görürken, Atatürk’ün bir çevre abidesi olan Yürüyen Köşk her yönüyle ele alınarak programda dinleyicilere geniş kapsamlı olarak aktarıldı. Yürüyen Köşk bahçesinde kurulan stüdyodan canlı olarak yayınlanan programda Atatürk’ün Yalova’ya olan ilgisi ve yaptıkları da değerlendirildi. Gülgün Feyman’ın sunumu, Habertürk Analisti Erol Mütercimler’in yorumları ile gerçekleşen programa, Yalova Valisi Doç.Dr. Yusuf Erbay ve Yalova Belediye Başkanı Barbaros Binicioğlu konuşmacı olarak katıldılar.

* Yalova Belediye Başkanlığı, 2007 yılında, pek çok etkinliği Yürüyen Köşk’te yaparken, çeşitli plâtformlarda da köşkün tanıtımını sürdürdü. Yazılı ve görsel medyada Yalova ve Yürüyen Köşk’ü tanıtan programlar yayınlandı.

* Tiyatro sanatçısı Rasim Öztekin, Yalova Belediyesi’nin düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında söyleşi için 17 Ocak 2008 günü, Yalova’ya geldi. Rasim Öztekin, ertesi gün katıldığı Beyaz Show’da “Yalova Belediye Başkanı Binicioğlu’nun sizlere selamlarını getirdim” diyerek Atatürk’ün kahve içtiği fincanın benzerini Beyazıt Öztürk, Şener Şen ve Emel Sayın’a hediye etti.

Öztekin, programda yaklaşık 10 dakika boyunca Atatürk’ün Yalova sevgisini ve  Yürüyen Köşk’ ün yürütülmesiyle ilgili hikayeyi anlattı.

* 09/10 Şubat 2008 gecesi, ATV’de yayınlanan “Maksat Muhabbet” programına, Belediye Başkanı Barbaros H. Binicioğlu ve Belediye personeli  konuk olarak katıldı. Beyaz, Aşkın Nur Yengi ve Acun Ulucalı’nın da katıldığı programda Bel. Bşk. B. H.Binicioğlu, Atatürk’ün çevreci kişiliğinden, Yalova’da yaptıklarından ve Yürüyen Köşk’ten bahsederek, konukları ve izleyenleri Yalova’ya davet etti.

***

Nisan 2009′da, Yazar Simla Sunay’ın, Yürüyen Köşk’ü konu aldığı  “Yürüyen Çınar” isimli resimli çocuk kitabı yayımlandı.

***

Yalova Belediye Başkanlığı, Yürüyen Köşk’ün restorasyonu müteakip yeniden hizmete açıldığı Atatürk’ün Yalova’ya gelişinin 84 ncü yıldönümü olan 19 Ağustos 2013 günü yaptığı açıklamada,  köşkün üzerinde kaydırıldığı rayların da gün yüzüne çıkartılabilmesi amacıyla çalışmalara başlanacağını duyurdu:

“İlk olarak rayların halen köşkün çevresinde olup olmadığı araştırılacak. Xray sistemi ile toprak incelenecek. Eğer raylar toprak altındaysa kazı çalışması başlatılarak köşkün üzerinde 4 metre 80 santimetre kaydırıldığı raylar gün yüzüne çıkartılacak. Eğer raylar bulunamazsa bu seferde B Planı devreye sokularak raylar simüle edilecek. Aslına uygun şekilde yeniden yapılacak olan tren rayları köşkün kaydırılma işlemi esnasında konulduğu yere yerleştirilecek. Böylece köşkün hikayesi tamamlanmış olacak.”

SONUÇ:

1930 yılında, gazetelerde küçük bir binanın altına tramvay rayları döşenerek kaydırıldığı haberini  okuyanların, büyük bir olasılıkla, bu olaya pek bir anlam veremediklerini düşünüyorum.

Öyle ya…O zamanlar ne çevre kirliliği vardı, ne de orman katliamı…Çevrenin önemi bilinmiyordu.

Gerçekte, burada önemli olan köşkün yürütülmesi değil, verilmek istenen mesajdı. Atatürk, Yalova’daki bir çınar dalını bahane ederek tüm kamuoyuna bir mesaj vermek istemişti.

Verilmek istenen mesaj: “Ne olursa olsun doğayı olduğu gibi koruyun. Güncel zevkler için doğayı katletmeyin; tüm olanaklarınızla doğaya sahip çıkın” idi.

Sözü edilen köşkün adı, Atatürk zamanında “Yürüyen Köşk” değildi. Esasen bina, köşk olarak tanımlanması için çok küçüktür. Atatürk’ün istediği, deniz kenarında, ulu çınarın altında bir dinlenme ve yorgunluk atma mekânıydı. Kayıtlarda adı “Millet Çiftliği’ndeki Köşk” diye geçer.

Bu köşke, “Yürüyen Köşk” adını veren, Yalova halkıdır.

Yürüyen Köşk’te bir fikir, bir anlayış ve bir felsefe yatmaktadır.

Köşk’ün yürütülmesi, Atatürk’ün çevrecilik sıfatının boyutlarını anlatan bir semboldür.

Ancak burada önemli olan Köşk değil, Köşk’ün yürütülmesine neden olan Tarihî Çınar’dır.

Günümüzde köşkün biraz doğuya doğru kaydırılmasına neden olan çınarın dalı kesilmiştir, ne zaman kesildiğine dair bir bilgi bulunamamıştır. Köşkün doğusundaki küçük ağaçların bulunduğu alana ziyaretçiler için küçük bir kafe yapılmıştır.

Denizlerin doldurularak üzerine çim ekildiği, arboretumların iskâna açıldığı, güzelim ormanlarda taş ocaklarının  işletildiği günümüz dünyasında umarım ölümsüz Atatürk’ün bu çevre mesajı önce anlaşılır, sonra uygulanır ve unutulmaz!..

(SON NOT: Yürüyen Köşk hakkında halen çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilerin neredeyse tamamı, bu metin yazarının uzun araştırmalardan sonra kaleme aldıklarıdır. Bu açıklama görülen lüzum üzerine bu metne sonradan ilâve edilmiştir.)

KAYNAK:

1. Ahmet Akyol, “Atatürk ve Yalova”, Yalova, 1998.

2. Ahmet Akyol, “Yalova’da Atatürk ve Çevre”, Yalova, 2001.

3. Ahmet Akyol, “Atatürk’ün Kenti Yalova”, Yalova, 2003.

(Yazının ilk yayım tarihi: 11 Kasım 2006)

Yürüyen Köşk ile ilgili hazırlanmış bir video gösterisi izlemek isteyenler aşağıdaki bağlantıyı  tıklayabilirler.

http://tr-tr.facebook.com/photo.php?v=2274048763024

Yürüyen Köşk’te Sanal Gezinti yapmak ve konu hakkında farklı bilgi edinmek isteyenler, aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilirler.

http://www.yuruyenkosk.com

 

Bir Yorum Yaz