Taziyelerimi Sunuyorum

1890 yılında, Tiflis’te kurulan Taşnaksutyun (Ermeni İhtilâli Federasyonu) komitesinin amacı, isyan ve ihtilâl çıkararak Ermenistan’ın bağımsızlığını sağlamaktı.

Komitenin sloganı ise şuydu: “Türk’ü, Kürt’ü nerede ve hangi şartlarda görürsen öldür. Gericileri, sözünden dönenleri, Ermeni hainleri öldür, intikam al.

Onlar da YAKTILAR, YIKTILAR ve ÖLDÜRDÜLER !..

Van Kalesi’ne çıkıp da eteklerine doğru bakıldığında,1 nci Dünya Savaşı sırasında, Ermeni komitacılar tarafından yerle bir edilen Van’ın Müslüman Türk nüfusunun yaşadığı mahallenin kalıntıları görülür.

Van yöresinde kaç Müslüman Türk köyü varsa, o kadar da toplu mezar var.

Değirmen Köyü, Gülsünler Köyü, Sağlamtaş köyü, Gölyazı Köyü bu köylerden bazıları…

Van’ın Zeve Köyü’nde, Ermeni komitacılar  tam 3 000 kişiyi (kümes hayvanları, koyun, keçiler dahil) kestiler.

1915 yılında Van’da bulunan Rafael de Nogales, 1926 yılında, New York’ta yayınladığı “Four Years Beneath The Crescent” adlı kitabında bakın neler yazmış: “ Ermeniler Van’a hakim oldular ve bütün Müslüman ihtiyar, kadın ve çocukları katlettiler. Dünyanın hiçbir yerinde bu derece alçakça hareketler görülmemiştir.”

Bugün Adana’dan Kars’a; Erzurum- Erzincan’dan Çankırı- Sivas’a; Van’dan Muş’a kadar uzanan bölgelerde, yüzlerce toplu mezar bulunuyor. Sadece Kars ve çevresinde tespit edilebilen toplu mezar sayısı ise 62…

Yukarıkırmızı Köyü, Bayburt civarında Ermeniler’in yakıp- yıktığı, yakaladıklarını hunharca katlettikleri bir köy…

Erzincan’ın Değirmenköyü de, Bayırbağ Köyü de, Alpköy de aynı akıbete uğradı.

Adana, Küçükdikili  Köyü’ndeki şehitlik, Ermeni komitacıların kestiği Müslüman Türkler’e ait!..

Kars, Kâğızman, Çepelli Köyü’nde, Ermeni komitacılar, çoluk- çocuk, yaşlı- genç herkesi bir dama doldurdular ve burada acımasızca öldürdükten sonra, cesetleri öküz arabalarıyla taşıyarak çukurları doldurdular.

Döngel Şelalesi’ni bilir misiniz? Göksun yolundadır. Ermeni komitacılar Türkleri burada canlı canlı suya attılar!..

Amasya Koyunyurdu Köyü’nde, 2 000 ‘den fazla Müslüman Türk, bütün hayvanları, üzerlerine gaz dökülerek yakıldı.

Kars, Iğdır Küllük Köyü…Civar köylüler de  burada toplanmışlardı; hepsini camiye doldurup ateşe verdiler!..

Adana Eski Camili Köyü, toptan yakıldı, Gaziantep Örtülü Köyü de…

Ermeniler’in katliamları gerçekte kendileri yapıp, sanki Türkler yapmış gibi yaygara kopardıklarına bir örnek de, Kutayis Valisi Çugaşvili’den:

“Türkler kesiyor, öldürüyor diye şayia çıkıyor. Bu doğru değil, inanmayın. Türk hükümeti ve Türk askeri kendi halinde duranlara hiçbir şey yapmaz ve ilişmez. Mal ve mülklerini muhafaza ederek onlara yardım eder.”

Erzurum, merkez Alacaköyü’nde, olayların görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda gerçekleştirilen toplu mezar kazılarında 3 ayrı mezar açıldı. 3 metrelik bir dolgu toprağının altından toplam 278’e yakın insan iskeleti ve bunlara ait çeşitli buluntular ortaya çıkarıldı.Ele geçen bulgular arasında, bugün Erzurum Müzesi Katliam Seksiyonu’nda sergilenen Kuranı Kerim sayfaları, örgülü saç parçaları, bakır tel bilezikler, üzeri Arapça yazılı muska, kolye taşı ve boncuklar, toplu mezarın kesinlikle masum Türkler’e ait olduğunu ortaya koyuyor.

Erzurum’un Dumlu ilçesi Yeşilyayla Köyü’nde 7 Ekim 1988 günü yapılan toplu mezar kazısında, 100’e yakın iskelet arasında, çocuğuna sarılmış bir ananın manzarası karşısında insanın tüyleri diken diken oluyor.

Yerle bir edilen yalnız Yeşilyayla Köyü değil ki…Atlıkonak Köyü de, Tazegül Köyü de, Cinisli Köyü de, Kevgini Köyü de, aynı akıbete uğradı.

Nedendir bilinmez, bugüne kadar hiç kimse, Ermeni komitacılar tarafından başlatılan ayaklanmada hunharca katledilen milyonlarca Müslüman Türk’ün hesabını sormadı.

Bir avuç Ermeni komitacı, isteklerini yerine getirmeyen masum Ermeni halkına da büyük katliam yaptı, sözünü dinlemeyenleri vahşice öldürdü. Ne yazık ki, koca Ermeni cemaati, bir avuç fanatik Ermeni komitacının isteklerine boyun eğmek zorunda kaldı sesini yükseltemedi.

Ermeni komitacılar sadece cephe gerisindeki köyleri basmadı.

İstedikleri gibi davranmayan Ermeni Patriği’ne, hatta Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamit’e suikast düzenlemeye kalktılar.

Ermeni komitacılar, tehcirden dolayı suçlu kabul ettikleri, savaştan sonra Türkiye’yi terk ederek Avrupa’ya giden önemli isimleri Talât Paşa, Said Halim Paşa ve Cemal Paşa’yı, Dr. Bahaeddin Şakir ile Cemal Azmi Beyleri, Azerbaycan’ın Dışişleri Bakanı Fatali Han Hoyski ve İçişleri Bakanı Behbud Han Cevanşir’i, (Yunan mitolojisindeki İntikam Tanrıçası Nemesis’in adını verdikleri bir operasyon çerçevesinde), 1920 Haziran’ı ile 1922 Temmuz’u arasında katlettiler.

NATO eski Genel Sekreteri Joseph Luns, “İnanın Bu Bana Bir Zevkti” adını verdiği hatıralarında der ki: “ Avrupalıların tek bildiği şey Ermeni iddialarıdır. 1 nci Dünya Savaşı’nda Ermeniler’in kaç Türk’ü öldürdüğünden kimsenin haberi yoktur.”

Daha sonraki yıllarda ortaya ASALA ve onun yan kolları çıktı.

Yurt dışındaki Türkiye Cumhuriyeti temsilcilikleri ardı ardına saldırıya uğradı. Çok seçkin görevlilerimiz hayatını kaybetti.

Hayatını kaybeden Türkler’in hesabını kimse sormadı, sormuyor!..

Soruyorum: NEDEN ?..

Tehcir, Arapça asıllı bir kelimedir, bir yerden bir yere göç ettirmek anlamı taşır, fiilde sürgün anlamı yoktur. Tehcir, günün şartlarında, olması gerekendir; tarih boyunca hemen her devlet tarafından da uygulanmıştır.

Tehcir, gayr-i insani bir davranış olmadığı, eylemde bir soykırım da söz konusu olamayacağı için, tehcire tabi tutulanların önemli bir bölümü geri dönmüş; dönenlere harcırah verilmiş; hayatlarını kolaylaştırmak ve geçirdikleri zor durumu atlatmaları için ailelerine nakdî yardım yapılmıştır.

Kısacası, tehcir olayı, Türkler ve Ermeniler arasında duygusallık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamıştır. Aksi olsaydı, günümüzde Türkiye’de tek Ermeni yaşayamazdı.

ATATÜRK der ki: “Bozgunculuk yapacak insanlara hoşgörü ve büyüklük göstermek; bir milletin mutluluğuna, şerefine, namusuna göz dikmiş insanlara hoşgörü göstermek olur ki, hiçbir zaman, hiçbir kişi buna müsaade edemez. Hiç kimse buna müsaade etmek hakkına sahip değildir ve siz de olmamalısınız.”

Irkı, dili ve dini ne olursa olsun, insanoğlunun yaşadığı her acıdan etkilenmemek ve üzülmemek mümkün değildir. Elbette acıların paylaşımı da karşılıklı olur.

Ancak, iflâh olmaz Türk kinini, diasporanın birleştirme harcı olarak kullanan; diasporanın yaşam ve varlık nedeni sayan (Türkiye’de Türk Bayrağı altında yaşamaktan keyif alan Ermeni vatandaşlarımız ile yurt dışında yaşayan diasporanın davranışlarını benimsemeyen Ermenileri hariç tutarak), kendilerinin işlediği cinayetlerden mutluluk duyan, üstelik de hiçbir şey yapmamış gibi mağduru oynayan Ermeni Diasporası’ndan özür dilemek, ya da o hissi oluşturmak, tavizden başka bir şey değildir!..Diasporanın istediği zaten budur ve bunun ardından başka adımlar ve istekler gelecektir!..

Unutmayalım ki, gözünü kin bürümüş kimse, her türlü tavizi az bulur; tavizkâr davranış devam ederse, taviz tavizi doğurur.

Kimilerine hoşgörünmek için verilen taviz, toplumun geleceğini görememektir.

Bölücülerin/ bozguncuların ekmeğine yağ süren, onların değirmenlerine su taşıyan davranışları asla kabul etmiyorum!..

Ermeni komitacılar tarafından hayatını kaybetmiş olanların yakınlarına ve (Atatürk’ün: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” sözünden hareketle) tüm Türk Milleti’ne taziyelerimi sunuyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir