TEHCİR’DEN DÖNEN ERMENİLERE YARDIM

Birinci Dünya Savaşı’nda tehcire tabi tutulan Ermeniler ile ilgili pek çok şey yazılıp çizilmiştir; pek çok şey de dile getirilmiştir.

Ne var ki, tehcirden dönen Ermeniler konusu nedense pek fazla işlenmemiştir.

Sözde Ermeni Soykırımı palavrasına inananlar ve onların destekçileri, nedense savaştan sonra topraklarına geri dönen Ermeniler üzerinde hiç durmazlar. Onlara göre, tehcire tabi tutulan Ermeniler vahşice katledilmiştir veya katledilmelerine göz yumulmuştur.

Peki, o halde geri dönen Ermeniler, kimdir ?

Soralım: insan hiç katledildiği ya da soykırıma uğradığı yere döner mi?

Demek ki, tarih sayfalarını sık sık açmakta yarar var!..

22 Ekim 1918’de, yani 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkesi’nden 8 gün önce, “Savaş Nedeniyle Başka Yerlere Nakledilen Ermenilerin İaşe ve İskânları Sağlanarak, Emniyet İçinde Geri Dönmelerine “izin verildi.

Giden Ermeniler, birer ikişer aileler halinde geri dönmeye başladılar. Elbette, geri dönen ailelerin bazı sorunları oluyordu. Geri döndüklerinde, evlerinde başkalarının oturduğunu gören Ermeniler vardı. Böyle durumlarda, idari makamlar bu durumu süratle düzeltiyorlardı.

Bir örnek görelim:

Ermeni Patrik Vekili İldağı, 23 Kasım 1918 günü, Dersaadet İçişleri Bakanlığı Tahrirat Kalemi’ne bir dilekçe vererek, Karamürsel köylerinden tehcire giden bazı Ermeni vatandaşların döndüklerinde, evlerinde asker ailelerinin oturduğunu gördüklerini, evlerine girebilmek için gereken emrin verilmesini, talep etti. (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272- 11- 13- 42- 12)

İçişleri Bakanlığı da, verdiği emirle,sözü edilen Ermeni ailelerinin evlerinin derhal sahiplerine teslim edilmesini, ortaya çıkan sorun giderildikten sonra da, bilgilendirme yapılması emrini verdi. (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272-11- 13- 42-12)

Hükümet yetkilileri tehcirden dönen Ermenilerle ilgili çalışmalarında her türlü özeni göstermede gayretliydi.Geri dönenlere var olan hakları teslim ediliyordu. Günlük iaşe, tohumluk zahire, yatak ve mutfak eşyalarının yanında 200 kuruşluk harcırah ödeniyordu.

Tehcire giderken eşyalarını yanında götüremeyen Ermenilere ait mal varlıkları kayıt altına alınarak emanet dairelerine konmuştu. Geri dönen Ermenilere eşyaları teslim edilmeye başlandı. Eğer değişik sebeplerle dönmeyenlere ait eşyalar var ise bunların da ihtiyaç sahibi Ermeni ailelere dağıtılması kararlaştırıldı.

16 Ocak 1919 tarihinde İçişleri Bakanı Ahmet İzzet, tehcir edilen Ermenilerden ihtiyaç sahibi olanlar için memleketlerine gidecek kadar harcırah verilmesini, başka yerlere gitmek isteyenlere ise gidecekleri yere göre değil, kendi memleketlerine dönebilecekleri miktar kadar harcırah ödenmesini İçişleri Bakanlığı Göçmenler Genel Müdürlüğü’ne telgrafla bildirdi.(BOA.DH. ŞFR. Nr. 95/137)

Buna göre, geri dönmek isteyen Ermenilere her türlü kolaylık sağlanacak ancak harcırahları kendi memleketlerine dönebilecekleri masraflar üzerinden hesap edilecekti. Bu yazışma ve alınan tedbirler bize gösteriyor ki, tehcire giden Ermenilerin bazıları kendi memleketlerine değil, farklı bölgelere göç etti. Karmaşık ortamdan faydalanmak isteyenler sevk kanununa aykırı olarak gitmek istedikleri yerlere göre de harcırah ödenmesini bekliyordu. Yetkililer durumu fark edince önlem almakta gecikmediler.

Tabi bu arada ciddi şekilde düşünmek gerekir: Ermeniler, eğer Türkler tarafından bir soykırıma tabi tutulmuşsa, hakları yenilmişse, devamlı baskı ve zulüm altında kalmışlarsa, neden geri dönsünler ki? Ve neden devlet onlara yol harcırahı versin? Üstelik sadece evleri değil, eski tapulu arazi ve zeytinlikleri de kendilerine teslim ediliyordu. Aksi olsaydı gidişlerini bir fırsat bilir ve bir daha asla geri dönmezlerdi.

Bir örnek daha görelim:

22 Ocak 1919 tarihinde Bursa Valiliği’nden, geri dönüş yapan Ermeni aileleri için İçişleri Bakanlığı’na bazı istekler yazılı olarak sunuldu. Daha önce yaşadıkları köylere geri döndürülen Ermenilere Osmanlı Seferberlik Bütçesi’nden iaşe olarak on beşer günlük zahire verilmekteydi. Yine de bunlardan ziraat erbabı olanlar kış mevsiminin yaklaşmasıyla kendilerine gerekli olan ziraî aletleri alamayacak durumdaydı. Tehcirden dönen bu Ermeni ailelere özel muamele yapılarak birkaç evleklik daha fazla ekin ve tarlalarını sürmek için çift hayvan verilmesi istendi. Hatta Bursa Valiliği, Gemlik ve köylerine kadar bizzat gittiğini ve geri dönüş yapan Ermenilerin evlerini gezdiğini belirterek bunların bahsi geçen yardımlara muhtaç aileler olduğunu belirtti. Nasılsa bir müddet sonra devlet bunların ihtiyaçlarını karşılayacaktı. Valilik, şimdiden karşılanması daha uygundur diyerek bir an önce bu konuda izin verilmesi için yetkili makamların kararını beklediklerini İçişleri Bakanlığı Göçmenler Genel Müdürlüğü’ne telgrafla bildirdi. (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272- 74- 68- 37-4)

Bir başka örnek:

29 Haziran 1919 tarihinde Göçmenler Genel Müdürlüğü’nden İmaret ve Ziraat Müdürlüğü’ne yazılan bir talep dilekçesinde, Ermenilere yapılan yardımla ilgili yazışmada tehcirden dönenlere yapılan yardımdan bahsediliyordu. Göçmenler Genel Müdürlüğü’nden Ticaret ve Ziraat Bakanlığı’na yazılan yazıda tüm Anadolu’da olduğu gibi Yalova’da da tehcirden dönen Ermenilere kefil göstermek suretiyle 50 liralık para yardımı yapıldığı resmi tutanaklardaki yerini aldı. Fakat kefil olanlar bu haktan faydalanamadı. Kefillerin de aynı haktan faydalandırılması konusunda kefil olan Ermeniler tarafından Göçmenler Genel Müdürlüğü’ne dilekçe yazıldı. Müdürlük de konuyu bakanlığa iletti. Konuyla ilgili yazışma şöyledir:

ziraat bankası

Büyük Görmek İçin Tıklayın

 “İçişleri Bakanlığı Göçmenler Genel Müdürlüğü’ne

Re’sen

Tarih-i Tesvid: 25 Haziran 1335

Tarih-i Tebyiz: 29 Haziran 1335

İçişleri Bakanlığı’ndan Ticaret ve Ziraat Bakanlığı’na

Konu Özeti: Yalova kazası dahilindeki Ermeni göçmenlerine Ziraat Bank şubesince para yardımı bulunulması hakkında.

Şubesi: İskân

Muavin: Muzaffereddin

Yalova kazası sınırları içinde Kılınç ve Çukur köyleriyle Laledere ve Çağşak köylerine dönüş yapan Ermenilere Ziraat Bankası’nca diğer bölgelerde olduğu gibi kefil göstermek suretiyle hane başına 50’şer lira verilmesi konusunda 5 Nisan 1919 tarihli tezkere ile yüce bakanlık makamlarından izinle ilgili genelge gönderilmişti. Yukarıda isimleri geçen köy halkına dahi çıkarılan bu kanun 14 Nisan 1919 tarihinde açıklandı. Sonra da bu köy halkından bazıları kefil olduklarından dolayı para yardımından mahrum edildiklerini beyan ettiler.Bahsi geçen bu yardımın kefil olup alamayan diğer muhtaç insanlara da verilmesini rica ettiklerinden başvuru sahiplerinin istekleri doğrultusunda ilgili yerlere bilgilendirme yapılması konusunda…”(Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272- 11- 14- 49- 5)

Kısacası, tehcirden dönen Ermenilere 200’er kuruş harcırah verildiği gibi, evlerine dönen Ermenilere de kefil göstermek suretiyle 50’şer lira daha verildi. Daha sonra aynı hak kefillere de tanındı.

Daha önce sorduğumuz soruyu tekrarlayalım:

Ermeniler, tehcir sırasında katliama veya soykırıma uğramışlarsa, bu geri dönenler kimler?

Bir insan, ailesini soykırıma uğradığı ya da kötü muamele gördüğü yere bir daha geri getirir mi ?

Haddim olmayarak, tüm Türk toplumunu bu son derece önemli ve hayatî konuda daha duyarlı olmaya davet ediyorum!..

(KAYNAK:  Muhsin SEVENCAN, “Belgelerle Ermeni Terörü”, Yalova, 2008)

 (Yazının ilk yayım tarihi: 10 Şubat 2015)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir