Torkom Istepanyan Anlatıyor-1

Torkom Istepanyan isimli bir vatandaşımız, 1967 yılında, “Hepimize Bir Bayrak” isimli bir kitap yayınlamış.

Kitaptan küçük bir alıntıyı aşağıya alıyorum:

***

…Kemal Paşa’nın Adapazarı’ndan ayrılışından bir müddet sonra, vatan semalarını tekrar kara bulutlar kaplamıştı.

İç ve dış düşmanlarımız henüz kat’i darbeyi yemedikleri için vatanı parçalama gayreti içindeydiler.

Bunun sonucu olarak da bir müddet sonra Adapazarı düşman işgali altına girdi.

O tarihte ben annemle gitmemiş olup, Adapazarı’nda teyzemin yanında bulunmaktaydım.

İşgal durumumuz bir müddet devam ettikten sonra, bir sabah silâh sesleriyle uyandık.

Bu sesler Kuva-yı  Milliye’ nin Adapazarı’na girdiğini bildiriyordu.

Bu durum ise gayri ihtiyari biz gayrimüslimleri büyük bir endişeye sevk etmişti.

Çünkü öyle anlarda daima kurunun yanında yaş da yanardı.

Bu endişenin tesiriyle o sabah bütün ev halkı salona toplandık. Hatırladığıma göre o gün Madam Atina ve kızı Mariya da misafireten bulunuyorlardı.

İlk şaşkınlık anlarımız geçince, teyzem şöyle konuştu:

– Ben de biliyorum ki vahim anlar geçiriyoruz. Telâşlanmanıza imkân yoktur. Şu anda sizden ricam Kuva-yı Milliye mensupları içeri girince sakin bulunmanızdır, dedi.

Teyzem konuşmasını bitirince salonda bir sessizlik hüküm sürdü.

Biz bu sessizlik içinde kaderimizin bizi nerelere sürükleyeceğini beklemekteyken kapıya vurulan darbeler bu sükûneti bozdu ve teyzem aşağı inip kapıyı açtı.

Kapının açılışından birkaç saniye sonra başlarında kalpak, omuzlarında da martin taşımakta olan dokuz heybetli insanın salona girişini gördük.

Bu olay onu çok korkutmuş olacak ki o zaman henüz altı yaşında buluna yeğenim Nubar Şirinyan- ki 1940 tarihinde vatanî görevini ifa ederken ölmüştür – “Ağabeyler biz bir şey yapmadık” diye bağırdı.

Bu masum ses bir anda odanın atmosferini değiştirdi.

O ana kadar sağa sola emirler veren kafilenin başı_ki sonradan isminin Sarıların Cemali olduğunu öğrendim- tahminen 1. 90 boyu, heybetli görünüşlü ile aniden yeğenimi kucakladı ve bir taraftan yanaklarını okşarken, mütemadiyen de “korkma oğlum, biz size bir şey yapmayacağız” diyordu.

O böyle konuşurken, o masum çığlığın etkisiyle olacak yaşaran gözlerinden birkaç damla gözyaşının yanaklarından yuvarlanıp gür bıyıkları arasında kaybolduğunu gördük.

İnsanların birbirini boğazlamakta olduğu bir günde tasavvur dahi edilmeyecek bu asil hareket bir anda salonda mevcut bütün gözlerin yaşarmasına âmil oldu.

O gün bizi himayesine alan bu insan kişi sonra da münasip bir zamanda Kefken târikiyle ailemizin sâlimen İstanbul’a gelişini sağladı.

Adapazarı’ndan İstanbul’a geldiğim zaman henüz çocuk denecek bir yaşta olduğum halde şu kanaate varmıştım.

Kudret sahibi olanlar zalim olabilirler. Fakat kudret sahibi olduğu halde zalim olmama, ruhun ilâhi bir olgunluğa eriştiğini gösterir.

Bu bakımdan Tanrı da bu kullarının müdafaadan âciz bulunan bizlere, göstermiş oldukları asîl hareketi görüp onlara yardımını muhakkak ki esirgemeyecekti.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde İstiklâl Savaşı’na atılmış bulunan Türk Milleti, Tanrı’nın da yardımıyla çok kısa bir zamanda iç ve dış düşmanlarımıza kat’i darbeyi indirerek zaferi elde etti.

Bu büyük galibiyetin yaratıcısı olan ulu öndere Türk Ulusu’nun sonsuz bağlılığı en güzel ifadesini eski Cumhurbaşkanı ve Atanın yakın arkadaşı Sayın Celâl Bayar’ın şu ifadesinde bulmuştur:

“Atatürk’ü sevmek, millî bir ibadettir..”

Evet bu ibadete hepimiz canı gönülden katılıyoruz.

***

(KAYNAK: Torkum İSTEPANYAN, “Hepimize Bir Bayrak”,  Yeni Matbaa, İstanbul, 1967)

Torkom Istepanyan, Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşımaktan büyük bir gurur duyan, Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü bütün benliğiyle benimsemiş Ermeni kökenli bir vatandaşımız. Kendisini saygıyla anıyorum.

(Yazının ilk yayım tarihi: 15 Ağustos 2011)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir