TUĞGENERAL BAHTİYAR AYDIN

Bahtiyar AYDIN, 1946 yılında Giresun ili, Piraziz İlçesi, Nefs-i Piraziz Köyü'nde doğdu.

İlkokul eğitimini aynı köyde tamamladı.

Ortaokul ve Lise öğrenimini Bulancak İlçesi'nde tamamlayarak 1963 yılında girdiği Kara Harp Okulu'ndan 30 Ağustos 1965 tarihinde Jandarma Asteğmen olarak mezun oldu..

bahtiyar-aydin01

1966 yılında Piyade Subay Temel Kursu'nu, 1967 yılında Jandarma Subay Temel Kursu'nu başarıyla tamamladı.

1967 – 1976 yılları arasında sırası ile Van – Bitlis – Yalova – İstanbul ve Samandağ'da çeşitli birliklerde Bölük Komutanlığı görevinde bulundu.

1976 – 1978 yılları arasında Kara Harp Akademisi'nde öğrenimini tamamlayarak Jandarma Kurmay Binbaşılığı'na terfi etti.

Kurmay Subay olarak Çanakkale ve Mardin'de Kurmay Başkanlığı,

Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Harekat Şube Müdürlüğü ile

Şırnak'ta 119. Jandarma Sınır Alay Komutanlığı görevinde bulundu.

Ardından Jandarma Genel Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı ve

Jandarma Okullar Komutanlığı Öğrenci ve Kurslar Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu.

30 Ağustos 1992'de Tuğgeneral'liğe yükselerek Jandarma Okullar Komutanlığı görevine atandı.

1993 yılında Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı'na atandı.

Bu görevi sırasında, 22 Ekim 1993 günü, görevi başındayken, başından vurularak  şehit edildi.

bahtiyar-aydin02

Evli ve 2 çocuk babasıydı.

Şehit edilmesinden sonra adı Giresun- Bulancak’ta  bir caddeye ve doğum yeri olan Nefsipiraziz Köyü’ndeki ilköğretim okuluna da verildi.

 bahtiyar-aydin03

bahtiyar-aydin04

Şehit olmasından kısa bir süre önce, Ankara'da karşılaştığımızda sohbet edip, dertleşmiştik.

Sevgili sınıf arkadaşım  Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN kardeşimi, şehit oluşunun  yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum.

Ruhu şad olsun…

(Yazının ilk yayım tarihi: 21 Ekim 2008)

aakyol

 

 

YAZIYA EK:

* * * Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında uğradığı suikast sonucu öldürülen dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Aydın´ın da bulunduğu 2´si asker 16 kişinin ölümüyle ile ilgili soruşturmayı 20 yıllık zaman aşımına gireceği gün tamamladı. Hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi´nce kabul edildi. İddianamede, suikastle ilgili olarak dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ, ´şüpheli´ sıfatıyla yer aldı. Hatipoğlu ve Yanardağ hakkında, ´Taammüden öldürme´, ´Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik´, ´Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma´ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ile 24 yıla kadar hapis cezası istendi. (22 Ekim 2013, Yenişafak, Ulusal Basından)

***

***  Tamburalı Paşa olarak tanınan Korgeneral Hasan Kundakçı’nın kaleme aldığı “Güneydoğu’da Unutulmayanlar” isimli kitapta, konuyla ilgili son derece aydınlatıcı bilgiler var. Kitabın sayfalarına bir göz atalım:

*

Asayiş Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı ve yardımcısı Tümgeneral İlker Başbuğ’u taşıyan helikopter Diyarbakır’ın Lice ilçesi üzerine gelip alçalmaya başladığında, aşağıdaki şiddetli çatışma sürüyordu.

Askeri birliklerin başındaki Albay Eşref Hatipoğlu, telsizden helikopter pilotuna “İniş yerlerine teröristler sürekli ateş ediyor, sakın inmeyin” uyarısında bulundu.

Devreye Korgeneral Kundakçı girdi ve “Mutlaka ineceğiz. Karşı tarafı şiddetli ateş altına alın ve ineceğimiz en uygun yeri söyleyin” dedi.

Daha birkaç saat önce Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, başına isabet eden bir kurşunla vurulmuş, komutayı Albay Hatipoğlu devralmıştı.

Lice’de sabahın erken saatlerinden itibaren teröristler ile güvenlik güçleri arasında başlayan çatışma bütün şiddetiyle sürüyordu.

Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şehit olması şokunu henüz üzerinden atamamış olan Albay Hatipoğlu, Asayiş Komutanı Korgeneral Kundakçı ve yardımcısı Tümgeneral Başbuğ’un vurulma riski altına girmelerini istemiyordu.

Havadaki helikopterle yeniden bağlantı kurdu.

“Komutanım, Kanas silahları kullanıyorlar. Evlerin altındaki mazgallardan ateş ediyorlar. İlçenin batısında yaralı askerlerin kaldığı okul var. İnmeniz için orası daha güvenli” dedi.

Korgeneral Kundakçı ve Tümgeneral Başbuğ’u taşıyan helikopter, 55 yaralı ve hasta askerin bulunduğu okulun bahçesine indiğinde, ayağından vurulmuş bir Üsteğmen karşıladı komutanları.

Tam o sırada telsizden, teröristlerin okula da saldıracağı haberi geldi.

Telsizle haberleşen PKK’lılar, “Hasta, sakat fark etmez. 55 asker iyi skandal olur” demekteydi.

Okula inmiş olan Korgeneral Kundakçı ve Tümgeneral Başbuğ’u vurmaları ise onlar için bir daha ele geçmeyecek bir fırsattı.

Askeri kışla ilçenin doğusundaydı ve teröristlerle çatışma halindeydi.

Aradaki mesafe 20-25 kilometreydi.

Hasta ve yaralı askerlerin kendilerini korumaktan başka alternatifleri yoktu.

Yatakhaneye giren Korgeneral Kundakçı askerlere, “Arkadaşlar teröristler sizi gözlerine kestirmiş, biraz sonra saldıracaklarmış. Yataklarınızda basılarak öleceğinize, mevzide çarpışarak ölünüz. Sizin için zor olduğunu biliyorum ama, hemen kalkın, aşağıda toplanın” dedi.

 “Merak etmeyin komutanım, çarpışırız” cevabını aldığı askerleri binanın etrafındaki mevzilere yerleştiren Kundakçı, okulun bir tarafına kendisi geçti, diğer iki tarafı ise Tümgeneral Başbuğ ve emir subayına verdi.

Akşama doğru teröristler uzaktan görünmeye başladı.

Kundakçı, yanındaki uçaksavar makineli tüfek nişancısına ve askerlere, “Tüfeklerinizi hazırlayın ve yaklaşmalarını bekleyin” emrini verdi.

Terörist grup tüfekle vurulacak kadar okula yaklaşınca da “Ateş serbest” dedi. Ateş hattına giren teröristlerden bir kısmı vurulurken, bir kısmı da geri çekilmek zorunda kaldı.

Kundakçı ve Başbuğ, yaraları ve rahatsızlığı fazla olanları yeniden yatakhaneye gönderirken, gece yarısı askeri birlikler okula gelene kadar diğerleri mevzide kaldı.

*

Bir PKK itirafçısı, 128 çatışmaya katılmış. Bu çatışmalarda çok sayıda  askerimiz, emniyet görevlimiz şehit edilmiş. Bu PKK’lı daha sonra örgütten kaçmış, teslim olmuş ve sonra, 3.5 yıl PKK`lı olarak dağlarda yaşadıklarını yazmış.

İtirafçı, kitabında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın`ın şehit düşmesi olayına da özetle şöyle değiniyor:

“PKK, 22 Ekim 1993`te Diyarbakır`ın Lice ilçesini bastı. Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komando Komutanlığı, Kaymakamlık ve diğer kamu binaları ateşe tutuldu. Saldırı üzerine Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın helikopterle Lice`ye geldi ve Jandarma Bölük Komutanlığı`nın bahçesine indi. Tuğgeneral Aydın, komutanlık binasına ilerlerken beraberindekilere yaylım ateşi açıldı. Kendisi dürbünlü suikast tüfeği ile şehit edildi…”

***

***  Saygı Öztürk’ün 29 Ekim 2013 tarihli SÖZCÜ Gazetesi’ndeki “Komutanıımm, Komutanıımm” başlıklı yazısında, Albay Eşref Hatipoğlu’nun konuyla ilgili anlatımına yer verilmiş. Yazının küçük bir bölümü konuyla bağlantılı olduğu için aşağıya alınmıştır. Yazının tamamını okumak için, yazının sonundaki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

“…Gün doğmadan helikoptere ben, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve İhsan Batı ile birkaç rütbesiz koruma bindik. Hazro ile Kulp arasındaki hedeflenen yere ulaştık. Kuzey Irak operasyonu nedeniyle Kobra helikopteri ve F-16’ların gönderilemeyeceği bildirildi.

Bize hava desteği verilmeyince Bahtiyar Paşa ne yapacağımızı sordu. Ben de ‘Lice’de bizim 105’lik topçu bataryası ile hedeflenen bölgeyi ateş altına alır, komando ve tabur birliklerinin bölgeyi arama tarama faaliyetlerini başlatırız’ dedim. Bahtiyar Paşa bu planı uygun gördü. Hava desteği verilmedi ve Lice’de bulunan emrimize verilen topçu bataryasını yerinden yönlendirmek üzere Lice’ye indik. Gerekli planlamayı yaptıktan sonra top atışlarını başlattık.

Jandarma Komando Bölük Merkezi’nde, herkes operasyona katıldığı için çok az sayıda asker vardı. Saat 10.00 sıralarında bulunduğumuz Jandarma Komando Bölüğü’nün bahçesine havan veya roketatar mermisi düştü ve patladı. Sert bir şekilde ‘herkes siper alsın’ emrini verdim. Bahtiyar Paşa, İhsan Batı ile birlikte dışarıya gelip ne olduğunu sordular. Bulunduğumuz bölüğe doğru tüfekle ateş edilmeye ve mermilerin yere düşmeye başladığını gördüm. Bahtiyar Paşa‘ya ‘sanıyorum operasyonu durdurmak için Lice içindeki PKK’lılar veya iş birlikçiler bize ateş ediyorlar’ dedim.

Bunun üzerine Bahtiyar Paşa bölüğün önündeki bahçeye çıkarak ‘nerede bunlar, benim canım savaşmak istiyor’ dedi. Bunun üzerinde ben de kendisine ‘Paşam açıkta durma, hedef teşkil etme, içeriye gir veya hedef olmamak için gölge bir yerde dur’ dedim. Bölük binasına girdiler. Ben de Erdinç Üsteğmen ve 5-6 askerle zırhlı taşıyıcıya binerek Lice merkezine keşif için hareket ettim.

Birliğin nizamiyesinden çıkar çıkmaz yoğun şekilde üzerimize caminin minaresinden, bazı evlerden, şehrin kuzey kısmındaki yamaçlardan ateş açıldı. Bu sırada zırhlı aracın üst kapağından ben, üsteğmen ve iki er dışarı doğru çıkmış, ellerimizde silahlarımız olduğu halde bakarak şehir merkezine doğru ilerlerken gelen mermilerden birisi zırhlı aracın üst kapağına isabet etti. Üsteğmen Erdinç‘in alnı ve yüzü kan içinde kalmıştı. Baktığımda durumunun ağır olmadığını gördüm. Benim de kaşım mermi çekirdeğinin üzerindeki bakır parçalarının isabet etmesi sonucu kanıyordu. Solumda bulunan askerimiz ise sağ kolundan vurulmuştu.

İlçe merkezine gittik. Dükkanlar kapalıydı. Sokaklarda hiçbir araç yoktu. O gün okulların ve devlet dairelerinin hiç açılmadığım daha sonra öğrendim. Durumu görünce bu saldırının daha önce planlanmış olduğunu düşündüm. Bölüğe geri döndük.

Bahtiyar Aydın ve İhsan Batı bölük binasının ortasındaki Atatürk büstünün yanındaydılar. Taciz ateşleri seyrek şekilde devam ediyordu. Bahtiyar Aydın‘a ‘Paşam hazırlanmış bir saldırı karşısındayız’ dedim. Bahtiyar Aydın ‘çare nedir, ne yapacağız’ dedi. Ben de, ‘eğer örgütün bu saldırısı başarılı olursa dünyaya rezil olacağımızı, hemen tankları ve operasyon birliklerini geri çağırmamız gerektiğini’ söyledim. Bahtiyar Aydın da bana ‘emir ver operasyonu durdurup gelsinler’ dedi.

Bahçede bulunuyorduk. İhsan Batı‘ya ‘sana ben söylemedim mi komutana sahip çık, gölgede dur demedim mi’ diye bağırdım. Arkamı döndüm üç beş adım attım arkadan İhsan Batı yüksek sesle ‘komutanım komutanım’ diye bağırdı. Geri dönüp baktığımda, Bahtiyar Aydın Paşa İhsan Batı’nın kucağındaydı. Bahtiyar Aydın’ı kontrol ettiğimde sağ gözaltından girip deliği, sol kulak arkasından çıkış deliği gördüm. Bahtiyar Aydın konuşamıyordu ama canlıydı. İlk iş olarak benim Kulp’a gönderdiğim helikopteri çağırdım. Helikopterin bulunduğu yere zırhlı araçla götürdük. Bildiğim kadarıyla Tuğgeneral Bahtiyar Aydın helikopterde seyir halindeyken öldü.”

http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/saygi-ozturk/komutaniimm-komutaniimmm-397067/

****

*** Sayın Saygı ÖZTÜRK, 30 Ekim 2013 tarihli Sözcü Gazetesi’nde “Her Davada Gizli Tanıklar, TSK’dan Atılanlar Çıkıyor” başlıklı yazısında, Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN’ın şehit edilmesiyle ilgili yazdıkları dikkati çekiyor. Yazının tamamını okumak için alıntıdan sonraki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

" Jandarma Genel Komutanlığı’na, son dönemlerde sürekli ' dava dosyalar'  geliyor.Özellikle 1992-1995 yılları arasında gerçekleştirilen operasyonlarda görev alan komutanlar hakkında açılan davaların sayısı şimdilik 200 civarında… Güneydoğu’da görev yapan hemen her komutan, bölgesinde meydana gelen ölümlerden dolayı hesap veriyor.

… Gizli tanıklar, Silahlı Kuvvetler’den atılanlar Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın şehit edilmesinde de ortaya çıkıyor. Silahlı Kuvvetler’den atılan A.Ş.,' Reşadiye’de görev yapıyordum. İki komutan aralarında konuşurken Bahtiyar Aydın’ın, BTR timindeki bir uzman çavuş tarafından öldürüldüğünü söylediklerini duydum' diyor.

Bahtiyar Aydın’ın şehit edilmesinde iddia sahiplerinden biri de 'Ataç'  kod adlı gizli tanık… O, Bahtiyar Paşa’nın, Kıdemli Üsteğmen Tünay Yanardağ’ ile Jandarma Okulları Komutanlığı sırasında aralarının iyi olmadığını, Aydın’a kin ve düşmanlık duyduğunu öne sürüyor ve ifadesini şöyle sürdürüyor:

Bakın neler söylüyormuş…

'Bahtiyar Paşa Diyarbakır’a bölge komutanı olarak atanmış, Tünay Yanardağ da JİTEM’de tim komutanı olmuştu. Yanardağ, Tuğgeneral Aydın’ı kast ederek, ‘Ankara’da bu heriften kurtulamadım, buraya geldim yine kurtulamadım. Bu adam benim kurmay olmamı engelleyecek. Bundan ancak öldürürsem kurtulurum, başımıza bela oldu’  diye kendi kendine sürekli konuşuyordu.

Bildiği kadarıyla ‘Cemil’ kod isimli itirafçı şahısla birlikte Tünay Yanardağ, JİTEM adına bir duyum raporu hazırlayarak 22.10.1993 tarihinde Lice’ye kalabalık bir terör örgütü mensubu tarafından eylem ve saldırı yapılacağını Diyarbakır’daki bölge komutanlığına bildirdi. Tuğgeneral Bahtiyar Aydın da korumaları ile birlikte helikopterle Lice’ye geldi. Yaklaşık 300 metre mesafeden Kanas ile Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın organizesi ile tetikçilik görevini yapan ‘Cemil’ kod adlı kişi veya aynı infaz timinde görevli bir başka kişi tarafından vurularak şehit edildi.'

Ergenekon soruşturmasının gizli tanığı 'Kıskaç'  da Aydın’ın kürsüde konuşma yaparken vurulduğunu öne sürüyor ve vurulma nedenini de, ' Şemdin Sakık’ın başında bulunduğu PKK grubu tam sıkıştırılarak terörün kökü kazınacakken PKK’lı teröristlerin kaçmasını sağlamışlardır' sözleriyle açıklıyor.

Gizli tanıklar yine birilerinin hayatını karartacak. İşte bu ifadelerle o dönemin bazı görevlileri hakkında 'ağırlaştırılmış hapis cezaları' isteniyor."

http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/saygi-ozturk/davada-gizli-taniklar-tskdan-atilanlar-cikiyor-397693/

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir