TÜRK ERMENİLERİNİN GÖRÜŞLERİ

Günümüzde, tarihî gerçekleri hatırlamak bile istemeyen Ermeni Diasporası, “Sözde Ermeni Soykırımı” nı ileri sürerek, dünyanın gözünü boyamaya ve onlardan destek bulmaya çalışıyor.

Ancak burada dikkati çeken husus, Ermeni  isteklerinin, Türkiye’den uzaklıkla orantılı olarak artması…

Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta bulunan, çoğunluğunun Türkiye’yi hiç görmediği Ermeniler sözde soykırım iddiasında bulunurken, Türkiye’de yaşayan Ermeniler, son derece mutlu ve huzur içinde yaşıyorlar. (Genel azınlık sorunları dışında) Hiçbir iddia ve talepleri yok.

Örneğin, sözde Ermeni soykırımının 50. Yıldönümü münasebetiyle Beyrut’taki gösteri ve mitinglerle ilgili olarak, Türkiye’deki Katolik Ermeniler’in ruhanî reisi Başpiskopos Bogos Kireçyan’ın, basında yer alan demeci şöyledir:

“Biz ruhanî makam olarak eski hatıraların canlandırılmasını hiçbir zaman uygun bulmuyoruz. Geçmiş yıllarda birbirimizi kıran bazı anılar olmuşsa, bunlar orada kalmıştır. Bu memleketi bir Türk gibi, vatanımız sayıyoruz. Burada doğduk, vatan borcumuzu burada ödedik. Ermeni cemaati, burada barış ve huzur içerisinde mutlu olarak yaşamaktadır. Biz, Türk bayrağı altında yaşıyoruz ve bu bayrağın koruyucusuyuz. Beyrut’ta yapılan veya yapılması düşünülen ve bir tertip eseri olduğuna inandığımız mitingler, asla yarar sağlayamaz ve anlamsızdır. Bu mitingler, Türkiye’deki Ermeni vatandaşlarımızın huzurunu hiçbir zaman bozamaz ve esasen onlarla bir ilgimiz de yoktur.” ( Hürriyet, 9.4.1965)

Başpiskopos Vekili Başrahip Ohannes Çolakyan’ın demeci de aynı mealdedir:

“Sayın Patrik Bogos Kireçyan’ın düşüncelerine aynen katılıyorum. Yedek subay olarak askerliğimi Türk ordusunda yaptım. Kendimi bu yurdun bir evlâdı olarak sayıyorum. Politik olaylar, daima zararlı olmuştur.” ( Hürriyet, 9.4.1965)

İstanbul eski senatörü Yüksek Mühendis Berç Turan da bu konuda şunları söylemiştir:

“Türkiye benim vatanımdır. İnsan olarak yaşadığım memleketimin sevinç ve ıstıraplarına içtenlikle katılırım. Türkiye’de yaşayan biz Ermeniler, tam anlamıyla hür, mesut ve eşit haklara sahip bir Türk vatandaşıyız. Bu huzurumuzun ne etkenlerle olursa olsun bozulmasını istemiyoruz. Ben, Türk vatandaşı olarak parlamentoya girmiş bir kimseyim ve bütün varlığımla kendimi bu memleketin evlâdı sayıyorum. Biz Ermeniler, başkalarının kışkırtmalarına hiçbir zaman alet olmayacağız.

2000 yılında, ABD Temsilciler Meclisi Alt Komitesi’nde sözde Ermeni soykırımı tasarısının gündeme getirilmesiyle ilgili olarak Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan, “Hoş değil, bu üzüntü ve kaygı veren durum daha ne kadar devam edecek” diye başlayan yazılı açıklamasını da hatırlamakta yarar vardır:

“Türk ve Ermeni tarihçiler bu konuyu karşılıklı diyalogla konuşacak yerde, üçüncü milletlerin parlamentolarının kullanılması müspet değil. Bunun kimseye fayda sağlayacağını sanmıyorum, aksine Türk- Ermeni ilişkilerine zarar vereceğini düşünüyorum. Diyaloga, barışa, dostluğa sekte veren her girişim zararlıdır. Türk ve Ermeni halkları için dua etmekten başka elimden ne yazık ki bir şey gelmiyor. Diyalogu engelleyen her girişim, hem beni hem cemaatimi çok üzüyor.” (Milliyet, 23 .11.2000)

Kandilli 12 Havariler Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Ermeni asıllı Türk vatandaşı Dikran Kevorkyan’a kulak verelim:

“ Ben okula giderken şarkıcı Naşide Göktürk’ün babaannesi arkamdan başarılı olayım diye dua ederdi. Biz Atatürk’ten böyle görmüştük. Biz büyüklerimizden Türk olarak beraber yaşamayı öğrendik. Biz kapımızı asla kilitlemezdik. İlkokula başlarken Ahmet Usta vardı, Allah rahmet eylesin. 10 kuruş verdi. Biz böyleydik. 1957’de arkadaşlar ile Hürriyet Partisi’ni kurduk. Sen Ermeni’sin denilmedi. Şimdi ağrıma gidiyor. Size fantezi geliyor ama gerçekti bunlar. Senede iki defa papaz evleri ziyarete giderdi. Noel ve Paskalya’dan sonra… Fatma Hanım vardı komşumuz, ‘Aman Papaz geline ben de geleyim’ derdi. Kadıncağız o dualar ile evine mutlu dönerdi. Sonra da kendi dinine göre ibadetini yapardı. Sınıfımızda Gülseren diye bir arkadaşım vardı. Kızcağız 50 sene sonra beni aradı buldu. Kız Türk ve Müslüman. Ben Ermeni ve Hıristiyan. Patrikhane’ye sormuş. Şimdi birbirlerimizi her bayramda arıyoruz. Bu bir dostluk. Bunu nasıl ayırırsın. Nasıl alet olursun. Ne yazık ki, bunu yaşayanlar yavaş yavaş ölüyorlar. Arkadan gelenlere de gerçekler anlatılmıyor.

Geçmişte olanlar, karşılıklı acılar olarak adlandırılır üzerinde durulmazdı. Çünkü Atatürk Türkiyesi hep beraber ileri atılmaya çalışıyordu. Türkiye Atatürk döneminde çok medeni bir çizgiyi hedef almıştı. Bütün bunlar kaale alınmazdı. Sonraki dönemde bunlar yavaş yavaş ortaya çıktı. Elbette yaralar vardı ama kapatılıyordu. Şimdi yarayı kanatmaya çalışıyorlar. Daha sonra bu olayı var ettiler. Bana göre asla soykırımı değildi, tehcirdi. Hınçak ve Taşnaklar ile Ruslar ile işbirliği yapan Ermeniler vardı. Aslında kurunun yanında yaş da yandı diyebiliriz. Zaten o zaman gidenler de altınlarını komşularına bırakıyorlar. Çünkü elbet döneceklerine inanıyorlar ama yine de Anadolu ve Türk sevgisinden dolayı bu toprakları unutamıyorlar.

‘Hepimiz Ermeni’yiz’ demem ben. Ben dışarıda Türk’üm çünkü. Bu toprağa basıyorsam, buranın ekmeğini yiyorsan Ermeni’yim diyemem. Yarın bir gün Türkiye ile Ermenistan savaşsa, ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ diyenler Ermenistan’a gidecekler mi? Mümkün değil gitmezler. Ben, en hassas noktalarda memleketin evladı olduğumu göstermezsen ne zaman göstereceğim.?

6 yaşında iken, Atatürk’ün ölüm haberini aldığımızda üzüntüden ne yapacağımızı şaşırdık. İlk düşündüğüm bundan sonra sahipsiz kalacağımız, bizi koruyan insanı bir daha göremeyeceğimizdi. Atatürk bizim için o kadar önemliydi ki, o yaşımda, onun Yavuz Zırhlısı ile geçişini izlemek için 3 gün deniz kenarında uyumadan bekledim. Gördüm. Muradıma erdim.

Ben askerliğimi Sivas 59. Tümen Karargâhı 1’inci Şube’de levazım subayı olarak yaptım. Asteğmendim. Düşünsenize devlet bir tümenin malzemesini bana emanet ediyor. Madem Ermeni idim de bu nasıl oldu. 

En temiz ve medeni Ermeniler Türkiye’de yaşıyor. Ermenistan’ dakiler resmen dağlı gibi yaşıyorlar. Hele Ermenileri koruyor görünen Fransa’da sokakta gördükleri zaman yüzümüze bakarak, ‘Pis Ermeni’ diye bağırıyorlar. Dünya üzerindeki Ermenilerin en rahat yaşadığı ülke Türkiye’dir.”(Tercüman, 5 Şubat 2007)

Bugün, yurt dışında yaşayan bir takım fanatik Ermeni’nin bütün yaygarasına rağmen, Ermeni kökenli vatandaşlarımızın Türkiye’de yaşamayı tercih etmesinin bir nedeni olsa gerek!..

Kafkasya’da kurulu bir Ermeni devleti varken oraya gitmiyor.

Üstelik, Ermenistan halkının önemli bir bölümü, çalışmak ve hayatını kazanmak için kaçak yollardan Türkiye’ye geliyor.

Türkiye’de Ermeniler’e soykırım yapıldıysa, Ermeni vatandaşların Türkiye’de işi ne?

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 6 Mayıs 2015)

aakyol

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir