VECİHİ HÜRKUŞ

vh01

Vecihi HÜRKUŞ,İstanbul, Arnavutköy’de 6 Ocak 1896  tarihinde doğdu.

Babası Gümrük Müfettişi Faham Bey, annesi Zeliha Niyir Hanım’dır.

Üç yaşında iken babası vefat etti.

Üç kardeşin ortancası olan Vecihi, ilkokulu Bebek’te, orta okulu Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde, Liseyi Üsküdar Paşakapısı İdadi’sinde okudu.

Sanata olan ilgisinden Tophane Sanat Okulu’na geçti ve burayı bitirdi.

1912’de Balkan Savaşı’na  eniştesi Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak katıldı. Edirne’ye giren kuvvetler içinde yer aldı.

Tayyareci olmak istiyordu.  Makinist mektebine girdi.  Birinci Dünya Savaşı’nda Bağdat cephesine uçak makinisti olarak gönderildi. Orada bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a döndü. Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek tayyareci oldu.

vh02

1917 sonbaharında  Kafkas cephesine, 7nci  Tayyare Bölüğü’ne atandı. Orada bir uçak düşürerek Kafkas Cephesinde uçak düşüren ilk Türk tayyarecisi oldu.

vh04

Bir hava savaşında yaralanarak düştü. Esir olacağını anlayınca uçağını yaktı. Ruslar, onu esir olarak Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’na gönderdi. Azeri Türklerinin yardımı ile adadan yüzerek kaçtı. Birlikte kaçtığı bir arkadaşıyla birlikte yürüyerek Erzurum’a kadar geldiler.

vh05

 (Esaretteki fotoğrafta oturanlar soldan sağa : Tayyareci Vecihi , Rus Bl.K. , Rasıt Bahattin )  

İstanbul’a geldiğinde savaşın sonları idi. İstanbul Hava Müdafaa Bölüğü’ne tayin oldu.

Bu bölükte görevli iken bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Bey'in bu projesi Mondros ateşkes anlaşmasının imzalanması ile yarım kaldı.

İstanbul işgal edilince esaretten dönen askerlerin arasında gizlice Harem’den kalkan bir gemiyle Mudanya’ya, Bursa’ya ve Eskişehir’e giderek Kurtuluş Savaşı’na katıldı.

Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan, İzmir hava alanını işgal eden tayyareci oldu, üç defa takdirname alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazandı.

Kurtuluş Savaşı içinde Akşehir’de Jandarma Komutanı Ratip Bey’in kızı Hadiye Hanım’la evlendi. Bu evlilikten zaman içinde İzmir’de Gönül, İstanbul’a döndüklerinde de Sevim isimli iki kızı dünyaya geldi.

Savaş sonrası İzmir’de Seydiköy’de açılan tayyare okulunda yeni tayyarecileri eğitime başladı.

1923 yılı başlarında İzmit mıntıkası Tayyare bölüğüne atandı.

Üç ay sonra İzmir’de Binbaşı Fazıl’ın eğitim uçuşu sırasında düşüp ölmesiyle yeniden İzmir’e çağrıldı.

Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu tayyaresini almaya memur edildi.

vh06

Sayın Vecihi HÜRKUŞ’un bu uçak hakkında hatıralarında yazdığı satırlar şöyledir:

“…Edirne'ye terk edilen bir tayyareyi almak için gelmiştik. Mayıs sonlarına tesadüf eden bu seyahatte beraberimde Baş Makinist Eşref ve muavini İrfan Beyler vardı. Bulduğumuz tayyare İtalyan yapısı iki motorlu Kaproni tipinde 9 yolcu taşımaya mahsus mükemmel bir tayyare idi. Tayyareciler bir motor arızasını sebep göstererek buraya indikten sonra tayyareyi terk ederlerken ‘Türklere hediyemiz olsun’ demişler!

Bu güzel tayyare memleketimize ilk defa gelen büyük bir tayyareydi. Tabii biz, sevinçle tayyarenin, seyahate mani olan arızalarını araştırmağa başladık. Çok uğraşmadan bulduğumuz basit arızaları kolaylıkla hallettikten sonra kısa bir zamanda hazırladığımız bu muazzam tayyare yeni işaretleriyle daha da güzel bir hal almıştı.

Ben daha ziyade küçük tayyareleri sevdiğim halde bu tayyarenin bütün konforu haiz kabini ve azametli hali insana büyük bir sefine kaptanı zevk ve gururu veriyordu. Şüphesiz böyle bir sefine ile uçmanın zevki de büyük olacaktı. İşte o imkânı doğurmağa ve bu güzel hava gemisini uçuşa hazırlamağa uğraşıyorduk…”

Hizmet karşılığı bu uçağa adının verilmesi, 1919’dan beri uçak  projeleri yapan  Vecihi Bey de  uçak yapmak  düşüncesini yeniden canlandırdı.

İzmir Seydiköy Hava Mektebi' nde -bugünkü Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı- uçak yapımı projesine devam etti. 1924' te ganimet olarak Yunanlılardan ele geçen motorlardan yararlanarak ilk Türk uçağı Vecihi K VI ‘yı  imal etti.

Uçağı için uçuş izni istedi. Ancak, “Uçabilir” raporu verecek teknik heyet içinde, uçak  uçuracak ve bunu kontrol edecek teknik eleman bulunamadığından, bu belge verilemedi.

Uçağın uçtuğunu gösterebilmek için, 28 Ocak 1925 günü, Vecihi K IV ile ilk uçuşunu yaptı.

Ancak, izin almadan uçtuğu için cezalandırıldı.

O da, bunun üzerine Hava Kuvvetleri’nden görevinden istifa ederek ayrıldı.

Ankara’ya giderek yeni kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (TTC) katıldı. TTC Fen Şubesi’ni organize etmekle görevlendirildi.

vh03

Vecihi Bey, halka havacılık sevgisini aşılamak istiyordu. Bu maksatla bir bağış kampanyasının yararlı olacağını düşündü. Bir madalya tüzüğü hazırladı.

Bağışçı, bağışın miktarına göre, bronz, gümüş, altın ve elmaslı madalya ile ödüllendirilecek, 10 000 TL bağışlayanın adı da alınacak uçağa verilecekti.

Türk Tayyare Cemiyeti’ne  ilk yardım Ceyhan ilçesinden geldi, 10.000 TL bağışlandı.

Bunun üzerine ilk uçağa “Ceyhan “ adı verildi.

Vecihi Bey, bu arada, Avrupa havacılığını tetkik için bir heyetle birlikte Avrupa’ya gitti.

vh07

Tetkik gezisi sırasında…

vh08

Almanya’da Junkers ve Rohrbach, Fransa’da  da Breguet, Potez, Henriot gibi birçok fabrikayı ziyaret etti. Bu fabrikaların uçaklarıyla tecrübe uçuşları yaptı.

Sayın Vecihi HÜRKUŞ, daha sonra anılarında bu geziyi şöyle anlatacaktır:

“ 2 Ağustos 1925’te  Fransa'ya geldik. Burada da çok iyi karşılandık. 1923 senesinde askeri bir heyetle yaptığımız tetkik seyahatine göre büyük değişiklikler olmuştu. Hemen her fabrikada gözlerimizden kaçmayan yenilikler ve tayyarelerde zengin gelişmeler vardı. Aero kulüpten, tayyare fabrikalarından davetler yağıyordu. İki sene önceki gezinin iyi bir tesir bırakmış olduğu açıkça …beliriyordu. Şimdi bütün Fransız tayyare fabrikaları heyetimiz şerefine gösterilerde bulunarak tayyarelerini her bakımdan tecrübelerimize bırakıyorlardı. İlk seyahatimizde ancak bir kaç fabrikanın tayyarelerini tecrübe edebilmiştim. Bu defa ise hemen her fabrikanın her tip tayyaresini tecrübe ve tetkik etmek fırsatını buluyordum. Bu fırsatlarla yaptığım uçuşlarım, Türk tayyareciliği hakkında Fransız gazetelerinde çok takdir edici yazıların çıkmasına neden oldu…"

vh10

Bu fabrikalar Türkiye’de anonim şirket halinde tayyare fabrikası kurmak fikrindeydiler.

Türkiye’ye döndüğünde, 19 Ekim 1925’de Türk Tayyare Cemiyeti idare kurulu istifa etti.

Cemiyetin elindeki tayyare, vasıta ve elemanları Hava Kuvvetleri’ne verildi.

Böylece cemiyetin tasarı ve projeleri suya düştü.

Milli Savunma Bakanlığı Kayseri’de Tayyare ve Motor Anonim Şirketi (Tomtaş) adında bir fabrika kurmak için anlaştı.

Vecihi Bey, Tomtaş’ın teklifini kabul ederek Almanya’ya gitti.

Almanya’da Ju A-20 tayyarelerinde bazı noksanlıklar buldu ve  onların düzeltilmesi ile Ju A-35 ‘lerin yapımını da üstlendi.

18 Temmuz 1926’da telgrafla memlekete çağrıldı.

Ju A-35’in satın alınması için tecrübe uçuşu istendi.

Junkers bu uçuşun özellikle Vecihi Bey  tarafından yapılmasını, uçağının zamanın en modern ve yüksek ateş kudretinde iki kişilik av tayyaresi, savaşta her tarafa ateş saçabilme gücü olduğunun kanıtlanması için Fransızların gözde uçağı Newport De Large’la savaşını istedi.

1 Ağustos 1926 da yapılan temsili savaşı  Ju A-35 ile Vecihi Bey kazandı.

Vecihi Bey, yurda döndükten sonra, Tomtaş emrinde biri 14 kişilik 3 motorlu Ju-23, diğeri altı kişilik tek motorlu Ju F-13 yolcu tayyareleriyle Ankara – Kayseri arasında ulaşım uçuşları yaptı.  Tarih 1927’diydi.

Vecihi Bey’in bu uçuşlarının, yurdumuzda ilk hava yolları uçuşları olduğu düşünülebilir.

Vecihi Bey, Tomtaş’a, Ju A-35’in kanatlarına benzin depoları ilavesi ile havada kalma süresini uzatarak Ankara – Tahran uçuşunu direkt yaparak, İran devletine uçağı göstermek ve hükümetimizin rızasıyla devletimizin ihtiyacından fazlasının yabancı devletlere de satılabilmesi fikrini açtı.

Bu yapılırsa hem devletimiz şereflenecek, hem de Tomtaş’a  büyük faydası sağlayacaktı.

O sırada henüz Tomtaş fabrikası teşekkül etmemiş ve Ju A-35 tayyaresi de Tomtaş’a devredilmemiş olduğundan bu öneri reddedildi.

Milli havacılığımız için güzel bir başlangıç olan Tomtaş ne yazık ki 1928 yılına kadar çalışmalarına devam edebildi. İflâs edince kapandı.

Vecihi Bey, 1925 yılında, Kurtuluş Savaşı öncesi İstanbul’da iken sevdiği fakat Anadolu’ya geçtiği için ailesi tarafından kendisine verilmeyen İhsan Hanım’la anlaştı,  eşinden ayrılarak onunla evlendi, bu evliliğinden 1927 yılında Perran adını verdikleri bir kızları oldu.

1930 yılı yıllık iznini 2 ay ücretsiz olarak uzatıp Kadıköy’de bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı Vecihi K-XIV uçağını inşa etti.

İlk uçuşunu 16 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yaptı.

Uçak iki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağıydı.

Uçağı ile birlikte uçarak Ankara üzerinde bir gösteri yaptı. Başbakan İsmet İNÖNÜ ve bazı komutanlar tarafından uçağı incelenerek tebrik edildi.

Uçabilirlik sertifikası verilmesi için İktisat Bakanlığına müracaat ederek müsaade istedi.

14 Ekim 1930’da, “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını aldı.

Bakanlık nezdinde yapılan girişimler sonucu uçağa istenen belgenin alınması amacıyla Çekoslovakya’ya gönderilmesi kararı alındı.

Vecihi Bey, 6 Aralık 1930’da Prag’a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti.

Tayyareye ait bütün resmi evrak önce Çek diline çevrildi, uçak gelince de tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolü yapıldıktan sonra uçuşu istendi. Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolü tamamlandı.

Vecihi Bey,  23 Nisan 1931’de Çekoslovakyalı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, baş köşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini aldı..

25 Nisan 1931 günü Çekoslovakya’dan yola çıkarak  5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye geldi..    Vecihi Bey, uçağın uçağının atıl kalmaması için Posta idaresi ile çeşitli görüşmelerde bulundu.

İlk kurulmak istenen posta hattı Ankara- Erzurum ile Ankara- İstanbul arasında düşünüldü.

Bu arada Türk Hava Kurumu yararına bir Türkiye turu plânlandı.

Vecihi Bey, ilk turuna 2 Eylül 1931 günü Ankara’dan başladı. Kızılcahamam-  Gerede-  Bolu-  Ereğli-  Zonguldak-  Cide-  Sinop-  Samsun-  Trabzon-  Of-  Rize-  Gümüşhane-  Bayburt-  Suşehri-  Zara-  Hafik-  Sivas-  Şarkışla-  Akdağmadeni-  Sorgun-  Yozgat-  Sungurlu-  Kalecik ve Ankara’da son buldu..

vh09

İkinci Tur, 9 Kasım 1931 günü Ankara’dan başladı ve Gölbaşı-  Bağla-  Şereflikoçhisar-  Aksaray-  Konya-  Beyşehir-  Seydişehir-  Alanya-  Manavgat-  Antalya-  Fethiye-  Köyceğiz-  Muğla-  Göktepe-  Kale-  Tavas-  Karacasu-  Babadağ-  Denizli-  Çal-  Çivril-  Karahallı-  Ulubey-  Uşak-  Kütahya-  Eskişehir-  Çukurhisar-  İnönü-  Bozüyük-  Karaköy-  Söğüt-  Geyve-  Adapazarı-  İzmit ve  İstanbul’da son buldu..

Kurum şubeleri bağışlarla zenginleşmişti, ama 3 Kasım 1931 tarihli telgrafta büyük yardımcısı makinisti Hamit’in işine son verildi.

Vecihi Bey’e  ödenen uçuş tazminatı kesilerek Vecihi XIV uçağı uçuştan men edildi.

Bundan sonraki uçuşların Milli Müdafaa Vekâleti tarafından verilecek uçakla gerçekleştirileceği bildirildi.

Bu durum  Vecihi Bey’in Kurum’dan tekrar ayrılmasına neden oldu.

Gezileri sırasında gençlikte oluşturduğu uçma sevgisi ile bir havacılık okulu açmayı düşündü.

21 Nisan 1932’de İlk Türk Sivil Tayyare Mektebi’ni kurdu.

İkisi kız olmak üzere 12 öğrenci kaydolmuştu. 27 Eylül 1932’de eğitim ve öğretime başladı.

Okulun gayesi Türk gençliğini havacılığa alıştırmak, tayyareci kuşaklar yetiştirerek Türkiye Cumhuriyeti hava ordusunun yedek gücü olmaktı.

Okulun motorlu ve motorsuz iki şubesi olacaktı.

Eğitim teorik ve uygulamalı olarak yapılıyordu.

Büyük bir atölyesi vardı. Kalamış’ta bir hangar ve uçuş alanı olarak kullandıkları küçük bir sahası, bir de Fikirtepesi’nde uçuş alanları vardı.

İlk 12 öğrenci Sait, Tevfik, Muammer, Abdurrahman, Salih, Osman, Rıza, Hikmet, Hüseyin, Kenan, Bedriye ve Eribe idi.

Öğrencilerin eğitim sırasında hiçbir kazası olmadı.  Zor koşullarda eğitim yaparken bazı kurumların, örneğin Tekel İdaresi’nin ve İş Bankası’nın reklamlarını yaptı, bazı vatansever yetkili kuruluşların da yardımları oldu.

Nuri DEMİRAĞ Bey, bir tayyare yapımı için 5000 TL verdi,  böylece 1933’de adı Nuri Bey olan Vecihi K-XVI kabin uçağı yapıldı.

Aynı yıl tek satıhlı Vecihi KXV uçağını da inşa edildi.

30 Ağustos 1933’de iki Vecihi XIV, iki tane Vecihi XV ve Nuri Bey Vecihi-XVI uçakları ile öğrencileri İstanbul göklerinde gösteri uçuşu yaptılar.

Okulda, bir de Vecihi SK adlı uçak motoru ile çalışan deniz botu yapıldı.  

vh11

Öğrencilerinden Sait BAYAV, Tevfik ARTAN, Muammer ÖNİZ, Osman KANDEMİR, ilk kadın tayyarecimiz Bedriye GÖKMEN ve kızı (yeğeni) Eribe yalnız uçmayı başardılar.

“Vecihi Sivil Tayyare Okulu”,  parasal sorunlardan ve yetiştirdiği öğrencilerin diplomalarına denklik verdirememiş olmasından kapandı.

Vecihi Bey, 1934 yılında, Soyadı Kanunu çıkınca “HÜRKUŞ” soyadını aldı.

1935 yılı başlarında Türk Hava Kurumu Başkanı Fuat BULCA, çağrılı olarak Rusya’ya gitti.

Orada sivil havacılığın durumunu gördü ve dönüşünde ATATÜRK’e anlattı.

ATATÜRK, gezdiği her yerde kendisini havadan saygıyla izleyen, gazetelerdeki yazılardan izlediği Vecihi HÜRKUŞ hakkında da Fuat Bey’den bilgi istedi. Aldığı cevaplar karşısında ATATÜRK,

Türk Kuşu namı ile yeni bir çalışma yolu açın ve Vecihi’den faydalanın!” emrini verdi.

Vecihi Bey, ATATÜRK’ün talimatı üzerine Ankara’ya çağrıldı.

O da uçağına atlayarak Ankara’ya gitti.

Vecihi Hürkuş bu durumdan çok sevinçliydi; Türk Kuşu’nda yapılması düşünülenler, onun gerçekleştirmek istediği şeylerdi. Baş öğretmen olarak amatör gençleri çalıştırmak, Etimesgut hangarlarını yapmak, yaz kampı için uçuş sahası İnönü’nün bulunması ve okulunda yetiştirdiği öğrencilerinden Sait BaAYAV, Tevfik ARTAN ve Muammer ÖNİZ’in Rusya’ya eğitime gönderilmesi onun mutluluğu oldu.

Ne yazık ki 29 Ekim 1936’da yeğeni Eribe’nin şehit olması onu çok üzdü.

Türk Hava Kurumu, 1937 sonbaharında mühendislik eğitimi için Vecihi HÜRKUŞ’u Almanya’ya gönderdi.

Vecihi HÜRKUŞ, Weimar Mühendislik Mektebine ihtisas sınıfından başlatıldı, iki yıl sonra da mezun oldu.

27 Şubat 1939’da Tayyare Makine Mühendisliği diplomasını aldı.

Türkiye’ye döndüğünde Bayındırlık Bakanlığına başvurarak, “Tayyare Mühendisliği Ruhsatnamesini” almak istedi.

Ancak yetkililer, “iki yılda mühendis olunmaz” diye bir gerekçe ile kabul etmediler.

Mühendisliğini Danıştay kararı ile kabul edildi.

Türk Hava Kurumu’nda da yönetim değişmiş, vazifeleri başkalarına verilmişti. O günkü koşullarda teknik imkânın olmadığı Van’a tayin edildi. Bunun üzerine istifa ederek kurumdan ayrıldı.

Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra, 1947’de “Kanatlılar Birliği” ni kurdu.

Kanatlılar Birliği, gençlerin büyük ilgi gösterdiği bir kuruluş oldu.

1948’de Türk Hava Kurumu’ndan Magister tipi bir öğrenim uçağı temin edildi.

“Kanatlılar”  adlı bir dergi çıkartıldı.

Ne var ki, büyük çoğunluğu üniversite öğrencileri olan Kanatlılar Birliği fazla yaşayamadı.

Vecihi HÜRKUŞ, 1951’de beş arkadaşıyla birlikte havadan zirai ilâçlama yapmak için “ Türk Kanadı” adı ile bir şirket kurdu.

Sait BAYAV ve Muammer ÖNİZ’le İngiltere’ye giderek Auster tipi üç uçak aldılar.

Türkiye’ye döndükten sonra ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık üzerine HÜRKUŞ, haklarından vazgeçerek şirketten ayrıldı.

1952’de Paro mamasının reklâmını yapmak için tekrar İngiltere’ye giderek Proctor V tipi dört kişilik hafif turist tipi tayyare aldı.

Bu tayyare ile değişik müesseselerin reklâmını  yaptı.  Paro bebek maması, Puro sabunu gibi gıda ve malzemeleri ufak kağıt paraşütlerle uçaktan dağıtarak, kanatlarına taktığı patiskalar üzerine bankaların isimlerini yazarak reklamcılık yaptı.

6 Ağustos 1954’de kırkıncı hizmet yılını kutlamak için Yeşilköy Hava Limanı salonlarında Türk Havacılar Bayramı adıyla bir jübile yapıldı.

29 Kasım 1954’de Hürkuş Hava Yollarını kurdu.

Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırdığı uçaklardan 8 tayyareyi Ziraat Bankasından kredi ile almıştı. Bir takım güçlüklerle uğraşarak hava yollarının sefer yapmadığı yerlere seferler koyarak , izin vermediklerinde gazete taşıyarak çalışmak istedi, ama sabotajlar, uçaklarının parçalanması ve sonunda  uçuştan men edilerek uçamadı.

Buna rağmen yılmadı.

Elinde kalan son uçağını da Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün emrinde kullanarak Güney Doğu Anadolu’da torium, uranium ve fosfat arayarak zor doğa koşullarında çalıştı.

Hayatının sonlarında çok sıkıntı çekti;  borçlandırıldı; uçamayacak duruma düşürülen uçaklarının sigorta giderleri ve bunların faizleri borcuna eklendi; vatana hizmetten kendisine bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz kondu.

TC- BİS uçağının başından geçenleri anlattığı satırlar, sayın Vecihi HÜRKUŞ’un içinde bulunduğu durumu daha iyi anlaşılmasına  vesile olacaktır.

(TC-BİS, Devlet Hava Yolları'ndan HÜRKUŞ HAVA YOLLARI tarafından satın alınan uçaklardandı.. Bu uçak, Devlet Hava Yolları'nda TC-VAN adını taşırken, Vecihi Hürkuş tarafından Besmelenin ilk hecesi olarak TC-BİS adı verilmiştir.

Vecihi HÜRKUŞ:

“ 9 Temmuz 1955…Bu tayyarenin (TC-BİS) hangara konulmasını rica ettiğim halde, tayyare atölye önünde tam bir hafta açıkta bekletildi. Hafta sonu 9 Temmuz Cumartesi, meydanı korkunç bir fırtına sarıyordu, tekrar rica ettim. ‘Siz hemen tayyarenizi buradan alınız muayeneye ihtiyaç kalmamıştır.’ dediler. Adamlarıma tayyareyi derhal götürmelerini söyledim. O gün, 90 kilometrelik korkunç rüzgârın şiddeti, tayyareyi sürüklemiş ve hangara çarparak ağır hasara uğramıştı. Tamir masrafımız 10.000 lirayı aşmıştı…"

vh12

Ankara’da anılarını yazarken, bir kaza sonucu beyin kanamasından komaya girdi.

Gözleri ve kalbi göklerde olan Vecihi HÜRKUŞ, insanların aya ayak basmak üzere uçtuğu gün olan 16 Temmuz 1969 tarihinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastahanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

Ankara Asri Cebeci Mezarlığı’nda toprağa verildi.

***

27 Haziran 2012 günü, Türk Havacılık ve Uzay Merkezi'nde, Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın da katıldığı törenle, "Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı" Hürkuş'un, "Hangardan Çıkarılış Töreni" vardı. Haberde uçuşun seneye olacağı yazıyordu.

Törene katılan, rahmetli Vecihi HÜRKUŞ'un kızı Sayın Gönül HÜRKUŞ'un söylediklerinin gözden kaçtığını düşünüyorum:

"Ben, babamın yaptığı Vecihi 14 ile 1931 yılında İstanbul üzerinde uçmuştum. Daha sonra da babamla birlikte uçtuk. Ömrüm yeterse bu uçakla da uçmak isterim."

Sayın Başbakan'ın  binerek poz verdiği, ancak uçmayan uçağa Hürkuş adının verildiğini duyunca, Sayın Vecişi HÜRKUŞ’un biyografisini  derlemek istedim.

***

Onlarca kitap ve filme konu olacak türden bir hayat hikâyesi olan Vecihi HÜRKUŞ, havacılığa duyduğu aşkı milletine hizmet etme isteği ile birleştirmiş, çektiği sıkıntıları göz ardı ederek Türk havacılığını ilerletmek ve uçmayı gençlere sevdirmek için çalışmıştı…

102 farklı uçakla toplam 30 000 saat uçan Rahmetli Vecihi HÜRKUŞ’un (internette değişik kaynaklarda yayımlanan ) biyografisini okuduğumda benim aklıma gelen sadece “ Her başarı mutlaka cezalandırılır ” oldu.

Sayın Vecihi HÜRKUŞ’u saygı ve rahmetle anıyorum.

Sayın Vecihi HÜRKUŞ için ayrıntılı bilgi arayanlar aşağıdaki bağlantıları tıklayabilir, Türk Havacılık tarihinde Sayın Vecihi HÜRKUŞ’un ilklerini, yazının sonundaki ekte okuyabilirler.

http://www.tayyareci.com/hvtarihi/vecihihurkus/index.asp

http://www.vecihihurkus.net/

***

TÜRK HAVACILIK TARİHİNDE VECİHİ HÜRKUŞ’UN İLKLERİ:

1. Çift motorlu tayyareyle “Caudron G–4” uçan ilk Türk pilot oldu. (Doğu Cephesi, 17. 07. 1917)

2. Kafkas Cephesi’nde bir Rus uçağını düşürerek ilk Türk Hava Zaferini kazandı (Kelkit, 26. 09. 1917)

3. Ruslardan ele geçirilen Nieuport tayyaresine pervane imal etti. “1 pervane = 1 uçak” ( İstanbul, 1918).

4. İstiklal Savaşı'nda uçak kanatlarının tamiratı için jelâtin ile emait imal etti.

5. İstiklal Savaşı'nın ilk keşif uçuşunu yaptı (Kula/ Alaşehir 15. 08. 1920)

6. İstiklal Savaşı'nda ilk hava zaferini kazandı ( Alaşehir 15. 08. 1920)

7. İstiklal Savaşı'nın son uçuşunda (Seydiköy/ Gaziemir) hava alanına ilk girdi ve tek başına işgal etti. (İzmir, 14. 09. 1922)

8. İstiklal Savaşı'nda, her sınıf muharipler arasında Mustafa Kemal Atatürk’ ün teklifleriyle üç defa TBMM takdirnamesi verilen tek kişi olarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazandı.

9. Türk toprağı üzerine ilk yolcu seferi düzenledi. Caproni Breda – 11 yolcu (Edirne, Haziran 1923)

10. İlk Türk tayyaresinin planlarını ve inşasını yaptı “ Vecihi K-VI” (İzmir, 1924) İlk ve tek uçuşu (İzmir, 28. 01. 1925).

11. Türkiyede kurulan ilk sivil havacılık organizasyonu olan Türk Tayyare Cemiyeti (THK) kurucuları arasındaki ilk ve tek pilottur.

12. Türkiye’de ilk olarak Vecihi Hürkuş’ a “Türkiye’nin Baştayyarecisi” ünvanı verildi (Ankara, 17. 06. 1925)

13. Türkiye’de ilk paraşüt atlayışında uçağı, Vecihi Hürkuş kullandı. Atatürk’ ün de izlediği gösteriyi Alman paraşütçü Herr Hainike gerçekleştirdi. (Ankara, 16. 09. 1926)

14. İlk Türk sivil uçağının plânlarını ve inşasını yaptı. “Vecihi XIV” (Kadıköy/İstanbul, 16. 09. 1930)

15. Avrupa semalarında ilk Türk uçağı ile uçuş yaptı (Prag-İstanbul, 25. 04. 1931)

16. Türkiye’de ilk Türk uçağı ile ilk yurt turunu yaptı. (02. 09. 1931 / 09. 11. 1931)

17. Vecihi Bey tarafından yapılan öneriyi kabul eden Belçikalı Paraşütçü M. Rene, Türkiye’ de ilk Türk sivil uçağından ilk paraşüt atlayışını yaptı. Vecihi XIV Uçağını Vecihi Hürkuş kullandı. Yeşilköy , 18.01.1932)

18. Türkiye’de ilk Sivil Kara ve Deniz Tayyare Fabrikası’ nı kurdu. “Vecihi Fiham Kara ve Deniz Tayyare Fabrikası” (Kadıköy/ İstanbul, 1932) Vecihi XIV tipte 2. Uçağını yaptı. İlk Türk Deniz Uçağını yaptı.

19. Uçak motorlu sürat teknesinin projesini yaparak “Vecihi SK-X” ihtira beratı aldı (1930). İnşasını yaptı (Kadıköy/ İstanbul, 1933).

20. “V.S.T.M.” Türkiye'deki ilk sivil pilotaj okulu açtı “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi (Kadıköy/ İstanbul, 1932)

21. İlk Türk kapalı kabin yolcu/ deniz uçağını ”Vecihi XVI” inşa etti. (Kadıköy/ İstanbul, 1933)

22. İlk Türk Spor ve Eğitim uçağı “Vecihi XV” uçağını imal etti. (Kadıköy / İstanbul, 1933

23. İlk Türk kadın tayyare pilotu Bedriye Bacı’yı (Gökmen) ve 12 pilot yetiştirdi (Kadıköy/ İstanbul, 1933)

24. Türk Kuşu'nun kuruluşu ilgili katkılarda bulunurken Türkiye’ de ilk planör inşasını (US–4 ve PS–2) gerçekleştirdi. (Ankara, 1935–36)

25. 225 km’lik mesafedeki Ankara- Eskişehir arasında iki tayyareye bağlı olarak planör uçuşu yapıldı. Uçuş, Vecihi komutasında yapıldı. U-2 Uçağını Vecihi kullandı. G-9 Planöründe Sabiha Gökçen vardı. (Eskişehir -16 Şubat 1936)

26. Türkiye’de planörle hava kalma rekoru, 3 saat 10 dakika ile Türk Kuşu uzmanı Rus pilotu tarafından 14 Temmuz 1936 tarihinde kırıldı. Saat 14,17 de havalanan Vecihi Hürkuş 800 m. yükseklikte 5 saat 45 dakika ile yeni rekoru kırdı. (Eskişehir/ İnönü, 15 Temmuz 1936)

27. Kamu kaynaklı olmayan “Kanatlılar” havacılık dergisini 12 sayı süreli çıkarttı. (İstanbul, 1948)

28. Yurt içi hatlarda yolcu ve kargo taşımacılık yapan “HHY” ilk özel havayolu şirketini kurdu. “Hürkuş Havayolları” (İstanbul, 1954– 60).

29. Türkiye’nin toprakaltı radyoaktif servetlerini (Toryum, uranyum, fosfat) tayyare ile tespit etti “MTA.” (1961–67).

30. ICAO tarafından, dünyada pilotluğu 50 yılı aşan ilk Türk pilot olarak ödüllendirildi (1916–1967)

31. 1916– 67 yılları arasında, Vecihi Hürkuş toplam 102 ayrı model uçak kullanan ilk ve tek pilottur.

32. Hayatının yaklaşık 30.000 saati havada geçen ilk ve tek Türk pilottur. 30.000 saat = 1.250 gün = 41 ay 20 gün = 3 yıl 5 ay.

(Tayyareci Vecihi Hürkuş Müzesi Derneği tarafından hazırlanmıştır. 2010)

***

İstanbul Kadıköy Belediye Başkanlığı, Vecihi HÜRKUŞ adına bir anıt yaptırdı. Anıt, 5 Mayıs 2013 günü, düzenlenen çeşitli etkinliklerle açıldı.

vh13k

ANITIN İLK AÇILIŞINDAKİ GÖRÜNÜMÜ

(NOT: Yaşadığım müddetçe, rahmetli Vecihi HÜRKUŞ gibi değerlerin unutulmaması için elimden gelen her şeyi yapacağım.AA)

(Yazının İlk Yayım Tarihi: 16 Temmuz 2013)

aakyol

 

GELEN YORUM:

Levent TOKGÖZ, 16 10 2013

İyi Bayramlar Sayın Akyol,

Hayat hikayesinin okullarda ders olarak okutulmasını düşündüğüm kahramanımız Vecihi Hürkuş ile ilgili resimler ararken tesadüfen bu harika siteyi buldum.Çok şey öğreneceğim bu sitenin müdavimi olacağım kesin! Bunca zamandır sadece bir heykeli konulmuş ama Kızıltoprak'taki heykeli görmek bile beni çok heyecanlandırdı.Size bu güzel site için çok teşekkür eder saygılar sunarım.

Ayrıca kurban bayramınızı kutlarım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir