YILBAŞI EĞLENCESİ

Köyün birinde dünyanın en yaşlı adamının yaşadığını haber almış televizyoncular. Hemen kameralar, naklen yayın arabaları, köye koyulmuş… İhtiyarı kahvede en öne oturtup karşısına kameraları koymuşlar… Televizyon muhabiri sormaya başlamış,

“Bu kadar güzel yaşama kim bilir ne güzel anılar sığdırmışsınızdır, bir güzel anınızı anlatır mısınız?”

“Anlatayım” demiş ihtiyar…

“Bir gün ağanın eşeğinin taze sıpası kaybolmuştu. Gittik köyün delikanlıları sıpayı aramaya… Sıpayı bulduk dağın ardında… Bağlayıp dağdan indirirken serde gençlik var. Sıpa gözümüze çok güzel göründü…”

Televizyon muhabiri kızarmış,

“Aman dede, geç bunu, daha güzel bir anın yok mu?” demiş…

“Var” demiş ihtiyar…

“Bir gün muhtarın kızı kayboldu… Köyün delikanlıları gittik kızı aramaya… Kızı bulduk dağın arkasında… Dağdan indirirken serde gençlik var, kız gözümüze çok güzel göründü…”

“Öhööö… Ühüüü… Pöööhö” diye Televizyon Muhabiri gene kesmiş dedenin sözünü…Kesmese RTÜK kesecek…

“İyi anıları geç dede” demiş.

“Sen en iyisi bir kötü anını anlat bize…”

Ufuklara dalan ihtiyarin gözleri dolmuş, başlamış anlatmaya…

“Bir gün ben kayboldum…”

yy1

Otobüsle giderken, Bolu Dağı’nda verilen molada hemen tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı. Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı…

Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses,

“Merhaba…” dedi.

Adam şaşkın,

“Merhaba”’ diye cevap verdi.

Ses devam etti,

“Nasılsın?”

İlk defa başına böyle bir şey geliyordu…

Yine şaşkın şaşkın yanıtladı,

“Sağ ol, iyiyim.  Sen nasılsın?”

Ses sordu,

“Ne yapıyorsun?”

Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu.  Düşündü ve yanıtladı,

“Ben” dedi, “İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?”

Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.

“Hayatım, telefonu kapatıyorum.Yandaki tuvalette bir geri zekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım…”

yy2

Çiftçinin biri komşu barda oturmuş deli gibi içerken, arkadaşı gelmiş ve “ Hey, bu güzel günde niye sarhoşlar gibi oturup içki içiyorsun ki? “ demiş.

Çiftçi: Bazı şeyler vardır ki, açıklanamaz.

Adam: Bu kadar kötü olan ne?

Çiftçi: Bugün oturmuş bizim ineği sağıyordum. Kova tam dolmuştu ki, sol ayağıyla bir tekme attı ve kova devrildi.

Adam: Tamam ama buna bu kadar üzülmeye değmez. Sonra ne oldu?

Çiftçi: Ben de bir ip aldım ve sol ayağını yandaki direğe bağladım.

Adam: Sonra?

Çiftçi: Tekrar oturdum ve sağmaya devam ettim. Kova tam dolmuştu ki, bu sefer de sağ ayağıyla bir tekme atarak kovayı yine devirdi.

Adam: Yine mi? Sonra?

Çiftçi: Ben de başka bir ip alıp sağ ayağını yandaki direğe bağladım. Tekrar sağmaya başladım. Tam kova dolmuştu ki, aptal inek bu kez de kuyruğuyla bir kova sütü devirdi.

Adam: Hımmm. Sonra ne yaptın peki ?

Çiftçi: Ben de başka bir ip aradım. Bulamayınca da kemerimle ineğin kuyruğunu tavana bağladım. Ve tam o sırada pantolonum düştü ve karım içeri girdi. Bazı şeyler vardır ki, açıklanamaz.

yy3

Tanrı Adem’e dedi ki, “Vadiye doğru in.”

Adem sordu: “Vadi nedir?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Tanrı dedi ki, “Nehri geç.”

Adem sordu: “Nehir nedir?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Tanrı dedi ki, “Tepeyi aş.”

Adem sordu: “Tepe nedir?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Tanrı dedi ki, “Tepenin öte yanında bir mağara bulacaksın.”

Adem sordu:” Mağara nedir?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Tanrı dedi ki, “Mağarada bir kadın bulacaksın.”

Adem sordu:”Kadın nedir?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Tanrı dedi ki, “Çoğalmanızı istiyorum.”

Adem sordu: “Nasıl yapacağım?”

Ve Tanrı ona anlattı.

Sonra Adem yürüdü.

Vadiye indi.

Nehri geçti.

Tepeyi aştı.

Mağarayı buldu.

Kadını gördü.

Beş dakika sonra mağaradan dışarı çıktı.

Tanrı kızdı.

“Ya şimdi ne var?”

Adem sordu:”Baş ağrısı nedir?”

yy4

Adam sabaha karşı 06 00’da eve gelince, karısı sormaya başlamış:

– Dün gece neredeydin, süpermen?

– Müşterileri patronla yemeğe çıkardım.

–  Peki, sonra ne yaptınız süpermen?

– Bir striptiz kulübüne gittik.

– Sen ne yaptın orada süpermen?

–   Hiiç sadece bir bira içtim ve patronla müşterileri otelde bıraktık.

Dedikten sonra, eşine sormuş:

–  İyi ama sen bana neden geldiğimden beri süpermen diyorsun?

Eşi yanıtlamış:

-Külotunu pantolonunun üzerine sadece süpermen giyiyor da ondan.

yy5

Agop ile Eleni evlenirler ve cicim ayları bittikten sonra:

Agop eve gelip koltuğuna kurulur kurulmaz, gazeteyi yüzüne çekip, Eleni’ yle hiç ilgilenmez olmuş.

Günlerden bir gün Eleni Agop’tan ilgi beklentisi ile;

-‘Bre Agoppp! Mutfağin penceresi bozuldu,yaparsiinn? ‘

Agop, gazeteyi yüzünden indirmiş, gayet sinirli bir şekilde;

‘Niye, ben pencereciiii? ‘

Ertesi gün Eleni yine ilgi görmek umuduyla,

-‘ Bre Agoppp, mutfakin muslugu bozuldu yaparsiinnn? ‘

Agop;

‘ Niye, ben muslukçiii? ‘

Bir sonraki gün ‘ Bre Agoppp, tuvaletin sifoni bozuldu, yaparsiinn? ‘

-‘Niye, ben tuvaletçiii? ‘

Ertesi gün eve gelen Agop bir bakar her şey tamir edilmiş,

-‘ Kuzum Eleni bunlari sen yaptinn? ‘

-‘Yoo..’

-‘E, peki kim yapti? ‘

-‘E, bilirisin, kapici Abdurrezzek’in bende gözi vardir, yaparmisin dedim, oda dedi yaparim, ama bi şartla…’

Agop merak içinde sorar,

-‘ Neymiş? ‘

Eleni:

-‘ E, dedi bana, ya benimle yatarsin, yada bi pasta yaparsin.’

Agop rahatlar,

-‘ Peki kuzim, ne pastasi yaptin? ‘

Eleni sinirlenir;

-‘Niye ben pastaciii?

yy6

Genç kız eve gelir ve annesine acı haberi veriri: “ Hamileyim.”

Anne köpürür. Bağırır çağırır ve kızının başına bu işi açan şerefsizin hemen gelip yaptığı rezaleti temizlemesini ister.

Kız, karnındaki bebeğin babasını arar.

Yarım saat sonra evin kapısında bir Ferrari durur. İçinden kırk yaşlarında, yakışıklı, kır saçlı biri iner.

Adam içeri girer ve teklifini yapar:

“ Haklısınız. Kızınıza haksızlık ettim. Ancak evliyim ve kızınızla evlenemem. Fakat şunu yapabilirim: Eğer kızınız bir kız çocuğu doğurursa, kızınıza bir milyon dolar veririm, bebeğe 2 milyon dolar veririm. Ve kızınıza yaşam boyu ayda 50 bin dolar maaş bağlarım. Çocuk erkek olursa, kızınıza 2 milyon dolar veririm. Çocuğa da üç fabrika veririm. Kızınıza da yaşam boyu ayda 100 bin dolar veririm. Çocuklar ikiz olursa aynı şeyi her bir çocuk için veririm. Fakat eğer kızınız bebeği düşürürse…

Anne hemen atılır:

“ Hiç üzülmeyin, bir daha yaparsınız.”

avni2  (2)

Adam, Amerika’da eğitim gören oğlunu ziyarete gitmiş.

Küçük bir yerde kalıyor oğlu, bir oda salon…

Baba oğul hasret gidermişler.

Oğlan babasını kız arkadaşıyla tanıştırmış.

Gece saat 12 olmuş. Oğlan, babasını bir kenara çekmiş:

“Baba biz kız arkadaşımla beraber yaşıyoruz. Biz odaya geçiyoruz. Sen salondaki kanepede yatarsın” demiş.

Baba hiç sesini çıkarmamış. Yatmış…

Aradan bir müddet geçmiş, baba tam uykuya dalmak üzereyken, “gümmm” diye bir ses, duvarlar sallanıyor, avize şıngırdıyor.

Baba yerinden fırlamış. Hemen yatak odasına koşmuş, kapıyı açmış. Kız yerde sırt üstü yatıyor, oğlan gardırobun üstüne çıkmış, kızın üstüne atlıyor.

Baba feryadı basmış.

“Oğlum, dur, manyak mısın, kızı öldüreceksin”

Oğlan hiç istifini bozmamış:

“Yaa, karışma baba, bu benim stilim. Sen yat uyu. Bu iş böyle çok zevkli oluyor”

Baba çaresiz gidip yatmış. 15 gün Amerika’da kalmış. Her gece gümmm, gümmm.

Sonunda vatanına dönmüş baba. 3 gün sonra oğlana bir telgraf gelmiş:

“Annen öldü. Stop. Stiline tüküreyim. Stop. Baban.”

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir