YUNUSLAR GÜLÜYOR MU ?

YUNUSLAR GÜLÜYOR MU, YOKSA AĞLIYOR MU?

Yunus denince akla hemen havuzda çocuklarla gösteriler yapan ve insana gülümser gibi bakan sevimli hayvanlar gelir.

Bir de, biraz yaşlılar, TV’deki Flipper adlı dizideki becerikli yunusu hatırlarlar.

Geçenlerde, bir gösteri merkezinde 4 yunusun peş peşe öldüğünü gösteren bir gazete haberi gözüme çarptı.

Doğrusu fazla ilgilenmedim.

Aradan birkaç gün geçtikten sonra, eski gazeteleri karıştırıp, bir konu hakkındaki haberleri incelerken, yunusların ölümüyle ilgili haber, tekrar dikkatimi çekti.

Bu sefer haberi dikkatle ve ayrıntılarıyla okudum. Üzerinde çalıştığım konuyu bıraktım ve yunusların ölümüne yoğunlaştım.

Karşıma hiç aklıma hayalime gelmeyen bir dram çıktı.

Bulduğum ve derlediğim bilgileri aşağıya yazıyorum. Eğer tahammül gösterir bu yazılanları sonuna kadar okursanız, yazının başlığını neden “Yunuslar Gülüyor mu, Yoksa Ağlıyor mu?” diye yazdığımı daha iyi anlarsınız.

Yunus, Delphinidae familyasının büyük bölümü ile Platanistidae ve Stenidae familyalarını oluşturan küçük balinaların ortak adı…Bu memeli hayvanların uzunlukları 1,5 ile 4 metre arasında değişiyor. Azami 45 km/saat hızında yüzebiliyor, 250 metre kadar dalabiliyor, 15 dakika kadar su altında kalabiliyorlar.

Suyu yararak ilerlemelerine çok uygun, zarif biçimde gelişmiş gövdeleri ve gaga biçimini almış burunları en ayırt edici özellikleri.

Şişe burunlu yunus ağzının yanlarındaki kıvrımlardan ötürü sürekli gülümsüyor izlenimi veriyor.

Bu tür okyanus akvaryumlarında (osenaryum) yaygın biçimde gösteri amacıyla kullanıldığı gibi kavrama yeteneği, ses ve ses üstü dalgalarla türdeşleri arasında iletişim kurabilme özelliği nedeniyle bilimsel araştırmalara konu oluyor..

Gebelikleri ortalama bir yıl sürüyor.. Aynı balinalar gibi birden fazla yavru taşımıyorlar.

Yunuslar çok büyük gruplar halinde yaşıyor. Güvenli bir koruma için dişiler ve yavrular böyle bir grubun ortasında yer alıyor. Grubun hasta üyesi yalnız bırakılmıyor, ölene kadar grubun içinde tutuluyor. Bu güçlü dayanışma bağı, yeni bir yavru gruba katıldığı ilk günden itibaren başlıyor.

Yavru yunus doğarken önce kuyruğu, sonra gövdesi ve en son başı çıkıyor.(İnsanoğlunun tam tersi) Bu sayede doğum tamamlanana kadar yavrunun havasızlıktan ölmesi önlenmiş oluyor. En son yunusun başı doğum kanalından çıkar çıkmaz, ilk nefesini alması için hızla su yüzeyine çıkarılıyor. Genellikle, yardım amacıyla anne yunusa bir başka dişi yunus da eşlik ediyor. Süt emmek için dudağı olmayan yavru annesinin karnındaki bir yarıktan çıkan iki süt kaynağından besleniyor. Anne yunus yavrusunu beslemek için süt bezlerini kasıp gevşeterek sütünü yavrusunun ağzına fışkırtıyor. Su dışında yaşayan memelilerin yavrularını beslemeleri için buna ihtiyaç yok ama su içinde böyle bir yönteme ihtiyaç var.

hay_yunus 01

İnsan dostu olan yunusların solunumları da insana benziyor. Ancak yunusların soluk delikleri insanda olduğu gibi yüzünün ortasında değil, başının üstünde. Hayvan suya daldığında bu delik otomatik olarak kapanıyor. Yunuslar da insanlar gibi suya dalmadan önce dışarıdaki havayı içlerine çektikten sonra nefeslerini tutup  öyle suya dalıyorlar.. Tekrar su üstüne çıkarken, akciğerlerindeki havayı suyla dışarı püskürtüyorlar..

Yunuslar uykuları sırasında beyinlerinin sağ ve sol yarım kürelerini yaklaşık on beş dakika arayla nöbetleşe kullanıyorlar. Bir yarım küre uyurken, diğer yarım küre yüzeye çıkarak hayvanın nefes almasını kontrol ediyor.

Yunusların derilerinin kaygan ve pürüzsüz olması onların suyun üzerinde kolayca kayıp gitmelerini ve çok hızlı yüzmelerini sağlıyor.

Yunusların hızlı yüzmelerini sağlayan bir diğer özellik de burun yapılarıyla (burun çıkıntısıyla) ilgili.

Günümüzde gemilerin su içinde kalan ön kısımları, “V” şeklindeki pruvalar yerine, yunusların burnuna benzetilerek yapılıyor. Bu biçimdeki pruva su yüzeyini daha iyi yarıyor ve daha az enerjiyle daha süratli yol alınmasını sağlıyor..

hay_yunus  03

Yunusların burun çıkıntısı uçak tasarımcılarına da örnek olmuş. Yunusun kuyruk yüzgeci, suyun içinde bir motor görevi görüyor.. Concorde’un motorları da yunuslarda olduğu gibi arkaya yerleştirilmiş.

Yunuslar hiç koku almıyorlar.Buna karşılık çok gelişmiş bir işitme duyguları var.

Vücutlarında bulunan ve denizaltı gemilerindeki “sonar” adlı cihaza benzeyen bu sistem sayesinde yollarını rahatlıkla buluyor ve avlarının yerini, hızını, yönünü, büyüklüğünü kolaylıkla saptıyorlar.

Yunusun derisi üç katmandan oluşuyor. Dıştaki katman ince ve esnek. İçteki katman kalın ve bu katman plâstik kıllı bir fırça görünümünü sağlayan esnek kıllardan kurulu. Üçüncü katman da süngerimsi bir maddeden yapılmış. Son hızla yüzen yunus balığına etki edebilecek ani bir basınç, iç katmanlara iletilerek söndürülüyor.

Denizaltı mühendisleri, bu özelliğe sahip sentetik bir kaplama yapmayı başardılar. Bu sistemle yapılan denizaltılarda % 250 hız sağlandı.

Yunuslar, askeri amaçlarla da kullanılıyor. ABD Washington’da bir deniz üssünün terör saldırılarına karşı yunus ve deniz aslanları tarafından korunacağı açıklandı. 

hay_yunuslar 02

Gazetelerde yazılanlara göre, Türkiye’de şu an 10’dan fazla yunus gösteri merkezinde, 50’yi aşkın yunus “görev yapıyor”.

Türk karasularında deniz memelileri korunduğu için yunus avı yasak. Bu nedenle yunuslar göç yolu olarak kullandıkları Japonya açıklarındaki Taiji Adası’nda yakalanıp, Türkiye’ye getiriliyor.

Japon balıkçılar, denize indirdikleri dev çubuklara vurarak ses duvarı oluşturup, yunusları karaya doğru sürüklüyor.

Üzerine ağ atıldığında yunuslar  bu ağa takılıyor. Daha sonra yunus merkezlerinin sahipleri ya da eğitmenler suya girerek istedikleri boyuttaki özellikle dişi yunusları, köle pazarından seçer gibi seçiyor. Dişi yunuslar daha uyumlu ve erkek yunuslara göre daha az saldırgan olduğundan tercih ediliyor.

Geri kalanlar da denize bırakılmak yerine, mezbahalara gönderilip, et olarak piyasaya sürülüyor.

Yunuslar bu av esnasında ağla mücadele ederken yaralanıyor, kiminin yüzgeci yamuluyor. Çok zeki ve aynaya baktıklarında bile kendini tanıyan hayvanlar oldukları için, suyun içinde seçilme sürecinde yaşadıkları sıkıntılar büyük travmaya yol açıyor. Hayvanlar bu korkuyu asla unutmuyor.

Sudan çıkarıldıktan sonra kamyonlarla özel kargo uçaklarına taşınıyorlar. Bu uçaklarda hareket edemedikleri içi sulu dolu, dar bir konteynıra koyuluyorlar ve çok uzun, stresli bir yolculuk başlıyor. Bu dar ortamda, sonar sistemleri, yani başlarından çıkardıkları elektromagnetik dalgalar, onları son derece rahatsız ediyor. Yolculuğun stresini ve yorgunluğunu atlatabilen çok az yunus var. Ölüm oranları çok yüksek. Sağ salim vardıklarında da, uzun süre gümrükte bekliyorlar. Koruma altında olduklarından bürokrasileri uzun sürüyor.

Türkiye’ye getirilen yunuslar, Avrupa’dan farklı olarak beton zeminlere doldurulmuş havuzlarda muhafaza ediliyor. Bu onlar için oldukça zararlı. Çünkü yunuslar sonar dalgalarıyla yönlerini buluyor ve onları beton zemine koyduğunuzda, kendi sonar dalgasının sesinden o kadar rahatsız oluyor ki, artık o sistemi çalıştırmayıp kapatıyor.

Yunuslar denizlerde asla ölü balık yemiyor. Ama gösteri havuzu eğitimi sırasında ölü balık yemeye zorlanıyorlar.

Bütün yunuslar ilk aşamada ölü balık yemeyi reddediyor. Açlıktan yemek zorunda kaldıklarında da kusuyorlar. Çaresiz kalınca, gösterilen numaraları yaptıktan sonra ölü balıkları yemek zorunda kalıyorlar. Siz yunusla yüzdüğünüzde onun bundan büyük zevk aldığını düşünebilirsiniz ama aslında onun bütün derdi, turu tamamlayıp kovadaki balıklardan birinin kendisine verilmesidir.

Ünlü TV dizisi Flipper’da Flipper’i oynayan yunusu merak edenler olabilir.

Flipper’i oynayan yunus Cathy, eğiticisi Richard O’Baryy’nin kucağında, onun gözlerinin içine baka baka nefesini tutarak intihar etti.

Yunuslar, içinde bulundukları ortamda mutlu olmadıkları zaman ve/veya  hayattan bıktıklarında nefeslerini tutarak, yani nefes almayarak intihar ediyorlar.

Richard O’Barry, yaşadığı şoku uzun süre üzerinden atamadı; yunus avcılığını ve eğitmenliğini bıraktı, kendini yunusların özgürce yaşamasına adadı.

Richard O’Barry, ilginç şeyler anlatıyor, kulak vermekte yarar var:

“…Bir yere hapsedilmiş olmak, tamamiyle doğaya aykırı bir şey. Yunuslar özgürce yüzen, büyük bir beyne sahip ve kendilerinin farkında olan memeliler. Asıl problem acının ve eziyetin onların o gülen suratlarıyla maskelenmesi. Yunusun gülermiş gibi görünen yüzü, onları suni deniz suyuyla doldurulmuş beton havuzlarda mutlu gibi gösteren bir illüzyon aslında. Beslenmek için aptalca yunus hareketlerini yapmaya zorlanmak normal bir şey değil. Son derece sıkıcı bir durum. Aslında yunusların ölümüne neden oluyoruz.

Yunuslar işbirliği yapana kadar yemekleri kısıtlanarak eğitiliyorlar. Buna “Yemek Kesintisi” deniliyor. Ama sektör bu gerçeği saklıyor. Hatta bunu ödül yemek veya pozitif ödül olarak anıyor ve olumlu bir şeymiş gibi gösteriyor. Eğer yunus işbirliği yaparsa, eğitmeni ona “Doğru yaptın” anlamında bir ıslık çalıyor. Böylece yunus yemek verilerek ödüllendiriliyor. Eğer yunus işbirliği yapmazsa ne ıslık çalınıyor, ne de yemek veriliyor. Hayvanat bahçesindeki diğer hayvanlarda bu yöntem uygulanmıyor ama yunuslar yemekleriyle kontrol ediliyorlar. Bu sektör bunu inkar ediyor, ama gerçek bu. Yunusların gözünden esir tutuldukları yapay tesisleri görmemiz lazım. Kendi gözümüzden değil. Eğer bunu yapabilirsek, onların özgür olmaları, kapalı tutulmamaları gerektiğini de anlayabiliriz. Çoğu, beton ya da çelikten yapılmış haznelerde yaşıyor.

Yunus destekli terapi programları da bir düzmeceden ibaret. Bu bence yasadışı olarak sayılması gereken bir uygulama. Eğer yunuslar insanları iyileştirebilselerdi, bu benim hayatım boyunca yaptığım iş olurdu. Her şey parayla ilgili.”

Ne dersiniz, yunuslar gülüyor mu?

YAZIYA EK:

Antalya Kemer’deki Ayışığı Tesisleri’nde bulunan Moonlight Yunus Parkı’ndaki 4 yunustan birinin öldüğü tespit edildi. Yunusun stresten meydana gelen kanser nedeniyle öldüğü belirlendi. (Hürriyet, 27.8.2013)

YUNUS GÖSTERİ MERKEZLERİ’NİN VARLIĞI, EN BÜYÜK İNSANLIK AYIBIDIR!..

 (NOT: Yazının İlk Yayım Tarihi: 12 Mart 2010)

aakyol

 

YAZIYA EK: (18.9.2015)

Japonya- Taiji’de her yıl Eylül ayında yunus katliamı yapılıyor.

Sanatçı Soner ARICA’nın sadece doğal ortamlarda yaşaması gereken yunuslara yapılan katliamları durdurmak, engel olmak, insanları bilinçlendirmek ve dikkatlerini çekmek amacıyla hazırlamış olduğu videoyu paylaşıyorum. Videoyu aşağıdaki bağlantıyı tıklayarak izleyebilirsiniz.

2 thoughts on “YUNUSLAR GÜLÜYOR MU ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir